AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
  -Meslek İçi
  -Önleyici Polislik
  -Polis Eğitimi
  -Toplum Destekli Polis
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Güvenlik güçlerinin gerçekleşen olaylar ardından basına bilgi vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
   Basına açıklama yapılarak kamuoyu bilgilendirilmesi doğru
   Soruşturmanın gizliliği açısından yanlış
   Basının yanlış değerlendirmesinden ötürü olaydan hemen sonra açıklama yapılmamalı
   
 
Son Üyeler
seda
anka97
Can Dostu
mihman
atuhan
 
En Çok Okunanlar
Komiser Yardımcılığındaki Sürecin İdealist Akademiliye Etkileri

Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Aile İçi Şiddet

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Şehit Düştü Muhittin Aksoy Polisim

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

4783 Merkez

 

  Atatürk Neden "Ey" Dedi Yazdır 
 Yazar: Erol ÖZDEMİR 10.05.2008  
        Atatürk Neden "Ey" Dedi

Türk sanat musikisinin büyük üstadı Avni Anıl bir söyleşimizde, beste yapabilmeyi yüce Allahın verdiği bir vasıflılık olarak gördüğünü belirtmişti. İçerisinde “Terenenni ten terenenni” sözlerinin yer aldığı bir eseri dinlerken de eklemişti:
“İşte bu, bestecinin yoğunlaştığı an’dır. Duyguları o kadar artmıştır ki kelimeler ve notalar ona yeterli gelmemektedir.”   
Bütün bunları dinlerken Büyük Önder Atatürk’ün “Tarihe mal olmuş bir çağın öyküsü” olarak nitelendirdiği sözlerini içeren Söylev’ini anımsadım. O, bir Ulus’un, bağımsızlığını nasıl kazandığını anlattığı Söylev’inde gençler için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek noktaları belirttiğini ifade ediyordu.
O, 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında 36 saat 33 dakika süren konuşmasında hep “Baylar” ya da “Sayın Baylar” diye hitap etmiştir.
Ancak söz, bıraktığı kutsal armağanın Türk gençliği tarafından korunması istemine geldiğinde “Ey” sözcüğü öne çıkmıştır.
Bu, öyle bir öne çıkıştır ki ulusal bayramlarda hoparlörlerde kulağımızda çınlanan “Ey Türk Gençliği!” çağrısını hep büyük bir içtenlikle alır, kabul ederiz.
Üstat, musikide yaşadığı coşkuyu örnek şarkıda çok kolay açıklamıştı. Buradan yola çıkarak Büyük Önder Atatürk’ün “Ey Türk Gençliği!” ya da “Ey Türk istikbalinin evladı!” sözlerini daha iyi anlıyoruz. Çünkü bu “Ey” çağrıları, hepimizin yüreğini titreten önemli nidalardır.
Bugün Türk gençliğinin içinden çıkan genç Türk polisi, O’nun çağdaş çizgisini devam ettirebilmek için elinden geleni yapmaya çalışmaktadır.
Atatürk Türkiye’sinin genç polis amirleri polis kolejinde ve polis akademisinde 8 yıllık eğitim alarak tam donanımlı şekilde güvenlik camiası için mükemmel bir güvence oluşturmaktadırlar.
Genç polis memurlarımız, polis meslek yüksek okullarında eğitimlerini tamamlayarak çağın güvenlik ihtiyacını karşılayacak bilgi ve kültüre sahip kılınmaktadırlar. Yine ülkemizin çeşitli üniversitelerini bitirerek camiamıza katılan genç beyinlerimizin gücü ile hedeflerimizi gerçekleştirme yolunda adımlarımız hız kazanmaktadır.
 Medyadan takip ettiğimiz kadarıyla Türk insanı; yöneten olmak yerine yönetilen durumunda gösterilmek istenmektedir. Sevr’de dayatılmak istenenler, Lozan’da hüsranla bitince AB ve ABD, yeniden Sevr karanlığına gömülmemiz yönünde niyetlerini sürdürmektedirler.
Bugün yönetilmeyi kabul etme teslimiyeti genç polisimizde de görülmektedir. Öyle ki, sanki suç işlemiş gibi kendini savunmak zorunda hissetmektedir. Gerek mesleki, gerekse sosyal alanda eğitimli polislerimiz bu teslimiyetçi ruh halinden kurtularak yönetime katılma konusunda daha gayretli olmak zorundadırlar. Her şeyin, daha yukarı seviyedekiler tarafından yapılacağı beklentisi yerine projeler üretmeli ve gerçekleştirme safhasına geçmelidirler.
Teşkilat birimlerimiz, eskiden hep vilayet binalarının en alt katlarındaydı. 1980 sonrasında kendimize ait mekânlarda üst katları da görebildik. Ancak bu yetmedi. Çünkü üst katların daha da ilerisini görmek gerekiyordu. Zira Büyük Atatürk; “Yalnız ufku görmek kâfi değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir” demekteydi.
İşte bu nedenle bugünkü genç polislerimize önemli görevler düşmektedir. İşyerine gelen her bir polisimiz günlük işlerinin yanı sıra “Teşkilat için ne yapabilirim” hususunun muhasebesini yapmalıdır. Hatta “Ne yapabilirim” sorusunu, bir arkadaşıyla tartışıp “Ne yapabiliriz”e dönüştürmelidir. 
Büyük Atatürk’e “Ey” çağrısını yaptıran coşkunun bir kısmını kendimizde gördüğümüzde sorun daha kolay çözülecektir.
Sorunsuz bir gelecek dileğiyle..


ATATÜRK'ÜN SÖYLEV’DEKİ EN SON SÖZLERİ VE TÜRK GENÇLİĞİNE “EY” NİDASIYLA SESLENİŞİ

“Ey Türk Gençliği!
Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır.
Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en değerli güven kaynağıdır. Gelecekte de, yurt içinde ve dışında, seni bu kaynaktan yoksun etmek isteyen kötücüller bulunacaktır. Bir gün, bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan; ödeve atılmak için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını düşünmeyeceksin! Bu olanaklar ve koşullar çok elverişsiz olabilir. Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve aldatıcı düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine düşman girmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olmak üzere, yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde olabilirler. Üstelik, hainlik de yapabilirler. Daha kötüsü, iş başında bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.
Ey Türk geleceğinin gençliği!
İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Bunun için gereken güç, damarlarındaki soylu kanda vardır!” 


 

 
 Yazar: Erol ÖZDEMİR 10.05.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  soylu kan
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Önyargılar Cenderesinde Polis-Medya İlişkileri
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Polis ve Medyazar-I
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK "Rehber ve Danışman"
Fatih BALCI
Fatih BALCI Türkiye´nin Sorunu: "Korku" ve "Özgürlük"
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN İnci Ve Kinci
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Telefonun Tellerine "Kuşlar" mı Konar?
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Adı Yücel Soyadı Tutkun
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN "Sigara Yasağı Kanunu" Uygulama Tablosu..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN Bu Topraklarda Barışı Severler
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Safa Tarık OĞUZ
Safa Tarık OĞUZ Beklentisiz Yaşamanın Getirileri
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007  Her Hakkı Saklıdır.