|
| Meseleleri "Mesel" lerle Aşmak |
|
| Yazar:
İsmet KAPLAN |
21.05.2008
|
 |
Yaşamımızın önemli bir kısmını servis, otobüs, metro…vb. toplu taşıma araçlarında geçiren insanlar olarak alternatif vakit geçirme aktiviteleri bulmak durumundayız. Böylesi bir yoldaş, bâzen bir kitâp olur, bâzen bir Mp3-çalar, bâzen bir gazete…vs. Bedenimin seyahâtte olduğu böylesi zamanlarda, bâzen beynimi de seyahâte çıkarır ve fikren jimnastik yaparım.
Bu düşünce seyahâtleri, kâh meslekten yaşama, kâh âileden arkadaşa, çeşitli güzergâhlarda olur. Yaşamın çeşitli meselelerini bir “mesel” (örnek, misâl, metafor) etrâfında örgülemeye ve daha “anlaşılabilir” ve “anlatılabilir” kılmaya çalışırım. “Exam için example”… Matematikteki gibi, birike birike havuz problemi olmuş meseleleri “mesel be mesel”, damla damla boşaltmaya ve havuzu temiz sularla doldurmaya gayret ederim. İşte böylesi ânların hâtıraları olarak üç mesel eşliğinde üç meseleyi konu ediniyoruz.
Gözlüklü Lise talebesi:
Bir lise öğrencisi düşünün. Önünde zorlu bir üniversite imtihânı. Boş vakti yok neredeyse. Ve fakat bu öğrencinin gözlüğü var ve arkadaşları onunla dalga geçiyor. Bu hakaretlere cevâp vermek, liselinin meşrû hakkı ve fakat bu gerginlik, onun zamanını götürecek. Dalga geçen serserilerin sınav sorunu yok, bohem tipler onlar. Şimdi ne yapsın liseli?
İşte mesel bu. Meselemiz de bu. Meşrû cevâp hakkımızdan vazgeçeğiz. Yok yok vazgeçme denmez buna; erteleme denebilir, hoşgörü denebilir. Eğer, zamânını kendisiyle uğraşanlara cevâp yetiştirme yerine, “sınavın cevâpları” için değerlendirirse o lise öğrencisi, Polis Akademisi’ni kazanabilir ve ileride o komiser iken dalga geçenleri karşısında müştekî/şüpheli olarak görebilir. Harbiye’ye girip teğmen olabilir, onlar ise terörist. Tıbbiyeyi bitirebilir; onlar hasta. Hukûku bitirir, onlar dâvâlı… Öyleyse bırakmalı onları dalgalarıyla ve başka dalga-boyuna geçmeli…
Gol “krallığı”, takım “demokrasisi”:
Ortaokul yıllarında mahalle maçı yapardık. Paslaşa paslaşa güzel güzel oynarken birinin aklına “gol kralı” olmak düştü. Golleri kendisi atmak isteyince paslaşmalar durdu ve maç takımdakilerin (çoğu isâbetsiz) şutlarıyla mağlubiyetle bitti gibi hatırlıyorum.
İşte ikinci mesel… Gol krallığında ilk 10 sırayı alsanız da önemli olan “takımın şampiyonluğu” dur. Bu da sâdece gol atmakla değil, gol yememekle, koşmakla, kart görmemekle…vs. olur ve buna da “takım demokrasisi” diyoruz.
Meslekte ve hayatta da, “sevilme” lerin yerini “sivrilme” lerin aldığını görsem, bu gol krallığı meseli aklıma gelir. Bu monarşik virüs yüzünden kişi başkalaşır ve başkalarını düşünemez hâle gelir. Böyle kral, kural tanımaz. Demokrasi de ise ekiptekiler frikikleri, penaltıları birbirine bırakır, kaleci bile gol kralı olabilir. Meksika’da bir kaleci, gol kralı olmuştu. Ülkesi de Dünyâ kupasına katıldı. (1994)
Sofrada, ama “dışında ve üstünde”
Bir sofra, 4 çeşit yemek, 4 farklı insan (sayıları çoğaltabilirsiniz)... Bir çeşit yemek yenecek, üçü de farklı yemeği istiyor, siz 4. kişisiniz. Maksat açlığı gidermek, yoksa yemeklerin pek bir farkı yok. Fakat kimse “öteki” nin teklif ettiğini istemiyor. O kadar ki, “mâdem 1 çeşit yenecek, hepsini karıştırıp bulamaç yiyelim” demeye kadar uzanıyor. Siz tartışmaya katılmıyorsunuz. Hayır, bu “elini taşın altına koymama” değil, bu bir firâr, zarardan firâr… Sessiz tavrınıza binâen merak ediliyor fikriniz:
-“Ben diyetteyim, yemesem de olur” diyorsunuz. Ve tartışmanın “dışında ve üstünde” kalıyorsunuz. Dışındasınız, çünkü bulamaç gibi mide bulandırıcı boyuta varmış tartışmaya “aç” kalarak cevâp veriyorsunuz. Üstündesiniz, çünkü “diyet” gibi sağlığa daha yakın bir gerekçeniz var…
Şâyet etki ederse böyle bir tavır etki eder o “danışıyor görünümlü uzlaşmazlar” a… Etki etmezse “açlıktan kim ölmüş?” dersiniz… Ve eklerseniz; “ölümlerin çoğu “tartışma” dan”…
Bu mesel, anlatırken açıklanmış oldu…
|
| |
| Yazar:
İsmet KAPLAN |
21.05.2008 |
| |
|
| YAZARLARIMIZ |
| Ercan TAŞTEKİN |
| Ercan TAŞTEKİN |
| |
|
|
Sevinmek Bizim de Hakkımız |
| Önder AYTAÇ |
| Önder AYTAÇ |
| |
|
|
Ergenekoncu polisler Susurlukçu askerler ya da tersi |
| İlhan DAĞDEVİREN |
| İlhan DAĞDEVİREN |
| |
|
|
PPDS - 1 |
| İsmet KAPLAN |
| İsmet KAPLAN |
| |
|
|
Komser ile Memur - 16 (Kuru tuz, Kokan Tuz) |
| Murat DAĞLAR |
| Murat DAĞLAR |
| |
|
|
Demokrasi ve Statik İdeolojiler |
| Fatih BALCI |
| Fatih BALCI |
| |
|
|
Eskimeyen Öğüt |
| Emsal TOPRAK |
| Emsal TOPRAK |
| |
|
|
Kendimi Takdimimdir! |
| Safa Tarık OĞUZ |
| Safa Tarık OĞUZ |
| |
|
|
Polis Branşını Arıyor |
| Erol ÖZDEMİR |
| Erol ÖZDEMİR |
| |
|
|
Adı Yücel Soyadı Tutkun |
| Ömer Faruk GÜLTEKİN |
| Ömer Faruk GÜLTEKİN |
| |
|
|
Yokolan İnsanlık |
| Özgün ERGİN |
| Özgün ERGİN |
| |
|
|
Bu Topraklarda Barışı Severler |
| Metin Murat ARSLAN |
| Metin Murat ARSLAN |
| |
|
|
İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III |
| Halil YILMAZ |
| Halil YILMAZ |
| |
|
|
´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı |
|
| |
| |
|