AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
  -Meslek İçi
  -Önleyici Polislik
  -Polis Eğitimi
  -Toplum Destekli Polis
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Güvenlik güçlerinin gerçekleşen olaylar ardından basına bilgi vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
   Basına açıklama yapılarak kamuoyu bilgilendirilmesi doğru
   Soruşturmanın gizliliği açısından yanlış
   Basının yanlış değerlendirmesinden ötürü olaydan hemen sonra açıklama yapılmamalı
   
 
Son Üyeler
seda
anka97
Can Dostu
mihman
atuhan
 
En Çok Okunanlar
Komiser Yardımcılığındaki Sürecin İdealist Akademiliye Etkileri

Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Aile İçi Şiddet

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Şehit Düştü Muhittin Aksoy Polisim

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

4783 Merkez

 

  Poliste Paradigmal Değişim-1 Yazdır 
 Yazar: Mürsel SEVİNDİK 14.05.2008  
      Poliste Paradigmal Değişim-1

 

Paradigma

Paradigma, bir çevreye belli bir süre için egemen olan model anlamına gelir. “Kuram” aşamasını geçerek “yeni bir model” haline gelmiş ve “evrensel olarak kabul edilen” uygulama ya da davranış şekilleridir.

Örneğin bir çocuk, yetiştiği aile içerisinde, eğitim ve çevresel faktörlerin etkisiyle farklı bir karakter yapısı ve model kazanır. Başlangıçta bir “düşünce” olarak gelişen bu değişim, zaman içerisinde “uygulama” aşamasına girer ve ailede “çatışma dönemi” başlar. Çocuğun kendine göre geliştirdiği ve evrensel kabul ettiği bu yeni model onun hayatına hakim olur ve eskiyi bir kenara koyar. Böylece paradigmal değişimler doğal bir şekilde sürer gider.

Bir kurum içerisinde yeniyi temsil edenlerin ortaya koyduğu fikirler, eskiden kalma düşünce ve alışkanlıkların koltuğunu sallamaya başlayınca, paradigmal çatışma kendisini göstermeye başlar. Yenilerin ortaya koydukları fikrin değişik, güncel ve cazip olması, ayrıca evrensel gelişmeler ile örtüşmesi, bu fikirleri “egemen bir değer” haline getirecektir.   

Emniyet Teşkilatında son yıllarda çok güzel gelişmeler kendisini göstermektedir. Akademik çalışmalar, Birleşmiş Milletler Barış Gücü misyonu kazanımları, hizmet içi eğitim faaliyetleri çok güzel gelişmelerdir. Yeni paradigmal oluşumlar teşkilatın modern yüzü haline gelmektedir. Kapasitesi yüksek personele sahip olan polis teşkilatı, Türkiye’nin geleceğinin teminatı haline gelmiştir. Uzun yıllar eğiticilik yapmış, kadroda çalışmış, BM’de aktif olarak hizmet vermiş ve uluslar arası organizasyonlara katılmış bir polis olarak, bu yazı dizisinde poliste görülen güzel gelişmeleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle görebildiğim güzel faaliyetleri sizlerle paylaşacağım. İlerleyen yazılarımda, poliste olmasını istediğim ya da görmeyi arzuladığım yenilikleri sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Fikirlerinizi benimle paylaşmanızı arzu ederim. 

Eğiticileri Geliştirme Semineri

24–26 Mart 2008 tarihleri arasında Antalya’nın Manavgat ilçesinde, uluslararası ödüllü beş yıldız bir otel olan Silence Beach Resort de, POMEM’lerde çalışan eğiticiler için, “Eğiticileri Geliştirme Semineri” düzenlendi. Eğitim Daire Başkanlığı’nca iki dönem halinde organize edilen seminerin birinci ayağında yaklaşık 100 kişilik bir grup, üç gün süreyle; içinde havuzu, saunası, yürüyüş parkuru, oyun ve eğlence alanları olan turistik bir otelde, isteyen ailesini de yanına alarak seminere katıldı.

Otel, deniz manzaralı odalar, açık menü, ara öğünler, istenildiği zaman otomatik makinelerden çay, kahve vs. servisi imkânına sahipti. Her türlü spor ve eğlence imkânı sunulan otelde, sezon nedeniyle fiyatlar devlet memurlarının bütçesini sarsmadı. Eğitim Daire Başkanlığı yetkilileri, seminerin amacının POMEM eğiticilerinin gelişimi, moral, motivasyonlarının arattırılması ve ruhi dinginlik kazanmalarının amaçlandığını belirttiler. Üç günlük süre içerisinde katılanların memnuniyeti istenilen hedefe ulaşıldığını göstermekte idi.

 

 

 

 

 

Mevzuat Uygulamaları Eğitim Projesi (MUYEP)

 

MUYEP eğitim seminerleri Eğitim Daire Başkanlığınca organize edilmektedir. Eğiticileri geliştirme seminerinden önce, Ekim 2007 de Alanya’da ikincisi yapılan “Mevzuat Uygulamaları Eğitim Projesi” (MUYEP) eğitim seminerine katıldım. Katılımcılar çeşitli üniversitelerin hukuk fakültelerinde görevli, çoğunluğu Profesör’lerden oluşan akademisyenler, Türkiye genelinde Emniyet Teşkilatının çeşitli biriminden seçilerek çağrılan 100 kadar polis, Adalet Bakanlığı ve Yargıtay’da görev yapan hâkimler, Antalya Cumhuriyet savcısı, Milletvekili ve Antalya İl Emniyet Müdürü gibi seçkin kişilerden oluşmuştu.

 

MUYEP semineri için bir araya gelinen Turistik otel ve organizasyonun başarısı, özellikle polis dışında misafir katılımcıların büyük takdirini toplamıştı. MUYEP in bence en güzel yanı, değişik üniversitelerde görev yapan başarılı akademisyenlerin, yüz seçkin bir polis grubuyla aynı ortamda bir araya getirilmesi ve farklı kurumların bir birlerini yakından görme ve tanıma imkânına sahip olmalarıydı. Toplantıya katılan akademisyenler, çalışmaya katılan polislerin sordukları sorular, teknik açıklamaları ve toplantıda gösterdikleri performans nedeniyle, polisi takdir ve hayranlıklarını açıkça dile getirmişlerdir. Bazıları “biz polisi burada ilk defa tanıma imkânına sahip olduk” dediler.

 

Akıllı Sınıflarda Telekonferans Eğitim

 

Eğitim Daire Başkanlığı MUYEP’in üçüncüsünü internet aracılığı ile ülke genelinde düzenledi. Akademisyenler Ankara’dan akıllı sınıf olarak tabir edilen sınıfta derslerini verdiler. Dersler aynı anda canlı olarak ülke çapında ve teşkilat genelinde takip edildi. İnternet aracılığı ile anında sorulan sorular, akıllı sınıfta ders veren akademisyenler tarafından cevaplandırıldı. Bu organizasyon polisin teknik ve teknolojiyi çok başarılı kullandığının bir göstergesidir. Nitekim ders veren akademisyenler yapılan organizasyonu, katılımcıların semineri ilgi ile takip etmesini ve seviyeli sorular sorulmasından dolayı polis teşkilatı hakkında takdirlerini dile getirdiler.

 

Eğiticileri Geliştirme Seminerine Geri Dönelim

Türkiye’de yaşıyoruz ama ülkemizin güzelliklerinden ve imkânlarından yabancılar kadar yararlanamıyoruz. Kış sonu ve bahar aylarında Ege ve Akdeniz bölgesine yolculuk yapmak oldukça keyiflidir. Bu mevsimde başka yerlerde ağır kış şartları yaşanırken, buralarda havalar oldukça güzel. Martın sonu, kışın ortasında, sabahın erken saatlerinde insanların havuz kenarlarında şezlonglarda güneşlendiğini ya da denize girdiğini ancak görünce inanıyorsunuz. MUYEP seminerinden tecrübeli olduğum için, gelmeden önce eşime yazlık kıyafetlerimizi hazırlama konusunda oldukça zor ikna ettim. Kursa Aydın ilinden katılmamıza rağmen, Mart ayında diğer illerden gelen katılımcıların yazlık kıyafetleri getirmeyi düşünmeleri ya da ikna olmaları oldukça zor olsa gerek. Nitekim kıyafetlerine bakarak katılımcıların hangi coğrafyadan geldiklerini tahmin etmeniz hiç de zor olmadı.

 

Otelin kalitesi yüksek ve imkânları çok güzeldi. Dengeli beslenme çabanız yoksa yemeklerin cazibesi sizi zor durumda bırakabiliyor. Otelde biri normal tatlı su, diğeri deniz suyu olmak üzere 35 derece sıcaklığında iki adet kapalı yüzme havuzu bulunmakta. Deniz suyunda yüzmek ve tazyikli suyun altında masaj almak oldukça dinlendiricidir. Kursiyerler üç gün boyunca bu havuzlardan sabah- akşam yararlandı. Otelin etrafında yaklaşık 2 km bir yürüyüş yolu mevcut. Değişik bitki örtüsü ve ağaçların süslediği bu yürüyüş parkurunda sabahın erken saatlerinde yürüyüş yapmak oldukça keyifli oldu. Gündüzleri ise çeşitli meslektaş ve akademisyenler tarafından verilen altı saatlik geliştirme seminerleri yapıldı.

 

Tatil ortamında, katılımcıların ilgisinden uzak, dinlemeye kapalı ve biraz monolog başlayan seminer, ilerleyen saatlerde daha neşeli hale geldi. Polis okullarında her dersin kendi içerisinde bir standardı olmasının yanında, farklı derslerde ele alınan benzer konularında kendi arasında bir standardı olması gerekir. Örneğin “kuvvet kullanma” konusu Silah Atış dersinde ve Polis Savunma Taktikleri dersinde aynı standartlarda ele alınması gerekir. Bunun için okullarda zümre toplantıları işletilmeli ve aynı dersleri veren insanların müfredat ve konu birlikleri sağlanmalı. Farklı dersleri veren eğiticiler zamanla bir araya gelerek çapraz eğitim (cross training) adı altında karşılıklı eğitimler yapmalı. Bu şekilde içerik ve konuların ele alınış biçimlerinde bir uzlaşma sağlanmış olur. Benzer konular hangi derste ele alınırsa alınsın, tekrarı kafa karışıklığı değil öğrencide bilgi ve becerinin iyice yerleşmesini sağlar. Aksi takdirde farklı şekilde ele alınan konular öğrencinin kafa karışıklığına sebep olacak ve eğitimden beklenilen davranış değişikliği istenilen seviyede gerçekleşemeyecektir. 

 

Bu tür seminer organizelerinde benim önerim; Polis Okullarında verilen derslerde eğitimlerin bir özet şekli katılımcılardan talep edilebilir. Grup içerisinde her ders ile ilgili zümre başkanları belirlenir. Zümre başkanlarının sorumluluğunda söz konusu dersler, okullarda ele alındığı şekli ile katılımcılara sunulur. Sorular geniş katılımla tartışılır. Böylece her dersin okullarda ele alınış şekli ve anlatılan konuların içeriği katılımcıların bilgisine sunulur. Farklı derslerde ele alınan benzer konular üzerinde bir standart sağlanmış olur ve seminer daha katılımcı ve yararlı bir hale gelir.

 

Üç günlük seminerde moral, motivasyon ve bilgilenme açısından oldukça istifade ettim. Çok faydalı olan seminer konularında kuşkusuz herkes daha ziyade kendi ilgisini çeken konuları not aldı. Uygulamalı eğitimlerin daha verimli yapılabilmesi için çok önemli bazı konuların bir akademisyen tarafından dile getirilmesi son derece yararlı oldu. Öğrenme İlke ve Yöntemleri dersine gelen Dr. İrfan Mısırlı hocamız, “uygulamalı eğitimlerde bir öğretmenin en fazla yedi kişiye ders verebileceğini, yedi kişiden fazlasını eğiticinin takip edemeyeceğini” belirtti. Polis Savunma Taktikleri Eğitiminde şiddetle savunduğumuz bu konunun bir akademisyenden duymamız çok sevindirici oldur. Diğer önemli bir not “eğitici bir saat ders verebilmek için beş saat hazırlık yapması gerekir” dedi. Bu nedenle okullarda idari personelle eğitici personelin ayrılması ve herkesin kendi işine odaklanması gerekmektedir.

 

Eğitim ve danışmanlık hizmeti alanında uzman olan Ramazan Varol, “Yetişkinlerde Öğrenme” isimli bir ders verdi. Dersi hafif bir fon müziği eşliğinde, kulağa hoş gelen bir ses tonu ve pozitif bir vücut dili kullanarak katılımcıların bütün dikkatini toplamayı başardı. Fondaki müzikle oluşturulan atmosferin bir nevi hipnoz olduğunu, müziğin uyarıcı etki yaptığını, dinleyicilerin dikkatini maksimum oranda artırmaya yaradığını, ancak bu seviyede dikkatli olan dinleyicilerin karşısında eğiticinin konularına son derece hâkim olması gerektiğini, aksi halde eğiticinin zorda kalabileceği ve öğrenciler karşısında sıkıntı yaşayabileceğini belirtti.

 

Ramazan Varol hocanın ele aldığı birkaç konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir çekirdekte en önemli kısım, potansiyel bir öneme sahip olan “öz” kısmıdır. Çekirdeğin kabuk ve meyvesi bir aşamaya kadar öz’ü koruma görevi üstlenir. “Öz” çekirdeğin en potansiyel kısmıdır ve toprağını ya da ortamını bulduğunda potansiyel yapısına göre gelişir.

 

İnsan beyni çekirdekteki öz gibi potansiyel bir karaktere sahiptir. İnsan beyninde yüz milyar nöron (sinir bağlantısı) bulunmaktadır. Beyin oran olarak vücudun %2’lik kısmını oluşturur. Buna karşılık vücut enerjisinin %20’sinin tüketir. Beyin % 2 lik bir hacme sahip olmakla birlikte, vücudun bütün fonksiyonunu kontrol altında bulundurur. Sağlık ya da rahatsızlık durumu, başarı ya da başarısızlık gibi durumların hepsi (görsel, işitsel, kinetiksel) beyindeki sinir bağlantılarıyla ilgilidir.

 

Akıl ile zekâ arasındaki fark, beyindeki hücre sayısına göre değil, sinir bağlantı sayısına göredir. Kafası çok büyük olanlar daha zeki olur mantığından ziyade, “beyinde bulunan sinir bağlantılarını daha fazla kullanılabilir hale getirilmesine” göre insanların zekâsı değişmekte ve gelişmektedir.  Beyin aktif bağlantı usulü ile çalışır. Milyonlarca sinir bağlantı sistemi olan beyinde, “aktif bağlantı sayısı” ne kadar fazla ise insan o kadar zekidir. Potansiyel bir özelliğe sahip olan beyin, ortamını bulup bağlantıların aktif hale gelmesiyle orantılı bir şekilde zekâ ortaya çıkmaktadır. Zekâyı geliştirmek için bağlantıları aktif hale getirip güçlendirmek lazım. 

 

Derste ele alınan bir alıştırma ile konuya açıklık kazandıralım. Hocamız bir oyun gösterdi ve sonuçta katılımcıların büyük çoğunluğunun kaybedeceğini iddia etti. Katılımcıların çoğunluğu yarışmayı kaybetti ama birlikte oturduğum bir arkadaş ben kaybetmedim dedi. Başlangıçta oyunun kuralı hocamız tarafından açıklandı ama açıklamalarda birazda şartlandırma ve yönlendirme de vardı. Kaybetmeyen arkadaştan anladığıma göre, anlatılan kuralları dinledi ama beynindeki değişik bağlantı tecrübesi ile hocanın yapmaya çalıştığı “yönlendirme ve şartlandırmanın” etkisine girmedi.

 

Oyunun kuralı, sandalyede oturur pozisyonda iken, sağ ve sol kollar dizlerin üzerine uzatıldı. Hoca 1 ve 2 diye sayınca, sağ el “sağ dizin üzerine doğru” biraz yaklaştırılacak. Fakat üç komutu verilince, sol el hızlıca ve aynı anda “sol dize” vurulacak. Yarışı kazanabilmek için, “üç sayısı duyulunca” sonra herkes aynı anda sol elini hızlıca sol dizine vurmalı ve sınıftan tek ses çıkmalı. Hoca bir, iki dedi ve herkes hızlıca sol elini sol dizine vurdu.  Hoca bir ve iki den sonra üç komutunu söylememişti. Çoğunluk, hocanın üç demeyebileceğini ihtimalini düşünmeden, sol ellerini hızlıca dizlerine vurdular. Büyük oranda kaybedenlerin içinde bir iki arkadaşın kazanması, beyindeki bağlantıları daha iyi ve etkin kullanma ille alakalı ve zekânın göstergesi olarak değerlendirilebilir.

 

Duygular bir potansiyel çekirdek, hangisi daha çok beslenirse o daha fazla gelişir ve dominant bir yapı kazanır. Beyinde duygu ile alakalı bir bölüm var ve hoşa giden şeyler burada şekillenmektedir. Beynin etkileşim içine girdiği görsel, işitsel, kinetiksel vs. nitelikte olan şeyler beynin bu duygusal bölümünde tanımlanmakta, etkileşimle ilgili sempatik ya da itici şifreleri duygusal hafızada depolamaktadır. Dolayısıyla eğitici, ebeveyn ya da idareciler negatif yaklaşımları kullanmaktan ziyade, pozitif duyguları oluşturan sempatik kanalları kullanarak hedeflerine ulaşabilirler.

 

Örneğin su, hava, güneş, çiçek, aşk………kelimelerini duyunca beynin sempatik köşesinde bir şekil algılaması olur ve sizde sempati ya da itici bir duygu meydana getirir. Suyu elinize alsanız, ağzınıza götürerek yudumlasanız, pozitif bir duygu ile trans haline geçerek rahatlar, içinizden derin bir “Oh...” çekersiniz.  Her yudumda beyin sempatik kanalla bağlantı kurar, rahatlar ve doyuncaya kadar ondan yararlanmanıza olanak sağlar.

 

 

 

En önemli enerji kaynakları Glikoz, Oksijen ve Su olan beyin hayal ile gerçek arasındaki farkı fark edemez. Hayal edin ki gerçek olsun. Beyni sürekli pozitif ve olumlu yönde yönlendirmek gerekir. Belirli bir aşamaya kadar beyin gerçek ve hayali ayırt edebilir. Bir aşamadan sonra hayalde olsa onu gerçek olarak algılar.

 

İnsan için en önemli zaman “içinde yaşadığı an” dır. Geçmişin pozitif yönlerinden ders alarak hareket emek insanı bir tramplen gibi ileriye doğru iter. Geçmişe takılmak insanı karamsarlaştırır bataklığa saplanmış bir insan ya da araç gibi ilerlemesini engeller. İleriye dönük endişelerse insanın motivasyon’unu bozar ve gelişmesini engeller. Geleceğe yönelik plan proje ve hayaller ise insanı bir füze gibi çeker ve ileriye doğru fırlatır. Geçmiş ve gelecekten elde edilen avantajlar, “içinde bulunduğumuz an” a ya da “şimdi” ye bir artı olarak gelir ve insanı büyük başarılara taşır.

 

Beyinde bir “ön bellek” bir de “arka bellek” mevcuttur. Başlangıçta her bilgi “ön belleğe” gelir. Burada “duygusal hafıza” ile kontrole tabi tutularak ya içeri alınır ya da kabul edilmez. Beynin ön belleğine intikal eden şeyler, “sempatik kanalın” aktive olmasıyla, dar bir yapı olan “duygu filtresinden” geçtikten sonra “arka belleğe” geçer. Bu şekilde o bilgi beyin tarafından kabul edilmiş olur. “Arka belleğe” geçemeyen şeyler beyin tarafından öğrenilememiştir. Duygu filtresinin şifresini açarak arka belleğe geçebilmek önemlidir. İki olumsuz duygu filtresi bir araya geldiğinde bir şeyin yapılması ve başarılması mümkün değildir. Bu olumsuz filtrelerden çocukları, öğrencileri nasıl kurtarırız. Öğrenmenin en büyük bariyeri aşırı ciddiyettir. Korku ortamında iletişim kurmak ya da eğitim yapmak son derece olumsuz bir filtredir ve sonuç vermez.

 

Son derece zevk aldığım bu derste hocamız, ne öğrendik, bunları nerede kullanacağız ve nerelerde kullanmayacağız sorularıyla, anlatılan şeylerin iyice beyne yer etmesine yardımcı oldu.

 

 “POLİSTE PARADİGMAL DEĞİŞİM 2” yazımda buluşmak üzere.

 

Saygılarımla.

 

 

Mürsel SEVİNDİK

0 505 211 16 33

sevindikm@hotmail.com

12.05.2008 Aydın

 

 

 

 
 Yazar: Mürsel SEVİNDİK 14.05.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  Akademili
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Önyargılar Cenderesinde Polis-Medya İlişkileri
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Polis ve Medyazar-I
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK "Rehber ve Danışman"
Fatih BALCI
Fatih BALCI Türkiye´nin Sorunu: "Korku" ve "Özgürlük"
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN İnci Ve Kinci
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Telefonun Tellerine "Kuşlar" mı Konar?
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Adı Yücel Soyadı Tutkun
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN "Sigara Yasağı Kanunu" Uygulama Tablosu..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN Bu Topraklarda Barışı Severler
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Safa Tarık OĞUZ
Safa Tarık OĞUZ Beklentisiz Yaşamanın Getirileri
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007  Her Hakkı Saklıdır.