AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
  -Çeviriler
  -Duyuru
  -Güncel
  -İstihbarat
  -Kitap İncelemesi
  -Suikastlar
  -Yorum
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Son günlerde güvenlik güçlerine karşı yapılan saldırılarda ne amaçlanıyor?
   Ordumuz Kuzey Irak'ta pusuya çekilmek isteniyor
   Teskerenin onaylanmasına tepki olarak saldırılar yapılıyor
   Ergenekon operasyonuna tepki olarak gerçekleştiriliyor
   Güvenlik güçlerininin zaafiyet içerisinde olduğu gösterilmek amaçlanıyor
   
 
Son Üyeler
mrguardian
selcukokmen
enginakman
mustafa
ekonyar
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Dursun Öldü; Yaşasın Temel, Yaşasın İdrüs!

Bir Bağımlının Günlüğünden

´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı

 

  Ergenekoncu polisler Susurlukçu askerler ya da tersi Yazdır 
 Yazar: Önder AYTAÇ 18.08.2008  
      Ergenekoncu polisler Susurlukçu askerler ya da tersi

Enis Berberoğlu sonunda o soruyu sordu: “Ergenekon iddianamesinde neden hiç polis yok.” Amaç kıymık atmak değilse son derece yerinde bir soru. Yalnız bu soruyu kanımızca Susurluk’tan başlayarak açmak gerekiyor.


Berberoğlu’nun da içinde bulunduğu medyanın Susurluk kazasındaki tavrını, cesurca duyguların ifade edilmesi olarak nitelendirebiliriz. Ama o günleri yeniden hatırladığımızda şunları da düşünmeden yapamıyoruz. O süreçte Berberoğlu gibi yazarlardan bir tanesi bile çıkıp; “Susurluk’ta neden hiç asker yok” sorusunu sor(a)madı. Belleklerimizi tazeleyelim isterseniz, askerlerin işin içinde olup/olmadığının gündemde yer alması, Hanefi Avcı’nın yaptığı açıklamaların sonrasında oldu. Zaten ondan sonra da, Susurluk’un üstüne kahramanca giden medyamız da, ‘süt dökmüş kedi’ gibi kuyruğunu kısıp, Susurluk haberlerini tedavülden kaldırmaya başladı. İnanmayan için arşiv ortada.


İşte o günlerde sorulmayan “Susurluk’ta neden hiç asker yok” sorusu, bugün sorulan “Ergenekon’da neden polis yok” sorusunun da gecikmiş bir cevabı aslında. Bir diğer anlatımla; Ergenekon örgütünün görülen temel amacı, aslında bir darbe ile seçilmiş iktidarı koltuğundan uzaklaştırmak. Bunu yapamaya çalışanlar kim? Emekli ve/veya muvazzaf askerler. Bu yapılanmanın önde görünen figürü kim? Veli Küçük. İşte medyanın Susurluk kazasından sonra sorması gereken soruyu sor(a)mayıp “askeri Susurluk’un içine bilerek çekiyorlar” kaygısıyla üstünü örttüğü o yapı, Medya’nın Susurluk’taki sessizliğinden ve hatta yandaşlığından cesaret alarak ‘post-modern’ “darbe” tezgâhlamaya’ kalkıyordu.


Şimdi de soruyu 2008 Türkiyesi’ne getirelim ve ‘Ergenekon örgütünün polis ayağındakilerin, Susurluk tecrübesinden sonra aynı pervasızlıkla hareket edeceğini bekleyebilir miyiz’ diye soralım. Kanımızca bu soruya bir soru daha eklenmesi gerekiyor: 2008 yılı medyasının da, 1997’lerin homojenleştirilmiş tek tipçi medyası gibi bir yapısı olsaydı, bir diğer ifade ile bugünün çoğulcu medya yapısı olmasaydı, iş yalnızca Berberoğlu’nun yazdığı gazete ve gruba kalsaydı, acaba Ergenekon’un bu kadar ayrıntısına vakıf olabilecek miydik?..


Ergenekoncu polislerin neden ortada görünmediği konusunda birkaç hatırlatma yapmak gerekiyor. Hatırlayın, Şemdinli olayında arabasına ve ajandasına el konan çavuşun ajandasından çıkan notta polise ilişkin bir karar –bir not- vardı: “polisle konuşulmayacak, halısaha maçı bile yapılmayacak.” Alın size bir diğer hatırlatma daha: Atabeyler çetesinin elemanları –ki savcının iddianamesine göre amaçları Ergenekon’unki ile örtüşüyordu, yani “hükümete karşı darbe hazırlığı”- Merzifon ve Çorum’da bulundan emniyet müdürleri ile amaçları doğrultusunda irtibat kurmaya çalışmışlardı. Polis ise Merzifon’da internet kafeden yazıldığı belirlenen ihbar e-postasına dayanarak operasyon yapmıştı. Şimdi bir hatırlatma daha: Ergenekon operasyonunun ayak sesleri niteliğindeki ilk operasyon Küre operasyonuydu. Kamuoyunun “Sauna operasyonu” olarak bildiği malum operasyon. Orada tutuklanan iki emniyetçi vardı. Biri Emniyet eski Genel Müdür Vekili, diğeri ise komiserlikten atılan eski bir emniyetçi. Komiserlikten atılan o kişinin emniyetten ayrılış nedeni, adını Ergenekon iddianamesinde sıkça duyduğumuz Ercüment Yılmaz’ın öldürülmesine ilişkin dosyanın bir kopyasını Ayhan Parlak’a vermesiydi. Dosya tesadüfen durdurulan Ayhan Parlak’ın aracında bulunduğunda, iç soruşturmayı derinleştiren polis, dosyanın o komiser tarafından Ayhan Parlak’a verildiğini belirleyip, bu şahısın Emniyet ile ilişiğini kesti.


Ayhan Parlak Doğuş Factoring’in CEO’suydu. Ercüment Yılmaz’ın da kayınbiraderi. Danıştay saldırganı Alparslan Arslan Doğuş Factoring’in avukatıydı. Parlak’ın, Alparslan Arslan’ı 56 defa, Ergenekon tutuklusu emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’i 63 defa, Veli Küçük’ü üç defa, Doğu Perinçek’i bir defa aradığı da gene resmî devlet evraklarının içinde yazıldı. Sauna çetesinde en üst rütbeli kişinin de emekli Emniyet Genel Müdürü Vekili olduğu kayıtlara geçti. Hatta onun çok yakını ve personelden sorumlu en üst düzey göreve aynı diğeri gibi gelen bir diğer emniyet yetkilisi de, Abdülkadir Aksu, Osman Güneş ve Beşir Atalay dönemlerinde de bu görevini yaş haddinden emekli olana kadar, ‘Allah’, ‘peygamber’, ‘maşallah’, ‘bareketallah’, ‘elhamdülillah’, takiyeleri ile sürdürdü ve ortalıkta dolaşan listelerin de mimarı oldu.


Biz Susurluk’ta ‘bir kısım medyanın’ içine düştüğü duruma düşmemek için Ergenekon ile irtibatı olan ne kadar polis varsa araştırılıp ortaya çıkarılmasına yardımcı olacağız. Bunun için de Sauna’da radara takılan emekli emniyet müdürünün, bizzat kritik görevlere atadığı kişilerin, halen bu görevlerde olup olmadığına bakılmasını öneriyoruz. Sauna operasyonu, Atabeyler çetesi ve diğer devlet olanaklarını arkasına alan organize suç örgütleri ile Ergenekon’un ilişkisi de araştırılsın diyoruz. Bunu savcının yapmasına da gerek yok. Medya karartma yapmadan, sarı-beyaz zarf numaraları çekmeden, bu operasyonlarda ortaya çıkan bilgiler ile Ergenekon’daki bilgileri karşılaştırmaya başlasın bakalım o zaman neler görülecek. Sonra da ‘Fabrikatör’ün ‘karanlık’ dergisine, kendi iktidarları için iftiranameler gönderen, onlarla ilişkili olan polislere gelsin sıra. Sonra “yok öyle değil de şöyleydi. Yok, aslında burada durum böyleydi” kıvırtmasına, mızıkçılığına da hiç gerek yok. Var mı bu konuda cesaretiniz?


Biz, bizim kapımızın önü olan ‘Emniyet Sokağı’ ile ilgili 20 yıllık hocalık birikimimizi de işin içine katarak, elimizde süpürge ile dolaşıyor ve pislikleri gelin birlikte temizleyelim diyoruz.


Var mısınız?

 
 Yazar: Önder AYTAÇ 18.08.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  hey adalet
 
Yorum: 
 
İsim:  UMARIM..
 
Yorum: 
 
İsim:  fatihkemal
 
Yorum: 
 
İsim:  el feneri
 
Yorum: 
 
İsim:  YORUMSEVER
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by SucveCeza Ekibi © 2007  Her Hakkı Saklıdır.

Sitemiz hiçbir kurum veya kuruluşun resmi sitesi değildir.
Sitemizde yazılan yazılar hiçbir kurum veya kuruluşun genel görüşü veya politikası olarak sunulamaz.