Ana Sayfa Yazılar Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Güncel
 Hukuk
 Kriminoloji
 Otobiyografi
 Özel Dosyalar
  -Çeviriler
  -Duyuru
  -Güncel
  -Gündem
  -Hatıra
  -İstihbarat
  -Kitap İncelemesi
  -Röportaj
  -Suikastlar
  -Yorum
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Polisiye
 Polislik
 Sinema
 Suç Türleri
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
 

Son Üyeler
FROFESÖR
MKELEŞ
yemreavci
Bilal Erdem
salodemir
 
En Çok Okunanlar
Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Seri Katiller

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Mutluluk Yoldur

 
Son Yorumlananlar Yazılar
BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!

Makam teklifi neden istenebilir?

Sünnet Polisi Ultra Projesi

 

 "Kürt Sorunu" Değil, "Kürdistan Sorunu" Yazdır 
 Yazar: Abdullah MOLLAOĞLU 22.06.2009  
"Kürt Sorunu" Değil, "Kürdistan Sorunu"

Bir fıkrayla başlayalım mı yazıya?
 
***
 
Çok kibar bir adam varmış. Bu adam bir gün yolda giderken karşısına bir kabadayı çıkmış. Kabadayı, kibar adamın tam karşısında durmuş ve "Naber len kerkenez!" demiş. Kibar adam bu hitap karşısında o kadar hayretler içinde kalmış ki utancından bayılıp yere düşmüş.Kabadayı pişkin pişkin yürüyüp gitmiş. Çevrede bulunanlar kibar adamı ayıltmaya çalışmışlar. Fakat onca gayrete rağmen adam bir türlü kendine gelememiş. Sonra içlerinden birisi eğilip adamın kulağına bir şeyler fısıldamış. Bir kaç saniye sonra adam gözlerini açmasın mı. Çevredekiler sormuşlar bu adama "Yahu" demişler "Biz o kadar ayıltmaya çalıştık, başaramadık. Sen ne fısıldadın adamın kulağına ki adam hemen ayıldı?" Fısıldayan adam cevap vermiş "Bu kibar adam kendisine 'kerkenez' denildiği için bayılmamış mıydı? Ben de kırk defa 'kerkenez kerkenez kerkenez' diye fısıldadım kulağına. Kırk kere aynı kelimeyi duyunca alıştı adamcağız. Öyle olunca kalktı, kendine geldi" demiş.
 
***
"Kerkenez" ne demek peki?

Türk Dil Kurumu şöyle açıklıyor:
"Kartalgillerden, leşle beslenen, 35 santimetre uzunluğunda, kızılımsı tüyleri olan bir kuş (Falco tinnunculus)"
 
***

Şimdi ne diyorlar?
"Kürt sorunu" diyorlar, değil mi?
Uzun zamandır da telaffuz ediyorlar bunu.
Eskiden buna karşılık "Güneydoğu sorunu" denirdi. "Terör sorunu" denirdi.
Fakat o kadar çok ve sık ve yaygın şekilde "Kürt sorunu" denilir oldu ki artık "vaktiyle Kürt sorunu olmadığını söyleyenler" bile "Kürt sorunu" sözünü kullanmaya başladılar.
 
***
 
İletişim çağındayız malum. Söylemek istediğiniz bir şeyi kolaylıkla milyonlarca insana ulaştırabiliyorsunuz.
Eskiden matbaalar vardı sadece. Dergi basıyordunuz, broşür basıyordunuz. Bu imkanlarınız yoksa duvarlara yazılar yazıyordunuz. Olmadı slogan atıyordunuz, kendi fikrinizi duyurmak için. Ciddi emek istiyordu bu iş. Ve ulaşabildiğiniz kitle de öyle aman aman bir şey değildi.
Şimdi öyle mi ya. O kadar kolaylaştı ki iletişim.
Gazete-dergi çıkarmanıza da gerek yok.
İşte televizyonlar, işte internet.
Anında milyonlara seslenebiliyorsunuz.
O halde, ver "Kürt sorunu"nu, anlat "Kürt sorunu"nu.
 
***
 
Böyle olunca, yani bir şeyi kırk defa duyunca gerçek olduğunu sanıyorsunuz. Duyduğunuzu ayrıca sorgulama ihtiyacı hissetmiyorsunuz.
Öyle ya herkes ondan bahsediyor.
Herkes "Kürt sorunu" diyor.
Hatta kimi resmi kanallarda da telaffuz ediliyor.
E o zaman diyor sokaktaki vatandaş; "Türkiye'de bir Kürt sorunu var"
 
***
 
Oysa öyle değil ki işin aslı.
Türkiye'de Kürt sorunu yok ki. "Kürdistan sorunu" var.
Bazıları ve bu bazılarının dış ülkelerdeki destekçileri neredeyse bir asırdır uğraşıyor bir Kürdistan kurabilmek için.
Kürtlerin kara kaşlarını, kara gözlerini sevdiklerinden mi destekliyorlar bunları sanıyorsunuz?
Asla! Maksat belli. Uydu bir devlet kurulacak bu bölgede. Küçücük, hazmı kolay bir devlet. Böylece yeraltı kaynaklarına daha kolay ulaşabilecekler. Dişlerini daha rahat geçirebilecekler.
İçerdeki bir kaç gafili de takmışlar peşlerine. Onlar da tutturmuşlar "Bir halkın onuru, onurlu yaşam, özgür halk" teranelerini.
Geçinip gidiyorlar.
 
***
 
Oysa günlük hayatta Kürt sorunu yok. Türkiye'de Kürt olduğu için dışlanan, devlet tarafından mağdur edilen kimse yok.
Bakmayın onların yayın organlarındaki ayrımcılık hikayelerine.
Hepsi bir psikolojik harekat  çerçevesinde uydurulmuş. Bire bin katılmış.
Ben bizzat şahidiyim kaç olayın. Kaç olayın bile bile çarpıtıldığının tanığıyım.
Maksat, hitap etmek istedikleri kitleye seslenmek. "Bakın Kürtlere ayrım yapılıyor" demek.
Külliyen yalan oysa.
Bu devlet her vatandaşına eşit mesafede. Suç işleyene de işlemeyene de.
Devletin önüne geçince devlet memuru bakmıyor kökene; bu Türkmüş bu Kürtmüş bu Boşnakmış diye.
Normal vatandaş arasında da Kürt kökenli yurttaşlarımızın özel sorunları yok.
İstanbul'daki orta halli vatandaşın derdi ne ise Bitlis'teki vatandaşın da derdi aynı.
Diyarbakır'daki işadamı da aynı Bursa'daki de.
Ama, bunları niyetleri bozuk işte.
Hep bir sorun varmış,  ayrımcılık varmış gibi gösterme derdindeler.
 
***
 
Geçenlerde "Kürt Dil Bayramı"nı kutladılar(!).
Maksatları kürtçeye sahip çıkmakmış.
Aralarından biri diyor ki "Diyarbakır'daki Kürtler çarşıda pazarda kürtçe konuşmalı, dillerine sahip çıkmalı"
E işte Allah'ın sopası yok, kendi dilleriyle açığa vuruyorlar altı boş ideolojilerini.
Demek ki Diyarbakır'daki normal vatandaşın günlük hayatta kürtçe diye, türkçe diye sorunu yok.
Vatandaş hangi dili isterse onu konuşuyor.
Ama bunlar diyor ki, "Yok, ille de kürtçe konuş"
Yahu, hayatın genel akışına aykırı bir şey bu.
Sen sosyal hayata müdahale edemezsin. Sosyal hayatın kendi iç dinamikleri vardır, dengeleri vardır.
Müdahale ediyorsan, demek ki art niyetlisin.
 
***
 
Zorlama yorumlarla, tesbitlerle çıkıyorlar hep.
Varsa Kürt sorunu yoksa Kürt sorunu.
Belediye başkanının bölgesinde çöpler toplanmaz, kar yağar temizlenmez. Ama o der ki "Kürt sorunu"
Amaç belli. Amaç Kürdistan'ı kurmak.
Bu yüzden, devletin yaptığı her açılımı kopardıkları bir taviz olarak görüyorlar.
Devlet kürtçe kasetleri serbest mi bıraktı.
"Bak" diyorlar "Bir kale daha düşürdük"
Kürtçe dergi-kitap-gazete serbest mi kaldı.
"Bak" diyorlar "Örgütlüğümüz sayesinde başardık bunu"
Devlet kürtçe yayın yapan televizyon mu kurdu.
"Bak" diyorlar "Dilimizi tanıyan devlet yarın etnik kimliğimizi de tanıyacak"
Yani niyetleri kötü.
Ne kadar iyi niyetle yaklaşırsan yaklaş, bunu bir arada yaşama, bir ülkenin vatandaşı olma ölçütlerine göre değerlendirmiyorlar.
Her açılımı Kürdistan yolunda elde ettikleri bir kazanım olarak görüyorlar.
 
***
 
Bir de yalancılıkları malum.
Asker öldüren polis öldüren öğretmen-imam-korucu öldüren teröriste terörist demiyorlar. Terörist saldırılar sürerken "barış, demokrasi, insan hakları" deyip bu kavramların ırzına geçiyorlar. Kürdistan hayaliyle yatıp kalkıyorlar, ondan sonra da diyorlar ki "Sizde bölünme paranoyası var. Türkiye bölünme paranoyasından kurtulmalı"
Bunları gördükçe, bunların yaptıklarını gördükçe elbette ki bölünme paranoyası yaşar insan.
Ya ne yapsın, "Aman ne güzel Kürdistan'ı kuruyorlar" mı desin?
 
***
 
Yazı uzadı gidiyor.
Sözün özü şu belki de.
Türkiye'de Kürt Sorunu yoktur.
Ama bazıları, gayet planlı proğramlı bir şekilde "bir Kürt milleti oluşturma" ve sonrasında bağımsız bir Kürdistan kurma yolunda harıl harıl çalışıyorlar.
İşin garibi, sesleri çok çıkıyor.
Kimileri bilerek kimileri de aymazlıkla bunların çıkardıkları sesleri yansıtıyorlar.
Dört bir yan "Kürt sorunu! Kürt sorunu!" diye yankılanıyor.
 
***
 
Evet, kibarlıktan taviz vermemeli gene de.
Biri çıkıp kerkenez dese yine bayılmalı, evet.
Ama başka biri kulağınıza kırk defa kerkenez, kerkenesz, kerkenez diye fısıldayamamalı.
Öyle olunca kalkmalısınız.
Ve hatta "Sensin kerkenez!" demelisiniz.
Hayat bazen hemen dikte eder, bazen sinsi sinsi kabul ettirir benimsetmek istediğini.
Bu yüzden, her zaman dikkatli olmalı.
Zihnimizin sorgulama melekesi her zaman mevzisinde durmalı.
Hiç bir kelime ve kavram elini kolunu sallaya sallaya düşün coğrafyamıza dahil olamamalı.
Zihnimiz diri olunca onun içine namahrem giremez.
Memlekette kerkenez de gezinmez.
 

 
 Yazar: Abdullah MOLLAOĞLU 22.06.2009  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  emre
 
Yorum: 
 
İsim:  Fatih
 
Yorum: 
 
İsim:  ÇOĞUNLUK
 
Yorum: 
 
İsim:  Melek
 
Yorum: 
 
İsim:  SERDAR
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Sınıf KOMİSERİ
Sınıf KOMİSERİ ETÜT SAATİ 21 BİRİNCİ VE İKİNCİ SINIFTAKİ ÖĞRENCİLERİN İLİŞKİLERİ
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Ertuğrul ÖZKÖK Medya Peygamberi mi?
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Makam teklifi neden istenebilir?
Elveda TANIK
Elveda TANIK Uyuşturucu Madde Kullanımının Kişi ve Toplum Üzerindeki Etkisi
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!
Alparslan ALTEKİN
Alparslan ALTEKİN İNGİLİZ POLİSİ 16 ÜNİFORMA TEÇHİZATLARI
Caner TEKİNTAŞ
Caner TEKİNTAŞ KADRO MEKTUPLARI 17 Kalecik
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN POLİSLİĞİN "P" Sİ
AST SINIF
AST SINIF KOLEJ YAZILARI-7 NÖBETLER
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyet ve Anadolu´nun Sesi: Yaşasın TSK, Kahrolsun Militarizm ve Polis Devleti
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Tecavüzü Seyretmek
Fatih BALCI
Fatih BALCI Düşsel Gerçekler
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN BU, ACI..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
 
 

   designed and coded by sucveceza.comekibi © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.