Ana Sayfa Yazılar Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Güncel
 Hukuk
 Kriminoloji
 Otobiyografi
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
  -Güncel
  -Hatıra
  -Meslek İçi
  -Moral Eğitimi
  -Önleyici Polislik
  -Polis Eğitimi
  -Toplum Destekli Polis
 Polis Yönetimi
 Polisiye
 Polislik
 Sinema
 Suç Türleri
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
 

Son Üyeler
FROFESÖR
MKELEŞ
yemreavci
Bilal Erdem
salodemir
 
En Çok Okunanlar
Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Seri Katiller

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Mutluluk Yoldur

 
Son Yorumlananlar Yazılar
BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!

Makam teklifi neden istenebilir?

Sünnet Polisi Ultra Projesi

 

  Polis Sağtöresi Yazdır 
 Yazar: Selim SUNGUROĞLU 22.03.2009  
            Polis Sağtöresi

POLİS SAĞTÖRESİ [1]

 

Her toplumun kendine özgü bir kültürü, toplumsal yapısı, inanç düzeni ve hukuksal kuralları vardır. İşte bu düzenin bozulmasını engelleyen kuruluşlardan bir tanesi de “Polis Teşkilatı”dır. Bir toplum içerisinde, polis teşkilatlarının varlığı hem bulunduğu toplum hem de genel olarak dünya için çok önemlidir[2]. Bu teşkilatların toplum içerisindeki en önemli görevlerinden bir tanesi toplumsal düzeni ve hayat kalitesini çağdaş bir seviyede tutmak ve daha da yükseltmektir. Polis teşkilatlarının, ana ülkülerine ulaşamamalarının en önemli nedenlerinden bir tanesi de teşkilat içerisindeki yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma durumlarıdır. Dünyanın birçok yerinde, benzer durumlar yaşayan ülkeler, teşkilat içi yolsuzluğu engelleyebilmek için birçok girişimci adımlar atarak, yolsuzluk oranlarını azaltmak üzere harekete geçmiştir. Türkiye Cumhuriyeti bünyesinde, polis teşkilatının, vatandaşlar üzerinde çok kötü hatıraları bulunmaktadır. Bu da, toplum-polis ilişkisini zayıflatarak suç oranlarının, yolsuzlukların ve nitelikli suçların[3] artmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla, polis teşkilatı içerisindeki suçların üstesinden gelebilmek için, polis teşkilatı içerisindeki üyelerin, Emniyet Müdürlüğünün, hükümet yetkililerinin ve toplumun; polis kurumunun (teşkilatının) içerisinde bir sorun olduğunu kabul etmesi gerekmektedir. Var olan sorunun kabul edilmediği bir kurum içerisinde çözüm üretilmesi olanaksızdır.

 

Türk Polis Teşkilatı İçerisindeki Tanımlanabilen Ana Sorunlar ve Çözüm Önerileri:

 

Türkiye Cumhuriyeti içerisinde, suç ve adalet[4] üzerine araştırma yapan kurumlar yok denecek kadar azdır. Araştırma yapan kurum ve kişiler de, yeteri kadar ilgi görmemektedir. Bu önemli, toplumsal bilime bağlı dala gereken ilginin gösterilmemesi de gelişme (!) aşamasında olan bir toplum için düşündürücü bir durumdur. Öncelikle, neyin yolsuzluk, görevi kötüye kullanma olup olmadığını kavrayabilmemiz için bir dürüstlük tanımı yapılması gerekmektedir. Bu dürüstlük tanımı yapılırken de ülkenin kültürel, siyasal, parasal vb. toplumsal yapılarının da ele alınması gerekmektedir. Genel ve çağdaş olan sağtöresel değerlerin belirlenip, bu değerlerin ışığı altında araştırma ve benimseme yapılması gerekmektedir. Bir polis teşkilatının özüne yaklaşan bir kimsenin, bu teşkilat içerisindeki polis sağtöresinin o teşkilatın yapısına göre çözündüğüne şahit olma olasılığı çok daha yüksektir[5]. Dolayısıyla, uzaktan, durumun ayrıntısına inmeden, toplumsal verileri göz önünde bulundurmadan yapılan araştırmaların pek bir faydası olmaz.

 

Carl B. Kockars, Sanja Kutnjak Ickovic ve Maria R. Haberfeld yapmış oldukları araştırmada uygulamak üzere polis sağtöresini (dürüstlüğünü, ahlaklılığın) şu şekilde tanımlamışlardır:

“Polis arasındaki, cezbedici durumlara karşı görevini kötüye kullanma dürtüsüne direnç sağlamak için gösterilen düzgüsel eğim[6].” Bu kavramın, Türk Polisinin ve Teşkilatının değerlendirilmesinde de kullanılabileceği kanısındayım. Ama yine de, her ülkenin, kendi kültürüne, uluslar arası değerleri göz önüne alarak, kendi tanımlamalarını yapması gerektiğini de belirtmek isterim. Polisler için, en önemli cezbedici unsurlardan bir tanesi kişisel çıkar; buna karşı tanımlanan ve polis yolsuzluğuyla sonuçlanan ödül ise yolsuzluktur.

 

 

Yolsuzluk, uluslar arası ortamda, ülkenin saygınlığını zedeleyen bir kavramdır. Yolsuzluk, aynı zamanda da düzenli suç örgütlerinin[7] geliştiği bir ortam yaratmaktadır[8]. Dolayısıyla en kısa zamanda azaltılması ve giderilmesi gereken bir sorundur. Transparency International 2008 Corruption Perceptions Index[9]’e göre yapılan sormacaların ve araştırmaların sonucunda Türkiye 180 ülke arasından yolsuzlukta 58. yeri alıyor. Bu değerlendirmeyi CPI dedikleri bir derecelendirmeye bağlıyorlar. Bu araştırmaya göre, derecelendirme 10 (yüksek derecede şeffaf) ile 0 (aşırı yolsuzluk içeren) arasındaki rakamlarla yapılıyor. Türkiye’nin CPI derecelendirmesi 4,6 olarak belirtiliyor[10]. Yolsuzluk üzerine yapılan araştırmalarda kesin bir sonucun elde edilmesi mümkün değildir. Gerçeğe yakın değerlerle elde edilen bilgiler üzerinden gerekli araştırmalar yapılması olağandır. Benim aklımda kalan ve Türkiye’nin saygınlığını beş paralık eden bir Japonya-Türkiye anlaşması vardır. Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesinin hibe yoluyla yapılması amacıyla 288 milyon Yen hibe vermeyi kabul eden Japonya, antlaşmaya şu şekilde bir madde ekledi:

"Nota teatisinin 3. paragrafı ile ilgili olarak; Japon delegasyonu temsilcileri, Türkiye Cumhuriyeti’nde Nota teatisinin 4. paragrafında işaret edilen sözleşmelerin yapılması karşılığında rüşvet olarak yorumlanacak herhangi bir teklif, hediye veya ödeme ve menfaat veya karşılığını önlemek için Türkiye Cumhuriyetini’nin gerekli önlemleri alacağını Japon Hükümeti varsaydığını beyan ederler. Türk delegasyonu temsilcisi, Türk Delegasyonunun Japon delegasyonu temsilcisi tarafından yukarıda işaret edilen hususlara itirazı olmadığını beyan ederler.[11]" Sonucu ne olursa olsun, bu yaklaşımların Türkiye Cumhuriyeti’nin onursal yapısını zedelediği kesindir.

 

Polis teşkilatlarının değişime uğrayamamasının en önemli nedeni, bulundukları ülkenin siyasetine, ekonomik ve kültürel oluşumuna ait olmalarından kaynaklanır[12]. Polis teşkilatı içerisindeki kültürü değiştirmek için, diğer devlet kurumlarının da benzer bir değişime uğraması gerekmektedir. Bunun yanı sıra, toplumsal bilincin ve hukuksal gücün artması da değişimin hızlanmasında etkin görev alacaktır. Devlet kurumlarının yapmış olduğu harcamaların saydam olması lazım. Bu saydamlığın oluşturulabilmesi için hem vatandaşa hem de basına çok büyük görev düşmektedir.

 

Teşkilat İçi Yapılanma, Sorunlar ve Çözüm Önerileri:

 

Değişik ülkelerde araştırma yapıldığında elde edilen sonuçların tüm dünya polisleri için geçerli olduğunu iddia etmek yanlış olur. Çünkü polis teşkilatı içerisindeki kültürü yaratan unsur, o ülkenin siyasi, ekonomik, hukuki ve kültürel özellikleridir[13]. Polis teşkilatı içerisinde, bir bireyin yolsuzluk yapması, eninde sonunda belirlenip cezalandırılabilecek bir unsundur. Asıl sorun, bir polis teşkilatının örgütsel olarak yolsuzluk faaliyetleri içerisinde bulunmasıdır. Teşkilat kültürünün, yolsuzluk yapmaya teşvik eden yapısından arındırılması gerekmektedir.

 

Yolsuzluk vb. yasadışı faaliyetlerin, bir teşkilat içerisinde belirlenmesi çok zordur. Bu duruma ek olarak, polislerin çevrelerinde gerçekleşen yolsuzluklarla ilgili olan suskunluğu ise, yolsuzluk faaliyetlerinin belirlenmesini daha da güçleşmektedir. Bu suskunluk kültürüne “suskunluk yemini[14]” denilmektedir (Muir, 1977; Soddard, 1979[15]). Polis teşkilatı içerisindeki yöneticilerin (Örnek: amirlerin) de yolsuzluk faaliyetlerini görmezden gelmesi ve yolsuzluğun mevcut olduğunu kabul etmemesi hem alt kademedeki hem de üst kademedeki polis teşkilatı üyelerinin karşılıklı olarak bu faaliyetlerden kazanç sağlamasına neden olur ve böylelikle mağdur-şikâyetçi konumları ortadan kaldırılmış olur[16]. Polis teşkilatı üyelerinin “suskunluk yemini” kuralına uyması, teşkilatın yolsuzluklardan arınamamasının en önemli özelliklerinden bir tanesidir. “Suskunluk yemini” kuralı, birçok polis teşkilatı üyesi arasında yayılarak yeni teşkilat üyelerine karşı bir beklenti ve kural durumu oluşturmuştur. Bittner’in (1975) bu konuyla ilgili olarak tanımlaması şu şekildedir:

“Emniyet güvenliği (polislik) tehlikeli bir iştir. Dolayısıyla polisler, (iş arkadaşlarının) sorgusuz sualsiz destek ve bağımlılıkları olmadan görevlerini yapamazlar. Olayların sıcaklığında, olaydan olaya, destek ihtiyacının karşılanıp karşılanmadığını, ya da bu karşılanan desteğin olay anındaki kimseler tarafından kurumsal kanunlara/sağtöreye uygun olup olmadığına dair razı olmaları durumunu düzenlemek olanaksızdır. Dolayısıyla hüküm süren düşüncenin, “bizden biri tehlikede olduğu müddetçe, haklı ya da haksız, yardımı hakkeder” olması gerekmektedir[17].(p.22) Böyle bir yapılanma içerisindeki bir teşkilatın içerisinden bilgi alma ya da yolsuzlukları ortaya çıkarma durumu çok zordur.

 

Polis teşkilatı içerisindeki yolsuzlukların engellenebilmesi için yapılması gerekenlerden bir tanesi, teşkilat içi kültür ve kuralların oluşturulması ve bu kuralların sağlam bir şekilde yayılması için düzgün bir iletişim olanağının sağlanması gerekmektedir[18]. Belirlenen bu kültür ve kurallar, ancak ve ancak saydam ve kolayca yararlanılabilen bir iletişim ağı sayesinde yayılabilir. Polis teşkilatı içerisindeki sağtöresel yapıyı geliştirebilmek için yapılması zorunlu olan unsurlardan bir tanesi “suskunluk yemini” kuralını kısıtlamak/yok etmek ve polis teşkilatı üyelerini yolsuzluk yapan iş arkadaşları hakkında suskunluklarını bozmaları konusunda teşvik etmektir[19]. Yolsuzluğun giderilmesi konusunda, “suskunluk yemini” kuralını benimsemiş olan teşkilat içi ağın belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.

 

Polis teşkilatı içerisindeki yöneticiler, polisin sağtöresel yapısının korunmasında etkin bir görev üstlenir. Fakat bazı durumlarda, bu yöneticiler, teşkilat içerisindeki yolsuzlukları gerekli yerlere bildirmekten kaçınır. Bunun nedenleri de, yapılan bildiri neticesiyle, teşkilat içi ve dışında bulunan kurumların teşkilat üzerindeki denetimlerini arttıracak olması ve aynı zamanda da basının teşkilatın özeline karışma olanağının meydana gelmesinden kaynaklanmaktadır. Böylelikle, bu yöneticilerin karışmış olabileceği birtakım yolsuzluklar ya da görev ve yetkiyi kötüye kullanma davranışları açığa çıkacak; bu yolsuzlukların meyveleri olan birtakım kişisel kazançlardan mahrum kalacaklardır[20].

 

Polislerin maaşlarını uygun bir şekilde ödeyemeyen ülkelerde, yolsuzluk ekonomide yeni bir önem kazanır. Ülkenin polisi, ekonomik açıdan hayatta kalabilmek ve ekonomik gelişme sağlayabilmek için yolsuzluğa başvurabilir. Düşük maaşlar, polisliğin saygı duyulacak bir meslek olmadığı izlenimini ya da bu mesleğin herhangi bir kimse (herkes) tarafından yapılabileceği izlenimini yaratır. Bunun bir sonucu olarak, polislik mesleğine verilmeyen önem, teşkilatı oluşturan polisler arasında yayıldığında, içinde felsefi ülkücülük (idealizm) duygusunu barındıran polislere de zarar vererek teşkilatı sağtöresel değerlerini yitirmesine neden olmaktadır. Buna karşılık olarak, maaş eşitsizliklerine rağmen, sağtöresel bir tatmin tecrübe edebilen bu polislerin bu duyguları da yok edilmiş olur[21]. Tek sorun maaşların azlığı değildir. Polis memurlarını yolsuzluktan uzak tutmak istiyorsak, maaşın yanı sıra belirli ihtiyaçlarının da karşılanması gerekmektedir. Gelişmiş sağlık olanakları, temiz, rahat ve düzenli bir çalışma ortamı sağlanmalı; çağdaş düzeyde emeklilik olanakları sunulmalı, olaylardan sonra ya da ihtiyaç halinde ruhsal destek sağlanmalı ve polisin görevini yapabilmesi için gerekli ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir. Aksi halde, maddi ve manevi sıkıntı çeken bir polisten sağtöreli ve verimli çalışmasını beklemek hata olur.

 

Her topluluğun ve kurumun, işleyişi esnasında faydalanmış olduğu belirli kurallar vardır. Bu kurallar, teşkilatı teşkilat yapan; diğer kurum veya kuruluşlardan ayırt eden niteliklerden oluşmaktadır. Yeniden yapılandırılması gereken Türk Polis Teşkilatı’nın “sağtöre (ahlak) kuralları[22]” belirlemesi gerekmektedir. Bu sağtöre kuralları, inanç, saygı, ülkü, hak ve hukuk, çağdaşlık ve saydamlık gibi nitelikleri polisin düşünce yapısına kazandırır. Sağtöre kurallarına uymayan teşkilatların içerisinde yolsuzluk olması kaçınılmazdır. Sağtöre kuralların başlıca faydaları şunlardır:

·         Öncelikle, sağtöre kurallarının, belli bir davranış biçimini sürdürmedeki istekliliği sağlaması,  bir meslek olarak polisliğin saygınlığına olumlu katkıda bulunmaktadır.

·         İkinci olarak sağtöre kuralları, polis memurlarının yasal, insancıl ve adaletli bir şekilde karar vermelerine neden olur.

·         Üçüncü olarak sağtöre kuralları, polis memurlarının kişisel özsaygılarını güçlendirir. Polis memurlarının kişisel gururu, doğru ve düzgün bir şekilde hareket etmiş olmanın vermiş olduğu bilinçten kaynaklanmaktadır.

·         Dördüncü olarak, sağtöre kuralları polis memurları arasındaki karşılıklı saygı duygusuna katkıda bulunur ve takım ruhunun ya da ortak bir ülküye ulaşmayı amaçlayan takım mücadelesinin gelişmesine neden olur[23].

 

 

Polis sağtöresinin tanımı yapıldıktan sonra, bu sağtöresel değerlere karşı yapılan davranışların yani yolsuzluk ve görevi kötüye kullanmak kavramlarının da polis teşkilatı açısından tanımlanması gerekmektedir. Carl B. Kockars, Sanja Kutnjak Ickovic ve Maria R. Haberfeld’in kitabında belirtilen bazı tanımlar şunlardır:

-          Goldstein (1977, say:188) polis yolsuzluğunu,”bir polisin, görev ve yetkisini, kötüye kullanarak kendisine veya başkalarına kişisel kazançlar sağlaması” şeklinde açıklamıştır[24].

-          Polis yolsuzluğunun tanımı iki önemli özellikle belirtilebilir:

·         Öncelikle polisler doğrudan ya da dolaylı çıkar amaçlı kazancı resmi eylem ya da hoşgörü karşılığında elde eder.

·         Polisler, yetkilerini yasadışı hizmet etmeye ya da yetkilerinin ana sorumluluklarını, çıkar amacı güderek, yerine getirmemeye kullanır[25].

 

 

Teşkilat içerisindeki ve sağtöre kurallarının oluşturulmasında, her seviyedeki (rütbedeki) polis memurlarından geri bildirim[26] alınmalıdır. Dolayısıyla kuralların oluşturulmasında görev alan polisler, bu kuralların uygulanmasında daha etkin olacaktır. Böylelikle gizlilik ve sessizlik etkisi altında hareket eden bir teşkilatın yerini yasal ve saydamlık ilkesini benimsemiş bir teşkilat alacaktır.

 

Türkiye’de polis, yolsuzluğunu önleyici kurumlar çok zayıf kalmaktadır. Dolayısıyla polis teşkilatı, bir teşkilat olarak korkacakları/endişe duyacakları bir kurum denetimde değiller. Siyasetçiler de birçok zaman, yolsuzluk vakaları üzerine gitmekten çekiniyor. Bunun bir nedeni de, siyasetçinin kendi yolsuzluklarının ortaya çıkma ihtimalinin bulunmasından kaynaklanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti içerisindeki yolsuzlukların artışta olmasından dolayı, yeni birimlerin kurulması şarttır. Benim bu konuya önerim şudur:

Avusturya’da, polis teşkilatlarının denetimini yapan “The Austrian Office of the Ombudsman[27]” adında bir kurum bulunmaktadır. Bu kurum doğrudan Avusturya Millet Meclisi’ne bildirimde bulunmaktadır. Bu kurum, çok amaçlı faaliyetler içerisinde görevlerini yerine getirmektedir. Bu faaliyetler içerisinde, halkın şikayette bulunduğu konuları denetlemek ve halkın polise karşı olan güvensizliğinin bildirilebileceği bir ortam yaratmak, yer almaktadır. Bu kurum, yolsuzluğun yanı sıra halkın bildirmiş olduğu diğer şikayetler üzerinde de çalışmalar yapmaktadır. Yolsuzluk davaları ve bu davaların sonuçları, halka açık bir şekilde düzenlenmektedir. Bu davalar içerisinde vatandaş ve polislerin temsil edilmeleri (Örn: avukat tutma) sağlanıyor. Ombudsman, aynı zamanda da gelen şikayetlere karşı kendi bağımsız soruşturmalarını gerçekleştirebilmektedir. Böyle bir kurumun var olması, Avusturya halkı arasında bilinçlenmenin artmasına neden olmaktadır[28]. Benzeri bir kuruluşun Türkiye’de kurulması gerektiği inancındayım. Teşkilatın denetlenmesi siyasi partilerin kendi ülküleri nedeniyle düzgün bir şekilde yapılamamaktadır. Dolayısıyla, her türlü siyasi düşünceden uzak; nesnel bir kurumun gerekliliği ve yetkilendirilmesi şarttır[29].

 

 

 

 

Polis Adayları, Eğitim

 

Türkiye Cumhuriyeti Polis teşkilatı, vatandaşların kendilerini ve ailelerini ilkelce koruma içgüdüsünü ortaya çıkarmayacak, dolayısıyla bireysel silahlanmaya ihtiyaç duyulmayacak, güvenli ve huzurlu bir ortamı oluşturmak zorundadır. Dolayısıyla, polis olmak için gerekli olan belli bir düzenlemenin oluşturulması gerekmektedir. Eğitimli, akıl sahibi, doğruyla yanlışı ayırt edebilen polis adaylarının teşkilata kazandırılması gerekmektedir.

 

Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Saygıdeğer Yrd. Doç.Mehmet Karakaş’ın 8 ilde 800 polis arasında yapmış olduğu araştırmanın bazı sonuçlarını sizlerle paylaşmak isterim:

-          “Polis olmayı tercih nedenleri arasında da yüzde 24’ü ideali olduğu, yüzde 22’si başka bir iş bulamadığı, yüzde 14’ü maaşı nispeten yüksek olduğu, yüzde 13’ü üniversiteyi kazanamadığı, yüzde 9’u da üniformayı sevdiği için bu mesleği seçtiğini ifade etmiş.[30]”

-          Yüzde 74’ü mesleklerinin aile yaşamını olumsuz etkilediğini, yüzde 40’ı toplum içerisinde mesleklerinin saygınlığı olmadığını düşünürken, yüzde 41’i Türk polisinin şu anki yapısıyla Türk toplumundaki sorunları çözme konusunda yetersiz olduğunu savunuyor[31].

-          Araştırmaya katılanların yüzde 83’ü, yaptıkları işin ekonomik karşılığını alamadıklarını, yüzde 10’u ise aldıklarını düşünürken, yüzde 64’ü polis olmak için uygulanan eğitim süresinin ve sisteminin yetersiz olduğunu ifade ediyor[32].

 

Sayın Karakaş’ın belirlemiş olduğu bazı noktalar yukarıda belirtilmiştir. Ülkemizde, bu ve benzeri araştırmaların dikkate alınıp, bulgular üzerine çözüm üretilmemesi, ülkece gelişmemize engel olmaktadır.

 

Polislere verilen eğitim, polis okulunun dışında da devam etmelidir. Polislere, yolsuzluk ve kendi meslekleriyle ilgili gelişmeler konularını içeren konferanslar düzenlenmeli, polis memurların kişisel gelişme istekleri arttırılmalıdır. Polis teşkilatı içerisindeki kültürel, inançsal ve ekonomik durumlar farklılık yaratabilir[33]. Denetimli bir eğitim bu farklılıkları yok ederek bir bütünlük duygusunun kazandırılmasına neden olacaktır. İyi polislik bireysellikle değil, takım çalışmasıyla olur[34].

 

Polis adaylarının kabulünde, uygulanması gereken birkaç etkinliğin gerektiği düşüncesindeyim:

-          Polis adayı, yalan makinesi denetiminden geçirilmelidir. Özellikle de teşkilat içerisinde ulusal güvenlik ile ilgili birimlerde görev alması amaçlanan adaylar bu denetimden geçirilmelidir. Bu denetim, adayın teşkilata kabulünden sonra da zaman zaman uygulanmalıdır.

-          Uyuşturucu denetiminin yapılması gerektiğine inanıyorum. Özellikle narkotik bölümde çalışacak olan insanların, sürekli olarak bu denetimlerden geçmesi gerekmektedir.

-          Teşkilata kazandırılacak olan her polis adayının ruhsal denetimden (psikolojik denetim) geçmesi gerektiğine inanıyorum. Bu denetimlerin sonucu olarak, adayın polis olup olamayacağı kararlaştırılabilir.

-          Genellikle yeni polis adayları, tecrübeli polislerden, teşkilatın özüne kazandırılmak için destek bekler. Genellikle yeni polis adayları da, kabul olmak için mevcut olan teşkilat yapısına ayak uydurmaya çalışır. Aynı zamanda da diğer iş arkadaşları tarafından kabul görmek için önceden bahsetmiş olduğumuz “sessizlik kuralına” ayak uydurmak durumunda kalır. Bu ve benzeri konulara karşı polis adaylarının sağtöre kurallarına uygun bir şekilde eğitilmesi gerekmektedir. Aksi halde, mevcut olan kısır döngü devam eder.

 

Polis Teşkilatı içerisinde, insan haklarına kesin olarak önem verilmelidir. İç İşleri Bakanlığı’na bağlı İnsan Hakları Alt Kurulu oluşturularak ya da varsa geliştirilerek kurul üyelerine polis teşkilatlarına ve hapishanelere 7 gün 24 saat giriş ve denetim izni verilmelidir. Kurul üyeleri, polis etkinliklerine, olaylarına katılabilmeli ve sorgular esnasında gözlemci olarak katılımda bulunabilmelidir. Türk Polisinin insan haklarına vereceği önem geçmişteki kara lekelerin silinmesine neden olacaktır. Polisin, işkence, kötü konuşma, nedensiz aramalarda bulunan; kısaca hukuku savunan değil, hukuk-dışı mafya oluşumlu bir yapıyı kendine uyarlayan bir düşünce yapısından arındırılması gerekmektedir.

 

Uluslar arası Örnek ve Uygulamalar,Türk Polis Teşkilatları:

 

Japon emniyet teşkilatları içerisindeki bir uygulamanın Türkiye’de de bulunması dikkatimi çekti. Japon polislerinin, örgütlü (organize) suçlardan daha çok korktuğu örgütsüz (organize olmayan) suçlardır. Örgütsüz suçlar genel olarak düzenli değildir. Öte yandan örgütlü suç toplulukları[35], örgütsüz suç topluluklarını yok ediyor. Bu mafya yapılanması, kendi bölgesini koruyor ve güvenliğini sağlıyor. Dolayısıyla, örgütlü (organize) suç topluluklarına karşı polisin tavırları biraz daha hoşgörülü olduğu gözlenmektedir. Bunların yanı sıra, örgütlü suç toplulukları (özellikle Yakuza), bazı siyasi gereksinimlerin karşılanmasında ve yasal emniyet teşkilatlarının yasal olarak yapamayacağı etkinliklerde bulunmasında, siyasi büyüklerin yankı uyandıran ya da utanç verici olaylarının üstesinden gelinmesinde kullanılır[36]. Polisle suç örgütlerindeki bazı gizli anlaşmalar da polisin bazı suçları görmezden gelmesini gerektirmektedir. Suç örgütleriyle yapılan hiçbir anlaşma karşılıksız kalmaz. Bu yaklaşımın Türkiye’de de olması üzüntü vermektedir. Devlet kurumları, yasadışı örgütleri kullanarak birtakım siyasi çıkarların elde edilmesinde görev alarak toplum-polis güveninin zarar görmesine neden olmaktadır.

 

Doğu Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Avusturya, temel gereksinimlerini karşılamak için genellikle yolsuzluğa başvurmuyor. Acemi polis, aylık 1,200€ ’luk[37] bir başlangıç yapıyor. Bu maaş, aşırı derecede gösterişli bir yaşam türü sunmasa da, polisin temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yetiyor[38]. Mevcut olan T.C. Hükümeti’nin, polis maaşlarını temel ihtiyaçların karşılanabileceği bir düzeye yükseltmesinin, mevcut yolsuzlukların önlenmesinde bir başlangıç olacağı düşüncesindeyim.

 

Geçmişinde birçok yolsuzluk durumları bulunan ve benzeri yolsuzlukların hala sürdüğü Amerikan Polis Teşkilatı’nı konusunda bilgi vermek isterim:

Amerikan Polis Teşkilatı’nın en önemli ayırıcı özelliklerden bir tanesi de merkeze bağlı bir şekilde yönetilmemesi; yani sorumluluğun dağıtılmış olması, tek bir merkezden bağımsız bir şekilde faaliyet göstermesidir[39]. Amerikan vatandaşları, bu dağıtılmış yönetim şeklini iki şekilde açıklamaktadır:

Milli/Merkezi devlete duyulan güvensizlik.
Yerel polis teşkilatları, yerel halkın ihtiyaçlarını ancak ve ancak yerel yönetimin (idarenin, teşkilatın, belediyenin vs.) yönetiminde verimli bir şekilde karşılayabilir.[40]
 

Bu dağıtılmış (decentralized) yönetim biçimi ise, polis teşkilatı içerisinde taraflı (partizan) bir tutum oluşturmuştur. Amerikan Polis Teşkilatı içerisinde de taraflı bir teşkilatlanma yapısı vardır. Yerel polis teşkilatları, yerel yönetimlerin seçim ve yaymaca siyaseti içerisinde kullanılmışlardır. Buna ek olarak, polis teşkilatlarının başarıları kamu hizmeti olarak değil, parti başarıları olarak anılmıştır. Sonuç olarak polis teşkilatları, kişisel çıkarlar için bir fahişe gibi kullanılmıştır[41].

 

Amerikan Polis Teşkilatları, tecrübe sayesinde, teşkilat yapısında bulunan bazı teşkilat dalları içerisindeki (Örnek: sağtöre, uyuşturucu ve dedektif), özel faaliyetler (ötürülü operasyon, ruhsat verme ve teftiş gibi) polisleri cezbedici durumlara ve kişisel çıkar amacı gütmeye karşı bilhassa daha zayıf bir durumda bırakmaktadır. Buna karşılık olarak, polis teşkilatları, polis memurlarının görevleri içerisindeki davranışlarını denetim altına alabilmek için özel donatımlar geliştirmişlerdir.(Örneğin; rastgele uyuşturucu denetimi, dönüşümlü görevler, sağtöre sınaması[42].)

 

Amerikan araştırmacılarının tecrübelerine dayanarak Amerikan Polis Teşkilatları içerisinde bile yolsuzluk yüzdesinin değişken olduğu polis memurları bulunmaktadır. Knapp Komisyonu[43]’nun  New York ile ilgili olarak vermiş olduğu bildiriye göre:

“Görev ve yetkisini kötüye kullanan polis memurları iki bölüme ayrılabilir; “et yiyiciler” ve “ot yiyiciler.” “Et yiyici” adından da anlaşılacağı gibi, bu polis memurları saldırgan bir şekilde kişisel çıkarları için görev ve yetkilerini kötüye kullanır. “Çim yiyiciler” görevleri esnasında beklenmedik durumlarda önlerine çıkan rüşvet olanaklarını değerlendirir[44].”(New York Police Comission, 1972, p.4)

 

Ana yolsuzlukların yanı sıra, Amerikan Polis Teşkilatları içersindeki alçak düzeyli yolsuzluklara karşı olan hoşgörü de kurumdan kurumda değişmektedir. Örneğin, bazı kurumlar içerisinde bulunan polis memurları, olanaklardan ücretsiz bir şekilde yararlanabilmek içine sinema ve benzeri eğlence yerlerine kimliklerini göstermek kaydıyla giriş yapar. Bazı durumlarda ise polis memurları alışveriş yaptıkları yerlerden, “zorunlu indirimler” kabul eder. Ücretsiz yeme-içme durumları da görülmektedir. Bu davranış biçimlerine ters olarak hareket eden teşkilatlar da bulunmaktadır[45]  Ara Açıklama: Türk Polis teşkilatları içerisinde denetim altına alınmayan bu alçak düzeyli yolsuzluk davranışları, benim çevremde bulunan esnafın en çok şikayet ettiği durumlardan bir tanesidir.

 

 

Sonuç:

 

Bir teşkilat içerisindeki yolsuzluk sorunu sadece kusurlu olan bireysel polis memurlarına karşı alınan tutumla çözülemez. Dolayısıyla, yolsuzluk kavramı, bir teşkilat içerisinde, kurumsal ve yönetimsel olarak incelenmelidir. Günlük görev esnasında, birçok polis memurunun, cezbedici özellikler taşıyan birtakım durumlarla karşılaşması kaçınılmazdır. Polis teşkilatına düşen görev, polis memurunu sağtöreli davranışlara teşvik etmesi, bazı olaylarda kurumsal niteliklere uymayan polis memurlarının belirlemesi ve kurumsal niteliklere uymayan polis memurlarını cezalandırmasıdır. Kısaca, yolsuzluk ve yasadışı hareketlere karşı hoşgörüsüz bir kurumsal kültür yaratılmalıdır[46].

 

Yolsuzluğun engellenebilmesi için teker teker görevini kötüye kullanan polis memurlarını görevinden almak bir çözüm değildir. Bu yolsuzlukların türemesini engelleyen bir ortamın oluşturulması, yolsuzluğa karşı yapılan olan en önemli etkinliktir.

 

Polis Memurları, yöneticileri ve genel olarak halk, yolsuzlukların dile getirilmesinde çok etkisiz ve isteksizdir. Bu durum da, dış denetimcilerin işini zorlaştırmaktadır. Sonuç olarak, mevcut olan bir yolsuzluğun açığa çıkarılmaması ve sağtöreli kişilerin de sessiz kalarak bu suça ortak olması bu yolsuzluğu sürdürecektir. Bunun yanı sıra, görev ve yetkisini kötüye kullanan kurum ve bireyleriyle ilgili şikayette bulunan vatandaşların bu bildirimleri dikkate alınmalıdır. Kendi kişisel tecrübeme dayanarak belirtmek isterim ki, devlet kurumları bu ve benzeri şikayetleri dikkate almamaktadır.

 

“Sessizlik kuralı”nın yaratmış olduğu olumsuz etkinin kaldırılması için, bu kuralın yok edilmesi gerekmektedir. Bu kuralın yok edilmesiyle, polis memurları, teşkilatları içerisindeki yolsuzlukları açığa çıkarabilecektir. Bu kuralın yok edilmemesi, yeni polis adaylarının da bu kötü kültürün tesiri altında bırakılmasına neden olacaktır. Sonuç itibariyle, kısır döngü varlığını sürdürecektir[47].

 

Polis memurları suçlu dahi olsa, yolsuzlukların açığa çıkarılmasında gerekli kurumlara yardımcı olmalarından ötürü devlet ile anlaşma yapma olanağına sahip olması gerekmektedir. Devlet kurumları, yolsuzluğu önleyebilmek için elini uzatmadığı sürece, polis memurlarından gerekli bilgiler edinilemeyecektir[48]. 

 

 

Amerika gibi büyük ülkelerde de olduğu gibi, halkların ilgisi genel olarak sokak suçlarına yoğunlaşmıştır. Halbuki, bu suçların yanı sıra, bir ülkenin ekonomisine inanılmaz derece zarar veren bir başka suç türü de “Nitelikli Suçlardır[49].” Türkiye Cumhuriyeti içerisinde, nitelikli suçlara karşı mücadele eden bir kurumun kurulması, varsa da bu kurumun geliştirilmesi gerekmektedir. Bu kurumun görevlerinden bir tanesi, siyasi parti üyeleri-polis, hükümet üyeleri-polis, bireysel-polis ve dernek, şirket-polis ilişkilerini inceleyerek yolsuzluk olasılıklarına karşı önlem almak, var olan yolsuzlukları da yok etmek için savaşmaktır. FBI’ın yapmış olduğu araştırmalara göre, nitelikli suçlar, Amerika’da yaklaşık 300 milyar dolarlık bir kayba neden olmaktadır[50]. Türkiye ile ilgili bazı kaynakları incelediğim halde, tatmin edici sonuçlar bulamadığımdan, Amerikan örneğini vermeyi doğru buldum. Türkiye ile ilgili olarak aklıma gelen en önemli nitelikli suçlardan bir tanesi de “Kayıp Trilyon Davası”dır. Bu davada adı geçen birçok insanın, hala hükümet yetkilisi olması vb. olumsuz koşullar, bu suça karşı hukuksal kurumların kesin bir ceza üretmesini engellemektedir. Böylelikle Türkiye, nitelikli suçlara karşı mücadele etmeyen ve bu suçlardan yargılamış olan kimselere kaçış olanağı tanıyan hatta ve hatta bu kimseleri devletin üst yöneticileri durumuna getiren bir görünüm kazanmıştır.

 

Türk Polis Teşkilatı’nın, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları üzerindeki saygınlığı yeteri kadar yüksek değildir. Bu durum, geçmişte yaşanan olayların ve polis teşkilatının bu olaylara karşı olan davranış biçiminin bir sonucudur. Geçmişin kara izlerini silebilmek için, toplum destekli polisliğe yatırım yapılması gerekmektedir. Bu yatırım, polis-vatandaş ilişki ve güvenini pekiştirerek, daha huzurlu ve suçlardan arındırılmış bir toplumun yaratılmasına öncülük edecektir.

 

Umutsuzluğa kapılmamak gerekir. Dünya’nın en gelişmiş ülkelerinde bile teşkilat içerisinde yolsuzluklar bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, Amerika gibi birçok ülkede, polislerin vatandaşlara karşı geçmişteki davranışları halk arasında derin yaralar açmıştır. Bunun üzerine bu gelişmiş ülkeler, devlet teşkilatları içerisinde, gerekli araştırmaları ve yatırımları yaparak çözüm üretmek üzere uzun bir yolculuğa çıkmışlardır. Üretilen bazı çözümler, olumlu etki yaratırken, bazı durumlar ise yeni yolsuzlukların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Benim takdir ettiğim, gelişmiş ülkelerin, yolsuzluğa karşı olan mücadeleleridir. Bütün sorunların üstesinden gelinemese de, en azından bir uğraş bulunmaktadır. Bizim de sürekli olarak şikayet etmek yerine, çözüm üretmemiz ve bu çözümleri uygulatmamız gerekmektedir. Aksi halde, mevcut olan düzen devam eder ve sağtöreli insanlar zarar görür. Türkiye Cumhuriyeti, üçüncü dünya ülkeleri arasında yer almak istemiyorsa, mevcut olan düzeni yıkıp baştan yapılandırarak üçüncü dünya ülkelerinden farklılığını göstermelidir.

 

Saygılarımla,

 

Mustafa Kemal’in Askeri

 

Selim SUNGUROĞLU

 

Yeniden 1919 Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

 

 

 

 

--------------------------------------------------------------------------------

[1]Sağtöre -  Ahlâk,  Dürüstlük

[2] Policing:What does it really mean? Dec. 1999. Australian Federal Police. 7 Mar. 2009.

[3] Nitelikli Suç – Memur Suçları, Şirket Suçları, Şiddet İçermeyen Suçlar, Toplumsal Olarak Yüksek Bir Kademede Bulunan Kişinin İşlemiş Olduğu Suçlar – İngilizcesi: While Collar Crime

[4] Suç ve Adalet – İngilizcesi: Criminal Justice

[5] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say: 2

[6] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004.  say:2

[7] Organize Suç Örgütlerinin

[8] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:21

[9] Uluslar arası Şeffaflık Derneği 2008 Yolsuzluk Algısı Dizini

[10] Uluslar arası Şeffaflık Derneği 2008 Yolsuzluk Algısı Dizini http://www.transparency.org/policy_research/surveys_indices/cpi/2008

[11] EKŞİ, Özgür . Japon’a söz verdik: Rüşvet yok. 10 Mar. 2006. Hürriyet Gazetesi. 7 Mar. 2009 <http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=4054661>.

[12] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. Say: 1

[13] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say: 1-2..

[14] “Code of Silence”

[15] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:5-6.

[16] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:6.

[17] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:268

[18] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:7

[19] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:7

[20] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:268

[21] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:33-34.

[22] Sağtöre Kuralları – Code of Ethics

[23]Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:34

[24] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:21

[25] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:21

[26] Konuyla ilgili düşünceleri sorulup, çözüm önerileri alınmalıdır.

[27] Benim çevirime göre “Avusturya Şikayet Amirliği Bürosu”

[28] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:34

[29] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:34

 

[30] Türk Polisi Üzerine Araştırma. NTVMSNBC. 7 Mar. 2009 <http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/123171.asp>.

[31] Türk Polisi Üzerine Araştırma. NTVMSNBC. 7 Mar. 2009 <http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/123171.asp>.

[32] Türk Polisi Üzerine Araştırma. NTVMSNBC. 7 Mar. 2009 <http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/123171.asp>.

[33] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:131

[34] Policing:What does it really mean? Dec. 1999. Australian Federal Police. 7 Mar. 2009.

[35] Japonya’nın en büyük düzenli suç topluluklarından bir tanesi olan Yakuza örneği.

[36] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:150

[37] Araştırmanın yapıldığı tarihe göre.

[38] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:34

[39] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:265

[40] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:265

[41] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:265- 266.

[42] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:266

[43] Komisyon – Türkçesi “Alt Kurul”

[44] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:267

[45] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:267

[46] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:267

[47] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:268

[48] Klockars, Carl B., Sanja K. Ivkovic, and M R. Haberfeld. The Countours of Police Integrity. Sage Publications, 2004. say:145.

[49] White-Collar Crime

[50] White-collar Crime. Cornell University Law School. 7 Mar. 2009 http://topics.law.cornell.edu/wex/White-collar_crime

 
 Yazar: Selim SUNGUROĞLU 22.03.2009  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  Ayhan Yılmaz
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Sınıf KOMİSERİ
Sınıf KOMİSERİ ETÜT SAATİ 21 BİRİNCİ VE İKİNCİ SINIFTAKİ ÖĞRENCİLERİN İLİŞKİLERİ
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Ertuğrul ÖZKÖK Medya Peygamberi mi?
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Makam teklifi neden istenebilir?
Elveda TANIK
Elveda TANIK Uyuşturucu Madde Kullanımının Kişi ve Toplum Üzerindeki Etkisi
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!
Alparslan ALTEKİN
Alparslan ALTEKİN İNGİLİZ POLİSİ 16 ÜNİFORMA TEÇHİZATLARI
Caner TEKİNTAŞ
Caner TEKİNTAŞ KADRO MEKTUPLARI 17 Kalecik
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN POLİSLİĞİN "P" Sİ
AST SINIF
AST SINIF KOLEJ YAZILARI-7 NÖBETLER
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyet ve Anadolu´nun Sesi: Yaşasın TSK, Kahrolsun Militarizm ve Polis Devleti
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Tecavüzü Seyretmek
Fatih BALCI
Fatih BALCI Düşsel Gerçekler
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN BU, ACI..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
 
 

   designed and coded by sucveceza.comekibi © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.