AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
  -Çeviriler
  -Duyuru
  -Güncel
  -İstihbarat
  -Kitap İncelemesi
  -Suikastlar
  -Yorum
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Rusya ile Türkiye arasında çıkacak olan olası bir krizde kim daha çok zarar görür?
   Türkiye
   Rusya
   Komşu ülkeler
   
 
Son Üyeler
akademilenyum
mertkan4
poliCEM
canancoskan
polis_28
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

AKADEMİDEN "MESLEK"E

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Aile İçi Şiddet

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Normale Dönmek

Demokrasi ve Statik İdeolojiler

Maaş Bahsine Nokta, Cevaplar-Sorular

 

  Önyargılar Cenderesinde Polis-Medya İlişkileri Yazdır 
 Yazar: Murat DAĞLAR 01.07.2008  
  Önyargılar Cenderesinde Polis-Medya İlişkileri

Bütün önyargılardan kurtulmak, akıl ve realitelerle hareket etmek gelişmiş toplumların en önemli hususiyetleri arasında sayılabilir. Önyargılar yerine gerçekleri, kişisel ve kurumsal öncelikler yerine de topyekün milletin ve devletin önceliklerini el üstünde tutmak vatanperverliğin ilk ve en önemli şartlarındandır demek, çokda abartılı bir ifade olmasa gerek.

Bu bağlamda polisin ve medyanın kendilerine tahsis edilmiş misyonlarını yerine getirirken, her türlü önyargıdan uzak durması en azından profosyenelliğin gereğidir.

Gelişmiş demokratik ülkelerde, medya toplumun dürbünüdür ve bu dürbünle toplum, tüm kamu kurum ve kuruluşlarını yakından görme ve denetleme şansını elde eder. Böylece halk, devletin ve toplumun menfaatine uygun gördüğü şeyleri destekler, yanlış bulduğu şeyleri de, egemenliğin gerçek sahibi olarak, kendilerine yetki verdiği millet meclislerince ve yetkili kurumlarca düzeltilmesini sağlar. Bu bağlamda tarafsız ve özgür medyaya sahip olmak modern devlet ve gelişmiş toplum olmanın hem önemli bir göstergesi ve hemde gerekliliklerinden birisidir.

Aynı şekilde, bir ülkenin polisinin de işini kanuni sınırlar içersinde, tarafsız ve her türlü önyargıdan uzak bir şekilde yürütmesi büyük önem arzetmektedir. Esasen tarafsızlık ve önyargıdan uzak olma gerekliliği polisliğin ve medyacılığın ortak paydasıdır. Yani, medya önyargılardan uzak durarak milleti gerçek, tarafsız haberlerle bilgilendirecek, polisde önyargıladan uzak durarak adli sistem içersinde, herkese kanununlar çerçevesinde eşit bir şekilde adalet dağıtacak. Dolayısıyla medyanın bağnazlığı verdiği yanlış bilgilerle toplumda bilgi zehirlemesini, polisin bağnazlığı ise adaletin tam tersi yönde çalışarak zülme yol açmasını netice verecektir. İkisinin birleşmesi ise tıpkı üçüncü dünya ülkelerinde olduğu gibi, gerçeklerden haberdar olmayan ve zulümle yönetilen bir topluma yol açacaktır.

Bu noktada olayı biraz daha genelden spesifiğe indirgeyip şu soruyu soralım; bazı medya guruplarının ülke polisine karşı önyargılı davranmaları ne gibi neticeleri doğurabilir? Yani haberi ve haberciliği kendi ideoloji veya tarafgirliğine kurban eden, doğru haberi tarafsız bir şekilde insanına sunmak yerine doğru haberin genleri ile oynayıp, topluma gerçeklerden tamamen uzak bilgi ucubeleri sunmaya çalışan bir medyanin polise yansımaları neler olabillir? Önyargılar süzgecinden geçirilerek sunulan polis haberleri topluma, devlete, millete aynı zamanda medyanın kendisine nasıl tesir eder?

Medyanın polis hakkındaki önyargılı haberlerinin en büyük zararı maalesef polisin imajını çok ama çok kötü bir şekilde etkilemektedir. 1995 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü Halkın Polis İmajı ve Polis Halk Bütünleşmesinin Dinamikleri Araştırması isimli bir kamuoyu araştırması yaptırmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre, vatandaşın polisiye haberlerin;

% 27sını televizyondan,
% 26 sını gazetelerden,
% 16 sını bireysel gözlemlerden,
%12 sını yakın ve bireysel çevreden,
% 10 ünü radyodan, % 5inin polis radyosundan,
%3 ünü ise polis yayınlarından (broşür, gazete)

öğrendikleri anlaşılmaktadır.

Oranlardan anlaşılacağı üzere, halkımızın polis imajını şekillendiren ve bireylerin kafasına polis hakkındaki genel kanaatleri oluşturan en önemli güç yazılı ve görsel medyadır. Yani, tarafsız ve önyargılardan uzak bir medya polis haberlerini gerçeklere uygun bir şekilde sunarak, polisin hakkettiği imajın oluşmasını sağlayacaktır. Böylece, oluşacak bu imajın iyi veya kötü olması tamamen polisin gerçekleriyle örtüşecektir. Polis, iyi şeyler yaptıysa halk onu görecek, kötü şeyler yaptıysa yine ona da vakıf olacaktir. Bu sayede, polis kendi imajını kendisi oluşturmuş olacaktır.

Bunun tam karşısında, önyargı ve tarafgirlikle hareket eden bir medya ise, polisin tüm başarılarına, fedakarca çalışmalarına, son yirmi yılda kattettiği ilerlemeye göz yumup, aktif bir şekilde polisin yapacağı hataları cımbızlayıp halkın nazarına sunan bir medya ise polisin hak ettiği gerçek imajı gasp etmiş olacaktır. Bu durum tabi halkın gözünde devletin en önemli unsurlarından biri olan polisin, kötü bir imaja sahip olmasına sebebiyet verecek ve dolayısıyla, buda halkın esasen polisin nazarında devlete olan güven ve sevgisini hırpalayacaktır.

Polisin önyargılarla şekillendirilen negatif imajı ülkemizi uluslararası arenada da zor duruma düşürmektedir. Ülke ve toplumların sosyal ve siyasal sistemlerinin yanında sosyo-kültürel yapıları ve vizyonları, ülke polisinin tavır ve davranışlarıyla doğrudan ilişkilidir. Bundan dolayı polisin yarattığı imaj önemlidir. Çünkü ülke polisinin imajı, aynı zamanda o ülkenin imajı olarak da değerlendirilip ülkenin tanımı yapılmaktadır. Diğer bir yaklaşımla Polis, devletle özdeşleşmiş olup devletin temsilcisi ve aynası kabul edilmektedir. Polisin vatandaşın gözündeki imajı, aynı zamanda siyasi rejimin ve devletin imajı demektir.

Bundan dolayı kendi medyamız, yaptığı taraflı polis haberleri ile “Gece Yarısı Ekspresi” filmininin dünyada Türkiye imajına veridiği zararlara benzer zararlar vermektedir. Çünkü, diğer ülke medyalarının Türkiye hakkında verdikleri haberler ülkemiz medyasının verdiği haberlerle genel itibarıyla doğru orantılı olduğu bir gerçektir. Örneğin, bir toplumsal olayda sadece polisin kanundan kaynaklanan zor kullanma uygulamalarının nazara verilmesi durumda dünyanın seyredeceği bu görüntüler Türkiye"yi Saddam rejimiyle yönetilen bir ülke imajı kisvesine sokacaktir. Demek istediğimiz şey “medya polisin yanlış uygulamalarını sansürlesin” değil. Tabiki polisin yanlışları da medyada yer alacak. Ancak, polisin sadece hatalarını göstermenin ve hatalarının kat kat üzerinde olan başarılı çalışmalarını sansürlemenin, ideal Türkiye imajna gölge düsürdügünüde kabul etmemiz gerekir.
Peki bu önyargılı polis haberleri medyanın kendisini nasıl etkiliyor olabilir? Bu sorunun cevabı için araştırma şirketlerince ülkemizde yapılan “kurumlara güven” araştırmalarının sonuçlarına göz atmak yetirli olur sanıyorum. Hemen hemen bütün kamuoyu araştırmlarında en az güvenilen kurumlar arasında medya gelmektedir. Tabi ki bu güvensizliği sadece polise karşı yapılan önyargılara bağlamak doğru olmaz. Ancak, medyamızın genel olarak güvenilir haberler yapmadığını göstermesi açısından bu araştırmalar büyük önem arz etmekte ve bu güvenliğinden şüphe edilen haberlerin bir kısmınında polis haberleri olduğunu unutmamak gerekir. Nitekim, Aralık 2007 tarihinde Metropoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar kuruluşunca yapılan “Türkiye"de Sosyal ve Politik Durum: Liderlerin imajı ve kurumlara güven” konulu çalışma sonuçlarına gore, medya kamu oyunca en az güvenilen kurumlar arasında yer almıştır. Çok ilginç bir şekilde, aynı araştırmadaTürkiye"de en çok güvenilen ikinci kurum ise on üzerinden 8.3 lük oranla “Polis Teşkilatı”dır.
Madalyonun diğer tarafında, polisin medyaya karşı bakış açısina gelecek olursak, esasen polisimiz de medyaya karşı çok da objekif olmadığını kabul etmek gerekir. Geleneksel Polis kültürünün medyaya bakışı “Avrupa Birliği Şürecinde Polis Liderlerinin Yenilenen Vizyonu: Modern Polis Organizasyon Kültürünün Tesisi” adlı makalede söyle dile getirilmektedir;

“Geleneksel polis felsefesi, bütün medyayı polis karşıtı ve polisin sadece yanlışlarını topluma teşhir eden bir kurum olarak görür. Buna karşılık modern polis organizasyon kültürü, dürüst habercilik ve medya etiği içerisinde halka hizmet veren basın yayın kuruluşlarını, polisin yanlızca hatalarını topluma teşhir eden ve polisin karşısında bir engel olarak görme alışkanlığından sıyrılmış, medyayı polisin otokontrolüne yardımcı olan doğal bir denetim sistemi ve suçla mücadelede iş ortağı olarak değerlendiren bir yaklaşım tarzı geliştirmiştir. Bu bağlamda polis liderleri, basının suç olgusuna olan büyük tesirini gayet iyi anlamış ve dolayısıyla basını suç ve suçla mücadelede ortak kabul eden bir liderlik tarzı benimsemiştir.” (Daglar&Gunbeyi; 2007)

Tabi polisin medyaya negatif yaklaşımıda, iki kurum arasındaki önyargının derinleşmesine yol açmakta ve bu durumda medyanın polis haberlerine olumsuz etki etmekdir. Örneğin, toplumsal bir olayda görev yapan bir basın mensubuna polisce gereksiz bir şekilde zor kullanılması, o başın görevlisinin daha sonra polisle ilgili yapacağı tüm haberlere olumsuz tesir edecektir.

Netice olarak, polis ve medayanın birbirlerine karşı sergiledikleri önyargılı davranışlar her iki kurumuda kötü yönde etkilmektedir. Daha önce de belirtiğimiz gibi, tarafsızlık ve önyargılardan uzak olma gerekliliği, polisin ve medyanın ortak paydasıdır. Yani, medya önyargılardan uzak durarak milleti gerçek, tarafsız haberlerle bilgilendirmeli, polis de önyargıladan uzak durarak adli sistem içersinde, herkese kanununlar çerçevesinde eşit bir şekilde adalet dağıtmalıdır. Medyanın bağnazlığı verdiği yanlış bilgilerle toplumda bilgi zehirlemesini, polisin bağnazlığı ise adaletin tam tersi yönde çalışarak zülme yol açmasını netice verecektir. İkisinin birleşmesi ise tıpkı üçüncü dünya ülkelerinde olduğu gibi, gerçeklerden haberdar olmayan ve zulümle yönetilen bir topluma yol açacaktır. Bu sebeple, her iki kurumunda önyargıları bir tarafa bırakıp, evrensel değerlerle bütünleşen, etik kurallara uygun hareket eden, doğru ve tarafsız bir polislik ve habercilik anlayışı ortaya kayan bir yol benimsemesi önem arz etmektedir.

 
 Yazar: Murat DAĞLAR 01.07.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyetin Aydınlık Çocukları; Siz de Çoook Oluyorsunuz Ama...
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN PPDS - 2
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Maaş Bahsine Nokta, Cevaplar-Sorular
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Sevinmek Bizim de Hakkımız
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Demokrasi ve Statik İdeolojiler
Fatih BALCI
Fatih BALCI Eskimeyen Öğüt
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Kendimi Takdimimdir!
Safa Tarık OĞUZ
Safa Tarık OĞUZ Polis Branşını Arıyor
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Adı Yücel Soyadı Tutkun
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007  Her Hakkı Saklıdır.