Ana Sayfa Yazılar Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Güncel
 Hukuk
 Kriminoloji
 Otobiyografi
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
  -Güncel
  -Hatıra
  -Meslek İçi
  -Moral Eğitimi
  -Önleyici Polislik
  -Polis Eğitimi
  -Toplum Destekli Polis
 Polis Yönetimi
 Polisiye
 Polislik
 Sinema
 Suç Türleri
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
 

Son Üyeler
FROFESÖR
MKELEŞ
yemreavci
Bilal Erdem
salodemir
 
En Çok Okunanlar
Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Seri Katiller

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Mutluluk Yoldur

 
Son Yorumlananlar Yazılar
BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!

Makam teklifi neden istenebilir?

Sünnet Polisi Ultra Projesi

 

  T-Âmir Olma Zamanı Yazdır 
 Yazar: Ercan TAŞTEKİN 03.02.2009  
  T-Âmir Olma Zamanı

                                                          

  

 T-AMİR OLMA ZAMANI

 

Malum Komiser: —­­ Amir dediğin çevresindekilere terör estirmeli, astlarına baskı uygulamalı; maiyetindekileri kırıp dökmeli ki işler yürüsün.

âlim Komiser:  — Söylediklerin amirlik vasıflarından ziyade işkence suçunun TCK’deki tarifine benziyor.

Malum Komiser: — Hadi canım sen de!

âlim Komiser: — İnanmazsan dinle aynen okuyorum:

TCK Madde 94- Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan; bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlar işkence suçunu oluşturur”.

Malum Komiser: — Olabilir. Ben büyüklerimden böyle gördüm.

âlim Komiser: — Sorun da burada zaten.

Malum Komiser: — Nasıl yani?

âlim Komiser: — Sorun: Kemikleşmiş mesleki alt kültürümüzde var olan “âmirerkil” yönetim ilkelliğinin halen uygulayıcılarının olması.

Malum Komiser: — Ne demek şimdi bu?

âlim Komiser: — Geçmişte öyle ya da böyle -çeşitli nedenlerle- bilimsellikten uzak,  çağdışı ve etik yoksunu ast üst ilişkileri var olmuş olabilir. Bu bir kültür halini almış da olabilir. Ama, “amir onlar gibi olur” inancından süratle kurtulmalıyız ve önce kendimiz huzurla buluşmalıyız ki: milletimizi de gerçek polislikle buluşturabilelim.

Malum Komiser: — Şimdi sen, baskı kurmadan yöneticilik yapılabileceğini mi söylüyorsun?

âlim Komiser: — Baskı, aczin sonucudur. Acizlik ise bilgi eksikliği, değerlerden yoksun olma ve sistemsizlikten kaynaklanır. Sen profesyonellikten, etik değerlerden ve sistemli olmaktan uzaksan, şiddete müracaat etmen kaçınılmazdır.

Malum Komiser: — İşe yarıyor ama.

âlim Komiser: — Sen öyle zannet. Susamış kişinin tuzlu deniz suyunu içmesi gibi: Kısa vadede işe yaradığını zanneder ama çok daha fazla susarsın. Baskıyla işleri yoluna koyduğunu zannedenler de        -maalesef-  uzun vadede işlerin daha da rayından çıkmasına sebep olurlar.

Malum Komiser: — Yani, sen şimdi hiç astlarına olumsuz davranmadın mı?

âlim Komiser: — Mutlaka benim de hatalarım vardır. Hatasız insan olmaz; ama benim burada kastettiğim bireysel yanlışlar değil; olumsuz davranışların bir model halini alması, bunun bir usul olarak benimsenmesi, alışkanlık haline getirilmesi ve kasten uygulanmasıdır.

Malum Komiser: — Peki sadece kemikleşmiş mesleki alt kültürün ve dahi profesyonel olamamanın sonucu mudur bu davranışlar?

âlim Komiser: — Kişide var olan irade zayıflığı, sirayet, özenti, taklit ve şöhret düşkünlüğü gibi vasıflar da bu tip davranışları tetikleyebilir.

Malum Komiser: — Şöhret düşkünlüğü mü?

âlim Komiser: — İmparator, amir, müdür v.b. nitelemelerin dayanılmaz çekiciliği.

Malum Komiser: — Ha! Anladım.

âlim Komiser: — Ayrıca, kolay yönetme arzusu da üstleri baskıya iter.

Malum Komiser: — İlginç!

âlim Komiser: — Profesyonellik, sistemli olmak, bilimsel çalışmak, etik değerlere sahip olmak; hem emek ister hem de yürek ve -ayrıca- sabır ister.

Malum Komiser: — İyi de devrem, astlarımız iyi niyetimizi su-istimal edebilir. Onlar bize zarar vermeden biz onları sindirmeliyiz.

âlim Komiser: — Mesleki hurafelerimizden birisi de bu işte. Maalesef en küçük rütbeye sahipken, hatta okuldan itibaren astlarımızla ilgili hurafelere inandırılıyoruz. Karşılıklı olarak biz ve onlar ayrımcılığıyla çatışma ortamı oluşturuluyor. Bütün sorunların kaynağı da bu anlayış. Hele bir de kaba davranışlara bahane bulmak adına “amir düşmanı bunlar, baskısız bu iş olmaz” safsatası yok mu? Yanlış kılavuzlarımızın öğrettiği en çirkin ve haksız yaklaşım da budur. Herkesin birbirine hürmet ettiği bir ortam hedefimizdir (olmalıdır).   Ayrıca ben salt iyi niyetli olmaktan bahsetmedim. Tabii gerekirse yaptırım uygulanır ve hatta -mutlaka- uygulanmalıdır. Ama bunun da kuralları var.

Malum Komiser: — Neymiş o kurallar?

âlim Komiser: — Mevzuata uygunluk, en son çare: ölçülülük.

Malum Komiser: — Kitabî konuşma! Anlaşılır şekilde anlat dostum.

âlim Komiser: — Öncelikle keyfi ve şahsi davranılmamalı. Hem yaptırım uygulanacak fiil hem de uygulayacağımız müeyyide mevzuata uygun  olmalı. Öyle aklımıza estiği gibi –gelişigüzel-davranamayız. Ayrıca, maiyetimizi cezalandırmadan önce: onun ıslahı için biz üzerimize düşen her şeyi yerine getirmeli ve tüm çarelerden sonra, en son çare olarak ceza vermeliyiz. Ve dahi uygulayacağımız müeyyide ile olumsuz fiil dengeli olmalı.

Malum Komiser: — İyi de göreve sadece biz sahip çıkıyoruz.

âlim Komiser: — Doğru olabilir ama bunun sebebi yine biziz.

Malum Komiser: — Nasıl yani?

âlim Komiser: — Hiyerarşinin bize tanıdığı güç fırsatını ganimet bilip terör estirerek astlarımızı küstürüp, hizmete katkıdan uzaklaştırıyoruz. Zaten mevzuatta bu tip amir hatalarını önlemeye müsait değil. Sonra da, sadece amirlerin var olduğu teşkilat görüntüsü ortaya çıkıyor ve bundan şikâyet ediyoruz. Ayrıca, en çok kimi anlamam bilir misin?

Malum Komiser: — Hayırdır?

âlim Komiser: —Sürekli üstlerinin kaba davranışlarından şikâyet edip; kendisi de astlarına kaba davrananları anlamam. Oysa bilmezler mi ki: “Kötülük eden kötülük bulur”.

Malum Komiser: — Doğru.

âlim Komiser: — Ve bir de en çok neye üzülüyorum biliyor musun?

Malum Komiser: — Neye devrem?

Alim Komiser: — Benim gibi konuşup, benim gibi düşünüp; uygulamada çevresine terör estiren arkadaşlara üzülüyorum. Ve çok ağır bedel ödemelerine (ödeyeceklerine) burkuluyorum. İnsan öğrenmeye ve olumlu değişime açık oldukça insandır.Her türlü terörü yok etmesi gerekirken kendisi terör estirenlere, şairin söylediği gibi, kollarımızı makas gibi açarak haykırabilsek:

Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!”.

 

 

 

 

 
 Yazar: Ercan TAŞTEKİN 03.02.2009  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  ayhan
 
Yorum: 
 
İsim:  EFRUZ
 
Yorum: 
 
İsim:  ceyda
 
Yorum: 
 
İsim:  AgahKATLANGAC
 
Yorum: 
 
İsim:  polisan
 
Yorum: 
 
İsim:  İSMET KAPLAN
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Sınıf KOMİSERİ
Sınıf KOMİSERİ ETÜT SAATİ 21 BİRİNCİ VE İKİNCİ SINIFTAKİ ÖĞRENCİLERİN İLİŞKİLERİ
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Ertuğrul ÖZKÖK Medya Peygamberi mi?
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Makam teklifi neden istenebilir?
Elveda TANIK
Elveda TANIK Uyuşturucu Madde Kullanımının Kişi ve Toplum Üzerindeki Etkisi
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!
Alparslan ALTEKİN
Alparslan ALTEKİN İNGİLİZ POLİSİ 16 ÜNİFORMA TEÇHİZATLARI
Caner TEKİNTAŞ
Caner TEKİNTAŞ KADRO MEKTUPLARI 17 Kalecik
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN POLİSLİĞİN "P" Sİ
AST SINIF
AST SINIF KOLEJ YAZILARI-7 NÖBETLER
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyet ve Anadolu´nun Sesi: Yaşasın TSK, Kahrolsun Militarizm ve Polis Devleti
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Tecavüzü Seyretmek
Fatih BALCI
Fatih BALCI Düşsel Gerçekler
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN BU, ACI..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
 
 

   designed and coded by sucveceza.comekibi © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.