|
| Önden Giden Yiğidim, Böyle Ölmek Güzeldi... |
|
| Yazar:
Alpay TOK |
25.05.2009
|
 |
Doğumu; ölmeyi anlamlı yakalamak için başlangıç bilmek, Yaşamayı; yaşatmak üzere kurgulamak, Hayatı; mertçe yaşam olarak tanımlamak, herkesin yaşama sarıldığında ölüme koşmak, Mesleği; “fırsat budur, Anadolu insanına neyimi feda edersem azdır” diye algılamak, Cesareti; zalimin karşısında sarsılmadan durmak, mazlumun elinden tutmak ayağa kaldırmak, Kendini; insanlığa, sevgiye, emniyete “adanmış” bilmek, Kahramanlığı; merhamet olursa “mert adam”, acımasızlık olursa “zalim adam” bilmek, Mesleği; kahramanlığı sergileme arenası olarak bilmek, Cesareti; sevgi ve bilgi ile barıştırmak, Merhameti; sevdalısı olduğun bu millete ihanet eden teröriste bile acımak, Sevgiyi; teröristi etkisiz hale getiren, parayla alınamayan, süper güçlerin keşfedemediği, Yunus’un geliştirdiği silah olarak bilmek, Barışı; sorunlu bölgedeki bebeğini doğurmak için hastaneye varmadan kızak üzerinde bebeği ile can verenin sancısını kendi derdi olarak bilen Bektaşi’nin felsefesini özümsemek, Hoşgörüyü; Hakkâri Yüksekova sokaklarındaki taş atan çocuklara kucaklayıp, sarılıp, öpüp, koklayıp sonra cebindeki şekerleri dağıtarak Mevlana’ca yaşamak, Ölmeyi; sevgililer sevgilisine kavuşmak, Şeb-İ Aruz bilmek, Eğitimi; Anıttepe’den silahını beline takip Kızılay’a doğru yol alırken milletine hizmet etme “gururu”, devletine sekiz yılda bana verdiklerini verebilecek miyim “burukluğu” denkleminde bitirmek, şeklinde tanımlayarak, kelimelere yeni anlamlar kazandırdın DOSTUM. Sen ki; yaşatma duygusuyla yaşadın ve yaşatmak için ölüme gülerek gittin, Sen ki; başkalarının çocukları parkta rahat oynasın diye yetimlerini arkaya bakmadan ölüme tebessüm ettin, Sen ki; işçiler evlerine dönerken durakta bombalar patlamasın diye ölümle dans ettin, Sen ki; anneler çarşıda, pazarda rahat alış veriş yapsın diye zalimlere fırsat vermedin, Sen ki; hanımlar dul kalmasın diye ölmek için delice önden koştun, Sen ki; bölücülere bir avuç toprak vermemek için Hakkâri’de özel harekâtta ölümü aradın, Fatih’in İstanbul’unda Bolşevik baykuşları ötmesin diye İstanbul TEM’de buldun, Dünyada ve ülkemizde güvenlik bilimlerinin tarihi yeniden yazılırken Terörle Mücadele sempozyumunda SEMİH’E, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele konferansında ERDAL’A, Asayiş seminerinde ERKAN’A, Özel harekât kursunda BİLAL’E ve öncekilere “yaşatmak için ölenler” yâda “önden giden yiğitler” diye bölümler ayrılacak. Dünya güvenlik bilimleri bu yeni terim ve tanımlarla tanışacak. Sizlere; Hak ve halk için “ölüme susamış deliler” diyecekler. Sizin bildiklerinizi bilmediklerinden dolayı anlamakta ve yorulmakta zorluk çekecekler. SEMİH başka bir hücre evinde ölümü kovaladı, olmadı başka birisine koştu. Hakkâki de olmadı bari İstanbul da olsun diye çok istedi. Ve sonunda Bostancı'daki hücre evi baskınında nasip oldu. O hep önden giderdi. Sizler daha zengince yaşamak ve zevk olmak için kurgulanan kapitalist dünyada nasıl ölümle alay edilebilineceğini, milleti için ölüme koşan “önden giden yiğitler” olunacağını gösterdiniz. Bunu ERDAL “amirim ben baş edemiyorum, kaçakçıya ne yapayım” dediğinde “sen gel in kamyondan, ben bu işin üstesinden gelirim, sonunda ölünmesi gerekiyorsa ölürüm” der ve ölür. ERKAN gözü dönmüş caniyi almak için kahvehaneye gidildiğinde “memur arkadaşlar siz durun ben tek başıma alırım canımla da olsa da” der ve canını verir. Bu son davranışlarınız sizlere “önden giden yiğitler” dedirtti. Dünyanın dört bir yanından TEM kursu verildiğinde senin cesaretin, sevgin, bilgin ve kahramanca davranışın anlatılacak. Memleket sevdasından dolayı canını kanını milletine feda edenlere, isimleri alındığında dillerimize şerbet sürenlere, yani sizlere özel sayfalar ayrılacak. Erken gittin canına kurban olduğum, Bize elveda ettin, Sevgililer Sevgilisine koştun, yoluna kurban olduğum, Çocuklarını ve eşini bıraktın gittin, kanına kurban olduğum, Annen ile helalleştin gittin, yürüyüşüne, endamına hasta olduğum, Çok sevdiğin mesleğine erken veda ettin karizmasına hasta olduğum, Milletine vereceğin daha çok şey vardı sesine, sedasına, şiirine, edebiyatına hayran olduğum, GERİYE; Gözü yaşlı, çocuklarını her baba dediğinde yüreği kan ağlayacak, gözyaşlarını çocuklarından saklamak için yanaklarına değil içine akıtacak hayat arkadaşını, Başını her akşam yastığa koyduğunda basınının dudaklarının sıcaklığını anlında hissedecek, okula giderken, mezun olurken, evlenirken, baba eksikliğini hep yaşayacak Elif ve Şevval’i, Evlat acısı yaşattığın, gözyaşları sel olup akacak, içine kor düşmüş yaralı ananı, Arkandan mektuplar yazan, senin eksikliğini hep hissedecek, çocuklarını ve eşini kutsal emanet bilen, devre97 yi Seni hep arayacak İstanbul TEM operasyon bürosunu ve polis teşkilatını, Savunmasında önemli yiğidini kaybetmiş, arkandan sana dualar eden, “analar ne yiğitler doğururmuş” diyen milletini; BIRKATIN GİTTİN. Ama senin seninle gurur duyacak, huzur ve güven içinde yaşayacak eş, evlat, ana, devre, meslek ve millet bıraktın. Seni ifade etmede kelimler aciz kalıyor ŞEHİDİM. Özetle Alımlı Yaşadın, Alımlı Öldün, Sana Yakışanı Yaptın.
Kaynak: polis.web.tr |
| |
| Yazar:
Alpay TOK |
25.05.2009 |
| |
| |
| İsim: |
AGAH KATLANGAC |
| |
| Yorum: |
|
|
|
|