"İstemek, başarmak için gereklidir; fakat bitirmek için başlamak gereklidir."
Metin Varol
Son yıllarda poliste bir değişimin yaşandığı konusu gündeme gelmeye başladı ve bu değişimin nedenleri üzerinde farklı şeyler söylendi. Ortak paydada birleşilen bir husus vardı ki o da artık eskisinden farklı bir polisin varlığı gerçeğiydi.
Polisi farklı kılan neydi? Oysaki polis yıllarca hep ayni isi yapıyordu. Yasal çerçevede halkına hizmet sunmayı amaç edinen polisteki en önemli değişim, adli konulardaki başarısının yanında önleyici hizmetlerde de etkinliğini arttırmasıydı. Önleyici hizmetlerdeki başarının temelinde ise artik polisin kalitesinin artması, ne iş yaptığı bilincinin yanında o işi neden yaptığının da farkında olması yatıyordu. Bu farkındalığı oluşturan ise okur-yazar polislerin artık sahada olmasıydı.
Bu sütunda defalarca, okuyan polislerin okuduklarıyla yasadıklarını şekilendirdiklerini ve bunları da yazdıklarının örneklerini sizlerle paylaştık. Bu haftada yine yazan polislerden birisini dikkatlerinize sunmak istiyorum.
Yıllarca polisin eğitimi konusunda gayret göstermiş olan Emniyet Müdürü Metin Varol, polisin öncelikle birey olarak kendisini tanıması ve tanıdığının da farkına varması gerektiği gerçeğini, mesleki birikimlerini araştırmalarıyla da sentezleyerek "Düşsel Gerçekler" isimli eserinde toplamış. Kitabını, sadece polis teşkilatı mensuplarıyla değil, farklı bir polis, okur-yazar bir polis olarak yaşadığı hayatın farkına varmak ve lezzet almak isteyen herkesle paylaşmış Varol,
"Düşsel Gerçekler" bireyin özünde mevcut olan farkın farkına varması gerektiği konusuyla bir başlangıç yaparak okuyucuyu kendisine çekiyor. Bireydeki özgürlüğe ve bu özgürlüğün farkına varmalarına, hayatta özgür iradeleriyle tercihte bulunmalarının gerektiğine ve ancak bu şekilde sürü psikolojisinden kurtulunabileceğine vurgu yapıyor. Eserde, her ne kadar birey fert planında sosyal bir varlık olarak yaşamın gerçeklerinden soyutlanarak farklı bir konuma yerleştirilse de, bireyin kendi iç alemindeki bazı gerçeklerin farkına varması bakımından değerlendirildiğinde pozitif bir yaklaşım sergileniyor.
Hayattaki sınırlılıklardan kurtulma hususunu "Matrix" filminden yola çıkarak açıklayan yazar, filmden aldığı repliklerle de insanin bu sınırlılıklarının önündeki engelleri yine kendisinin aşabileceğinin önemine değiniyor. "Matrix" in "insanları sınırlayan ve gelişiminin önündeki engellerin ortak ismidir" şeklinde tanımlandığı eserde, film geniş bir yer buluyor. Değişim, öğrenme, gelişim gibi hususlar "Matrix" filminden sunulan örneklerle değerlendiriliyor.
İletişim ve empati konusuna da değinilen kitapta, örneklerle iletişim ve iletişim hatalarına yer veriliyor, empati gerçeğinden yola çıkılarak hiyerarşiye geçiş yapılıyor. Empati ve hiyerarşi arasındaki ilişki ve bu ilişki sonunda doğan verimliliğinin hayatta mutluluğu netice vereceğine vurgu yapılıyor.
Yaşayarak öğrenme ve değişim bölümünde, bireysel gelişimin temelinde “herkesin aşina olduğu ses”lere donup baktıkları gerçeğinden yola çıkan yazar, değişimin her gün farklı şeyleri görmeyle bağlayacağı gerçeğine ışık tutuyor. Paradigmaların esnetilmesiyle veya yazarın ifadesiyle, "Yeni esnek paradigmalarla," özgür iradenin kölelikten kurtulabileceği, bireylerin ise yeniliklere açık hale gelecekleri örnekleriyle ifade ediliyor.
"Düşsel Gerçekler" yaşamın dengede kalabilme sanatı olduğunu, bu sanatı icra edebilmenin ilk şartının ise yeni bir başlangıçla gerçekleşebileceğinin altını kalın çizgilerle çiziyor. İnsanın sahip olduğu değerlerin farkına varması gerektiği, bunun için de bir iyiler listesi hazırlayan yazar, iyilerin farkına varıldığında kötülerin kendiliğinden yok olduklarının fark edileceğini ifade ediyor.
Temelde, “bireylerin yaşama isteklerinin önünün açılması gerektiği” konusunun paylaşıldığı kitap, okuyucularını kendilerince tanımlanan ve sınırlandırılmamış bir yasam yolculuğuyla yeni başlangıçlara uğurluyor.
Yeni bir başlangıç için; iyi okumalar, mutlu haftalar...