YAŞ kararlarında bir sürpriz yaşanmazsa Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt artık emekli oluyor. Büyükanıt’ın iki yılı gerçekten de çok tartışmalı geçti. İşte gelişinden gidişine kadarki süreç içerisinde Yaşar Büyükanıt’ın tezatlardan oluşan serencamı.
1. Göreve gelirken arsız ve amansız bir yıpratma kampanyası ile karşılaştı ve adına internet siteleri açılmasının yanında, gazetesini emrine verip sonsuz desteklerini bildiren genel yayın yönetmenleri de hep yanında oldu.
2. “Dedesinin mezarı İsrail’de” denilerek hayâsız iftiralara uğrarken “TSK yıpratılmak isteniyor” söylemiyle, ordu gücünü arkasına/ yanına alıp açıklamalar yapmasının/ yaptırmasının yanında, gazetesini emrine veren genel yayın yönetmenlerinin “En popüler Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, internette ‘Google’da hakkında çıkan 323 bin sonuçla Avrupa’daki meslektaşlarını büyük arayla geride bıraktı” (Sabah, 10 Ekim 2006) şeklindeki salaş yağcılıklara ses çıkarmadı. Aynı ‘embedded gazetecileri’ hep çevresinde tuttu ki onlar paşanın Türkiye gerçeğini okuyamamasına katkı sağladı...
3. ‘Kasımpaşa kabadayısına’ karşı ‘Eyüp şahini’ ilan edilmekten hiç gocunmadı...
4. Gelirken küreselci TESEV’e meydan okuyarak geldi, giderken ulusalcı paşaları mahpusta bırakıp gitti...
5. Gelirken ulusalcıların umuduydu, giderken küreselcilerin aktörü olarak gitti...
6. Emin Çölaşan’ın desteğiyle geldi, Fehmi Koru’nun desteğiyle gitti...
7. Verdiği beyanatlar hep tartışıldı ama tartışılmasını istediği olgular/ konular hep es geçildi.
8. ‘Özde laiklere’ destek vererek geldi, ‘sözde laiklere’ hediyeler vererek gitti...
9. “Her şey çok güzel olacak Ufuk’um” diyerek geldi, “Her şey güzel olmadı Paşam” sitemiyle ayrıldı...
10. “Yaşar Büyükanıt, nikotinden nefret etmeyi bir dinî vecibe haline getiren Amerikalılar’a bile sigara içmeyi ‘sevimli bir huy’ gibi göstermeyi başardı. Paşanın kişisel karizması ve sempatisi gerçekten de yadsınamaz bir durum. Görüştüğü Amerikalı yetkililerden etrafındaki askerî personele kadar herkes, bu rahat, esprili ve sevecen generale âşık... Yalnız TSK personeli ya da laik çevreler değil, elini sıkan herkes, Başbakan Erdoğan’dan Washington’daki Zaman muhabiri Ali Aslan’a kadar herkes paşanın büyüsüne kapılıyor” gibi haberlerden hoşlanmasına karşın, Taraf’ın Dağlıca haberlerinden hiç hoşlanmadı...
11. Gelirken güncele ilişkin soru sorulmazsa üzülürdü, giderken güncelle ilgili soru sorulunca üzüldü...
12.İnternetten muhtıra vermeye kalkmasına rağmen hükümetten uyarı alıp susmasını bilen bir komutan olarak gitti...
13. Taraf’tan hesap sormaya kalkmasına rağmen, Ahmet Altan’dan muhtıra yiyince sessizliği seçen bir komutandı.
14. Gelirken eleştiriye açık olduğunu deklare etti, giderken de yapılan her eleştiriye “ordu yıpratılmaya çalışılıyor” şeklinde açıklamalar yapan bir komutan olarak gitti (bu yazıya da benzer bir açıklama yapmaz artık diye temenni ediyoruz.)
15. Tartışılmayan ve üzerinde Hilmi Özkök’ten kalan sevimli imajı olan bir ordu devraldı, ordusunu tartışmaların ortasına koyan ve ‘Ergenekon’ tartışmaları içinde bırakan bir general oldu...
16. Gündüz medyada çıkan haberlere, gece yarısı e-açıklama tepkileri geliştirmesine karşın, verdiği hissi tepkilerinin etkileri de sorgulanmaya başlayan bir asker idi.
17. İçinde darbeci cuntaların olduğu bir yapıyı devralıp gelmesine rağmen, darbe günlüklerini yayınlayan Nokta dergisine üç nokta koymuş ve adeta darbe vurmuş bir komutan olarak gitti...
18. Genç subayların “hoşafın yağı eksik o zaman kazan kaldıralım” diyen yeniçeriler gibi ikide bir ‘rahatsız’ olduğu ve darbe istediği dönemde gelmesine karşın, Türkiye’nin her yerinde bütünüyle gerçek STK’lar şeklinde yapılanan ‘Genç Siviller’in darbe protestolarının olduğu bir dönemde gitti...
19. Yandaşları ve ona kayıtsız şartsız bağlı olanların gözünde ve gönlünde ‘İkinci Atatürk’ ilan edilerek gelmesine karşın, ‘spor yazarı’ olarak ve yalnızca Fenerbahçeliliği ile anılarak gitmesi istendi...
20. Her yeni gelen genelkurmay başkanında olduğu gibi, gelmesini isteyenler kalmasını istemiyorlar ve bir an önce gitmesini istiyorlar. Acı ama bir Türkiye gerçeği bağlamında da, gelmesini istemeyenler de gitmesini istemiyorlar...
Yaşar Bey güle güle!..