AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
  -Çeviriler
  -Duyuru
  -Güncel
  -İstihbarat
  -Kitap İncelemesi
  -Suikastlar
  -Yorum
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Rusya ile Türkiye arasında çıkacak olan olası bir krizde kim daha çok zarar görür?
   Türkiye
   Rusya
   Komşu ülkeler
   
 
Son Üyeler
akademilenyum
mertkan4
poliCEM
canancoskan
polis_28
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

AKADEMİDEN "MESLEK"E

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Aile İçi Şiddet

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Normale Dönmek

Demokrasi ve Statik İdeolojiler

Maaş Bahsine Nokta, Cevaplar-Sorular

 

  Telefonun Tellerine "Kuşlar" mı Konar? Yazdır 
 Yazar: Önder AYTAÇ & Emre USLU 01.06.2008  
  Telefonun Tellerine "Kuşlar" mı Konar?

Ankara’nın koridorlarında sizler için derin araştırmalar yaptık. Çıkardığımız sonuç şu: Telefon kuşları çeşit çeşitmiş. Bir grup yasal kulaklığıyla Ergenekon dinlemesinde diğer grup koca kulağıyla Ergenekon’u dinleyenleri dinlemede. Üçüncü grup da bunlar üzerinden psikolojik harekât yapmaktaymış.
Olayın arkası taaaaaa Atabeyler çetesine kadar uzanıyormuş. Üzerine suç atılan Emniyet teşkilatı hem çok emin ve coooooool, hem de biraz kızgın. Cool olmaları “kesinlikle ama kesinlikle” yasal olmayan hiç bir dinleme yapmadıkları konusunda emin olmalarından kaynaklanıyor. Kızgın olmalarının nedeni teşkilatın içinde güç mücadelesi veren aktif ya da âtıl durumda bulunan üst rütbeli yetkililerin kendi iktidar mücadeleleri doğrultusunda doğru olmayan beyanlarda bulunmalarından kaynaklanıyor. Bazı yöneticilerse emin olmadıkları konularda gürültünün volümünden etkilenerek bazılarının duymak istedikleri şeyleri doğru olmamasına rağmen söyleyebiliyorlar. Ya da doğruları söylemesi gerektikleri halde konuşmuyorlar. Son olayda Genel Müdürün açıklamaları kendilerini birazcık olsun rahatlatmış görünüyor.
Şuradan başlayalım: Atabeyler operasyonundaki “sarı zarf” olayını hatırladınız mı? Orada bir polis müdürü, gürültünün desibeline kapılmış ve doğru olmamasına rağmen “onu polis yapmış” demişti. Oysa yapılan bütün incelemeleri o olayın polis tarafından yapılmadığını gösterdi. Medya, özellikle de o işi polis yaptı diyenler, yani kendilerine atılan “zarfı” doldurup kamuoyuna postalayanlar, o olayın peşini bıraktığından dolayı bugün bu olayları yaşıyoruz. Atabeyler olayında operasyonun her dakikasında özel kuvvetlerden bir yetkili operasyon yapanlarla birlikte olduğu halde, sorgunun her aşamasını kendi üstlerine bildirdiği halde, dönemin Genelkurmay Başkanı olayı “Basından öğrendim” demişti. Operasyonu ve sorgudan gelen bilgileri Genelkurmay Başkanı’na ilet(e)meyen birileri olabilir mi? Bu soruyu sorma cesaretiniz var mı? Olayı “zarfa” kilitleyip “mazrufu” örtmek konusunda bir sorumluluk hissediyor musunuz?
Gelelim YouTube görüşmelerine. Adına ne derseniz deyiniz bu olayın iki yönü var. Birincisi çok hassas bir kurumun kendi bilgisini koruyamaması. Bu kurumda çalışan önemli görevdeki yetkililerin boş ve gereksiz konuşmaları. Bu, dinleme olayını hafifletmez ama o dinleme olaylarından bir sonuç alabildik mi? Medya o olayları neden gündemde tutup her yönüyle araştırılması için kamuoyu oluşturmadı? Neden her olaydan sonra bir takım iddialar ortaya atıp arkasını getirmiyor? Neden her seferinde bu işi polis yapıyor iddiasını ortaya atıp arkasını getirmiyor? Neden fikri takip yapmıyor? Saman alevi iddialardan bir illüzyon yaratıp aslında polisin içinde yangın var imajı oluşturmak isteniyor olmasın? Varsa cesaretiniz, konunun her yönünü tartışalım. Varsa cesaretiniz, her kurumun içindeki makam çekişmelerini, kurumlar üzerindeki uluslararası operasyonları ve “Ankara Kriterlerini,” her şeyi ya Meclis araştırmasıyla, ya da kapsamlı bir mahkeme soruşturmasıyla ortaya çıkaralım ve bu olayı bir mihenk taşı olarak yeni dönemin başlamasına bir araç yapalım.
Osman Paksüt olayı ile ilgili de yine bir sis bulutu oluşturulmaya çalışılıyor ama deştikçe arkasından başka şeylerin çıkacağı görülüyor. Bu olayın üzerine bunu polis yapmıştır deyip geçmek bu kadar kolay mı? Medya bu olayı neden gündemde tutmuyor? Neden olayın her yönüyle araştırılması için avazınız çıktığı kadar bağırmıyorsunuz?
CHP olayındaki gürültü ve patırtıyı da aynı şekilde araştıralım. Kime dokunursa dokunsun sonuçlarını da geçiştirmeden günlerce yapılacak yayınlarla kamuoyu ile paylaşalım. Şapşallıkları, unutkanlıkları, boş boğazlıkları ve telefonun tellerinde hangi kuşların neden konduğunu ve nasıl çalıştığını her yönüyle araştıralım. Sızmaların zamanlamasından sızma şekline her yönünün üstüne gidelim.
Yukarıdaki görüşler genel olarak polisteki havayı yansıtıyor. Polis kendinden oldukça emin. Her yönüyle ama her kurumun aynı hassasiyetle araştırılması ve soruşturulması konusunda bir kanat oluşmaya başlamış gibi görünüyor. Yaptıklarından çok eminler ama kendi yöneticileri tarafından yapılan “mesnetsiz açıklamalar” ya da “gereksiz susmalara” da içten içe isyan ediyorlar. Bunca emek vererek operasyonlar yapan bir kurumun böylesi bir şekilde yıpratılıyor olmasına duydukları bir isyan bu.
Oluşmaya başlayan genel kanaat ise bu tip yayınların çok başarılı bir şekilde yürütülen Ergenekon operasyonunun içini boşaltmaya yönelik olduğu yönünde. Sisli dönemlerin aktörlerinin yeniden sahne almaya başladıklarına inanıyorlar. Tek çıkış yolu bu işin peşini bırakmadan ama peşin hükümlü kararlar da vermeden ve peşinen her kurumun araştırılması gerektiği üzerinde bir uzlaşının sağlanması ile mümkün. Nereden başlayacağımız konusunda çok net bir önerimiz var. Mahkeme, Meclis, ve Askerî Mahkeme kendi içindeki dinlemelerle ilgili kapsamlı araştırmalar yapsınlar. Medya cephesi de kendi içinde bir çalışma başlatsın. Kendilerine emniyeti kötülemek amacıyla “bilgi” taşıyan kişileri ve bunların ne amaçlarla bu bilgileri getirdiklerini de yazmaya başlasınlar. Ankara’nın nabzını iyi okuyan saygın gazeteci Murat Yetkin “Özel birim mi” başlıklı yazısında kendisine bilgi taşıyan kişiler ve bunların ilişkilerini, hangi kurum ve kişilerle ilişkileri olduğunu isim vererek ya da tarif yaparak yazsın.
Dinleme ile ilgili her kurumu mercek altına alacak cesur ve kapsamlı bir araştırma ile dinleme iddialarının gerçek yüzü ortaya çıkarılmalı. Medya da dürüst olursa en çok polis rahatlayacak...

Bu yazı aynı zamanda Taraf Gazetesinde yayınlanmaktadır.

 
 Yazar: Önder AYTAÇ & Emre USLU 01.06.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  mahmut
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyetin Aydınlık Çocukları; Siz de Çoook Oluyorsunuz Ama...
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN PPDS - 2
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Maaş Bahsine Nokta, Cevaplar-Sorular
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Sevinmek Bizim de Hakkımız
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Demokrasi ve Statik İdeolojiler
Fatih BALCI
Fatih BALCI Eskimeyen Öğüt
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Kendimi Takdimimdir!
Safa Tarık OĞUZ
Safa Tarık OĞUZ Polis Branşını Arıyor
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Adı Yücel Soyadı Tutkun
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007  Her Hakkı Saklıdır.