Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
  -Güncel
  -Meslek İçi
  -Önleyici Polislik
  -Polis Eğitimi
  -Toplum Destekli Polis
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:
Yazarlarımız Önder AYTAÇ & Emre USLU´nun "Yalan: TSK, Başbakan, medya" yazısında da geçen "Yalancı Medya" ´nın varlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ve bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları değil.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunları yazıda belirtilenlerle sınırlandıramayız.

   Hayır böyle medya kuruluşları olduğunu düşünmüyorum.

   
 
Son Üyeler
stormlord
GÜRKAN
akademi17
Akademili
mustafa_bostanci2008
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Huzuru Arayan Bilim Üzerine-1

Aile İçi Şiddet

Kapkaçın Hukuksal Ve Toplumsal Boyutu

 

  Yaşamdaki Gerçek Değerler Yazdır 
 Yazar: MİSYON KORUMA 22.09.2008  
      Yaşamdaki Gerçek Değerler

 

Sevgili Dostum,

 

Sana biraz da (....) misyonunun anlatılmayan yönlerinden bahsedeyim. Maalesef para o bir zamanlar çok meşhur dizide de söylendiği gibi bizi bozuyor. Ve maalesef insan, iki apartman dolusu dairesi olsa üçüncüsünü almanın yollarını arıyor. Ve bunun için benliğinden de izzetinden de ve çok ali tuttuğu makam mensup kaynaklanan onurundan da vazgeçebiliyor.

 

Yani gerçekte görev anlamında rütbesiz oluyor.. Benim gibi çalıştığı yerde mahkumların transferini yapıyorsa adamın ayakkabılarını çıkarıncaya kadar aramak da dahil tuvalete bile götürüyoruz ve bunu yapan hiç bir amirin lanet ettiğini görmedim.

 

Buraya geleli 7 ay oldu. Maaşımız 3 katına çıktı, Türkiye'dekiyle birlikte neredeyse 3000 euro ama yaşadığımız hayata bakarsan Türkiye'deki eski hayatımdan hiç farkı yok. Amacı sadece para biriktirmek olan insanların bir araya geldiği bir topluluk düşün işte. Bu yüzden birbirimizi neredeyse cepten bile aramıyoruz (sms atıyoruz) çünkü cepten konuşmak her ay en fazla 10 euro !! mal oluyor. Birbirimize yemek ısmarlamıyoruz çünkü öğle arası herkes evine gidiyor, gitmesen ve 4 kişi bir yerde yemek yesek inan bu da en fazla 10 euro tutuyor. Ama hedeflerimiz açısından bunları uygulamak ve uymak zorundayız. Çay mı? O da büyük bir bardak içersek 50 cent onu da ısmarlamak bile çok zor, zira 4 kişi içsek 2 euro yapıyor ki burada 1 EURO'lar bile alt alta koyup topladığın zaman sene sonunda ciddi rakamlara ulaşıyormuş. Bu tespit de bizden önce misyon yapan bir arkadaşa ait.

Ayrıca burada daha başka her türlü fedakarlığa katlanıyoruz: Türkiye'de yapmadığımız, mesela UN bize toplam 70 - 80 gün izin veriyor. Bir sene de ama biz iki bayramı da ailemizle burada gurbet ellerde geçirme fedakarlığına katlanıyoruz. Ne yaparsın her şey para için.(sözlerim cidden paraya ihtiyaca olanlar müstesnadır) işin garibi misyonun başında uyguladığımız birbirine bir şeyler ısmarlama kabiliyetini de neredeyse tamamen kaybetmek üzereyiz. Gerçi kimsenin kimseye de bir şeyler ısmarlama yükümlülüğü yok ki.

 

Peki sadece biz mi öyleyiz? Tabi ki değil. Buradaki herkes aynı ama bu zaten batının kültürü. Herkesin kendi hayatını yaşadığı bir dünyanın insanı onlar. Bu nedenle en güzeli bir şeyler yeyip içmeye giderken yanına alacağın en iyi arkadaş bir batılı çünkü hesabı ödemek üzere kasaya gelince hemen cebinden 50 centini çıkartıp, kendi çayının parasını ödüyor bencil adamlar. Kalsın ben öderim deyince de ok çekip oturuyor yerine ama korkarım biz burada batılılara baya uyum sağladık.

 

1. Misyonun sonuna yaklaştığımız şu günlerde ise en önemli konu uzatma acaba bir 6 ay daha uzatma alabilir miyiz? Çok önemli mazereti olanlar haricinde uzatma talebinde bulunmayana rastlamadım. Ve bunun sonu yok. Örneğin adam iki senedir burada. Eşi ve çocukları Türkiye'de, bir 6 ay uzatmanın üstüne 2 tanede 3 ay uzatma almış. Ama geçenlerde bir mecliste sohbet ederken "Bundan sonra misyonu biten gidiyormuş, kimseye uzatma vermeyeceklermiş" sözünü duyduğunda adamın suratının halini görmeliydin. Ve utanmadan şunu söyledi: "6 ay daha uzatma versinler Kornişinizin (misyonun genel müdürü) kapısında beklemeye razıyım diye bir espri yaptı akli sıra. Ama o şakanın altında kocaman bir gerçek yatıyordu o adamın hala farkında olmadığı. Gerçek şu ki: Para bizi bozuyor... İşin daha ilginç tarafı bu para kazanma konusunda ve bu konuda her türlü fedakarlığa katlanma konusunda eşlerin yani bayanların gösterdiği akıl almaz sabır ve hoşgörü.

 

Normal şartlar altında bir kadın eşini, değil bir hafta hafta sonları bile il dışı göreve gönderirken isyan eden şikayet edenlerin yanında burada 2 sene eşlerinden ayrı kalanları görünce para konusunda bayanların göstermiş olduğu sabrı, sebatı, fedakarlığı anlamakta hayli zorlanıyorum.

 

Bana gelince; benim gibi hayatinin hiçbir döneminde ev sahibi olmayı düşünmemiş tek derdi daha güzel bir arabaya binmek olan birisi için ise bu durum hepten içinden çıkılmaz bir hal alıyor. 6 ay uzatma benim neyime diyorum. Alsam. Parası daa, burada dostlardan ayrı geçirdiğim extra 6 ayda bana zehir olacak. Ev alamayacağım çünkü bir insanın ev almak için borca girip altındaki 4 tekeri olan bir arabası olmadan yaşaması kadar saçma bir şey yok bence. Maalesef misyondan gelenlerin çoğunda bunu gördüm. Gittiler para kazandılar, döndüler. Gitmeden öncekinden daha fakir bir hayat yaşadılar. Borç içinde yüzdükleri için de tek dertleri en kısa zamanda 2. bir misyona gitmek oluyor. Neticede ne mi oluyor? Kısırdöngü kaldığı yerden devam ediyor. Allahım yoksa bende mi öyle olacağım? Neticede bütün parayı arabaya yatırmam ahmaklık, ev almam imansız. Arabadan arta kalan para başa bela. Çık çıkabilirsen işin içinden... Bütün bunları neden sana yazıyorum. Herhalde biraz doluyum ve paylaşacak birisini aradım. İkincisi sen çevresi geniş adamsın mutlaka sağında solunda anlatacağın birileri vardır. Onlara bunlardan bahset ki bu Kısır Döngüyü kırsınlar, girmesinler. Kaş yapalım derken göz çıkarmasınlar. Buralara gelip para kazanmak deniz suyu içmek gibi bir şey. Susuzluğum geçecek diye içiyorsun içtikçe daha çok susuyorsun. Onun için nerede duracağını bilmek çok zor.

 

İşin doğrusu sizleri, dostları, tanıdıkları, Ankara'yı öyle çok özledim ki bu zehir zemberek gerçekleri yazmadan özlemimi dile getirecektim ama artık yazmış bulunduk. Neyse ki geçenlerde bu özlemim size ve Ankara'ya olan özlemim hasretim geçenlerde aldığım bir haberle bir nebze olsun azaldı.

 

Misyona gelirken Ankara'ya dönmemek üzere gelmiştim. Bunu bana ne kadar ağır geldiğini ilk başta ben de anlamamıştım ama burada halden anlamayan, dilden anlamayan, duygu ve düşüncede birliği sağlayamadığım insanları gördükçe size olan hasretim biraz daha arttı alevlendi içimi çepeçevre sardı. Meğer insanin sevdiklerinden ayrılıp kendisini sevmeyen, sevemeyen insanlarla yaşaması ne kadar zormuş.

 

O yüzden sizleri ne kadar özlediğimi şimdilerde daha iyi anlıyorum. Her biriniz gözümde tutuyorsunuz. Bir araca dolup gece yarısı çorba içmeye Çankaya'ya gündüz çay içmeye bilmem nereye, hafta sonu da et yemeye Bolu'ya gittiğimiz günler... Hey gidi günler!!. Hepsi birer birer gözümde tüten günler. Bütün hatıraları bir arabada geçmiş bir insan olarak şöyle "Allah aşkına, ben arabasız nasıl yaşarım".

Belki yazacak çok şey vardı ama ilham üveyikleri kaçtı. Bana da yazıya son vermek düştü. Kaçış sebebine gelince basit: Kendimden bahsettim de ondan. Bir de ben kaçsam buralardan.

Hasretle öperim…

 

 
 Yazar: MİSYON KORUMA 22.09.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  Tarafsiz
 
Yorum: 
 
İsim:  AKILLI YÜREK
 
Yorum: 
 
İsim:  MİSYON-ER
 
Yorum: 
 
İsim:  Yorumlar -5
 
Yorum: 
 
İsim:  Yorumlar -4
 
Yorum: 
 
İsim:  Yorumlar -3
 
Yorum: 
 
İsim:  Yorumlar -2
 
Yorum: 
 
İsim:  Yorumlar -1
 
Yorum: 
 
İsim:  KOSOVADAN
 
Yorum: 
 
İsim:  Katılmıyorum...
 
Yorum: 
1 2 ...   Sonraki Sayfa   En Son Sayfa 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR PKK Neden Kürtçe TRT´den Rahatsız
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Kürdistan Kurulursa Batı´daki Kürtler Dönecek Mi?
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN "Yaşasın Kötülük" Platformu
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Yalan: TSK, Başbakan, medya
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.