İnsan, Sevgi Okyanusunda sonsuza yelken açınca gözü sevgi ve aşktan başka bir şey görmüyor. Kainatta bir savaş ve mücadele değil, her köşesinde sevgi ve muhabbetin bir buhur gibi tüttüğünü görmek ancak ve ancak sinesinde sevgi taşıyanlara verilen bir mazhariyettir.
Biz, bu yazımızda sizlere özellikle kolluk kuvvetlerimizin suçlu sorgulamalarında dikkat etmeleri gereken bir hususa sevgi gözlüğü ile parmak basmak istedik.
Şu ana kadar güvenlik görevlisi olarak bizlere “terör örgütlerinin ideolojik kökenlerini inceleyin ve felsefelerini çürütün” şeklinde bir emir ya da yaklaşım olmadı. Kanun’un esasen bizden istediği suçu ve suçluyu tespit ederek cezalandırılmasına katkıda bulunmaktır. Kolluk görevlisi olarak kendimizi bu kadar sınırlamak ve bizim insanımızın teröre kurban gidişi karşısında sessiz kalmak hiçbir vicdana sığmaz. Gençlerimizin örgütlerin sinsi tuzaklarına yem olmalarına mı yanalım? yoksa terör saldırılarında hayatlarını kaybetmiş canlarımıza mı şehitlerimize mi yanalım? Görünen o ki yanılacak dert çok…Bu kadar çok derde ancak çok insanla karşı konulabilir. Terör, hepimizin derdi olmalıdır. Polisin görevi sadece teröristi yakalamak, delilleri tespit edip şahsı cezaevine tıkmak olmamalıdır. Sorgunun ötesinde yapabileceğimiz bir şeyler olmalı değil midir? Metasorgu; sorgu ötesi derken bunu kastediyoruz.
Özellikle ideolojik suçlarda sorgu zor olmakla birlikte çok zevklidir. Cephedeki savaşın masa başında devamıdır sorgu…Elinizdeki tüm kozların ortaya konduğu, karşı tarafın hücum ve ataklarını boşa çıkaracak satranç tarzı bir oyun diyebiliriz sorguya. Bu oyunu aklını kullanan, acele etmeyen, duygularını karıştırmayan, özgüveni tam, iç huzuru yakalamışların kazanacağı kaçınılmazdır.
Burada sorgunun yapılış tarzı hakkında çok kapsamlı bilgi vermenin doğru olmadığı kanaatindeyiz. Zaten her insan için kullanılacak ortak bir sorgu taktiğinin olduğunu kimse iddia edemez. Her insan için ayrı ayrı sorgu tekniği ve taktikleri kullanıldığından bu işin bir standartı yoktur. Bütün bir kainatla alakadar olan insanı belirli bir kalıba sokmanın mümkün olmadığı gerçeğinden hareketle; sorguda şunu yaparsam şu olur, ya da şunu yapmazsam bu olur şeklindeki yaklaşımlar çoğu zaman doğru çıkmayabilir. Yine de yıllarca deneyimi olan sorgucuların kullandıkları taktikleri bilmemizde şüphesiz fayda vardır.
Sorgu konusunda dünyadaki en başarılı ülkenin Türkiye, en başarılı güvenlik örgütünün ise Türk Polis Teşkilatı olduğunu söylersek mübalağa yapmış olmayız. Çünkü; doğrudan ya da dolaylı dış istihbarat servislerince desteklenen ve silahlı, silahsız faaliyet yürüten 165 terör örgütü ile mücadele ederek ayakta kalabilen tek ülke Türkiye’dir. Örgütlerdeki çözülme ve bitişin göstergesi olarak örgütü bırakıp devletine sığınan ve güvenen, sorgucusuna selamla beraber hediye ve mektupların gönderildiği kaç ülke vardır? Sadece Türkiye…
Bizdeki anlayış şudur; örgüt üyesi dahi olsa karşımızdaki insan bizim kardeşimiz ve kandırılmış bir vatan evladıdır. Zamanında bizim sahip çıkamadığımız ve ihmallerimizin kurbanı olan bir yitiktir terörist. Bu düşünceyi bizde hasıl eden husus ise inancımızdır.
Reid, her ne kadar “Sorgunun Dokuz Basamağını” kalıplara oturtmuş olsa da, deneyim ve başarı konusunda bizimle boy ölçüşeceği kanaatinde değiliz. Kaldı ki adi suç sanıklarının sorgusu ile siyasi suç sanıklarının sorgusu kıyas kabul etmeyecek kadar farklılık arz eder.
SORGU UZMANINDA BULUNMASI GEREKEN VASIFLAR
İyi bir sorgu uzmanı olabilmek için bazı vasıflarla mücehhez olmamız gerekmektedir. Bunların bazısı doğuştan olmakla birlikte, sık sık yapılan tekrar ve tecrübelerle desteklenerek kazanılabilir. Bunlardan çok önemli gördüğümüz ve üzerinde çok fazla durulmayan bazı hususları aktarmak istiyoruz.
1-Sorgu Uzmanı İletişim Uzmanı olmalıdır.
Birbirlerine aşık insanların bile iletişimde zorluk ve sıkıntı çektiği bir dünyada sorgucu kendisine düşman olan insanla iletişim ve etkileşim içerisine girebilmelidir. Dostla herkes anlaşır ve konuşur. Zor olan düşmanla konuşup onunla iletişim ve diyalog kurabilmektir. Polisle diyaloğun ölüm olduğunu iyi bilen terör örgütleri militanlarına gözaltında hiçbir surette polisle diyalog kurulmaması ve polisin de diyalog kurma çapalarının boşa çıkarılması talimatlarını vermişlerdir. Sokaklarda “SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK” diye slogan atan terörist, nedense gözaltında kendisiyle çelişerek “SUSMA HAKKINI” kullanmak istemektedir. Bu konuda Yaşar AYAŞLI tarafından kaleme alınan “Adressiz Sorgular” isimli kitap teröristlerin vazgeçilmez kaynağı haline gelmiştir. Kitapta; polisle diyaloğun önünün kesilmesi yöntemleri anlatılarak konuşmanın ve çözülmenin önüne geçilmek istenmiştir. Örgütlere en büyük zararın işkence değil de polisle diyalog kurma konusu zihinlere sinsice kazınmıştır. Bu sebeple örgütçüler gözaltında isimlerini bile söylemek istemezler. Eğer davalarında ve iddialarında doğru ve samimi olsalardı konuşmaları gerekmez miydi? Bunu bildikleri ve tutundukları dalların pek zayıf olmasından “SUS! SUS! YOKSA SIRA BİZE GELECEK!” demeye devam etmektedirler. İşte sorgu uzmanı tüm bunların üstesinden gelerek ne edip edip iletişim kurmanın yollarını Sondajlama Tekniği ile bulacaktır.
2-Sorgu Uzmanı, NLP, Hipnoz, Telepati, Kuantum Fiziği ve Mantığı ile Beden Dili tanımlama konusunda eğitimli olmalıdır. Karşısındaki insanın beyninden tasarladığı konuları bir bir takip ederek bir nevi beyin okuma yapabilmelidir. Bu da gayret ve ciddiyetle işin üstüne gidilerek olunur. Bilincin savunmalarını bilinçaltına gönderilen hipnotik telkinlerle boşa çıkarabilmelidir. Hipnotik dil kalıplarını bilmeyen bir sorgucunun iyi bir sorgucu olduğu söylenemez. İnsan bütün uzuvları ile konuşan bir “insanı natıktır.” İnancımıza göre organlarımızın mahşerde yaptıklarımızla ilgili konuşarak hakkımızda şahitlik yapacağı anlatılmaktadır. Mahşerde konuşan organ dünyada konuşmaz olur mu? Okumasını bilene elbette konuşmaktadır. Tüm vucudumuz beynimizden aldığı komutla hareket ettiğine ve düşüncenin de beynin ya da ruhun temel fonksiyonu olduğuna göre; beyindeki düşünce ile organlarımız bir uyum ve ahenk içerisinde çalışmaktadır. Bu konuda özellikle NLP Tekniklerini çok iyi bilmemiz ve beynin çalışma sistemetiğini kavrayarak iletişimin pin kodlarını çözebilmeliyiz.
3-Sorgu Uzmanı iyi bir hatip olmalı ve Nefes Tekniğini bilmelidir. Sorgu baştan aşağıya konuşma olduğuna göre sorgucu iyi bir konuşmacı ve iyi bir müzakereci olmalıdır. Nefes Tekniği kullanarak diyaframdan konuşmasını bilmeli ve sesini karşısındaki insanın ruh yapısındaki iniş ve çıkışlara göre uyumlu hale getirebilmelidir. Sorgucu sorguladığı şahısla arasında psikolojik bir bağ kurmalı ve şahsın hangi aşamada neye hazır olduğunu kestirebilmelidir. Ses tonu kulağı tırmalamadan şahsın yüreğine hitap etmelidir. Bir söz nerenizden çıkmış ise muhatabınızın orasına gireceğinden şüpheniz olmasın. Bunun için sorgu uzmanı yürekten konuşmaladır. Dil, kalbinizin heyecanlarını terennüm eden bir alet olmalıdır. “YÜREĞİNE MERHABA DİYEBİLDİĞİN BİR İNSANIN BEYNİNE MERHABA DİYEBİLİRSİN” sözü hayatımızın vazgeçilmez prensibi olmalıdır.
Sorgu Uzmanın vasıfları konusunda yüzlerce sıralanan husus bulunmaktadır. Bunları burada tekrar saymaya ve anlatmaya gerek olmadığı kanaatindeyiz.
Bununla birlikte;
Mesleki bilgi,
Genel kültür,
Aynı dili konuşma,
İkna kabiliyeti,
Dürüst ve tarafsız olması,
Güven vermesi,
Sabır ve metaneti,
Yazışması,
İyi bir dinleyici olması,
Başarıyı zafer olarak görmemesi,
Hislerine kapılmaması,
Soru sormasını bilmesi,
Ümidini yitirmemesi,
Heyecanını gizlemesini bilmesi,
Muhakeme sahibi,
Dikkatli,
Ön yargıdan uzak,
Alay etmeyen,
Örgütü iyi bilmesi ve yayınları takip etmesi gibi yüzlerce özellik sıralanabilir. Esasında bizim yukarıda üç ana başlık altında sıraladığımız hususlar ise tüm vasıfları içerisine alabilecek kapsamdadır.
BİR İLETİŞİMSİZLİK ÖRNEĞİ
Sağır bir insan, hastalanmış olan arkadaşını ziyaret etmek istedi. Yolda şöyle düşündü:
“Hasta arkadaşıma, önce ’Nasılsın?’ diye sorarım. Herhalde, ‘iyiyim.’ diyecektir. Ben de karşılık olarak, ‘Çok şükür!’ derim.
Daha sonra, ne yediğini sorarım. Herhalde bazı yemek isimleri sayacaktır. Ben de ‘Afiyet olsun!’ cevabını veririm. Tedavi için hangi doktorun geldiğini sorarım. Muhakkak bir doktor ismi söyleyecektir. Ben de hemen ‘O çok iyi doktordur.’ Der, ziyaretimi bitiririm…”
Bu kurgularla dostunun evine geldi. Hasta arkadaşı ile aralarında şu konuşma geçti:
“Nasılsın?”
“Ölüyorum!”
“Çok şükür, çok şükür!”
Hasta adam, hiç beklemediği bu cevaba çok kızdı.
“Peki, ne yiyorsun?” deyince de,
“Zehir. “dedi.
Sağır arkadaşı, duymadığı bu karşılığa da,
“Çok güzel, afiyet olsun.” Cevabını verdi.
Hasta iyice sinirlenmişti ki arkadaşının son sorusu geldi:
“Peki hangi doktor tedavi ediyor?”
Kızgın hasta, büyük bir öfkeyle,
“Azrail!” dedi.
Ötekisi aldığı cevabı duymadığı için, sevinçli bir sesle,
‘Oh, oh, mutlu oldum, çok iyi! Ayağı uğurlu bir doktordur, şansın var.” diye konuştu.
Aşk Çağlayanı Mevlana bu hikayeyle karşımızdaki insanı anlamanın ve onun yaşamış olduğu sürece hak vererek bir nevi sorgu dil kalıplarını ifade etmektedir.