|
| Osmanlı Karşıtı Selçuklu Taraftarlığı |
|
| Yazar:
Abdullah MOLLAOĞLU |
20.06.2009
|
 |
Çok yaygın olmasa da bir tartışma konusu var. Buna göre, Osmanlı İmparatorluğu'nun Anadolu'yu ihmal ettiği buna karşılık bütün yatırımını Balkanlar'a yaptığı iddia ediliyor. Anadolu'yu ihya edenin ise Selçuklu İmparatorluğu olduğu öne sürülüyor. Bu mantıktan yola çıkan bazı insanlarımız da kendilerini Osmanlı'dan ziyade Selçuklu'ya yakın hissettiklerini ifade ediyorlar. *** Dedim ya, çok yaygın bir tartışma değil bu. Belki sadece dost meclislerinde dile getiriliyor. Ama tahrik edici bir mevzu, siz de farketmişsinizdir. Ben de bir kaç kelam etmezsem rahat duramayacağımı bildiğimden bu konuya dair kalem oynatmak istedim. Hem ille de günceli takip etmek gibi bir mecburiyetimiz yok. Bir de hiç değişmeyen güncel mevzular var, bu Selçuklu-Osmanlı muhabbeti gibi. *** Acaba gerçekten öyle midir? Osmanlı Anadolu'yu gerçekten ihmal mi etmiştir? Müslüman Türk nüfusuna sahip olan Anadolu'nun yerine yatırımlarını hıristiyan ağırlıklı Balkanlar'a mı yoğunlaştırmıştır? *** Önce şunu ifade etmek gerekir; Selçuklu ile Osmanlı aynı devrin devletleri değildir. Selçuklu ile Gazneliler çağdaştır mesela. Osmanlı ile de Memlüklüler. Oysa Selçuklu ile Osmanlı farklı zamanların devletleridirler. Daha doğrusu Selçuklu yıkılırken Osmanlı doğmuştur. Osman Gazi dönemi dışında birbirlerini hiç görmemişlerdir denilirse, belki de doğrudur. *** Fakat Osmanlı ile Selçuklu'nun bir başka özelliği vardır. Her ne kadar ikisi de farklı hanedanlardan gelseler de sonuç ititbariyle birbirlerini tamamlayan devletlerdir. *** Türkler'de devletin daimiliği esastır. Bunu ifade eden "devleti ebed müddet" denilen bir ifade şekli de vardır. Şahıslar geçicidir. Fakat devlet kalıcıdır. Bu geçici şahısların içine hanedan üyeleri de dahildir. Yani gün gelir hanedan da değişir. Ama devlet baki kalır. Bu itibarla Anadolu coğrafyasındaki Türkler'in hep tek bir devleti olmuştur. Beylik seviyesindeki yapılanlamaları hariçte tutarsak Anadolu Türkleri'nin ilk devletinin Selçuklular ikinci devletinin de Osmanlılar olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yani ortada birbirinden ayrı iki devlet bulunmamaktadır. *** Anadolu'ya ve Balkanlar'a yatırım konusuna gelince. Selçuklu da Osmanlı da "İlayı kelimetullah için nizam-ı âlem" anlayışını benimsemişlerdi. Bu doğrultu da mensubu bulundukları İslam dinini ulaşabildikleri kadar insana götürmenin derdindeydiler. Selçuklu için İslam'ın ulaştırılması gereken hedef belde Anadolu idi. Osmanlı'nın hedefindeki yer ise Balkanlar'dı. Selçuklu Cihan Devleti'nin kuruluş mekanı İran'dı. İran topraklarındaki halkın tamamına yakını zaten müslüman idi. Ama onlar yatırım bakımından Anadolu'ya öncelik verdiler. Maksat Anadolu'nun yerli halkının kalbinin İslam'a yakınlaştırılması idi. Selçuklu, Anadolu halkını kazanma çalışmaları çerçevesinde Anadolu'yu bir bakıma ihya etti. Aynı durum Osmanlı için de geçerliydi. Yani Anadolu halkı Osmanlı zamanında zaten büyük ölçüde müslümandı. Oysa Osmanlı'nın önünde Balkanlar vardı ve bura halkının gönüllerinin kazanılması gerekiyordu. Ve doğal olarak da Osmanlı yatırım anlamında Balkanlar'a öncelik verdi. *** Bununla birlikte Osmanlı'nın Anadolu'ya hiç yatırım yapmadığını söylemek ve bu yüzden onu eleştirmek şüphe yok ki çok ağır bir itham olacaktır. Aynı şekilde Selçuklu'nun da hakimiyeti altındaki İran'la, Irak'la, Batı Türkistan'la ilgilenmediği de söylenemez. Anadolu'nun pek çok şehrine serpiştirilmiş olan Osmanlı camileri, medreseleri, köprüleri ayan beyan ortadadır. Yapılan sadece pozitif ayrımcılıktır. Onun sebebi de yeni yurtlardaki yeni vatandaşların kalplerinin kazanılmasıdır. *** Tarih varsayımları sevmez. Ama şayet Osmanlı'nın ardından Balkanlar'da yeni bir Türk devleti kurulsaydı ve şayet Viyana da fethedilseydi ve yine o devlet de cihat anlayışını kabul etseydi hiç şüphesiz o da yeni yatırımlarını Balkanlar'a değil Orta Avrupa'ya yapacaktı. *** Sonuç olarak, Osmanlı'ya sitem edip de Selçuklu'yu daha çok sevdiğini söylemek en hafif ifadeyle "ufuksuzluk" olarak adlandırılabilir. Zira aslında Selçuklu da Osmanlı da aynı şeydir. Tarihe geniş bir açıdan bakmaksa her zaman için ufuklu insanların işi olsa gerektir. |
| |
| Yazar:
Abdullah MOLLAOĞLU |
20.06.2009 |
| |
|
|