…Kırk yaşındayım, ben de polis olmak istemiştim ama olamadım, bu özlemim nerde bir polis görsem hep içimde depreşip durdu…
…Amca büyüyünce ben de senin gibi polis olacağım…
…Polis olabilmek için ne yapmam lazım, şartlarını bana söyler misiniz?
…Şu kahrolası boyum birkaç santim daha uzun olsaydı, ben de polis olacaktım…
Bu sözler, mensubu olduğumuz ve olmaktan da tarifi namümkün gurur ve kıvanç duyduğumuz şerefli teşkilatımızın müşerref bir üyesi olmak isteyip te olamamış veya polis olmayı bir hedef, hayal ya da ideal haline getirmiş bazı insanların sözleri…
Aslında herkes bir polis, vicdan taşıyan ve kendisine verilen o mukaddes duyguyu suistimal etmeyen herkes kendisinin polisi…
Bizler ise herkesin, iyinin, kötünün, güzelin, çirkinin, suçlunun, suçsuzun, büyüğün, küçüğün… Hülasa herkesin polisiyiz… Çünkü bizler, sığınak, dayanak, tutamak gibiyiz. Polisin ne olduğunu herhangi birine sorduğunuzda yapacağı tarif içinde emin olun bu kelimelerden biri ya da bir kaçı geçecektir…
Fakat, unutulmamalı ki, güvenli bir toplum oluşturma ve güvenli bir gelecek sağlama amacıyla emniyet ve asayiş hizmetini üretirken, bazı şeyleri de tüketiyoruz, farkında olmasak ta, istemesek te…
Neyi mi tüketiyoruz?
Her dakikasını geri almaya,geri getirmeye gözle görülen hiçbir kudretin kadir olmadığı hayatımızı…
Çocuktuk, masallarla büyüdük ve o masalları hatırladıkça ya da çocuklarımıza okudukça yüzümüzde tebessüm oluşuyor pişmanlık değil, büyüdük kitapları okumaya başladık hala da okuyoruz ve pişman değiliz, ama ihtiyarlayıp şöyle bir geriye yani hatıralarımıza dönüp baktığımızda emin olun çok pişmanlıklar yaşayacağız…
Belki de kendi kendimize kahredeceğiz…
Ben ne kadar basit ve anlamsız şeyler için kendimi, ailemi, çevremi, arkadaş ve dostlarımı üzmüşüm…
O her biri gökteki yıldızlar kadar belki de daha değerli olan dakikalarımı, hayatımı ıskalamışım diyeceğiz…
Elbette mesleğimizin stresli olduğu malum…
Ancak kendisine iyilik etmek istemeyene hiç kimse iyilik edemez.
Güneş her gün yeniden doğarken hayat da her gün yeniden kuruluyor.Dünü bu güne taşırken, bu gün ihtiyacı olan şeyleri taşıyanlar, yarına da güven içinde çıkacaktır…
Dünün stresini, sıkıntısını, gam ve kederini orada yani ait olduğu yerde bırakmayanları ise yarınlarda kronikleşmiş sorunların beklemekte olduğu mukadderdir…
Nefes alan, konuşan, duyan, yürüyen, gören, anlayan ve paylaşmayı bilen bir insanın yeryüzünde sahip olabileceği çok az şey kalmıştır…
Her doğan yeni güne ve her sabah sokağa attığı ilk adımına, bir doktor muayenehanesinin kapısından, şüpheleri dağıtmış olarak sevinçle çıkan birinin sevinciyle başlayan birisi ne strese ne depresyona ne de bilmem neye duçar olmaz…
...
Düşün
Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini...
Ya çare sizsiniz yada çaresizsiniz...
Öyle bir hayat yaşadım ki cenneti de gördüm cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden, kendimi bir sahnede buldum, Oynadım.
Öyle bir rol vermişlerdi ki okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum, bazen evimde, hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki söz ver kendine
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı biliyorsan düşmeyi de bileceksin,
Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredeceksin.
Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım.
Öyle değerliymiş ki zaman hep acele etmem bundan anladım.
NIETSZCHE
İşte bu ünlü müsteşrik (Nıetszche) yukarıdaki dizelerinde hayatın stabilize olmadığını, inişler ve çıkışların her zaman olabileceğini ne güzel anlatıyor…
Ruh sağlığını düzene sokmak, duyguları bastırmakla olmaz.
Ağlayın su yükselsin
Belki kurtulur gemi
Anne seccaden gelsin
Bize dua et emi…
N. F. KISAKÜREK
Artık tıp uzmanları ağlamanın bile fiziksel ve ruhsal sağlığımız açsından çok yararlı olduğunu belirtiyorlar. \'Ağlarsan açılırsın, rahatlarsın\' sözünü bir çok kişi işitmiştir…
Gizlenen ve paylaşılmayan sorunların büyümesi kaçınılmazdır. Sorunlar paylaşıldıkça azalır, stres kaynakları gizlenmemeli mutlaka sorunun çözümüne ilişkin tedbirler devreye sokulmalıdır.
Hacı Bektaşi Veli, Her Ne Ararsan Kendinde Ara derken, bu beş kelimelik cümleyle ne kadar çok şey anlatıyor değil mi?