|
| TRT 6 ve PKK Programı |
|
| Yazar:
Abdullah MOLLAOĞLU |
28.06.2009
|
 |
TRT\'nin Kürtçe yayın yapan kanalı TRT 6, yılbaşından beri yayında. Yani altıncı ayı bitmek üzere. O günleri şöyle bir gözünüzün önüne getirirseniz, bu kanalın açılması çerçevesinde ne hararetli tartışmalar yaşandığını hatırlarsınız. Yaşanan bunca yoğunluğun ardından TRT 6\'yı bir de bugün değerlendirmeye ne dersiniz? *** PKK malum. Halihazırda dünyanın en büyük terör örgütlerinden birisi. Belki El-Kaide küresel gündemi daha çok meşgul ediyor. Ama konuya örgütlülük açısından baktığınızda PKK\'nın açık ara önde olduğu tesbit edilecektir. PKK\'nın amacı belli. Bağımsız bir Kürdistan devleti kurmak. Bu devlet tasarısı, Türkiye\'nin doğu ve güneydoğusu, İran\'ın batısını, Irak\'ın ve Suriye\'nin de kuzeyini kapsıyor. PKK 1978\'de Diyarbakır-Lice\'de ilk toplantısını yaptı. 1984 yılında ise Siirt-Eruh\'ta ilk silahlı eylemini gerçekleştirdi. Sonrası malum. Binlerce şehit, binlerce sivil kayıp.
*** Bu süreçte PKK sadece silahlı faaliyetlerde bulunmadı tabii ki. Bir devlet kurmanın yanında bir millet yaratmak için de çalışmalar yaptı. Zira Kürt nüfusu dört ülkeye dağılmıştı ve kültürel anlamda da birbirlerinin tıpkısı değillerdi. Yabancı devletlerin açık desteği ve yönlendirmeleriyle birlikte özellikle dil sorunu üzerinde durdu PKK. Her ne kadar elebaşları A. Öcalan kürtçe bilmese de Kürtlerin yaşadığı coğrafyada bir dil birliğinin kurulması için çalışılmasını istedi. Bu çerçevede 24 ocak 1995 tarihinde yapılan 5. kongrede yeni parti proğramı kabul edildi. Proğram metninin üçüncü bölümündeki \"Kürdistan devriminin görevleri\" başlığının D fıkrasında ise aynen şu yazıyordu: \"Kürtçenin bütün lehçelerinin gelişmesine fırsat ve imkan tanımak ve birinin ulusal dil haline gelmesini teşvik etmek\" *** TRT 6 yayına başladığında bu yayına yönelik en kuvvetli eleştirilerden birisi de devletin kendi eliyle PKK proğramına hizmet ettiği ve farkına varmadan bir \"ulusal Kürt dili\" yaratma çabasının içine girdiği yönündeydi. Zira kürtçe pek çok farklı lehçe ve şiveye sahipti. Kuzey Irak\'taki bir Kürt\'le Tunceli\'deki bir Kürt\'ün anlaşması hiç de kolay değildi. Bunun yanında birbirine çok yakın olan yerleşim birimlerinde yaşayan Kürt kökenli insanlar da dil yönünden çok da iyi anlaşamıyorladı. Mesela Diyarbakır\'ın birbirine komşu olan Kulp ilçesi ile Lice ilçesinin kürtçeleri de bire bir aynı değildi. İşte \"devlet, TRT 6 ile birlikte kürtçenin kırmanç lehçesi ile yayın yaparak kapsamlı bir dil oluşturuyordu. Böylece oluşturulan bu dil sayesinde Kürtler\'in arasındaki lehçe farklılıkları en aza indirgenmiş oluyordu\" *** Bu eleştiri, teorik olarak doğru gibi görünse de pratiğe bakıldığında geçerlilik taşımadığı anlaşılacaktır. Evet TRT 6 tek bir lehçede yayın yapmaktadır. Bu doğrudur. Fakat TRT 6 kanalı, yeryüzünde kürtçe yayın yapan tek televizyon kanalı değildir. Yıllardan beri önce Med Tv ardından Roj Tv olmak üzere PKK kontrolündeki pek çok kanal yayın yapmaktadır ve bu yayınlar da Türkiye\'den rahatlıkla seyredilmektedir. Yani PKK, \"ulusal bir Kürt dili\" oluşturma yönünde zaten uzun zamandır çalışmaktadır. Dolayısıyla TRT yayınının bu açıdan bakıldığında ulusal bir kürtçe oluşturulması noktasında o kadar da etkili olmadığı anlaşılacaktır. *** PKK, TRT 6\'nın yayına başlamasından hiç memnun olmamıştır. Bunu örgüt yayın organlarında alenen açıklamıştır. Hatta, TRT 6\'da sabah proğramları yapan şarkıcı Rojin de o tarihte tehditler almış, evinin giriş kapısının anahtar deliğine kan sürülmüştür. Çünkü \"Kürtçe yasağı\" PKK\'nın elindeki propaganda silahlarından biri olduğundan böylesine önemli bir gücü elinden kaçırmak istememiştir. *** Fakat sırf PKK\'nın karşı çıkması bile aslında TRT 6\'nın hayırlı bir icraat olduğunu göstermektedir. Şöyle ki; Günümüzde teknoloji sayesinde iletişim çok yaygınlaşmıştır. Bu sayede pek çok kürtçe yayın yapan televizyon kanalı çıkmıştır. Hal böyleyken kürtçe yayın yapmanın yasak olmasının pratikte bir faydası olmayacaktır. Devlet ne kadar yasaklarsa yasaklasın PKK bir şekilde kürtçe yayın yapan kanalları açık tutacaktır. Hal böyleyken devletin bir kanalının kürtçe yayın yaparak Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına seslenebilmesi ve örgüt propagandasından ziyade doğru ve gerçek bilgileri halka sunabilmesi elbette daha doğru bir karar olacaktır. *** Aslına bakılırsa devletin resmi bir kanalının resmi bir dil dışında yayın yapmasının yanlış olduğu söylenebilir. Zira bu bir bakımdan alenen eşitsizliktir. Kürtçe yayın yapılıyorsa boşnakça, lazca, çerkezce, gürcüce, arnavutça da yayın yapılmalıdır. Çünkü ülkemizde bu dilleri konuşan insanlarımız da vardır. Gerçi TRT 3 kanalında kısa sürelerle de olsa farklı dillerde yayın yapılmaktadır. Ama TRT 6, 24 saat kürtçe yayın yapmaktadır. Lakin, kürt kökenli vatandaşlarımızın yaşadıkları bölgede uzun yıllardır yaşanan bir terör gerçeği vardır. Yan, devletin kürtçe yayın yapan bir televizyon kanalı açması da terörle mücadele stratejisi içerisinde bir taktik olarak değerlendirilmelidir. Mücadele statik olmamalıdır. Gerektiğinde ana ilkelerden taviz vermemek şartıyla esnek yaklaşımlarda bulunmanın bir zararı bulunmayacaktır. *** Bunun yanında özel televizyonların kürtçe yayın yapabilmeleri konusundaki sınırlama da kaldırılmalıdır. Kontrol altında yapılacak bu tür yayınların da sakıncası olmayacaktır. Çünkü devletin, sınırları haricindeki kontrol dışı yayınları engelleyememesine karşılık ülke içinden kontrol altında yapılacak yayınları yasaklamasının çok da faydası görülmeyecektir. *** Kürt kökenli vatandaşlarımız TRT 6\'yı sevmişlerdir. Bugün ülkemizin güneydoğusunda pek çok evde ve kahvehanelerde TRT 6 seyredilmektedir. Çünkü TRT 6, PKK güdümündeki kürtçe yayın yapan kanallardan daha kalitelidir ve içerik olarak daha doludur. Türkiye büyük ve güçlü bir devlettir. Bir dil serbestliği ile yıkılacak zayıflıkta da değildir. Zaman içinde kürtçe yayın yapan özel televizyonlara da geçit verilmedir. Terör örgütü PKK\'nın elindeki silahlar alınırken cesur adımlar atılmalıdır. Ve tabii bu cesur adımlar atılırken her zaman için ihtiyatlı olunmalıdır. Zira su uyumakta, PKK ve onu maşa olarak kullanan harici güçler uyumamaktadır.
|
| |
| Yazar:
Abdullah MOLLAOĞLU |
28.06.2009 |
| |
|
|