Ana Sayfa Yazılar Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Güncel
 Hukuk
 Kriminoloji
 Otobiyografi
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
  -Güncel
  -Hatıra
  -Meslek İçi
  -Moral Eğitimi
  -Önleyici Polislik
  -Polis Eğitimi
  -Toplum Destekli Polis
 Polis Yönetimi
 Polisiye
 Polislik
 Sinema
 Suç Türleri
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
 

Son Üyeler
FROFESÖR
MKELEŞ
yemreavci
Bilal Erdem
salodemir
 
En Çok Okunanlar
Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Seri Katiller

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Mutluluk Yoldur

 
Son Yorumlananlar Yazılar
BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!

Makam teklifi neden istenebilir?

Sünnet Polisi Ultra Projesi

 

 Tekrar Polisin Sorunları Yazdır 
 Yazar: Bekir KOÇ 15.12.2009  
Tekrar Polisin Sorunları

Bekir KOÇ*

İnsan geçmiş yaşantıları, aile yaşantıları, meslek yaşantıları ve gelecek yaşantılarıyla (beklenti, amaç, hedef ve hayalleri) bir bütündür. Bu yaşam alanların birinde veya bir kaçında meydana gelen sorun veya sorunlar tüm yaşam alanlarını hatta ilişki içinde bulunduğu diğer insanları olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Günümüz hayat koşulları bu yaşam alanlarından meslek yaşantısını insanların yaşam kalitesini etkileyecek kadar önemli hale getirmiştir. İşyeri, bireylerin ev ortamından sonra zamanlarının çoğunluğunu geçirdiği sosyal ortamdır. Bu durum, emniyet teşkilatında çalışan bireyler için biraz farklılık arz etmektedir. Emniyet teşkilatı çalışanları, diğer kurum çalışanlarına göre iş ortamında daha fazla zaman geçirmektedirler. Çalışma şartları, hiyerarşik yapı, yetki ve sorumluluk durumu, işin niteliği, çalışma ortamı insanın ruhsal durumunu önemli derecede etkilemekte, bu durumlarda yaşanan olumsuzluklar bireyin iş doyumu ve motivasyonunu düşürmekte, yoğun iş stresine sebep olmakta ve ilişkilerinde çatışmalara yol açmaktadır. Bu tür sorunlar yaşayan bireylerin mutlu bir yaşam sürmeleri, başarılı ve üretken olmaları düşünülemez. Emniyet Teşkilatında çalışan personelin ailesi, meslektaşları ve hizmet götürdüğü insanlarla etkin, mutlu, başarılı ve üretken bir yaşam sürebilmesi için belirtilen sorunların bilimsel yöntemlerle araştırılıp uygulanabilir çözümler sunulması gerekmektedir (Koç ve İnan, 2008). Emniyet Teşkilatı, vatandaşlar ile Devlet arasında kurulan önemli bir köprü durumundadır. Dolayısı ile vatandaşların Devlet ile kuracakları temaslarda, Emniyet Teşkilatı etkin ve ciddi bir misyon üstlenmektedir. Güvenlik hizmetlerinin etkin ve verimli olarak yürütülebilmesi halkın güven ve desteğinin derecesine bağlı olacaktır. Bu cümleden hareketle, Emniyet Teşkilatında stres nedenlerinin saptanması ve stresin iş gören davranışına ve iş performansına olan etkilerinin belirlenmesi, çalışanların verimliliğinin artırılması ve hizmet kalitesi açısından önem taşımaktadır (Aslantaş ,2001).

Yapılan birçok yerli ve yabancı çalışmalarda polisin yaptığı işten dolayı hem kendi içinde birimlere göre stres durumunun değiştiği hemde diğer meslek gruplarına göre yüksek oranda farklılaştığı görülmektedir (Çakır,2006; Bilen ve Badem, 1997; Hart ve Wearing, 1992).

 Aslantaş (2001) polislerin stres kaynakları ile ilgili yaptığı araştırmaya göre  çalışanların çok büyük bir çoğunluğu (% 89,6), ücretinin yetersiz olmasını en önemli stres kaynağı olarak görmektedir. Çalışanların     % 90,1’i iş yükünün fazla ve çalışma temposunun yorucu olduğunu, % 80,8’i tatil sürelerinin kısa olduğunu, % 81,5’i yetki ve sorumluluk dağılımının dengesiz olduğunu, % 85,4’ü birden çok kişiye aynı anda sorumlu olduğunu, % 78,3’ü iş nedeniyle ailesine yeterli zamanı ayıramadığını, % 80,4’ü emeklilik ve gelecekle ilgili kaygıları bulunduğunu, % 77,6’sı çalışma koşullarının ağır ve çalışma sürelerinin uzun olduğunu, % 79,9’u yer değiştirme ve atamaların standartlara bağlı olmadığını ve % 74,3’ü ise umduğu mevkie ulaşamadığını ve bu sebeplerin kendilerinde stres oluşturduğunu belirtmişlerdir.

Bu verilerin tespit edilip herkesle paylaşılmasına yetkililerin bu durumun farkında olmasına rağmen teşkilat personelini tatmin edici hiçbir çalışma gündeme gelmemiş ve yapılmamıştır.
Günümüzde bir birey olarak polis, 7 gün 24 saat verilmesi gereken güvenlik hizmetini; kendilerine, ailelerine, çocuklarına haksızlık yaparak yerine getirmek zorunda bırakılmıştır. Polislerin kendileri, eşleri ve çocuklarına ait olması gereken zamanın da kullanılarak kurumsal bir hizmetin verilmesi ne yazık ki hakkaniyet değerini yaşatmak olmamaktadır. Bir birey olarak polisin kendisi ve sorumlulukları da mutlaka hesaba katılmalıdır. Hakkaniyet, diğer insanların olduğu kadar, İnsan Haklarını korumada birinci derecede sorumlu polisin de haklarının korunmasını içerir (Yılmaz, 2007).
İzmir İnsan Hakları Kurulunun başvurusu üzerine 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Bahri ÖZTÜRK ve Y.Doç. Dr. Oğuz SANCAKTAR tarafından hazırlanan 28.08.2001 gün ve 259 sayılı “Polislerin Çalışma Koşullarının Anayasada ve Uluslararası Belgelerde Garanti Edilen Hakların İhlaline Yol Açıp Açmadığı” konulu hukuki mütalaada özetle;
Kanun koyucunun çalışma saatlerinin düzenlenmesinde kurum yada hizmet özelliği dikkate alınarak farklı uygulamalarının olabileceğini ancak bunun ya kanun yada yönetmelik şeklindeki hukuki işlemlerle mümkün olabileceğini, ancak Emniyet Teşkilatı Kanunu, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ve Polis Salahiyet Tüzüğü ve polisi ilgilendiren diğer yönetmeliklerde konuya ilişkin bir düzenleme getirilemediği, daha ziyade genelge ile bazı esasların tespit edildiği, hukuki bakımdan genelgelerle müstakil olarak çalışma saatleri konusunda asli düzenleme getirilemeyeceği, dolayısıyla bu çerçevede normlar hiyerarşisi açısından hukuki bir sakatlığın dikkati çektiği,
Devlet Memurları Kanunun 101 nci maddesinde “Günün 24 saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde çalışan Devlet Memurlarının çalışma şekil ve saatleri Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının muvafakati alındıktan sonra kurumlarınca düzenlenir” hükmünü taşıdığından söz konusu belirleme yapılırken hem Başbakanlık hem de Devlet Personel Başkanlığının görüşünün alınmasının zorunlu ve bu usule uymamanın şekil ve usul unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, ilgili idarenin söz konusu belirlemeyi yaparken ve takdir yetkisini kullanırken kamu yararı ve hizmet gereklerini dikkate almak zorunda olduğu ve keyfi hareket edemeyeceği,
Çalışma saatlerinin düzenli olmasının İnsan Hakları açısından çok önemli olduğu ve tahamülü aşan bir şekilde çalıştırılmanın ciddi bir hak ihlali olarak ortaya çıktığı,
-Anayasanın 49 ncu maddesinde “ Devlet çalışanların hayatını geliştirmek için çalışanları korumak zorundadır”
-İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin (İHEB) 22’nci maddesinde “Her şahsın çalışmaya, adil ve elverişli çalışma şartlarına” hakkı vardır, 24’ncü maddesinde, “Her şahsın dinlenmeye…, Bilhassa çalışma müddetinin makul surette tahdidine… hakkı vardır.
-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 4 ncü maddesinin “Hiç kimse mecburi çalışmaya tabi tutulamaz”
Hükümleri gereğince polisin çalışma koşullarına ilişkin mevcut düzenleme ve uygulamalarının Anayasanın, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin ve Avrupa İnsanları Hakları Sözleşmesini Temel hükümlerine açıkça aykırı olduğu,
Anayasanın 59 ncu maddesinin “Dinlenmek çalışanların hakkıdır.” Hükmü gereğince mevcut çalışma koşullarının düzenli olarak dinlenme olanağını vermeyecek şekilde anayasaya aykırılık teşkil ettiği, öte yandan burada sadece yorgun polisi değil, böyle bir polisin işi gereği muhatap olacağı vatandaşlara verebileceği zararın gözden uzak tutulmaması gerektiği,
Aynı konuda İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığı tarafından; Emniyet mensuplarının çalışma saatlerinin düzenlenmesinde her ne kadar ülkemizin ekonomik koşulları, teşkilatın iş yükü, emniyet ve asayişe müessir olayların sayısı ve personel mevcudu gibi etkenler dikkate alınıyorsa da, Anayasamız ve ülkemizin taraf olduğu Uluslararası Sözleşme Hükümlerine uyulması, Anayasada ifade edilen hukuk devleti olmanın kaçınılmaz gereği olduğu,
Kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken mevzuata uygun hareket etmelerinde ağır çalışma koşullarının olumsuz etkisi olabileceğinin göz ardı edilmemesi gerektiği, İnsan Hakları alanında eğitim ve bilinçlendirmenin yanı sıra çalışma koşullarının iyileştirilmesinin İnsan Hakları ihlallerinin azalmasında önemli bir etken olacağı, hak ihlallerine meydan vermemek için mevzuatın hukukun temel prensiplerine uygun bir şekilde yorumlanarak uygulanmasının ve ayrıca yöneticilerin, takdir yetkilerini en isabetli ölçüler içerisinde özenle kullanmalarının önem taşıdığı,
Görüşleri belirtilmiştir.
Çalışmak bir ödev ise, dinlenmek de doğal bir haktır. Bu nedenle, ILO sözleşmelerine göre kamu veya özel sektörde çalışanlar için günlük çalışma süresi 8 saat olarak öngörülmüştür. Ülkemiz de bu sözleşmeyi imzalamıştır. Ayrıca, 657 sayılı D.M.K.’nın 99. ve takip eden maddelerinde, devlet memurlarının çalışma saat ve usülleri yasal hükme bağlanmıştır. Buna göre; devlet memurlarının haftalık çalışma süresi, cumartesi ve pazar günleri tatil olmak üzere 40 saattir. Ancak, kurumların ve görülen hizmetin özelliklerine göre günün 24 saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde çalışanların çalışma saat ve şekilleri, Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı’nın izni alındıktan sonra kurumlarınca farklı çalışma sürelerinin tespit olunabileceği belirtilmektedir.
Bu bağlamda 24 saat hizmet veren polisin, çalışma saatlerini düzenleyen özel bir düzenleme 1995 tarihine kadar yapılmadığından, “amirin iznine” bağlı olarak 12/12 veya 12/24 saat çalışma sistemi uygulanmıştır. 19.10.1995 tarih ve 231771 sayı ile yayımlanan “Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatlerine İlişkin Esaslar“ adlı Bakanlık Genelgesinin 4. Maddesinde ise; “… nöbet usulu ile çalışması zorunlu olan personelin çalışma saatleri, hizmetlerin gerekleri göz önünde bulundurularak olağanüstü durumlarda 12/12, diğer durumlarda 12/24 veya 12/36 esaslarından herhangi birine veya her birine göre Taşra Teşkilatında Mülki Amirin, Merkez Teşkilatında Genel Müdürün onayı ile düzenlenir” denilmektedir.
Belirtilen esaslara göre, “personelin çalışma saatleri, hizmetlerin gerekleri göz önünde bulundurularak olağanüstü durumlarda 12/12, diğer durumlarda 12/24 veya 12/36“ ise de, çoğu zaman aralıksız çalışma saati 12/12 sistemidir. Çünkü üst yöneticiler, her olasılığı düşünerek terör, grev, kanunsuz gösteri, toplantı ve benzeri sebeplerle çalışma saatini onaylı olarak, 12/12 şeklinde uygulamaktadırlar. Zaten Türkiye koşullarında bu tür olaylar sık sık meydana geldiğinden, çalışan polis, çalışması gerektiğini olumlu bulsa dahi gergin ortamın kişisel durumuna, dolayısıyla davranışlarına yönelik olumsuz etkileri doğrudan fark edememektedir. Göreve geliş-gidiş, nöbet devri, takip edilen olayın sonuçlanması veya ikinci emir gerekçeleri ile, polisin çalışma saati, uygulamada 14 veya 16 saati bulmaktadır. Özellikle üst düzey personelin çalışma saatleri, en az 16 saate kadar yükselmektedir.
Ayrıca, Polis Teşkilatının çalışma sisteminin temeli vardiya biçimidir. Vardiya biçiminde çalışma koşullarının, insanın fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik durumunda olumsuz etkileri bulunduğu bilimsel olarak tespit edilmiştir. İnsan vücudu normal şartlarda belirli bir biyolojik çalışma saatine sahiptir. Gündüzleri çalışır, geceleri dinlenir. Hizmet gereği polislik mesleğinde bu mümkün değildir. Bu nedenle, kişi üzerinde oluşması muhtemel “ruhsal bozukluk ve bilinçte negatif yansıma” sakıncalarının giderilebilmesi için çalışan kişiye yeterli oranda ve uygun mekanda dinlenme imkanı tanınmalıdır.
“Yapılan ergonomik çalışmalarda 8 saati aşan mesai sürelerinden prensip olarak kaçınılması önerilmekte” ise de, Emniyet Teşkilatında çalışan personel, halen yeteri kadar dinlendirilmemektedir.
Hafta sonu tatili olmayan, zorunlu haller dışında izin kullanmayan insanların işte başarılı olmalarını beklemek realiteye aykırıdır. Özellikle toplumsal olaylarda görevli olan Çevik Kuvvet Polisi, sabahın erken saatlerinde muhtemel geçiş güzergahlarında görevlendirilmektedir. Aynı Polisler (çünkü kulanılabilinir tüm personel görevlendirilmiştir), 12 veya 16 saat süresince olumsuz şartlarda ayakta dikilmektedirler. Bu süre zarfında sıradan ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan ve bedensel, ruhsal olarak yorulan polis, en küçük toplumsal direnme karşısında esnek davranma kabiliyetini kaybetmekte ve istenmeyen olaylara sebebiyet verebilmektedirler.
Bazı illerimizde karakol amirleri sabah saat 08:30’da görev alıp ve en erken saat 24:00’te görevden ayrılmaktadırlar. Bir karakol amirinin, ertesi günü gündüz vaktinde (vatandaşla ilgileneceği en verimli saatte) yeteri kadar dinlenemediğinden makam odasında bitkin bir durumda olduğu görülmektedir. Bu ise, polisin çalışma hayatı ile sosyal hayatının birbirine karıştığını göstermektedir.
Polisin izin ve mesai kavramları bütünleşmiştir. Polis istirahatlı dahi olsa, hatta yeni görevden ayrılmış dahi olsa, amir tarafından verilen emir gereği tekrar göreve dönmek zorundadır. Dolayısıyla polis görevde iken, hangi saatte istirahate ayrılacağını net olarak bilememektedir. İkinci emir olasılığı her an özel yaşamına ilişkin programını aksatabilmektedir. Programlı bir yaşamdan yoksun kalan polis, sürekli olarak görünmeyen bir “iç stresi”nin baskısı altındadır. Bu ise, kaçınılmaz olarak çalışmasını olumsuz etkilemektedir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenleme, hukuki mütalaa, Devlet Bakanlığı görüşleri ve örnekler dikkate alınarak polisin çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi gerektiği düşünülmektedir (Öztürk ve Sancaktar, 2001).
Çalışma ortamının niteliği ne olursa olsun başarım değerleme süreç ve sonuçlarının doğru ve adil olmadığı algılaması içinde bulunan çalışanlar bir doyumsuzluk süreci içine girerler (Daley ve Kirk, 1992)
 Sonuç olarak Bireye kaygı yaratan temel faktörlerden birisi yaşanan süreçteki belirsizliklerdir. Bu belirsizliklerden en önemlisi bitmek bilmeyen ucu açık “ikinci emir” bilmecesidir. Bu “ikinci emir”in sınırı ve hangi olay için kimlerin ve ya kaç kişinin bekleyeceği tamamen sınırsız yetki sahibi kişilerin insiyatifinde olması ve daha net bir ifadeyle herkesi kapsayan ve sınırlayan bir standardın olmaması durumu daha çok zorlaştırmaktadır. Yaşanılan bir gerçek var ki sadece üst makamlara iyi görünme, memnun etme, bu amaçla tek çözüm yolu olarak sorunları gizleme gibi çağdışı yönetim tarzlarını benimsemiş başka yöntem bilmeyen yöneticiler olduğu müddetçe, sınırsız yetkiler alt kademelere mutlu ve başarılı bir iş yaşamı vaat etmek yerine keyfi ve adil olmayan uygulamalar sonucu eziyet, öfke, başarısızlık, stres, kendini değersiz hissetme, bunlara bağlı şiddet olayları, intihar, insan hakkı ihlalleri vb. konuların yaşanması kaçınılmazdır.

Ceza ve ödüllendirme kriterlerinin adil olmadığını düşünen, dolayısıyla idareye güven duymayan, başarılı olduğunda ödüllendirilmeyen, en küçük hatasında cezalandırılan, gece geç saatlere kadar görev yapıp sabah mesaisinde görev istenen, sürekli fazla çalışıp bırakalım hafta iznini yıllık izne bile istediği zaman izni kadar çıkamayan, hakkını bir personelin mutlu olması düşünülemez. Bilimsel bir gerçek var ki mutlu olmayan insan üretken olamaz.

Bu bilgilir ışığında;
1- ATAMA: Kesinlikle bir “ceza uygulaması” anlayışından süratle uzaklaşılmalı, atamayı bir motivasyon unsuru olarak kullanmak lazımdır. Atama işlemleri herkes için geçerli ve eşit ihtiyaç ve kriterler doğrultusunda yapılmalı, siyasi veya idari baskı, talep ve referanslar atama kriteri olmaktan çıkarılmalıdır.  

2- ÖDÜLLENDİRME/CEZALANDIRMA: Ödüllendirme sadece belirli birimlerin yaptığı çalışmalara yönelik olmamalı, tüm birim ve çalışmaları kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmeli (disiplin, meslek içi iletişim, halkla ilişkiler, önleyici faaliyetler, idari kısımların sunduğu hizmet kalitesi vb.)

3- ÇALIŞMA SÜRELERİ  VE İZİN DURUMU: Çalışanların çalışma süreleri yazılı olarak belirlenmeli, haftalık fazla mesai sürelerinin sınırları çizilmeli, ve ücretlendirilerek insani standartlara kavuşturulmalıdır. Bu uygulamalar rütbeli personelide kapsayacak şekilde düzenlenmeli, uygulamayan idareciler için ceza öngörülmeli, haksızlığa uğrayan personelin hakkını araması teşvik edilmelidir. Yıllık izinlerde yol izin durumu gözden geçirilmeli, resmi tatillerin yıllık izinden (sadece Emniyet Teşkilatında uygulanan haksız bir durum) sayılma haksızlığına son verilmelidir.

4- Rehberlik ve Psikoljik Danışma Büro Amirlikleri ve Eğitim Şube Müdürlükleri tarafından yönetici personele yönelik grup çalışmaları ve seminerlerle konunun uzmanları aracılığı ile dinleme, yönetim, problem çözme iletişim becerisi, motivasyon ve yukarda belirtilen konuların personel açısından ne kadar önemli olduğunun benimsetilmesi ve bu alanlarda beceri kazandırılması.

*Başkomiser, Uzman Psikolojik  Danışman, K. Maraş-Afşin İlçe Emniyet Müdürlüğü

7- KAYNAKÇA
Aslantaş, Alptekin, (2001), Emniyet Teşkilatında Stres Kaynakları ve Yönetimi (Nevsehir Uygulaması), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sakarya.
Bilen, Aysel ve Badem, Gökçen, (1997). "Trafik Şube Personelinin Sorunlarının Araştırılması", Polis Dergisi, 4 (11), ss.39-47.
Çakır, ismail, (2006), Polislerin is Stresi ve Bazı Değişkenlere göre Stresle Başa Çıkma Tarzlarının Karşılaştırılması, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Adana.

Hart, Peter; Wearinğ, Alexander ve Heady, Bruce, (1995), "Police Stress and Well-Beinğ: Inteğretinğ Personality, Copinğ and Dail Work Experiences", Journal of Occupational and Orğanizational Psycholoğy, 68, pp. 133-156.
Hatipoğlu, A. http://www.caginpolisi.com.tr/50/31-32-33-34.htm

Koç, B. Ve İnan Ş. (2008), Emniyet Teşkilatı Personelinin  İş Yaşamı Ve Çalışma  Ortamı İle İlgili  Psikolojik, Sosyal ve Fiziksel  Sorunlarının Tespiti ve Çözümüne Yönelik Çalışma, Yayınlanmamış Makale.

ÖZTÜRK, B. ve SANCAKTAR O. (2001), Polislerin Çalışma Koşullarının Anayasada ve Uluslararası Belgelerde Garanti Edilen Hakların İhlaline Yol Açıp Açmadığı konulu hukuki mütalaa, İzmir İl İnsan Hakları Kurulu Raporu.
Yılmaz , H. (2007), Çağın Polisi,S.29-30.

 

 
 Yazar: Bekir KOÇ 15.12.2009  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Sınıf KOMİSERİ
Sınıf KOMİSERİ ETÜT SAATİ 21 BİRİNCİ VE İKİNCİ SINIFTAKİ ÖĞRENCİLERİN İLİŞKİLERİ
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Ertuğrul ÖZKÖK Medya Peygamberi mi?
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Makam teklifi neden istenebilir?
Elveda TANIK
Elveda TANIK Uyuşturucu Madde Kullanımının Kişi ve Toplum Üzerindeki Etkisi
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!
Alparslan ALTEKİN
Alparslan ALTEKİN İNGİLİZ POLİSİ 16 ÜNİFORMA TEÇHİZATLARI
Caner TEKİNTAŞ
Caner TEKİNTAŞ KADRO MEKTUPLARI 17 Kalecik
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN POLİSLİĞİN "P" Sİ
AST SINIF
AST SINIF KOLEJ YAZILARI-7 NÖBETLER
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyet ve Anadolu´nun Sesi: Yaşasın TSK, Kahrolsun Militarizm ve Polis Devleti
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Tecavüzü Seyretmek
Fatih BALCI
Fatih BALCI Düşsel Gerçekler
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN BU, ACI..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
 
 

   designed and coded by sucveceza.comekibi © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.