|
| Talebin Reddine |
|
| Yazar:
Ercan TAŞTEKİN |
07.12.2009
|
 |
TALEBİN REDDİNE…
Baştan şunu peşin peşin belirtelim, bu günkü birikimlerimiz, yaşadıklarımız ve bilgilerimizle oluşan fikirlerimiz yeni bilgi ve yaklaşımlarla değişebilir. İkna edilmeye açığız. Gelişim ve olumlu yönde değişim her zaman hedefimizdir. Mevzu ‘gözaltı yetkisi’. Şahsi görüşümüz; adli görevler açısından günümüzde ki uygulamanın 2005 öncesine göre ‘bazı aksamalarla birlikte’ yerinde olduğu ama önleyici hizmetlerle ilgili olarak hukukun üstünlüğü ilkesine ve insan haklarına uygun geçici gözaltı uygulaması konusunda yasal düzenleme yapılabileceği yönündedir. Önleyici hizmetlerle ilgili geçici gözaltına alma konusunda karar verme yetkisinin de kimde olması gerektiği iyi değerlendirilmelidir. Polisin yakalama ve devamında bazı tedbirleri alma ile ilgili yetkisi vardır. Yani hastane acil servise intikal eden kişiye nasıl ki vakit geçirilmeksizin müdahale ediliyorsa, polis de yakalama ve yakalanan kişiyle ilgili uygulanacak tedbirleri kendiliğinden almaktadır. Bununla birlikte hastanelerde yapılacak ilk müdahaleden sonraki ameliyatlarla ilgilide görebildiğim kadarıyla birden çok birim arasında müzakere edilerek karar verilmektedir. Böylelikle hata oranı en aza indirilmekte tek sorumluluk sadece ilk müdahale edende olmamaktadır. Bir milyon nüfuslu bir şehrin hem 2005 öncesi hem de 2005 sonrası yaklaşık altı yıl asayiş müdürlüğünü yaptık Binlerce soruşturmanın yapıldığı binlerce şüpheliyle ilgili işlemin yapıldığı birimi yönettik. 2005 sonrası gözaltı konusuyla ilgili olumsuzluk yaşamadık. Kamu menfaati ile ilgili hiçbir olumsuz gelişme olmadı. Aydınlatma oranlarımızda düşüş olmadı. Tam tersine daha önce ki dönemlerde aydınlatılamayanlar bile aydınlatıldı. Vatandaş kendini huzursuz hissetmedi. Polise olan güven azalmadı, tersine arttı.2007 ve 2008 de kentte en güvenilir kurum polis oldu.(Konya Ticaret Odası anketi.) Bununla birlikte özellikle büyük kentlerimizde ve terör olaylarının yoğunlaştığı kentlerimizde farklı zorluklar olabilir. Ama bu zorluklar bizden kaynaklanmıyor. Mevcut uygulamadaki bizden kaynaklanmayan aksamalar ilgili birimlerce giderilmelidir. Sayıları yetersizse sayılarını artırsınlar, oturdukları yerden karar vermeleri olumsuzsa gerekli araç gereç tahsis edilsin mobil olsunlar. 2005 öncesi taşın altında sadece polisin eli vardı ve taş düşünce sadece polis zarar görürdü. İster istatistiklere bakın ister çevrenize, polis gözaltı alanında adli ve idari olarak 2005 öncesi mi daha çok bedel ödedi şimdi mi ödüyor. Ve en önemlisi bu. Hiçbir adli ve idari cezası olmamakla beraber bu alanda geçmiş dönemde 21 kez adli ve idari soruşturma geçiren birisi olarak derim ki mevcut mevzuat polisi korumaktadır. ‘Bu böyle gider, giden gider duran durur. Bir de bakmışsınız akşam olur.’ Derken; iyiye gidelim, doğruya gidelim, eskisi gibi soruşturmacı konumundan soruşturulan konumuna gitmeyelim. Bence de polisin yetki sorunu var. Ama var olan yetkisini bilmeme ve kullan(a)mama açısından. Eğer polis var olan yetkisini iyi bilir, iyi kullanırsa, hastanın bakışlarında ‘o zaman sen neden varsın’ sorusu oluşmaz. Ayrıca, biz yetki yetersizliğinden dem vurdukça millette ‘yahu bunların harbiden hiç etkileri yok’ zannediyor, meslektaşlarımız var olanı bile öğrenmiyor, kullanmıyor. Tekrar belirteyim ikna edilmeye açığız. Müsademe i efkârdan Barika i hakikat tecelli eder.
Şahsi görüşüm; gözaltı yetkisinin polise iade edilmesi talebinin reddine, (mevcut gerekçeler açısından) itiraz yolu açık olmak üzere karar verilmesidir.
|
| |
| Yazar:
Ercan TAŞTEKİN |
07.12.2009 |
| |
| |
| İsim: |
ramazan özdemir |
| |
| Yorum: |
|
|
| |
| İsim: |
volkan erdem |
| |
| Yorum: |
|
|
| |
| İsim: |
OBJEKTİF ADAM |
| |
| Yorum: |
|
|
|
|