AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
  -Çeviriler
  -Duyuru
  -Güncel
  -İstihbarat
  -Kitap İncelemesi
  -Suikastlar
  -Yorum
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Son günlerde güvenlik güçlerine karşı yapılan saldırılarda ne amaçlanıyor?
   Ordumuz Kuzey Irak'ta pusuya çekilmek isteniyor
   Teskerenin onaylanmasına tepki olarak saldırılar yapılıyor
   Ergenekon operasyonuna tepki olarak gerçekleştiriliyor
   Güvenlik güçlerininin zaafiyet içerisinde olduğu gösterilmek amaçlanıyor
   
 
Son Üyeler
mrguardian
selcukokmen
enginakman
mustafa
ekonyar
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Seri Cinayetlerin Psikolojik Sebepleri

İl Emniyet Müdürlerimizin Dikkatine !

Polis Amirlerinin Eğitimi ve Öneriler

 

  ABD Başkonsolosluğu Saldırısı Ve Medya Yazdır 
 Yazar: Süleyman ÖZEREN 15.07.2008  
  ABD Başkonsolosluğu Saldırısı Ve Medya

9 Temmuz 2008 tarihinde ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu önünde polis noktasına yapılan ve El Kaide bağlantılı olduğu sanılan terör eylemi ve bu olayın medya tarafından ele alınış şekli bize yine 15-20 Kasım 2003 ve geçen yıl Ankara Ulus’ta meydana gelen intihar saldırısı eylemlerinde medyanın takındığı tavrı hatırlattı.

    Ancak bu son eylemde medyanın olayları ele alış şekli, olayları analiz etme/ettirme şekli, olayla ilgili ses ve görüntüleri izleyiciye aktarma şekli hem yazılı hem de görsel medya açısından tekrar analiz edilmeye değerdir.

      Başkonsolosluk önündeki saldırıda 3 polis memuru şehit olurken teröristlerden üçü öldürülmüş ve bir kişi de olay yerinden araçla kaçmıştır. Olayda polisin gösterdiği fedakârlık ve kahramanlık aslında olası bir büyük saldırıyı önlediği gibi çok daha yüksek sayıda can kaybına da meydan vermemiştir.

     Olayın hemen sonrasında Emniyet yetkilileri ve İçişleri Bakanının olayla ilgili spekülasyonlara neden olabilecek, aceleyle söylenip panik havası oluşturabilecek demeçlerden özenle kaçınmaları ve yatıştırıcı ve dikkatli bir şekilde olayı ele almaları ülkemizde güvenlik birimlerimizin kat ettiği aşamayı göstermektedir.  Devletin en üst kademesinde bulunan devlet büyüklerinin olaya yaklaşımları da son derece yerinde olmuştur. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı ve Genel Kurmay Başkanının taziye mesajlarında Emniyet Teşkilatının kahramanlığını ve fedakârlığını ön plana çıkarırken topluma güven veren açıklamaları bu gibi olaylarda oluşabilecek ya da oluşturulmak istenen olumsuz psikolojiye karşı en uygun müdahale metodudur.

     Bunlar, bu üzücü olaydaki olumlu yanlar olmakla birlikte üzerinde dikkatle durulması gerekli olan bir konu da medyanın tavrı ve yaklaşımlarıdır.

     Medya, terör olaylarını ele alırken genellikle bilgiye ilk ulaşan ve bunu halkla paylaşma çabasında olan, bu çaba içerisinde de halkın dikkatini en üst düzeyde çekecek kan, vahşet ve dramatik sahneleri ön plana çıkaran bir yol izlemektedir.

     “En çok satan” ya da “en çok izlenen” olmanın temel hedef olması bazı durumlarda medyayı hata yapmaya zorlamaktadır.  İngiltere Başbakanlarından Margaret Thatcher’e atfedilen “Medya terörün oksijenidir” sözü malesef bir adım ilerisinde terör mü medyayı kullanıyor medya mı terörü? sorusunu gündeme getirebilmektedir. 

     Özel yaşamın gizliliği, kişinin vücut bütünlüğüne saygı, ulusal güvenlik, toplum güvenliği gibi konular bu nedenle çoğu zaman ikinci plana atılmakta ya da tamamen göz ardı edilebilmektedir.

    Medyanın Çarşamba günü meydana gelen terör saldırısını ele alış şekli ile ilgili olarak göze çarpan bazı yanlış uygulamalar şöyle özetlenebilir;


Bilgi ulaştırma/bilgi üretme telaşı:

    Bilgi ulaştırma telaşıyla terör saldırısı hakkında teyide gereksinim duymadan yanlış olabilecek bilgi kırıntıları, doğrulanmış bilgi havasında sunulmaktadır. Saldırıda şehit olan polislerin isimlerinin, ailelerine yetkililerce bilgi verilmeden aceleyle haberde okunması, saldırıyı düzenleyenlerden birinin Suriye uyruklu olduğu iddiası yapılan bir dizi yanlıştan sadece ikisidir ki özellikle birincisi en temel insani duyguların hiçe sayılması anlamına gelir. 

Kan, gözyaşı ve olayı dramatize etme çabası:

Terörün şiddet eylemleri üzerinden politik mesajlarını hedef kitlesine ulaştırmayı amaçlayan “propaganda” boyutu (Bal, 2006) göz ardı edilerek terör örgütünün vermeyi hedeflediği mesajı eylemin büyüklüğünün çok ötesinde abartarak sunmak aslında terör örgütlerinin amacına ister istemez hizmet etmektedir.

Medya dünkü olayı geçmişteki benzer terör saldırılarında olduğu gibi tüm yönlerini sakıncalı olabilecek yönlerini göz ardı ederek sunmuştur. Örneğin, yaralı polis memuruna kalp masajı yaparak geri döndürmeye çalışan sağlık görevlileri görüntüsü birçok yönden ele alınmalıdır. Can çekişen polis görüntüsünün yüzlerce defa ekrana getirilmesinin mantıklı bir izahı zordur. Öncelikle bu, o kişiye karşı ve onun şahsında kişinin yakınlarına ve meslektaşlarına saygısızlıktır. Düşünün ki o polis memurunun ailesi ve yakınları dün, bugün, yarın ve belki de bu konu her gündeme geldiğinde, o görüntü ekrana ve gazetelere taşındığında bu acıyı tekrar tekrar yaşayacak ve belki de yaşamları boyu bu travmayı üzerlerinden atamayacaklardır.

 

Güvenlik birimlerinin moral ve motivasyonunu olumsuz etkileme:

Meslektaşını kaybetmek özellikle polis ve askerler arasında ayrı bir anlam taşımaktadır. Meslek kültüründen dolayı birlik ve beraberlik, birlikte sevinme ve birlikte üzülmenin daha farklı ve yoğun yaşandığı bu tür kurumlarda görevden kaynaklanan kayıplar, diğer meslektaşlar üzerinde daha farklı duygular ve izler bırakabilir. Meslektaşlarının can verirken çekilen ve pervasız bir tavırla sürekli olarak ekrana taşınan görüntüsü polisler üzerinde de olumsuz motivasyon ve moral bozukluğuna neden olacaktır. Eylemin psikolojik kapitalini de sürekli olarak polis ve toplum aleyhine artıracak olan bu tavır, aslında terör örgütlerinin artı hanesine yazılacaktır.

 

Korku ve gerilimi sürdürme çabası:

Olay anlatırken anlamsız replikler ve canlandırmalarla korku ve paniği yeniden yaşatma gayreti ve bu sayede izlenme oranını yükseltme medya için fayda getiriyor gibi görülse de toplumsal fayda düşünüldüğünde bunun ne kadar sakıncalı olduğu ortadadır.

 

Güvenlik birimlerini töhmet altında bırakma:

Medya bu olayda bir yeniliğe daha imza atmış ve olay yerine ilk ulaşan sağlık ekibini telaşla televizyona çıkararak ne kadar hızlı ve diğerlerinden önde olduğunu ispata çalışmıştır.  Bu yanlışa başka yanlışlar da eklenmiştir. Olay yerine sağlık ekibinin 1 dakikada ulaşmış olması bir başarı olarak anlatılırken bu, polisi eleştirmek için araç olarak kullanılmıştır. Ancak bir terör saldırısında üç mensubunu kaybetmiş bir teşkilatın özellikle bu yöntemle ve acelecilikle eleştirilmesi yarardan çok zarara neden olmaktadır. Sanki polis, meslektaşlarının yardımına koşmamış gibi bir hava yaratmak toplum vicdanını yaralayacaktır.

 

Olayı başka soruşturmalarla ilişkilendirme çabası:

Bugüne kadar medyanın terör eylemleri ya da toplumda infial uyandıran olayları ele alışında eleştirilen konulardan farklı bir yön de bu olay sonrasında ön plana çıkmıştır. Bazı basın ve yayın organlarında, bu olayda üç şehidin verilmesi ve polis zafiyetinin (!) olmasının temel nedeni olarak polisin Ergenekon operasyonuna yoğunlaştığı ve diğer konuları tamamen göz ardı ettiği gibi farklı ve ilginç yorum ve yaklaşımlar görülmektedir. Bu tür haberlerin veriliş tarzı da işi daha da ilginçleştirmekte ve sanki Emniyetin tüm birimleri Ergenekon soruşturmasıyla ilgilenirken diğer tüm olaylar önemsiz görülmekteymiş gibi bir hava oluşturulmaktadır. Bu yaklaşımlar kendi içinde aslında içinden çıkılmaz bir çelişkiler yumağını temsil etmektedir.

 

Emniyet Teşkilatının merkez ve taşra birimlerinin Ergenekon operasyonundan dolayı Emniyet teşkilatında diğer tüm işleri askıya alacak bir yapılanmada olmadığı, aksine farklı terör örgütlerine bakan birbirinden ayrı birimlerin olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bu tür bir iddia aslında kendi içinde büyük bir çelişki içindedir. İki gün önce bir organize suç örgütüne İzmir’de operasyon yapıldı. Çok kapsamlı bu operasyona çok sayıda Emniyet görevlisi helikopter destekli olarak katıldı. Aynı saatlerde İzmir’de başka bir büyük olay olsaydı o zaman da acaba şu denebilir miydi? Bu kadar polisle operasyon yapacağınıza o olayı da önlese idiniz.

 

Polis tabiî ki eleştirilecektir… eleştirilmelidir de. Ancak bugüne kadar başta İstanbul olmak üzere diğer illerde de sayısız terör saldırısını polisin önlediği gerçeği de göz ardı edilmeden polis eleştirilmelidir. Gelişen organizasyon olmak eleştirileri göz önünde tutmaya bağlıdır. Polis teşkilatı bunu yaparak başarılara imza atmış, önceden insan haklar ihlali ile yan yana anılan polis, şimdi başta Ergenekon olmak üzere diğer soruşturmalarda insan haklarına saygılı, titiz ve özenli bir teşkilat olmasından dolayı takdir toplamaktadır ki bu da polisin yapılan eleştirileri dikkate aldığının göstergesidir.

 

ÖNERİLER

 

Güvenlik analizcisi ihtiyacı

Medya da diğer kurum ve kuruluşlar gibi belirli etik kurallarla çalışıyor olmalıdır. Topluma hizmet sunan birçok özel ya da kamu kuruluşunda ihtiyaç duyulan alanlarda uzmanlar çalıştırılmaktadır. Örneğin bir bankanın olmazsa olmaz personelinden birisi halka ilişkiler uzmanıdır. Özel ya da kamu sektöründe olsun etkili konumda bulunan birçok kişi de danışmanlar ve uzmanlarla birlikte çalışmaktadır. Bunun en temel nedeni de herkesin her şeyi bilemeyeceği gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Toplumun genel tüketimine hizmet sunan kurumlar da sunacakları hizmetin sağlayacağı genel faydayı en üst düzeye çıkarırken ya da istenilmeyen ancak olası olan zararları da minimum seviyede tutmak amacıyla gerekli özeni göstermek durumundadırlar.

 

Egosentrik yaklaşım yerine ortak faydaya dayalı uzmanlıktan faydalanma:

“Ben her şeyin herkesten iyi bilirim” şeklinde egosentrik iddia ve yaklaşımlar kısa ve uzun vadede hem hizmet sunulan topluma zarar vermekte hem de iddia sahibinin güvenilirliğini yok etmektedir. Bunun önüne geçilmesi için medyanın da diğer sorumlu kurumlar gibi güvenlik alanında uzman kişi ya da kişilerden oluşan güvenlik analizcisi ekibine gereksinimi vardır. Geçmişte ve dün yaşananlar gelecekte de benzer durumların olacağı hakkında bize fikir vermektedir. Bunun önüne geçilmesi için alanında gerçekten uzman kişilerin bilgisine başvurulmalıdır. Bunun yanında terör olayları gibi toplumu derinden yaralayan olayları aktarmakla görevli TV ve gazete muhabirleri özenle seçilmeli ve mümkünse tecrübeli kişiler bu olaylarda görevlendirilmelidir.

 

Eleştiriye açık olmak:

Eleştiriye açık olmak, eleştirilmekten korkmamak, dokunulmazlığı olduğu sayıtlısıyla hareket etmemek ve aynı zamanda da yapıcı eleştirilere yönelik yeni açılımlar geliştirebilmek “Öğrenen organizasyon” olmanın temel özelliklerindendir.

 

Otokontrol:

Gelişmiş demokrasilerde medya demokratik olmayan ülkelerde devlet kontrolünde olan medya kadar bu tür olaylarda kan ve vahşet görüntülerini vermekten özelikle kaçınmaktadır. Bu çaba aslında devletin o medya üzerinde empoze ettiği bir tutumdan çok medyanın geliştirdiği “oto-kontrol” ve “etik değerler” dizesinden kaynaklanmaktadır. Medyanın görevi haber ulaştırmak olduğu kadar o haberle ilgili olan tarafların da haklarını gözetmektir. Habere konu olay şayet devleti, toplumu ve bireyleri özellikle ilgilendiriyorsa bu durumda medyanın daha da özenli davranması temel etik kurallarının gereğidir.

 

Medya demokratik toplumların olmazsa olmaz kurumlarından biridir. Toplumu bilgilendirmek görevdir ama her görevde olduğu gibi sorumlulukları olan bir görevdir. Çok daha önemlisi de medya öğrenen organizasyon olabilmek için de öğrenme gereksinimi olduğu konusunda farkındalığını artırmalı ve eleştiriye başkalarından beklediği anlayışın çok da fazlasını göstermeye gereksinim duymadan açık olmalıdır.

Kaynak: ISREF

 
 Yazar: Süleyman ÖZEREN 15.07.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  ismet
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by SucveCeza Ekibi © 2007  Her Hakkı Saklıdır.

Sitemiz hiçbir kurum veya kuruluşun resmi sitesi değildir.
Sitemizde yazılan yazılar hiçbir kurum veya kuruluşun genel görüşü veya politikası olarak sunulamaz.