AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
  -Çeviriler
  -Duyuru
  -Güncel
  -İstihbarat
  -Kitap İncelemesi
  -Suikastlar
  -Yorum
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:
 Yazarlarımız Önder AYTAÇ & Emre USLU´nun "Yalan: TSK, Başbakan, medya" yazısında da geçen "Yalancı Medya" ´nın varlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ve bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları değil.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunları yazıda belirtilenlerle sınırlandıramayız.

   Hayır böyle medya kuruluşları olduğunu düşünmüyorum.

   
 
Son Üyeler
mehtap
mimresat
mrguardian
selcukokmen
enginakman
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Polisiye Roman Ve Hikayelerin Polis Gözüyle İncelenmesi

Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler

Dış Politika´nın İç Politika´ya Etkisi

 

  Gerçeği Kendi Kelimelerimizle Unutuyoruz Yazdır 
 Yazar: Leyla İPEKÇİ 12.07.2008  
  Gerçeği Kendi Kelimelerimizle Unutuyoruz

Şimdi polisler katlediliyor, dağcılar kaçırılıyor, dün Danıştay’a saldırmışlar, Dink’i kaldırımda ensesinden vurmuşlardı. Mayına basarak, operasyon, saldırı veya baskınlarda sayısız genç şehit düşüyor, ölüyor. Dağdan indirilen cesetlerin ardından tutulan yas dün olduğu gibi bugün de sürüyor. Şiddet, saldırganlık ve kan giderek en meşru yüzünü göstererek bize, hayatı olağanlaştırıyor...


Ergenekon, Sauna, Küre, Atabeyler, Şemdinli, Dağlıca, Susurluk, Ümraniye gibi sözcüklerin her birimizdeki farklı yansıması içimizdeki çirkinliği anonimleştirerek çoğaltıyor ve karmaşanın karasularında bata çıka ilerlememizin sıradan bir yaşam biçimi olduğunu bize kabul ettiriyor. Hilenin, bozgunculuğun, kötücüllüğün ve adaletsizliğin insanın iç dünyasında bir karşılığı olmadığını varsayan her siyasi söylem dehşete düşürüyor beni bu yüzden. Bizzat kendi düşüncelerimin akışından ürküyor, tedirgin oluyorum.


Ortada kan ve katliam varken polislere ve ABD konsolosluğuna saldıranların mesajı kime verdiklerine dair fikir yürütmek zorundayız çünkü. Erdoğan’ın Bağdat ziyaretine mi yönelikti yoksa Ergenekon soruşturmasının ilerlemesini istemeyenlerden emniyete gözdağı mıydı bu? Belki de çökertilen El Kaide’cilerin misillemesiydi vesaire. Öldürülenlerin kanı ve yası üzerinden sentezlere ulaşmamız, siyasi meşrebimize göre kuramlar geliştirmemiz gerekiyor. Polislerin böylesine haksız ve kabul edilemez bir biçimde öldürülmüş olmaları karşısında gerçeğin analizini yapmak, acının analizini yapmaya benzemiyor oysa.


Rakel Dink’in pazartesi günkü duruşmada kimlerin maşası olduğu tam da bilinmeyen zanlı gençlerin ortalığı iyice bulandıran, pişkin ve kaba söylemlerine dayanamayarak rahatsızlanmış olması tam da bir ölçüdür burada. Biz hastalanmadık. Rahatsızlanmadık. “Her gün birbirinden sivri olaylar yaşanıyor bu ülkede” diyerek direncimizi test ettik. Zulüm görenin acısını dindirecek olan hakikati hangimiz sahiden arzuluyoruz artık?


Bugün daha çok kan, daha çok saldırganlık ve çirkinlik isteyenler, kaostan beslenenler, şantaj ve pazarlıklarla adalet duygumuzu ele geçirmeye çalışanlar, kimlerin tetikçisi olduklarını asla bilemeden hamasetle gaza getirilen gençler bir yana: Asıl kendisinin kim ve ne olup olmadığını bunca zulüm ortasında anlatma derdine düşenlere şaşırıyorum.


İnsan her şey olabilir. Ama kendini tanımladığı hiçbir şey onun haklı olduğunun sağlamasını yapmaya yetmez. Hakkaniyetin ölçüsünü bizim hakikati hangi birimle ölçmeye çalıştığımız belirler. Hukuksuzluğun hâkim olduğu yerde, siyasetin en sığ yüzüyle hukuk tartışmaları geliştirirken adalet ihtiyacımızı kendi egomuz üzerinden dillendiremeyiz.


Belki de en tehlikelisi kendi siyasi kuramlarımızın büyüsüne kapılmak. Gerçeğe dair en çarpıcı teferruatı, en berrak görüntüyü kendi zaaflarımızla örtüyoruz belki. “Ergenekon soruşturması hükümetin bir rövanş biçimidir” diye bir sonuca varanlarımız bu soruşturmanın ortada bir parti kapatma davası olmazdan çok önce açıldığını unutturabiliyorlar. Ergenekon soruşturmasında iddianamenin çok güçlü olması ve siyasi hamasetten uzak olması gerektiğini söyleyenlerin parti kapatma iddianamesindeki siyasi söylemi, niyet okuma ve kanaat bildirilerini hiç eleştirmemesi de bir rahatsızlık sebebi sayılmıyor mesela.


Ümraniye’de ele geçen bombalar ele geçmeseydi ne olacaktı peki? Ankara’da patlamadan yakalanan araç yakalanmasaydı? Mecidiyeköy’de eylem öncesi yakalanan bombacılar yakalanmasaydı? Ankara’daki gözaltılardan birinde yüksek miktarda döviz bulunmasaydı? Lahikalar ortaya çıkmasaydı? Fişlenen profesörler hain ilan edilmeyi sürdürseydi? İftiralar ve paranoyalar ele geçirseydi hepimizin algısını? Gizli raporlarda belgelenen suikastlar vuku bulsaydı? Halen devam edecek miydik yargı bağımsızlığını tek taraflı olarak savunmaya?


İnsanın zihninde ikna odaları öyle çabuk kuruluyor ki, unutma katsayımız genişlediği ölçüde tahakküm altına girebiliyor kullandığımız sözcükler. Aklımız tutuluyor, bir zihin esaretinin tam ortasında debelendiğimizin ayrımına varmıyoruz. Bulanık sularda yüzebilenlerin en önemli özelliklerinden biri bize gerçekleri kendi kelimelerimizle unutturmak. Ve böylelikle muktedir kalmak. Hakikate yaklaşma çabasının veya vicdanın ölçüsünü koyma ilkesinin hiçbir anlamı kalmadığı noktadayız artık. Bir kez daha.

Kaynak: Taraf

 
 Yazar: Leyla İPEKÇİ 12.07.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Yalan: TSK, Başbakan, medya
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.