Ana Sayfa Yazılar Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Güncel
 Hukuk
 Kriminoloji
 Otobiyografi
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Polisiye
 Polislik
 Sinema
 Suç Türleri
 Terör
  -Genel
  -PKK
  -Sol Terör Örgütleri
  -Şehit
  -Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
 

Son Üyeler
FROFESÖR
MKELEŞ
yemreavci
Bilal Erdem
salodemir
 
En Çok Okunanlar
Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Seri Katiller

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Mutluluk Yoldur

 
Son Yorumlananlar Yazılar
BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!

Makam teklifi neden istenebilir?

Sünnet Polisi Ultra Projesi

 

 Terör Davranışı Yazdır 
 Yazar: Bekir KOÇ 07.12.2009  
Terör Davranışı

Ülkemiz yıllardır çeşitli bahane ve yöntemlerle meşgul edilmiş, ilerleme şurada dursun geriye sürüklenmiş, canlanması, ayağa kalkması, yürümesi, koşması sürekli olarak engellenmiş, en son ve en acımasız terör yöntemiyle beli kırılmaya çalışılmıştır.
 Herkesçe bilinen bir gerçek var ki Türkiye gelecekte dünya dengesini sağlayacak insani, ahlaki, kültürel ve ekonomik potansiyele sahiptir ve bunu mevcut gücü elinde bulunduran ve bu güçle dünyanın dengesini alt üst eden devletler geçmiş tecrübeleriyle öngörmekte ve tedirgin olmaktadırlar.   Basit bir örnekle Orta Doğunun maddi zenginliklerini kontrol altında tutmanın en kolay ve ucuz yolu Türkiye coğrafyasında bölünme korkusuyla yaşayan ya da bölünmüş, itaatkâr, zayıf ve muhtaç bir ülkenin yer almasıdır. Halkıyla bütünleşmiş, kin ve düşmanlıkları kendi içinde eritmiş, özgür ve kendine güvenen bireylerin oluşturduğu bir halk devletinde her türlü bozguncu yöntem akim kalacaktır.
Bu coğrafyada hüküm sürmenin iki yolu vardır. Topyekûn bir savaşla topraklarımızın işgal edilmesi ki denenmiş mümkün olmamış, geldikleri gibi geri gitmişlerdir. İkinci yöntem ise halkın birlikteliğini bozmak, kin ve düşmanlık serpmek, korkak ve bağımlı bireylerden oluşan bir ülke yaratmaktır. Uzunca bir geriye dönüp baktığımızda ne kadar sistemli, uzun vadeli ve amaca yönelik bir yöntem uygulandığını fark edebiliriz. Ülke insanın öncelikli olarak dini, milli, ahlaki ve etnik hassasiyetleri ile birlikte ekonomik ve psikolojik ihtiyaçları değerlendirilmiş, en hassas noktalar tespit edilerek, birkaç asırlık süreçte bu değer ve ihtiyaçlar ya çarpıtılmış ya da insanları birleştirmesi gereken değerler çatışma unsuru olarak kullanılmıştır. İnsanımızın bir kesiminin, ekonomik yoksunluğu, geri kalmışlığı, farklı dini düşünce, fikir ve etnik kökene sahip olması kullanılarak önce karşı düşman yaratılmış sonra ötekileştirilip varoluş kaygısı yaşatılmış, milliyet sadece ırkçılıkla sınırlandırılarak aidiyet duygusundan mahrum edilmiş, bir millet olma, varolma ve kendini gerçekleştirme vaadiyle kandırılarak düşmanlık ve çatışmalar körüklenmiştir. Bunun yanında “dahili ve harici bedbahtlar” insani ve kavramsal değerleri kutsallaştırarak dokunulmaz hale getirmiş ve bu değerler arkasında şahsi ve umumi iktidar ve menfaatleri doğrultusunda her türlü gayri meşru, gayri ahlaki, milletin geleceğini kaosa sürükleyecek eylem ve söylemlerde bulunmakta tereddüt etmemişlerdir. Bu menfi emellerine ulaşmak uğrunda kanlı taşeron terör firmaları üzerinden şiddet ve şiddete karşı şiddet oyunları dahil legal alanda sivil toplum örgütleri kurmak suretiyle ve toplum mühendisliği çabalarıyla insan davranışlarını uyarlama, değiştirme, sosyal etki ve baskı yaratma, kamuoyunu yönlendirme gibi top yekun bir mücadele yolunu seçmişlerdir. Zaman zaman devletin yüksek mevkilerini etkileyerek aniden gündem belirleyebilmekte, bazen sokaklar huzur ve sükunet tüterken birden bire sloganlarla, lastik kokularıyla ve suni çatışmalarla korku, kaos ve kargaşa görüntüsü verilerek insanımıza güvenlik kaygısı yaşatılmıştır. Kendini tehlikeli ve güvensiz ortamda hisseden engellenmiş bir toplum doğal olarak öfkelenmekte ve saldırganlaşmakta, neticede kolaylıkla yönlendirilebilmektedir. Tüm bunlar ve daha fazlası insan eliyle yine insanların kullanılmasıyla ve bir insan davranışı olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu ülkenin zeki ve çalışkan insanının zihni yukarıda belirttiğimiz engellemeler, suni gündemler, baskı, korku ve kaygılarla meşgul edilerek zihinsel özgürlüğü kalıplara sokularak kısıtlanmıştır. Evet, özgür olmayan zihin asla düşünemez. Düşünemeyen insan üretemez. İnsanı üretemeyen bir toplum asla tekâmül edemez. Bu güne kadar bir şekilde bu zihinlerimize vurulan kelepçeleri kırmaya çalışan insan ve hareketler engellenmeye çalışılmıştır. Ama artık gerçekler kendini gösterdikçe dengeler değişme sürecine girmiştir. Çözümler konuşulmakta, uygulamaya koyulmakta ve ülkenin yüzü gülümsemektedir.
 
Çeşitli amaçlarla toplumun omzuna yüklenen sorunlar ve bu sorunları çözmek uğruna yapılan yanlış uygulamalar toplumda ruhsal sapma meydana getirmiştir. Bunun çözümü ise aynı bireysel sapmalarda olduğu gibi toplumu tüm yönleriyle tanıma, anlama, önyargısız olarak ayırım yapmadan, etnik, siyasi ve dini beklentilerin ötesinde içtenlikle birlikte olma ve hizmet götürmektir.
*Çocuklarımızı uygun adımda ve bizim istediğimiz yol ve yönde değil, düşünebilen ve kendi doğrularını bulup tercih edebilen özgür bireyler olarak yetiştirmek durumundayız.
*Ahlaki, ilmi ve ekonomik açıdan tekâmül sağlanmadıkça topyekûn bir özgürlük şaşkınlığa ve karmaşaya yol açar. Ayrıca özgürlük sorumluluk gerektirir. Gerçekten eğitimle insanlarımıza sosyal sorumluluk kazandırmalıyız.
*Bilinmelidir ki bugüne kadar çözüm olarak sadece şiddeti öngören ve uygulayanlar mutlaka bundan mefaatlenenlerdir ve gizli iktidar heveslileridir. Bu heveste olanların iktidarı sadece şiddet ve şiddete karşı şiddet yönteminden geçmektedir.   Çünkü insan, dolayısıyla millet iradesini kırmanın en etkin yolu şiddettir. Bu tür oluşumlar içinde olanlara karşı toplumu bilinçlendirmeli ve toplum olarak karşı durma birlikteliği sağlanmalıdır.
       


 

 
 Yazar: Bekir KOÇ 07.12.2009  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  ilhan
 
Yorum: 
 
İsim:  tarık
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Sınıf KOMİSERİ
Sınıf KOMİSERİ ETÜT SAATİ 21 BİRİNCİ VE İKİNCİ SINIFTAKİ ÖĞRENCİLERİN İLİŞKİLERİ
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Ertuğrul ÖZKÖK Medya Peygamberi mi?
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Makam teklifi neden istenebilir?
Elveda TANIK
Elveda TANIK Uyuşturucu Madde Kullanımının Kişi ve Toplum Üzerindeki Etkisi
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!
Alparslan ALTEKİN
Alparslan ALTEKİN İNGİLİZ POLİSİ 16 ÜNİFORMA TEÇHİZATLARI
Caner TEKİNTAŞ
Caner TEKİNTAŞ KADRO MEKTUPLARI 17 Kalecik
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN POLİSLİĞİN "P" Sİ
AST SINIF
AST SINIF KOLEJ YAZILARI-7 NÖBETLER
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyet ve Anadolu´nun Sesi: Yaşasın TSK, Kahrolsun Militarizm ve Polis Devleti
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Tecavüzü Seyretmek
Fatih BALCI
Fatih BALCI Düşsel Gerçekler
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN BU, ACI..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
 
 

   designed and coded by sucveceza.comekibi © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.