AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
  -Meslek İçi
  -Narkotik
  -Önleyici Polislik
  -Polis Eğitimi
  -Toplum Destekli Polis
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Konsolosluk ve Güngören saldırılarının gerçekleştiren sizce kim?
   Bölücü örgüt PKK
   El-Kaide ve türevleri
   DHKP-C ve sol terör örgütleri
   Son operasyonlarla çökme aşamasına gelen Ergenekon
   İkisini farklı örgütler düzenledi
   
 
Son Üyeler
canancoskan
polis_28
police_sobe
adaletinsesi
gülşah
 
En Çok Okunanlar
AKADEMİDEN "MESLEK"E

Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Aile İçi Şiddet

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Sevinmek Bizim de Hakkımız

Ergenekoncu polisler Susurlukçu askerler ya da tersi

Yokolan İnsanlık

 

  Polisin Başarısında Bir Yol Haritası: Polis Halkla İlişkiler Yazdır 
 Yazar: Serhat UÇAR 24.06.2008  
  Polisin Başarısında Bir Yol Haritası: Polis Halkla İlişkiler

GİRİŞ

 

Günümüzde yeni kamu yönetimi anlayışını getirdiği çağdaş paradigmalar ile toplumsal yapıdaki işleyişin değişmesi ve toplumun beklenti düzeylerinin giderek artmaya başlaması, toplumla yakın bir ilişki içerisinde bulunan ve güvenliğinin sağlanmasından birinci derecede sorumlu olan polisin rolünün de önemli ölçüde değişmesine sebep olmaktadır. Geleneksel anlayışta, polisin başarısı ortaya çıkarılan ve yakalanan suçlu sayısı ile ölçülmekte iken değişen koşullarla, modern polislikte başarı, halkla ilişkilerin niteliği, suçları önleme oranı ve halka verilen güven sayesinde suçla mücadelede halkın bu sürece katılımının sağlanma başarısı ile ölçülmektedir. Yani günümüzde polislik korkuya değil halkın katılımına dayanmaktadır.

Polisin başarısında artık ön planda olan halkla ilişkiler aynı zamanda halkı da olumlu etkilemektedir. Halkta katılımcı demokrasi kültürünün yerleşmesi ve gelişmesinde halkla ilişkiler önemli bir işleve sahip olmaktadır.

Bu makalede önemi son yıllarca gittikçe artan ve güvenlik hizmetlerinde artık vazgeçilmez hale gelen halkla ilişkilerin Türk polis teşkilatındaki yeri ve önemi üzerinde durulacaktır. Bu kapsamda öncelikle polis, halk ve halkla ilişkiler terimleri üzerinde kavramsal bir anlatım yapılacak, bahse konu terimlerden ne anlamamız gerektiği belirtilecektir. İkinci bölümde ise polis halk ilişkileri ana başlığı etrafında öncelikle polis halkla ilişkilerin önemi ve amacı üç alt başlık etrafında incelenecek, daha sonra polis halkla ilişkilerde Türk polisinin kullandığı araçlara değinilecek son olarak da Türk polis teşkilatında halkla ilişkileri engelleyen sorunlar üzerinde ayrıntılı olarak durulacaktır. Makale mevcut sorunların giderilmesi için uygulanabilecek önerileri içeren sonuç ve öneriler kısmı ile son bulacaktır.

 

1.     POLİS, HALK ve HALKLA İLİŞKİLER KAVRAMLARI

1.1.  “Polis” Kavramı

 

Eski Yunan”da kent ve şehir karşılığı kullanılan polis, daha sonraları anlamını genişleterek kent teşkilatı ve devlet yönetimi gibi anlamlara gelmeye başladı. Latincede de kamusal yönetim, siyasi teşkilat anlamlarını ifade etmiş olan polis terimi, on dördüncü yüzyıl Fransa’sında devlet faaliyetleri ile devletin hedefi için kullanılmıştır.[1] Daha sonraları devletin koruma ve kollama kimliğini ifade etmek için kullanılan polis kavramı, zamanımızda ise huzur ve mutluluk için hizmet verme-sunma ve yatırım yapma anlamlarını taşımaktadır. Günümüzde polisi bir hizmet ve bu hizmeti yerine getiren birim olarak ele alan yaklaşım ağırlık kazanmış ve mevcut polis tanımlarında bu durum sıklıkla ifade edilmiştir.

 ONAR polisin, bir memleketin iç sükûn ve güvenliğini, sağlık ve intizamını sağlamak ve şahısların kendilerine ve mülklerine vaki olacak(gelecek) saldırılara karşı korumak maksadı ile yönetim tarafından alınan ve yürütülmesi bir takım yaptırımlarla desteklenmiş ve garantilenmiş genel veya kişisel önlemlerin ve bu maksatla ifa edilen hizmetlerin tümünü gösterdiğini belirtmektedir.[2] YILMAZ’a göre ise polis, polis memurunu ifade ettiği gibi aynı zamanda kentte ve kasabada kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan, emniyet ve asayişi muhafaza eden kanun ve nizamın verdiği görevleri yapan icra ve inzibat kuvvetidir.[3] Konuya daha çok hizmet, faaliyet açısından bakan GÜNDAY, idarenin kamu düzenin korumak ve sağlamak için giriştiği tüm faaliyetlere polis (faaliyetleri) dendiğini ifade etmektedir.[4]

Tüm bu tanımlardan anlaşılacağı üzere polis kavramından örgüt, görev ve görevliler anlaşılmaktadır. Ancak polis deyimiyle örgütün ifade edilmesinde aslında teşkilat olarak polis üzerinde durulmakta, benzer şekilde polisi görev tanımlaması içine yerleştiren yaklaşımda da polis faaliyetleri ön plana çıkarılmaktadır. Dolayısıyla sadece polis ibaresini taşıyan ve günlük yaşamdaki kabulü de yansıtan tanım kanaatimce “kamu düzenini koruma ve sağlama ve suç ve suçluları bulmakla görevli kanunda verilen görevleri yerine getiren kişi polistir” şeklinde olmalıdır. Bu makalede de biz polis halkla ilişkilerden bahsederken anlayacağımız polis bu tanıma göre kişi bazında polis olacaktır.

1.2.  Halk Kavramı

 

Halk kelimesi Türkçede oldukça çeşitli anlamlarda kullanılmaktadır. Bazen belli bir bölgede veya çevrede yaşayan insanların bütününü ifade eder şekilde dar anlamda kullanılırken (köy halkı, ev halkı vb.) bazen de aynı ülkede yaşayan ve aynı soydan gelen insan topluluğunu ifade eder şekilde geniş anlamda kullanılmaktadır. Halkın, aydınların dışında kalan topluluk ve yöneticilere göre yurttaşlar bütünü veya kamu şeklinde tanımlarının da mevcut olmasına karşın genelde bu tanımların yaygın kullanımlarının olduğunu söylemek mümkün değildir. Halk kavramının bugün geniş kabul gören tanımına Türk Dil Kurumu sözlüğünde rastlamaktayız. Buna göre halk şu şekilde tanımlanmaktadır.

 

 Belli bir ülkede yaşayan, kan birliği taşıyan, aynı dili konuşan, benzer yaşama alışkanlıklarını sürdüren, ortak bir tarihi olan insanların oluşturdukları büyük birlik halktır.”[5]

 

 

            Bu tanımda görülen halktan bahsetmek için ortaya konan dil ve köken bakımdan ortaklık şartı son yıllarda özellikle küreselleşme ve göç dalgaları sebebiyle tartışılmaya başlanmıştır. Halk terimini en az bir ortak faktörü paylaşan herhangi bir insan grubu olarak ifade eden EKİCİ,  bu grubu birbirine bağlayan ortak meslek, dil veya din gibi faktör veya faktörlerin  artık çok önemli olmadığını ifade etmektedir. Yazar bu faktörden daha önemli olan noktanın, herhangi bir sebebe bağlı olarak oluşan grubun kendine ait kabul ettiği bazı geleneklere sahip olması olduğunu ileri sürmektedir.[6] Buna göre kendilerine öngördükleri değer ve geleneklerle bir araya gelen bütün gruplar bu durumu muhafaza ettikleri sürece halk olarak ifade edileceklerdir. 

1.3.  Halkla İlişkiler Kavramı

 

Önemi son yıllarda gittikçe artan halkla ilişkilerin, bu ilişkilerde bulunan kurum ve kuruluşların amaçlarına ve sahip olduğu araçlara göre mevcut pek çok tanımı bulunmaktadır. Kısaca herkes halkla ilişkilerden kendi anladığını dile getirme gayreti içerisindedir diyebiliriz. Örneğin özel sektörde halkla ilişkiler firmaların kar etme çabalarının yanında onun sürekliliğini sağlamak ve özellikle 60 lı yıllardan sonra tüketici kimliği ile örgütlenen yığınlara karşı kendilerini korumak için giriştiği çevreyi etkileyici çalışmalar olarak karşımıza çıkarken, kar etme amacı gütmeyen ve topluma hizmet amaçlı varlığını sürdüren kamuda farklı tanımlamalar görebilmekteyiz.[7] Bu tanımlardan bir tanesinde halkla ilişkiler uygulaması, bir örgütle kamu kuruluşu arasındaki karşılıklı anlayışın kurulması amacını taşıyan önceden düşünülüp tasarlanmış planlı ve sürekli çabalar olarak belirtilirken, diğer bir tanımda ise kamu kuruluşunun bağlantı kurduğu veya kurabileceği kimselerin anlayış, sempati ve desteğini elde etmek ve bunu sürdürmek için yaptığı sürekli ve örgütlenmiş bir yönetim görevi olarak gösterilmektedir.[8]

 Tanımlara dikkat edildiğinde özel ve kamuda halkla ilişkiler uygulamasından istenilenin çoğunlukla halkın desteğinin alınması ve bunun için de iyi bir diyalog zeminin oluşturulması olduğunu görülebilmektedir. Yani kısaca halkla ilişkiler, çoğu zaman bir kurum ve insanlar arasında karşılıklı çıkara dayanan olumlu bir diyalog olarak görülmektedir.[9] Ancak bu çıkar özel sektörde kar olarak görülürken kamuda ise amaç farklılaşmakta ve toplumun tepkisini ölçme, kamuoyu oluşturma ve varlığını sorunsuz sürdürme olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

2.     POLİS HALKLA İLİŞKİLER

2.1.  Polis Halkla İlişkilerin Amacı ve Önemi:

 

Halkla ilişkilerin kamu kesimindeki amacı genel olarak halkı bilgilendirmek, kurumu ve işlevlerini tanıtmak, bunun yanında halkın beklentileri doğrultusunda kurumu ve yöntemleri gerekirse değiştirmek ve böylece kamu hizmetini mükemmelleştirerek vatandaşların yaşam kalitesine olumlu katkıda bulunmaktır. [10] Bir kamu örgütü olan ve sosyal ve mali desteğini yine kamudan alan polis teşkilatında da hizmetlerin halkın istek ve önerileri doğrultusunda yürütülmesi ve halkın memnuniyetinin sağlanması en temel amaç olarak göze çarpmaktadır. Bu nedenle polis açısından halkla ilişkiler tüm çalışanları ile hedef kitlesini oluşturan halkın anlayış, güven ve desteğini kazanma adına giriştiği iki yönlü iletişim süreci olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tanımla polis teşkilatının kendi misyon ve vizyonunu halka tanıtması, halktan gelecek talep, istek ve şikâyetleri de en uygun şekilde değerlendirerek hizmete yansıtması kastedilmektedir.  

Halkla ilişkilerin önemi sorunu genelde halkın desteğini alarak daha başarılı bir polis teşkilatı ortaya çıkarmak olarak tanımlanmaktadır. Ancak polisin hizmetlerde başarısında öneminin yanı sıra halkla ilişkilerin hem topluma hem de polise kattığı pek çok artı değer bulunmaktadır. Polis Halkla ilişkiler özellikle suçların önlenmesi ve suçluların yakalanması, toplumsal düzenin temin edilmesi ve demokrasi kültürünün yerleşmesi açısından oldukça büyük taşımaktadır.

2.1.1.    Suçların Önlenmesi ve Suçluların Yakalanması

 

Polisin genel güvenlikle ilgili görevlerinin, Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanununda iki bölüm olarak düzenlendiği görülmektedir.[11] Buna göre polis,hem kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere,  hükümet emirlerine ve kamu düzenine uygun olmayan hareketlerin işlenmesinden önce bu kanun hükümleri çerçevesinde önlemek hem de, işlenmiş olan bir suç hakkında gerekli yasal işlemleri yapmakla görevli olmaktadır. Yani polisten beklenen hem suç sonrası-aktif polislik hem de suç öncesi-önleyici-proaktif polisliktir.

Özellikle son yıllarda dünyada yaşanan değişim ve gelişmelerden etkilenen polislik felsefesi ve uygulamalarında polisin önleyicilik işlevi ön plana çıkartılmış bulunmaktadır. Suç sonrası polislik yani suçların aydınlatılması ve suçluların yakalanması artık tek başına polis teşkilatının başarısı ve halkın memnuniyeti için yeterli olmamaktadır. Zira halk, polisten öncelikle kendilerinin suç mağduru olmalarını önlemesini istemektedir.[12] Polisin bu görevi başarıyla yerine getirebilmesi ancak onun zamana ve mekâna hâkim olması ile mümkün olabilecektir. Polisin bu şekilde her an her yerde olması gerçekte maddeten mümkün görülmemektedir. O halde önleyici polislik çalışmalarında polisin üniformasız polislere “halka” ihtiyacı vardır. Polisin bulunmadığı yer ve zamanda ortaya çıkan boşluğu halk dolduracaktır.

Polisin suçları önlemede ihtiyacı olan halkın desteğini alabilmesi için en önemli araç halkla ilişkilerdir. Zira halk ancak polise inanır, güvenir ve destek vermeyi arzu ederse suçu ve suçluları polise ihbar edebilir ve suçların önlenmesinde çalışan polise yardımcı olabilir.[13] Halkın güvenini ve desteğini sağlamak için polis halkla sürekli temas içersinde olmalıdır. Polis halka karşı imajını düzeltmeli, halkın ilgi, sevgi, saygı, güven ve desteğini kazandıracak faaliyetlerde bulunmak suretiyle, halkın en kolay başvurabileceği güvenlik birimi olduğuna herkesi inandırmalıdır.

Etkili bir polis hizmetinin birinci hedefi bahsedildiği üzere suçu önlemek ise ikinci hedefi de şüphesiz ki suç işlenmiş ise suçların aydınlatılmasını ve suçluların yakalanmasını sağlamaktır. Suçun mağduru olan halk polisten suçluları en kısa sürede yakalayarak adalete teslim etmesini, dolayısıyla mümkün ise var olan maddi zararının giderilmesini, yoksa manevi olarak itminana ulaştırılmasını istemektedir. Polisin halkın bu isteklerini karşılamada, günümüzde artık hızla gelişen teknolojik imkânların suçlarda yaygın olarak kullanılması düşünüldüğünde tek başına yeterli olamayacağı bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla suçların aydınlatılmasında sadece polisiye yöntemlerin yeterli olamayacaktır.   Yapılan araştırmalarda polis, olayların ancak %4 ünde suçüstü yapabilmiş, %1 inde bir olayı tamamen kendi imkânları ile çözmüş ve geriye kalan %95 lik bir oran mağdur, şahit vb. gibi halkın yardımlarıyla olayları sonuçlandırabilmiştir.[14]

2.1.2.    Toplumsal Düzeninin Temin Edilmesi

 

Toplumsal bir varlık olan insan diğer insanlarla birlikte yaşamaktadır. Bu birlikteliğin sürmesi ve sosyal yardımlaşmanın gerçekleşmesi için toplumda belli bir düzen ve güvenin sağlanması ve devam ettirilmesi gerekmektedir. Bunu sağlamak için toplumlar çok çeşitli sosyal kontrol düzenekleri oluşturmuş ve bunları kurumsallaştırmaya çalışmışlardır. Bu sosyal kontrol düzeneklerinden birisi de polis teşkilatıdır.

Bütün toplumlara da polis, güvenliğin ve toplumsal düzenin sağlanmasından birinci derecede sorumludurlar. Özellikle demokratik ülkelerde polisin temel görevi toplumsal düzenin korunmasıdır. Ancak bu düzenin korunması toplumsal hayat içerisinde suçun işlenmemesi, kimsenin suça maruz kalmaması, işlendiğinde de faillerin yakalanması ile doğrudan ilişkili olduğu gibi bütün bunlar yapılırken de temel hak ve özgürlüklerin korunması, haksızlık yapılmaması ve adil davranılması da aynı derecede önem arz etmektedir. Bu durum toplumsal düzen açısından polis teşkilatının eylem ve işlemlerinde çok daha dikkatli olmasını beraberinde getirmektedir. Polis temel görevlerin yerine getirirken yetki sınırlarını iyi kontrol etmeli, muhatap olduğu halkın durumunu iyi tespit etmeli ölçülülük ve hakkaniyet çerçevesi içerisinde hizmet etmeye özen göstermelidir. Yani polis toplumsal düzeni sağlamak için sosyal hayatta toplumun nabzını bilmek ve bir bilen olmak zorundadır. Toplumun ve sosyal hayatın teorik duayenleri sosyologlar ise pratik duayenleri de polisler olarak kabul edilebilmektedir.[15]

Polisin toplumun nabzını ölçebilmesi ancak halkla ilişkileri özünde var olan tanıma ve tanıtma çalışmaları ile mümkün olabilecektir. Öncelikle polis halka kendisini ve eylemlerini tanıtacak, aldığı geri bildirimi ise değerlendirerek yeni eylem ve işlemlerini bu değerlendirmelere göre yapacaktır. Polis sadece tanıtım çalışmaları ile de yetinmeyecek, yaptığı anket, rapor ve çalışmalar ile halkın da beklenti ve isteklerini öğrenerek hizmetlerin sunulmasında temel alacaktır. Kanaatimce toplumsal düzenin teminini sağlamak ve ideal topluma ulaşmak ancak toplum(halk) ile polis arasındaki ilişkilerin tam anlamıyla iki yönlü olarak temini ile mümkün olacaktır.

2.1.3.    Demokrasi Kültürünün Yerleşmesi

 

Demokratik ülkelerde halkın demokratik yapılara katılımları ve sorunları paylaşmalarıyla oldukça önemlidir. Zira halkın kayıtsız şartsız egemenliği üzerine kurulmuş bulunan demokratik ülkelerde her şey halk için yapıldığına göre, burada esas alınacak kıstas halk olmalı ve halkın her türlü idari faaliyette işbirliğini sağlayabilmenin koşulları oluşturulmalıdır.[16] Dolayısıyla bu ülkelerde polisliğin, yakalanan suçlu oranından öte halkla geliştirilen ilişkilerin niteliği ve suç önleme sorumluluğuna halkın katılımını oranı ile değerlendirildiği görülmektedir. Halkla ilişkiler bu ülkelerde suçun önlenmesi ve suçluların yakalanması konularında polise aktif destek sağladığı gibi halkta da katılımcı demokrasi kültürünün yerleşmesi ve gelişmesine imkân tanımaktadır.

 Dünyadaki polis teşkilatları incelendiğinde güçlü polis teşkilatına sahip olan devletlerin, güçlü demokrasilere de sahip olduğu görülmektedir. Burada güçlü kelimesinden kasıt polisin sahip olduğu eleman ve teknik imkânlardan ziyade halka kurulan sağlam ilişki ve bağdan kaynaklanan güçtür. ABADAN’ın söylediği gibi halkla ilişkiler demokratik süreci güçlendirmektedir.[17]

O halde demokratik süreci geliştirmek ve halkın demokratik katılımını güçlendirmek ancak polisiye politikalar ve bunların uygulamaları konusunda halkın bilgilendirilmesi ve planlama, karar alma ve uygulama süreçlerine katılımlarının sağlanması ile mümkün olacaktır.

2.2.  Polis Halk İlişkilerinde Kullanılabilecek Araçlar

 

Halkla ilişkilerde en önemli fonksiyonlardan biri örgütün ürettiği hizmetleri halka tanıtmaktır. Bu nedenle örgütler, hedef kitlesine; örgütün amaçlarını, politikalarını, etkinliklerini ve diğer çalışmalarını çeşitli iletişim araçları ile duyurmaktadır.[18] Tanıtımda kullanılan araçlar genel olarak yazılı, sözlü, görsel ve işitsel olarak sıralanabilir. Polis teşkilatı çalışanları da söz konusu araçları kullanabildiği ölçüde hem polisin halk nazarındaki imajını iyileştirebilecek hem de onların desteğini kazanabilecektir. Günümüzde Türk polis teşkilatının kullandığı birçok halkla araçları mevcut olmakla birlikte etkili olarak kullanılan araçlar 155 polis imdat telefonu, internet (e-polis )uygulamaları ve Türkiye Polis Radyosudur.

2.2.1.    155 Polis İmdat Telefonu

 

Telefon sözlü araçlar içerisinde önemli bir yere sahip bulunmakta ve kurum ve kuruluşların tanıtımında etkili olabilmektedir. Özellikle emniyet ve asayişin sağlanmasına yönelik hizmetlerde yani polislik faaliyetlerinde suçları önlemek, suç işlenmesi halinde suçluların tespitini sağlamak için oldukça etkili bir haberleşme-ihbar aracı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye’de Polis imdat servisi ilk olarak 1982 yılında 055 olarak uygulanmaya konulmuş daha sonra 155 Polis İmdat olarak değiştirilmiştir. Ücretsiz her an aranabilen telefonlara yapılan ihbar, şikâyet ve yardım istekleri görevlilerce değerlendirmeye alınmakta, telefonun edildiği tarih, saat, konuya ilişkin olay yeri, adresi kayıt altında tutulmaktadır. Bu kayıtlar hem daha sonra müracaatçıya tekrar ulaşılmasını sağlamak hem de iyi niyetle bu hattı kullanmak istemeyenleri tespit etmek için oldukça önemli görev üstlenmektedir.[19]

            Polise bir telefonla ulaşabilmek, polis halk ilişkilerine düzenlilik getirme de yararlı ve modern bir yöntem olarak görülmektedir. Bu servis son yıllarda halkla bütünleşmede önemli bir aracı olmuştur ve düzenli bir işleyiş kazanmasıyla birçok önemli olayın çözümünde fayda sağlanmıştır. İhbarların tek tek incelenerek değerlendirilmesi halkın bu servise ve polisin tüm hizmetine olan güvencini arttırmaktadır. Bu tür bir iletişim bağının kurulması ve düzenli biçimde işliyor olması suçu önleyici ve olayın meydana gelmesinin ardından delillerin ve faillerin tespiti açısından çok önemli bir faktör olma özelliğini taşımaktadır. Vatandaşlar “155” polis imdat telefonlarını suçların önlenmesi ve suçluların yakalanması gibi polisi bilgilendirmek için kullandığı gibi aynı zamanda bilgilenmek ve danışmak amacıyla da kullanmaktadır. Vatandaşlar “155” polis imdat telefonları aracılığıyla adres sorma, polis teşkilatındaki işlerini nasıl takip edeceği yâda konuyla ilgili olarak gerekli olan belgeler, sınavlar ve sınav yerleri gibi birçok konuda bu telefonlara başvurmaktadırlar.

2.2.2.    İnternet (E-Polis) Uygulamaları

 

Son yıllarda, yönetimde hızı, çabukluğu, ekonomikliği ile maliyet etkinliğini sağlayacak en önemli etmen olan bilişim teknolojisi ürünü internet ve web sayfası uygulamaları saydam ve hesap verebilir iyi yönetimlerin oluşmasına büyük katkıda bulunmaktadır. Modern yönetim anlayışını ortaya koyan bu özellik sebebiyle, kamu ve özel sektör hizmetlerini internet ve web sayfası üzerinden kesintisiz ve güvenli olarak hedef kitlelerine duyurmayı ve onlarla direk olarak iletişim kurmayı çoğunlukla tercih etmektedirler.

Toplumsal yaşamda dönüşümlere ortam hazırlayan ve doğru bilgiye ulaşımı kolaylaştıran bilgi otobanı olarak da adlandırılan internet teknolojisinin,Türk polis teşkilatında e-polis, polnet, transpol gibi kavramların kazanımlarına temel oluşturduğu görülmektedir. Teşkilatın merkez ve taşra kuruluşları bu bilişim ağı ile sundukları hizmetleri, yaptıkları etkinlikleri, iç ve dış hedef kitlelere tanıtırken vatandaşların yapacağı ihbar, şikâyet, talep, övgü, öneri ve kutlama mesajlarından da anında bilgi sahibi olabilmektedirler. Ayrıca mevcut web sayfalarında vatandaşlara pasaport, ruhsat, trafik, eğitim hizmetleri başta olmak üzere birçok resmi iş ve işlemlerle ilgili açıklayıcı bilgiler verilmektedir.[20] Şüphesiz bu halkta var olan bilme-tanıma eksikliği, kamu yönetiminde de var olan aşırı formalitelerin varlığı birlikte göz önüne alındığında polis halkla ilişkiler açısından oldukça büyük faydalar sağlamaktadır.

2.2.3.    Polis Radyosu

 

Radyo; sosyal kültürün gelişmesinde, dolaylı eğitimin verilmesinde, kamuoyunun sağlıklı bir biçimde oluşturulmasında büyük önem taşıyan bir halkla ilişkiler aracıdır. Emniyet Genel Müdürlüğü bu etkili halkla ilişkiler aracıyla 1954 yılında tanışarak Türkiye Polis Radyosu adı ile Ankara’da bir istasyon kurmuştur. Polis-halk ilişkilerini geliştirmek, halkı uyararak önleyici zabıta hizmetlerinde polise yardımcı olunmasını sağlamak amacı güden Polis Radyosu yayınlarında dinleyici istekleri, kayıp haberleri, trafik, asayiş, teşkilatla ilgili çeşitli haberler ele alınmaktadır. Bu hizmetlerin temelinde halkın belirli konularda eğitimine katkıda bulunmak ve halka yardımcı olmak bulunmaktadır. Dünyada ilk olma özelliğini taşıyan Türkiye Polis Radyosu, polis-halk ilişkilerinin geliştirilmesi ve işbirliğinin sağlanması açısından son derece önemli işlevini her geçen gün artırarak devam ettirmektedir.[21]

 

2.3.  Polis Halk İlişkilerinde Karşılaşılan Sorunlar

 

2.3.1.    Bürokrasi

 

Bürokrasi kavramı genellikle özel yönetimden farklılığı vurgulanarak, kamu yönetimi ile aynı anlamda kullanılmaktadır. Yapısal bir kavram olarak da bürokrasi temelde devletin genel görünümünü yansıtmaktadır.[22] Türk kamu idaresi ayrıntılara kadar inen yazılı kurallar üzerine oturtulmuş bir bürokratik yapıya sahiptir. Bir kamu teşkilatı olan polis teşkilatında bürokratik yapılanma sakıncaları ile birlikte yoğun olarak gözlenmektedir. Bürokrasinin emniyet teşkilatında hızlı işleyen ve işlemesi gereken mekanizmaların kurulmasının önünde her zaman engel olduğu görülmektedir. Türkiye”de mevcut katı bürokrasinin yanında polis teşkilatında var olan aşırı hiyerarşik yapılanma ve aşırı formalitelere sıkı sıkıya bağlılık da eklenince vatandaşlar polislik hizmetlerinden yararlanmakta oldukça zor durumda kalmaktadır. Vatandaş özellikle trafik, pasaport, ruhsat gibi teknik konularda ve formalitelere boğulmuş alanlarda kime ne şekilde başvuracağı konusunda zor durumda kalmakta, doğru adrese bir türlü ulaşamamaktadır.

Pek çok gereksiz formalitenin uygulayıcısı olan kamu bürokrasisi, polis teşkilatındaki bir türlü yumuşatılamayan katı yapı içerisinde halkla ilişkilerin arzu edildiği şekilde yapılmasını engellemektedir.

 

2.3.2.    Örgütlenememe

 

Kuruluşlarda örgütlenmeyi etkileyen bazı iç ve dış faktörler bulunmaktadır. Dış faktör olarak sayılabilecek politik ve yasal öğeler, sosyo-kültürel öğeler, ekonomik öğeler, eğitime ait öğeler ve kuruluşun işlem çevresi yanında, örgüt içi faktörler olarak da, örgütün kamu ya da özel oluşu, örgütsel yapısı, büyüklüğü, yetişmiş personel sayısı, halkla ilişkilere ayrılan bütçe sayılabilir.[23] Tüm bu faktörler bir örgütün halkla ilişkiler çalışmalarını hangi şekilde yürüteceği konusunda belirleyici olmaktadır. Ancak Türkiye”de halkla ilişkilerin bir yandan işleve yüklenen misyonun sürekli farklılaşması bir yandan da kamu yönetiminin teknik yetersizliği nedeniyle bir türlü örgütlenemediği görülmektedir.[24] Polis teşkilatında 1990 lı yıllarda başlayan halkla ilişkiler uygulamalarından bugüne gelinen nokta da kurumsal bir yapı ve işleyişin oluşturulduğunu söylemek oldukça zordur.

 Polis teşkilatında basın kuruluşları ve halkla ilişkilerine ait işlemleri yürütmekle görevli birim Basın, Protokol ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğüdür. İlk kez Bakanlık makamının 26 Ekim 1988 tarihli olurları ile Emniyet Genel Müdürüne bağlı olarak “Basın ve Halkla İlişkiler” adı altında faaliyete geçirilen şube, 3 Mayıs 1993 tarihli Bakan onayı ile “Protokol Büro Amirliği”nin de ilave edilmesiyle “Basın, Protokol ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü”ne dönüştürülmüştür.[25] İllerde de merkez teşkilatı örnek alınarak Basın, Protokol ve Halkla İlişkiler Büro Amirlikleri kurulmuştur. Birimler, faaliyetlerini doğrudan merkezde Emniyet Genel Müdürüne illerde ise İl Emniyet Müdürüne bağlı olarak yürütmektedir. Birimden sorumlu şube müdürü her ne kadar doğrudan “makama” bağlı olsa da, hiyerarşik ilişkilerin diğer kurumlara oranla daha katı işlediği bir kurumda bir 4.sınıf emniyet müdürünün 1. sınıf emniyet müdürü unvanı taşıyan tepe yöneticilerine gerektiğinde danışmanlık yapması, halkla ilişkilerde koordinatörlük görevini hakkıyla yerine getirmesi mevcut yapı içerisinde olası gözükmemektedir.

Aşırı hiyerarşik yapılanma polis teşkilatında halkla ilişkiler biriminin eylemsizleşmesine ve işlevsizleşmesine yol açmaktadır. Gerçekten görevi teşkilatı halka tanıtmak ve halkın istek ve önerilerini alarak, değerlendirmek olan birimlerde çalışan personel hiyerarşik yapılanma içerisinde ast-üst ilişkisi dolaysıyla çoğu zaman amiri-üstü ile basın ve halk arasında kalmakta, büyük zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Genelde bilgi paylaşmaktan kaçınan klasik Türk kamu yöneticisi tiplemesi dolayısıyla da bilgiyi arzulayan ve bilgi peşinde koşan basın mensupları ve halk kesimi ile olan ilişkiler sıklıkla olumsuz sonuçlanmaktadır.        Ayrıca polis teşkilatında basın ve halkla ilişkilerini yürütmek üzere kurulan Basın, Protokol ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlük ve amirlikleri 1990 yılında çıkarılan Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönergesi ile Basın Bürosu, Halkla İlişkiler Bürosu ile Genel Evrak ve İstatistik Bürosu gibi alt birimlere ayrılmış gözükmektedir. Ancak örgüt şemasında bu şekilde görülen birimde alt birimlerin özellikle taşra teşkilatlarında personel ve teknik yetersizlikler sebebiyle bir türlü kurulamadığı, genel müdürlük ve bazı büyükşehirlerde kurulan birimlerin ise işlevsellikten öte olduğu bilinmektedir.

Halkla ilişkiler ancak personeli ve teknik imkânları ile örgütlenmesi tam olan işletmelerde istenilen seviyede gerçekleşebilecektir. Hiyerarşik bir yapılanma içerisinde yer alan, siyasi etkiler ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle örgütlenmesi bir türlü tamamlanamayan polis teşkilatında halkla ilişkilerin ne derecede gerçek işlevine ulaşabileceği tartışmalıdır.

 

2.3.3.    Mesleğin Yapısı

 

Polislik mesleği risklidir, maddi ve manevi güçlüklerle dolu ve hassasiyet isteyen bir hizmettir. Gerçekten polis genel kolluk görevlisi olarak genel asayişin ve düzenin korunması ve sağlanmasından birinci derecede sorumlu olarak, asayişi bozan ve suç işleyen kişilere karşı mücadele vermektedir. Bu mücadele dolayısıyla polisin suçlular gözünde birer düşman nazarıyla görüldüğü ve polise karşı pek çok fiili ve sözlü saldırının yapıldığı günlük hayatta sıklıkla görülmektedir. Her an bir tehlikeyle karışılacağını düşünen polis bu durum karşısında çoğunlukla şüpheci kimliğini ön plana çıkarmakta halktan uzak kalmaya çalışmaktadır.

Benzer şekilde halkın da güvenlik hizmetini yerine getiren polisten biraz çekindiği görülmektedir. Bu çekingenlik güvenlik hizmetlerinin ifası için gerekli olan disiplin, üniforma, taşınan silah, hiyerarşik yapı ve karakol ortamı sebebiyle doğal olarak ortaya çıkmaktadır. Halkta çekingenliği tetikleyen bir diğer unsurda halkın sahip olduğu yanlış sosyal geleneklerdir. Örneğin ülkemizde insanlar çocuklarını polis geliyor diye korkutarak onları kontrol altına almaya çalışmakta bu durum ise bellek altında polisin kötü bir şey olduğunu yerleştirmektedir.[26] Dolayısıyla her iki tarafın birbirine şüphe ile baktığı bir ortamda çoğu zaman halkla ilişkilerden bahsetmek mümkün olmamaktadır.

 Halkla ilişkiler biriminin hak ettiği değeri kazanmasında ve misyonuna uygun görevler yerine getirmesinde en önemli etken personel öğesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Personel öğesi diğer kamu teşkilatlarında olduğu gibi polis teşkilatında da genel olarak alt kademedeki yönetici ve memurlardan teşekkül etmektedir. Zira halkla yüz yüze iletişimi en fazla olan grup alt kademedekilerdir. Dolayısıyla etkin bir halkla ilişkiler için bu grubun istekli, bilgili ve yeterli olması oldukça önemlidir. Ancak polis teşkilatında mesleğin yapısından kaynaklanan pek çok olumsuzluğun özellikle polis memurlarını oldukça etkilediği görülmektedir. Bu olumsuzluklar yapılan araştırma ile Fiziksel Koşullar,Yükselme Olanakları, Önderlik, Özendirme, Ücret, İletişim, Çatışma, Kararlara Katılma ve Örgütsel Görüntü olarak dokuz boyutta, tespit edilmiştir.[27] Bu olumsuzluklardan özellikle yetersiz maaş ve yeterli özendirme yapılamaması nedenleri ile polis memurlarının doyumu sağlayamadıkları ve işlerinde mutlu olmadıkları yine yapılan araştırmalarda gözlenmiştir.[28] Yapılan ankette sorulan; “Aldığınız maaşı ne derece yeterli buluyorsunuz?” sorusuna 582 memurdan %48’i hiç yeterli bulmadıkları, %40’ı az, %10’u orta , %2 si iyi derecede yeterli bulduklarını ifade etmişlerdir.Bunların ortalaması alındığında yetersiz düzeyde olduğu görülmüştür. Yine “Teşkilatınızda personeli ödüllendirmek için izlenen politikaları ne derece yeterli buluyorsunuz?” sorusuna, memurların %56,5’inin, uygulanan ödüllendirme politikalarını hiç yeterli bulmadığı, %32,6 sinin az, %8,4 ünün ise orta düzeyde yeterli bulduğu şeklinde sonuç çıkmıştır.[29]

Kurum içi örgüt ilişkilerinde sıkıntı olan, personelin iş hayatından memnun olmadığı bir birimde -kurum dışı- halkla ilişkiler konusunda da ciddi sıkıntılar yaşanabilmektedir. Büyük ölçüde çalışma saat, yer ve alınan ücretten memnun olmayan polis memurlarının bu hoşnutsuzluklarını halka yansıtmayacaklarını düşünmek olanaksız görülmektedir. Dolayısıyla teşkilat içerisindeki yaşanan bu sıkıntıların halkla olan ilişkilere sekte vuracağı açık olarak ortadadır.

2.3.4.    Tanıma Ve Tanıtma Eksikliği

 

Bir iletişim olgusu olarak ortaya çıkan halkla ilişkilerin tanıma ve tanıtma olarak iki temel fonksiyonu bulunmaktadır. Örgütlerin iç ve dış hedef kitlesini öğrenme-bilme amaçlı yazılı ve görsel basını izlemesi, toplantılar düzenlemesi, bölgeyi tanıtıcı kitap, dergi, gazete vb. yazılı kaynakları incelemesi “Tanıma” işlevi kapsamında ele alınmaktadır. “Tanıtma” ise hedef kitleye aydınlatıcı bilgiler verme, örgütü ve izlediği politikaları benimsetme, onlarda örgüte karşı olumlu tutum ve davranışlar oluşturma ve işbirliği sağlama gibi etkinlikleri kapsamaktadır.

Tanımlar ışığında polis teşkilatı incelendiğinde hem tanıma hem de tanıtma işlevlerinde eksik kalındığı görülmektedir. Bu eksikliği açıkça dile getiren üst düzey bir emniyet yöneticisi bir sempozyumda yaptığı konuşmada, polis kurumunun halkla ilişkilerde daha ileri noktalara ulaşabilmesinin kendi özeleştirisini yapıp hizmet kalitesini kontrol etmeye dayandığını ileri sürmekte aksaklığın büyük bir bölümünün tanıtım eksikliğinden kaynaklandığını öne sürmektedir.[30] Gerçekten gizlilik veya mesleki sır kavramını öne sürerek çoğu zaman bilgi vermekten, paylaşmaktan oldukça çekinen, üst düzey müdürlerin bu yaklaşımları alt rütbedeki amir ve memurlarda da etki göstermekte halkı bilgilendirici faaliyet ve işlemlerden kaçınılmaktadır. Son dönemde ön plana çıkarılan el ilanı, broşür dağıtma, halkla huzur ve tanışma toplantıları yapma, okullarda eğitim ve konferans düzenleme gibi sınırlı sayıdaki tanıtma araçları ise çoğu zaman teşkilat mensupları arasında angarya olarak görülmekte ve genellikle bu araçlar basın mensuplarına göstermelik olarak, kurumda en az işleve sahip memur ve amirler aracılığıyla yürütülmektedir.

Halkla ilişkilerin ikinci ve en önemli aşaması olan “tanıma” işlevi konusunda da polis teşkilatında ne yazık ki çok fazla işlem yapılmadığı görülmektedir. Halkla ilişkilerin idarenin eylem ve işlemlerini yönetilenle etkileşerek gerçekleştirmesi ve böylece kendiliğinden oluşan bir onay elde etmesi için bir çaba olduğu göz önüne alındığında yaptığı eylem ve işlemlerin hayati önemi dolayısıyla polis teşkilatında da bu onaya büyük ihtiyaç duyulacağı açıktır.[31] Bu ihtiyacın gerçekleşmesi özellikle halkın istek ve ve düşüncelerini öğrenmede oldukça isteksiz bulunan mevcut polis yöneticisi formatında olabilir görülmemektedir.

Emniyet Genel Müdürlüğü Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü yönetmenliğinin Halkla İlişkiler Büro Amirliği kısmında ifade edilen vatandaşa verilen hizmetlerle ilgili kamuoyu araştırması yapmak veya yaptırmak, bu araştırmanın sonuçlarıyla tanıtıcı boşar veya ilan hazırlamak gibi tanıma işlevini ön plana çıkartan hükmü ile ilgili günümüze kadar neredeyse hiçbir çaplı çalışmanın yapılmadığı gözlemlenmiştir.[32] Polis teşkilatında merkez ve taşrada kurulan halkla ilişkiler birimlerinde yapılanlar belirli sayıda gazete ve dergiyi izleme ve kupür kesme törenlerle ilgili basını bilgilendirme gibi çoğu itibariyle tek taraflı ve halkla ilişkilere hizmet etmeyen çalışmalardır. Dolayısıyla polis teşkilatında halkla ilişkiler, gazete tarayıp ilgili haberleri üst yöneticiye takdim etmekle sınırlı kalmaktadır.

 

SONUÇ VE ÖNERİLER

 

            Polisin temel görevlerinin başında toplumsal düzeni sağlamak, suçları önlemek önleyemediklerinin ise faillerini yakalayarak adalete teslim etmek gelmektedir. Bu görevlerini yerine getirirken bir polis teşkilatı ne kadar güçlü olursa olsun, eğer kendini toplumun genelinden soyutlarsa ve suçun bir toplumsal olgu olduğunu ve ancak toplumla işbirliği halinde çözülebileceğini düşünmez ve bu doğrultuda adımlar atmaz ise orta ve uzun vadede başarısızlığa uğraması kaçınılmaz olarak karşımıza çıkacaktır. Zira günümüz dünyasında polisin başarısı artık halkın katılımını ne ölçüde sağlayabildiği ile ölçülmektedir. Polisiye faaliyetler artık yalnızca polis ve devlete ait bir faaliyet olmaktan çıkarak halkın işbirliği yaparak, güvenliğin sağlanmasındaki sorumluluğu paylaşmasına dayanan bir anlayış ile hareket edilmesini zorunlu kılmaktadır. Polis halk ilişkilerinin gelişmesi sayesinde suçların önlenmesi, oluştuğunda hızlı bir şekilde çözümü ve halkın demokratik sürece katılımı kolaylıkla sağlanabilecektir. Söz konusu olumlu sonuçları dolayısıyla mutlaka göz önünde tutulması gereken halkla ilişkiler uygulamaları polis teşkilatında yaşanılan sorunlar sebebiyle kendisinden beklenen neticeleri bir türlü sergileyememektedir. Polis teşkilatında mevcut sorunlar giderilmeden de işlevsel bir halkla ilişkiler yaklaşımından bahsetmek mümkün olmayacaktır. Halkla ilişkilerin işlevselleşmesine yönelik polis teşkilatında yapılması gerekenler öneri şeklinde aşağıda maddeler halinde sunulmuştur.

 

  1. Polis çalışmalarını halka anlatacak yayınları sık sık yapılmalı, sergiler açmalı, konferanslar tertiplemelidir. Daha sonra bilimsel çalışmalar yapmalı nasıl göründüğünü saptamalıdır.  Özellikle son dönemlerde düzenlenmekte olan Basın ve Huzur toplantıları bu çerçevede işlevsel hale getirilerek diğer uygulamalara da örnek teşkil etmeleri sağlanmalıdır.
  2.  Polis toplumun sosyal doktoru olmaya çalışmalı, toplumun yapısını kültürel durumunu, inanç ve değerlerini çok iyi bilmelidir.
  3. Etkili ve bilimsel nitelikte bir halkla ilişkiler hizmeti örgütlenmeli, halkla ilişkiler birimlerinde görevlendirilecek personelin yüksek öğrenim görmüş, özellikle de üniversitelerin İletişim Fakültesinden mezun olanları tercih edilmeli ve bu personele halkla ilişkiler konularında hizmet-içi eğitim programları sıklıkla uygulanmalıdır.
  4. Halkla ilişkilerde en fazla eğitime ihtiyacı olan polis üst düzey yöneticilerinin eğitilmesi sağlanmalı ve halkla ilişkiler uygulamalarında teşvik edilmelidirler.
  5. Polisiye çalışmaların yürütülmesinde danışan yönetim en az hata yapan yönetimdir prensibinden hareketle halkın katılımının sağlanmasına çalışılmalı, özellikle gizlilik gerektirmeyen işlem ve eylemlerde belde halkıyla görüşler paylaşılmalıdır.

KAYNAKÇA

 

ABADAN, Nermin, Modern Toplumlarda Halkla Münasebetler, TODAİE Yay., Ankara 1964

ÇALI, H.Hüseyin - SAYAR, Fatma, “Gerçek Polislik, Suçu Önleme Mi Yoksa Suçu Aydınlatmak Mı?”, Polis Dergisi, S.36, Ankara 2003

DEMİRÖZ, Ayhan, “Trafik Kazalarının Nedenleri Ve Önlenmesinde Halkla İlişkilerin Önemi”, (yayınlanmamış doktora tezi) Ankara 2006

DERDİMAN, R. Cengiz, Polis Yönetimi ve Hukuku, Nobel Yay., 3. Baskı,  Ankara 2007

DÜNDAR, Nihat, “Emniyet Teşkilatının Sorunları Ve Çözüm Önerileri”, Polis Dergisi, S.26, Ankara 2001

EKİCİ, Metin, Halk, “Halk Bilimi ve Halk Bilgisi Üzerine Bir Deneme”, Milli Folklor Dergisi, Ankara 2000, S:45

ERDOĞAN, Fevzi, “Emniyet Teşkilatının İklimi”, (yayınlanmamış doktora tezi), Ankara 1999

ERDOĞAN, Fevzi, “Polis Yönetiminde İnsan İlişkileri Ve Özendirme”, Polis Dergisi, S.36, Ankara 2003

ERTEKİN, Yücel, “Polis Halk İşbirliğinde 155 Polis İmdat Uygulamaları”, I.Polis Halk İşbirliği Sempozyumu,  Ankara 1995

ERYILMAZ, Bilal, Kamu Yönetimi, Erkam Yay., İstanbul 2002

GENÇ, H. Aydın, “Polis Halk İşbirliğinin Önemi Ve Etkin Olan Faktörler”, I.Polis- Halk İşbirliği Sempozyumu, Ankara 1995

GÜNDAY, Metin, İdare Hukuku, İmaj Yay.,7. Baskı,  Ankara 2007

http://www.tdkterim.gov.tr (erişim tarihi 23.05.2008)

KAZANCI, Metin, Kamuda Ve Özel Sektörde Halkla İlişkiler, Turhan Kitabevi, 7. Baskı,  Ankara 2007

KOÇ, Mustafa Sami, “Halkla ilişkiler ve Yönetim”, www.ekitapyayin.com  (erişim tarihi 28.05.2008)

ÖZTÜRK, Nurullah, “Toplam Kalite Yöntemi Bağlamında Kamu Kurumlarında İletişim Kalitesi, Emniyet Genel Müdürlüğünün Halkla İlişkileri”, Kamu Yönetiminde Kalite 2. Ulusal Kongresi, TODAİE Yay., Ankara 1995

SEZER, Arif - KUL, Mehmet , “Avrupa Birliği Bağlamında Polis Halkla İlişkiler”, Polis Dergisi, S.32, Ankara 2001

ŞEN, Bilal, “Polisin Halkla İlişkileri Bağlamında Polis Radyosu İncelemesi” , Polis Dergisi, S.26 ,Ankara 2001

ŞENÖZ, İbrahim, “Suç Önlemede Halkla İlişkilerin Rolü” , Polis Dergisi, S.54, Ankara 2008

TÜRKKAHRAMAN, Mimar, “Polis ve Sosyal Hayat”, Polis Dergisi, S.36, Ankara 2003, s.293

YILMAZ, Ejder, Hukuk Sözlüğü, Sevinç Yay., Ankara 1986

 



[1] DERDİMAN, R. Cengiz, Polis Yönetimi ve Hukuku, Nobel Yay., 3. Baskı,  Ankara 2007,s.2

[2] DERDİMAN, s.3

[3] YILMAZ, Ejder, Hukuk Sözlüğü, Sevinç Yay., Ankara 1986,  s. 587

[4] GÜNDAY, Metin, İdare Hukuku, İmaj Yay.,7. Baskı,  Ankara 2007 ,  s.587

[5] http://www.tdkterim.gov.tr (erişim tarihi 23.05.2008)

[6] EKİCİ, Metin, Halk, “Halk Bilimi ve Halk Bilgisi Üzerine Bir Deneme”, Milli Folklor Dergisi, Ankara 2000, S:45, s.5

[7] KAZANCI, Metin, Kamuda Ve Özel Sektörde Halkla İlişkiler, Turhan Kitabevi, 7. Baskı,  Ankara 2007, . S.13

[8] SEZER Arif, KUL Mehmet , “Avrupa Birliği Bağlamında Polis Halkla İlişkiler”, Polis Dergisi, S.32, Ankara 2001, s.2

[9] DEMİRÖZ, Ayhan, Trafik Kazalarının Nedenleri Ve Önlenmesinde Halkla İlişkilerin Önemi, (yayınlanmamış doktora tezi) Ankara 2006, sayfa 41.

[10]DEMİRÖZ, s. 42

[11] 4.7.1934 tarih ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunun 2.maddesinde polisin görevleri şu şekilde düzenlenmiştir: “Madde 2- (Değişik: 16.7.1965 – 694/2 md.) Polisin genel emniyetle ilgili görevleri iki kısımdır. A) Kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere, Hükümet emirlerine ve kamu düzenine uygun olmayan hareketlerin işlenmesinden önce bu kanun hükümleri dairesinde önünü almak, B) İşlenmiş olan bir suç hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlarda yazılı görevleri yapmak”

[12] ÇALI, H.Hüseyin-SAYAR, Fatma, “Gerçek Polislik, Suçu Önleme Mi Yoksa Suçu Aydınlatmak Mı?”, Polis Dergisi, S.36, Ankara 2003, s.581

[13] DÜNDAR, Nihat, “Emniyet Teşkilatnın Sorunları Ve Çözüm Önerileri”, Polis Dergisi, S.26, Ankara 2001, s. 152

[14] DEMİRÖZ, s. 52

[15] TÜRKKAHRAMAN, Mimar, “Polis ve Sosyal Hayat”, Polis Dergisi, S.36, Ankara 2003, s.293

[16] GENÇ, H. Aydın, “Polis Halk İşbirliğinin Önemi Ve Etkin Olan Faktörler”, I.Polis- Halk İşbirliği Sempozyumu, Ankara 1995, s.77

[17] ABADAN, Nermin, Modern Toplumlarda Halkla Münasebetler, TODAİE Yay., Ankara 1964, s. 7

[18] ŞENÖZ, İbrahim, “Suç Önlemede Halkla İlişkilerin Rolü” , Polis Dergisi, S.54, Ankara 2008, s.66

[19]ERTEKİN, Yücel, “Polis Halk İşbirliğinde 155 Polis İmdat Uygulamaları”, I.Polis Halk İşbirliği Sempozyumu,  Ankara 1995, s. 143–144

[20] ŞENÖZ, s. 67

[21] ŞEN, Bilal, “Polisin Halkla İlişkileri Bağlamında Polis Radyosu İncelemesi” , Polis Dergisi, S.26 ,Ankara 2001, s.461

[22] ERYILMAZ, Bilal, Kamu Yönetimi, Erkam Yay., İstanbul 2002, s.12

[23] ÖZTÜRK, Nurullah, “Toplam Kalite Yöntemi Bağlamında Kamu Kurumlarında İletişim Kalitesi, Emniyet Genel Müdürlüğünün Halkla İlişkileri”, Kamu Yönetiminde Kalite 2. Ulusal Kongresi, TODAİE Yay., Ankara 1995, s. 170

[24] KAZANCI, s. 120

[25] KOÇ, Mustafa Sami, “Halkla ilişkiler ve Yönetim”, www.ekitapyayin.com  (erişim tarihi 28.05.2008)

[26] TÜRKKAHRAMAN, s.291

[27] ERDOĞAN, Fevzi, “Emniyet Teşkilatının İklimi”, (yayınlanmamış doktora tezi), Ankara 1999, s. 12

[28] ERDOĞAN, Fevzi, “Polis Yönetiminde İnsan İlişkileri Ve Özendirme”, Polis Dergisi, S.36, Ankara 2003, s. 213

[29] Bkz., ERDOĞAN, “Polis Yönetiminde İnsan İlişkileri Ve Özendirme”, s.214–218

[30] DEMİRÖZ, s.45

[31] KAZANCI, s.72

[32] ÖZTÜRK, s.169

 

* Burdur İl Emniyet Müdürlüğü

Komiser Yardımcısı

 
 Yazar: Serhat UÇAR 24.06.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları: