Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
  -Genel
  -PKK
  -Sol Terör Örgütleri
 
 

ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:
Yazarlarımız Önder AYTAÇ & Emre USLU´nun "Yalan: TSK, Başbakan, medya" yazısında da geçen "Yalancı Medya" ´nın varlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ve bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları değil.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunları yazıda belirtilenlerle sınırlandıramayız.

   Hayır böyle medya kuruluşları olduğunu düşünmüyorum.

   
 
Son Üyeler
stormlord
GÜRKAN
akademi17
Akademili
mustafa_bostanci2008
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Huzuru Arayan Bilim Üzerine-1

Aile İçi Şiddet

Kapkaçın Hukuksal Ve Toplumsal Boyutu

 

  Askerin ve polisin Yetkisini Artırmakla PKK Biter mi? Yazdır 
 Yazar: Murat DAĞLAR 09.10.2008  
  Askerin ve polisin Yetkisini Artırmakla PKK Biter mi?


Son hafta içinde iki büyük acıyı hep beraber yaşadık. Acının birisi Aktütün Karakolundan diğeri ise Diyarbakır’dan geldi. Aktütün’deki saldırıda 17 asker, Diyarbakır’daki servis saldırısında ise 6 polisimizi şehit verdik. İçimiz kan ağlıyor. Ne söylesek boş. Geride kalan dul eşler, yetim çocuklar, evladını yitirmiş analar babalar, kardeşler. Hiçkırıklar boğazlarda düğümleniyor.

Bu olayda ki tepkiler 12 askerimizi şehit veridiğimiz, 21 Ekim 2007 deki Dağlıca baskınına verilen tepkilere beziyor. O günlerde de bir kısım insanımız saldırının ardından “Daha ne duruyoruz Kuzey Irak’a girip hepsini temizleyelim.” “Güneydoğu’da olağanüstü hal ilan edelim.” “Askerin ve Polisin yetkilerini artıralım.” gibi çözüm önerilerini sunmuşlardı.

 Yaşanan durum her nekadar içler açısı olsa da bu durum hiç kimseyi duygusal, günü birlik ve etkinlikten uzak terörle mücadele yöntemlerine meylettirmemelidir.

Ne yani Kuzey Irak’a girince PKK’yi bitirebilecekmiyiz? veya varsayalım oradakileri temizledik, onların yerine dağa çıkmayı bekleyenleri ne yapacağız? Olağanüstü hal ilan etmek ülkemize mi yarar yoksa, PKK’ya mı? Tüm askerin ve polisin şu anki yetkilerinin üzerine birde hakimlik ve savcılık yetkilerini de verdiğimizi varsayalım. Asker ve polis bu olağanüstü yetkilerle PKK’yi bitirebilecek mi? Bu yetkileri vermekle sorun çözülmüş mü olacak?

Askerin ve Polisin PKK’yi bitirebilmesi sadece koskoca bir hayal. Demiyorum ki PKK bitmez. Elbette biter. Ancak sadece polisle ve askerle olmayacağı aşikar. Polisin ve askerin yetkisini artırmakla halledilecek bir mesele değil bu. Bunu 25 yıldan bu yana çoktan anlamış olmamız gerekirdi aslında.

Mesele dağdaki teröristleri öldürüp yok etmekten geçseydi simdiye kadar PKK çoktan bitmişti. Neden mi? Bunu hemen ispat edeyim.Mücadelenin başladığı 1984’den bu yana 32,000 terörist öldürüldü. Yaşanan terör olaylarında 5660 sivil hayatını kaybetti ve 6481 şehidimiz var. Şu an Tükiye içinde ve ve dışında eli silahlı kaç PKK’li var? 5.000 civarında.

Peki bu sayılar ne anlama geliyor? Şu anlama geliyor.32.000/5.000= 6.4 Yani, 1984 den buyana öldürülen PKK’li sayısını (32.000) şu an dağlardaki toplam PKK’li sayısına (5.000) bölerseniz, askerin ve polisin yaklaşık yirmibeş yılda PKK’lıları öldürerek tam 6.4 defa bitirmiş olduğumuzu göreceksiniz. Öldürülen 32.000 terörist sayına yakalayıp hapse tıktıklarımız dahil değil.Yani, bir çok şehitde versekte askeri ve polisiye anlamda başarılı olmuşuz.

Asker ve polis elindeki yetkilerle PKK’yı tam 6 defa bitirmiş. Şimdi kalkmışız “askerin  ve polisin PKK ile mücadelede eli kolu bağlı, yeterince yetkisi yok.” gibi sözler ediyoruz. Güvenlik güçlerinin eli kolu bağlı olsaydı, yeterli yetkisi olmasaydı bugüne kadar PKK’yi tam altı defa bitirebilirmiydi? Son yaşadığımız terör saldırılarında polisimizin ve askerimizin elinde hangi yetki eksikti?

Nitekim konun uzmanları da aynı şeyleri söylüyorlar.  Uluslararası Güvenlik Terörizm ve Etkin Çatışmalar Merkezi Başkanı Doç. Dr. İhsan Bal, terörle mücadelede yasal açdan boşluk bulunmadığını belirtiyor. Ayni sekilde Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu'nu hazırlayan akademisyenlerden Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahri Öztürk, terörle mücadele için yasalarda eksiklik bulunmadığını belirtiyor.Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Şentop da, "OHAL olsa son olay yaşanmayacak mıydı?" diye soruyor. Yetkiler artırılmış olsaydı bu olay olmayacak mıydı? OHAL varken de benzer hadiseler yaşandı. Sorun kanunlarda değil." diyor. Güvenlik uzmanı Önder Aytaç’da, mevcut yasaların yeterli olduğunu kaydediyor.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Başkanı Doç.Dr. Sedat Laçiner de konu hakkindaki görüşlerini şöyle açıklıyor; “Düne kadar işkence güvenlik güçlerinin kullandığı önemli bir araçtı. Bu gerçeği en üst düzey yetkililer de kabul etmektedirler. Bugün istisna haline gelse de haklar kolay kazanılmıyor ve kimse bu haklarını bir çırpıda geri vermeye yanaşmıyor. Düşünce özgürlüğü ülkemizde hala önemli bir sorun. Siyasi nedenler insanların hayatları kararıyor.

Şu anda Türk insanı güvenlik ile özgürlükleri arasında kaldı. İnsan haklarının eski halini almasını istemiyor. Zaten ciddi sorunlar bulunan düşünce özgürlüğünün daha çok üniformalıların elinde olmasından korkuyor. İşkence, kötü muamele vb. insan hakları ihlallerinin terör bahane edilerek yeniden gündeme gelmesinden çekiniyor. Diğer taraftan tüm bu korkular güvenlik güçlerince anlaşılamıyor. Asker de, polis de “biz Türk halkına ne yaptık ki? Sadece onlar için canımızı tehlikeye attık” diyorlar. Oysa herkes kendi cephesinden bakıyor. Manzarayı bir bütün olarak görmüyor.”

 

Yeni Şafaktan Fehmi Koru ise “Ne olursa olsun, Türkiye, demokrasiden ve hukuk devleti olmaktan vazgeçip kendisini kuralsız bir ülke haline dönüştüremez. Teröre karşı mücadeleyi, bizden önce aynı sıkıntıları göğüslemek zorunda kalmış başka ülkeler gibi, demokrasi içerisinde yürütmek zorundayız. Hukukun kuralları rehberimiz, demokrasinin sunduğu imkânlar ise çaremiz olacaktır. 

Şundan emin olabiliriz: PKK terörü 12 Eylül askeri yönetiminin bölgede ve cezaevlerinde sürdürdüğü anti-demokratik uygulamaların doğrudan ürünüdür; demokrasinin kanallarının daha da açıldığı son yıllar ise PKK'yı çok büyük acze sürükledi. Bu gerçeği bugün en iyi görenlerin terörle mücadeleyi ülke adına yürütenler olduğunu da unutmayalım.” diyor.

Adalet Bakanımiz Mehmet Ali Şahin ise konu ile ilgili görüşlerini şöyle açıklıyor; “Türkiye özgürlük ve güvenlik arasında tercih yapmak durumunda değildir. Hem özgürlüğümüzü hem de güvenliğimizi birlikte değerlendirmek ve her ikisinden de geri adım atmamak mecburiyetindeyiz.”  

Demek ki sorunun çözümünü yanlış yerde arıyoruz. Genel Kurmay Başkanlığının en yetkili ağızlarının yaptığı açıklamalara kulak verelim. “1994’deki terörist sayısı ne ise,bugün de aynı, yani katılım devam ediyor. Katılım Türkiye içinden, Suriye-Irak-İran bandından ve Avrupa’daki Türkiye vatandaşlarından. İşte bunu durdurmak için sosyal, ekonomik, kültürel, psikolojik tedbirlere de ihtiyaç var diyoruz.”

Öyleyse meselenin çözümü güneydoğulu gençlerin dağa çıkmasının önüne geçecek tedbirlere yoğunlaşmaktan geçiyor.

Sonuç olarak;

1-     Güvenlik güçlerinin 25 yılda PKK’yi tam altı defa bitirmesi ellerinde yetki eksikliği olmadığını gösteriyor.

2-     Askeri ve polisiye mücadele mutlaka devam etmeli. Ancak, PKK ile mücadele ki başarımızı sadece öldürdüğümüz ve hapse attıgımız terrorist sayısıyla ölçmenin pek doğru bir yaklaşım olmadığı açık.

3-     PKK ile mücadelemizdeki en önemli şey, güneydoğu insanının devletin ve milletin yanında yer almasını sağlayacak reform programlarının cesurca hayata geçirilmesidir.

4-     İnsanlarımizın dağa çıkmasına engel olmak, dağa çıktıktan sonra mücadele etmekten çok daha önemli bir başarı göstergedir.

 

Murat DAĞLAR

muratdaglar1974@yahoo.com

 

 
 Yazar: Murat DAĞLAR 09.10.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  Akgün Bahali
 
Yorum: 
 
İsim:  ismet
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR PKK Neden Kürtçe TRT´den Rahatsız
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Kürdistan Kurulursa Batı´daki Kürtler Dönecek Mi?
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN "Yaşasın Kötülük" Platformu
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Yalan: TSK, Başbakan, medya
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.