AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
  -Çeviriler
  -Duyuru
  -Güncel
  -İstihbarat
  -Kitap İncelemesi
  -Suikastlar
  -Yorum
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Son günlerde güvenlik güçlerine karşı yapılan saldırılarda ne amaçlanıyor?
   Ordumuz Kuzey Irak'ta pusuya çekilmek isteniyor
   Teskerenin onaylanmasına tepki olarak saldırılar yapılıyor
   Ergenekon operasyonuna tepki olarak gerçekleştiriliyor
   Güvenlik güçlerininin zaafiyet içerisinde olduğu gösterilmek amaçlanıyor
   
 
Son Üyeler
mrguardian
selcukokmen
enginakman
mustafa
ekonyar
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Dursun Öldü; Yaşasın Temel, Yaşasın İdrüs!

Bir Bağımlının Günlüğünden

´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı

 

  Demokrasi ve Statik İdeolojiler Yazdır 
 Yazar: Murat DAĞLAR 11.08.2008  
      Demokrasi ve Statik İdeolojiler

Gerek toplum gerekse devletle ilgili problemlerimize çözümler bulmak istiyorsak, ilk olarak bu problemlerin önceliklerini ve ardından makul çözüm yollarını ortak akıl ile belirlememiz gerekiyor. Problemlerin ve önceliklerin ortak akıl ile tesbit edilmemesi ülkeyi kişisel, kurumsal ve zümresel önceliklerin çatıştığı bir kaos ortamına dönüştürmektedir.

 

Herkesin malumu olduğu üzere, günümüz dünyasının en modern yönetim şekli olan demokrasiler esasen ortak akıl prensibi ile hareket etmektedir.Yani demokrasilerde çoğunluğun dediği olur, azınlığın ise hakları muhafaza altında tutulur. Bu sistemin temel prensibi; ülkenin, tepeden inme kişiler ve zümreler tarafından değil, toplumu oluşturan fertlerin çoğunluğu ile seçilen hükümetler tarafından yönetilmesidir. Yani, toplum kendine en faideli olacak, ülke problemlerine en iyi çözümü bulabileceğine inandığı partiyi seçer ve o partinin icraatlarını daima izleyerek onu denetler. Şayet toplum iktidar paritisinin icaatlarından memnun olmazsa tekrar o partiyi yönetime getirmeyerek cezalandırır.

 

Maalesef ülkemizin giderek polarize olmasıda işte tam bu noktada başlamaktadır. Felsefelerinin ve ideolojilerinin maşeri vicdanda kabul görmeyeceğini gayet iyi idrak etmiş, bazı marjinal kesimler demokrasiden ümitlerini kesmiş durumdalar.

 

Peki bu insanlar neden demokrasiden ümitlerini kesmiş durumdalar? Niçin demokrasi dışı yollara tevessül ediyorlar?

 

Tabiki böyle komplike bir sorunun tek bir cevabı olmayacağı hepimizin malumudur. Ancak, bazı kesimlerin demokrasiden tamamen ümitlerini kesmelerinin en önemli sebebi, “statik ideolojilerin körlüğünden kaynaklanan vizyonsuzluk”dur.

 

Nedir statik idolojilerin körlüğünden kaynaklanan vizyonsuzluk? Esasen daha güzel bir hayata ulaşmanın dinamiği olması gereken ideolojilerin statikleşip birer doğma haline gelerek, değişen dünyaya ayak uyduramaması ve böylece bırakın geleceğe, günümüz gerçeklerine bile fokus olamaması durumudur. Statik ideoloji sahipleri, ideolojilerinin toplumun genelini mutlu ve müreffeh edip etmediği ile değil, bu ideolojinin temsil ettiği yaşam tarzının toplum içerisinde hakim olup olmadığı ile ilgilenirler. Yani, statik ideolojiyi benimseyenler onun mutlak doğruluğuna inanmışlardır. Dünya ve toplum ne kadar değişirse değişsin onların ideolojilerinde zerre kadar yenilenme olmaz. Sanıyorum aşağıdaki statik ideoloji sahibi grupların özelliklerini anlatan paragraflar konuyu daha anlaşılır hale getirecektir.

 

Bu tür statik bir ideolojiye sahip kişiler için insanların kendi ideolojilerini kabul etmesi her türlü toplumsal önceliğin önündedir.Kendileri gibi düşünmeyen ve yaşamayan kişiler ülke için büyük tehlike arzetmektedir. Dolayısıyla, ülkenin geri kalmış olması, modern dünyayı yakalayamamış olması, ülkede yaşayan insanların açlık çekmesi veya birbirlerini öldürüyor olmaları hiç önemli değildir. Önemli olan, onların doğruluğunun her zamana hitap ettiğini sandıkları statik ideolojilerinin ve yaşam tarzlarının hakim hale gelmesidir.

 

Yine statik ideoloji sahipleri, ülkenin %90 nının ortaklaşa aldığı bir kararı kabullenmeyip, kararı alanları cahillikle ve aptallıkla suçlayabilirler. Çünkü statik ideoloji sahiplerine göre kendi doğruları tartışılmazdır. Kendi doğruları tartışılmaz olunca tabiki toplumun çoğunluğuda bu gerçeği göremeyen koyun genli cahillerden oluşan bir sürü halini almaktadır.

 

İyi işleyen demokrasiler, statik idelojilerin en can alıcı düşmanıdır. Çünkü, gerçek demokrasiler statik ideolojileri toplum nazarında marjinalize etmektedir. Toplum nazarında marjinalleştiklerini gören statik ideoloji sahipleri her geçen gün doğmalarını tehdit eden demokrasileri bertaraf etme hayaliyle yaşamaya başlarlar. Bu psikoloji içerisinde toplumun belirlediği tüm öncelikleri küçümseme, aşağılama, hiçe sayma tavırları iyice ön plana çıkmaya başlar. Ancak, sergiledikleri bu histerik yaklaşımın doğmalarını iyice hırpaladığını anlayamazlar.

 

Statik ideoloji sahipleri, farklılıklar içinde dostça yaşanılabileceğine inanmadıkları için, akla gelebilecek her türlü gücü, başkalarını “kendileştirme” amacıyla kullanırlar. Kendileri gibi gibi bakmayan, kendileri gibi duymayan, kendileri gibi yaşamayan ve hatta kendileri gibi düşünmeyen herkesi “ötekiler” olarak görürler. Ötekilerini kendileştirmede kullandıkları en bariz metod ise yasaklardır. İyi bir düşünce süzgeçinden geçirildiğinde, icra etmeye çalıştıkları yasakların tüm amacının kendi profillerinde tek tip insan yaratma sevdası olduğu hemen anlaşılır.

 

Bu gurupları en tehlikeli yapan şey ise, kendi inandıkları mutlak doğruları anlayaman toplumları (!), baskıyla bu doğrular etrafında toparlama sevdalarıdır. Doğruları ve kendileri için güzel olanı görme melekesini yitirmiş toplumu (!) gerekirse, baskıyla, tehditle, şiddetle, ve hatta terörle hizaya getirmek mübahtır.

 

Netice itibariyla, statik ideoloji sahiplerinin anlayamadığı en önemli temel prensip; dünyada değişmeyen tek şeyin değişim olduğu gerçeğidir. Değişmeyen ve statik kalan herşey bozulmaya, kokuşmaya, ve dışlanmaya mahkumdur. İnsanlık için en büyük tehlike ise çoğunluğu anlama empatisinden mahrum, güçlü ve mutlu azınlıkların statik ideolojileridir. Bu tehlikenin panzehiri ise demokrasi bilinci ve demokratik hakimiyettir.

 

Murat DAĞLAR

muratdaglar1974@yahoo.com

 

 
 Yazar: Murat DAĞLAR 11.08.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  kadın
 
Yorum: 
 
İsim:  naziler de demokrasiyi sevmezdi
 
Yorum: 
 
İsim:  Naziler de seçimle geldi.
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by SucveCeza Ekibi © 2007  Her Hakkı Saklıdır.

Sitemiz hiçbir kurum veya kuruluşun resmi sitesi değildir.
Sitemizde yazılan yazılar hiçbir kurum veya kuruluşun genel görüşü veya politikası olarak sunulamaz.