AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
  -Çeviriler
  -Duyuru
  -Güncel
  -İstihbarat
  -Kitap İncelemesi
  -Suikastlar
  -Yorum
 Polis Özel
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Güvenlik güçlerinin gerçekleşen olaylar ardından basına bilgi vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
   Basına açıklama yapılarak kamuoyu bilgilendirilmesi doğru
   Soruşturmanın gizliliği açısından yanlış
   Basının yanlış değerlendirmesinden ötürü olaydan hemen sonra açıklama yapılmamalı
   
 
Son Üyeler
seda
anka97
Can Dostu
mihman
atuhan
 
En Çok Okunanlar
Komiser Yardımcılığındaki Sürecin İdealist Akademiliye Etkileri

Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Aile İçi Şiddet

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Şehit Düştü Muhittin Aksoy Polisim

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

4783 Merkez

 

  Emekçiler Duruun! Biz Kardeşiz... Yazdır 
 Yazar: İsmet KAPLAN 05.05.2008  
  Emekçiler Duruun! Biz Kardeşiz...

 

EMEKÇİLER DURUUN! BİZ KARDEŞİZ…

 

 

 

            Emekçi Kardeşim,

 

             Kardeşim diyorum, zîrâ, ben memur sen işçi, biz kardeşiz. Ve başlıktaki haykırışı elbette Türk filmlerinden hatırladın. 1 Mayıs’ta yan yana olmalı idik; ben senin bayramını kutlamalıydım, oysa karşıya “bırakıldık”. Ne sen “gaza gelmeli” idin ne de ben gaz atmalı idim. Kardeşe kardeşe düşürüldüğümüz için “dur!” ihtârında bulunuyorum başlıkta.

 

            Biz kardeş isek o sahneler neden yaşandı?

 

             Emekçi kardeşim, her şeyden önce bu yazıdaki samimiyetimi ve her türlü hesaptan bağımsız yazdığımı şuradan anlamalısın ki, “ne çıkarım olabilir?”… Seni eyleminden vazgeçirip görev yükümü mü azaltacağım? Yâhû, Nevrûzu bende, Kadınlar Günü bende, belirli gün haftaların her türlü belirsizlikleri bende, ha bir eksik ha bir fazla ne çıkar? Zâten “insâf” eşliğinde okudukça samimiyetimi ve samîmî niyetimi anlayacaksın…

 

            Bak ben bir polisim ve elbette meslek ve meşrebim satırlara da yansıyacak. “Delilsiz konuşmam” demek istiyorum yâni… Hem öyle “devlet sırrı, açıklayamam”,  “bugün git yarın gel” falan gibi seni yokuşa da sürmüyorum, delillerim herkesin her ân ulaşacağı cinsten. İşte benim bayramım 10 Nisan, işte senin bayramın 1 Mayıs. İlkinin öncesi, ikincinin sonrası… Bak bakalım 1-10 Nisan târihli gazetelere “Polis Dostu, Polis Avukatı medya ve medyatörler” göreceksin. Sonra bir de 1-10 Mayıs tarihli gazetelere bak. İşçi Bayramındaki olayların etinden, sütünden, derisinden nasıl faydalandıklarını göreceksin. O taşlar, onların “bir taşla kuş katl-i âmı” yapmalarına yaradı, o gazlar onlar için gerekli puslu ortamı sağladı.

 

            Unutmadan söyliyeyim, 10 Nisan öncesi polis hakkındaki pembe yazılar, “sonucu olmayan” idâre-i maslahatçılıktır. 1 Mayıs sonrası polis hakkındaki kara yazıların sonuçları ise gördüğün gibidir. Bu yüzden, aklına gelir de beni çifte standartla ithâm edersin diye bu notu da düşeyim.

 

            İşçi kardeşim,

 

            Benim muhâtabım sensin. Anlaşırız diye seninle konuşuyorum. Bak ben, gözümün “ayrılık” ları gören kısmına gem vurdum, sen de bu gözlükten kullan istersen. Sâdece “ortak noktalar” ı görüyorum. Meselâ; sen de ben de özlük haklarımızdan, çalışma ortamlarımızdan ve daha bir çok konudan müştereken müştekîyiz. Sana “kaybedeceği tek şey zincirleri” nazarıyla bakanların ülkeye ve millete neler kaybettirdiğini görmüyor musun? Onca iktidâr değişti ve fakat değişmeyen bir bizim sorunlarımız kaldı demiyor musun? Bak söylediğim târihlerdeki haberlere, sanki bir “gaz verilme” durumumuz söz konusu değil mi?

 

            Evet, ben eğer anlaşırsam seninle anlaşırım dostum. Bana medyada çıkan görüntü ve fotoğrafları mı göstereceksin yoksa? Bende aksi yönde resimler var, ama biliyorsun ki medya yayınlamaz ve görmez onları. “ÇETEEEE” diye bağıran resimleri görmeyen, bizim acıdan bağırmalarımızı mı görecek?

 

           

 

            Emekçi dostum,

 

            1977 1 Mayıs’ındaki kanlı olayları hatırla. DNA testini yapsan bugünkü çetecilerin ağababaları olduğunu göreceksin belki de. Sen münferit bir tekmeden bahsediyorsun ve fakat “çete-refilli olayları” çözmeye koşarken bana tekme atıyorsun. Bırak beni, sana su dökeceğime, şu karanlık olayların köküne kibrit suyu dökeyim.

 

            Ben, Taksim’de kanun adına “pro-aktif” polislik yapıyorum. “Gölgelerin gücü adına” provokatif milislik yapmıyorum. İşçi böyle mi iş çıkarır dostum? Bak manşetleri attılar, görüntüleri sattılar ve Türkiye’nin adı yine dokuza çıktı! Onlar “iyi iş çıkardı”, bizse başımıza iş çıkardık! Taksim olsun ve fakat aramızda bir “mesâi taksimi” olsun dostum. Yâni işbölümü yapalım; sen çalış ülke kalkınsın, ben çalışayım millet huzur bulsun! Yoksa

 “1 Mayıs gâzileri” (!) olarak tek temennîmiz  “Vatan sağolsun!” olacak…

 

            İşçi arkadaşım,

 

            Bak ben 1 Mayıs’tan günler sonra ancak yazabiliyorum bu satırları. Sen olsan sen de vakit bulamazdın. Zîrâ, manşet atmak için pusuda bekleyengillerden değiliz. Türkiye’deki sansasyonel olayların ertesi günlerine baksan çıkan yazıların hiç de öyle “çalakalem” olmadığını görür ve anlarsın beni.  Danıştay Olayının ertesinde “11 Eylül” benzetmesi yapacak kadar hazırlıklıdırlar. (Aslında ne dâhiyâne benzetme! İki olayın mağdurlarına, bahânelerine, fâillerine, mâlûm ve meçhûllerine baksan, benzetmenin ne isâbetli olduğunu görürsün… Bilmiyorum, Bush ve Usame bin LADİN’in kol kola fotoğrafları çıkar mı?)

 

            Beni sen anlarsın dostum. Bak benim de bayramım var senden 20 gün önce. Ama nasıl kutluyorum? Amaç mesaj vermekse sen değil, senin üzerinden mesaj var. Beni sen anlamalısın dostum. “Polis devleti” kavramının farklı bir anlamı olduğunu bile bile 2 Mayıs’ta polis resmi fonu üzerine “polis devleti” manşetleri atmaktan çekinmeyenler nasıl anlasın? Türkiye’ye “polis devleti” demek iki sebeple açıklanabilir: 1- Art niyet 2- Cehâlet… Hükmü sen ver emekçi dostum… Polis devleti, hafiyelerin  kol gezdiği devlettir. Her halde “küpür = rapor” ifâdesinden hafiyeliği kimlerin yaptığını anladın. Kast ettikleri buysa tamam.

 

            Bence artık “tuzu kuru” ların ekmeğine yağ sürüp beslememeliyiz dostum. Ve bence yeterince derdi olan polis dostunu dinlesen iyi olur. Çünkü, “kültürümüzde böyle bayram kutlanmaz”, “1 Mayıs ithâl edilmiştir” konularına girmedim bile!

 

            Not: Olur da “polis kardeşim” deyip cevap yazmak istersen, lütfen 10 Nisan 2009 Polis Bayramı’nı bekle… Fabrikana zorla girip sana taş atarsam al kalemi eline!

           

           

 

           

           

 

 

 

 

 

 

 
 Yazar: İsmet KAPLAN 05.05.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  kadir
 
Yorum: 
 
İsim:  hubbukalb
 
Yorum: 
 
İsim:  asistan
 
Yorum: 
 
İsim:  POLİS DOSTU
 
Yorum: 
 
İsim:  NUMAN
 
Yorum: 
 
İsim:  eren
 
Yorum: 
 
İsim:  bilge
 
Yorum: 
 
İsim:  mert
 
Yorum: 
 
İsim:  Ziya KORKMAZ
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Önyargılar Cenderesinde Polis-Medya İlişkileri
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Polis ve Medyazar-I
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK "Rehber ve Danışman"
Fatih BALCI
Fatih BALCI Türkiye´nin Sorunu: "Korku" ve "Özgürlük"
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN İnci Ve Kinci
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Telefonun Tellerine "Kuşlar" mı Konar?
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Adı Yücel Soyadı Tutkun
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN "Sigara Yasağı Kanunu" Uygulama Tablosu..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN Bu Topraklarda Barışı Severler
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Safa Tarık OĞUZ
Safa Tarık OĞUZ Beklentisiz Yaşamanın Getirileri
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007  Her Hakkı Saklıdır.