|
| Güvenlik Çemberindeki NewYork |
|
| Yazar:
Hakan EJDER |
10.05.2006
|
 |
{mosimage}Güvenlik Çemberindeki NY
Malumunuz 11 Eylül felaketini yaşamış New York ahalisi tekrar benzeri bir felaket yaşamamak için her türlü güvenlik önlemiyle sarılmış durumda. Fakat; bugün gelinen noktada alınan önlemler, uygulamalar New York’u hızla yaşanılması zor şehirlerden biri haline getiriyor.
Bu önlemlerin gerçekten gerekli olduğu için mi alındığı yoksa abartıldığı mı konusunda tam bir görüş birliğine varılamıyor.
Geçen perşembe sabahı Grand Central tren istasyonunun ana kapısının önünde 20 tane polis arabası saydım ve de etraf onlarca polis tarafından gözetleniyordu. Daha önceki sabahlarda gördüğüm bu görüntülerin normal güvenlik önlemleri içinde olduğunu anladım. Birleşmiş Milletler binasına giden protokol yolu içinde kullanılan yolda bu kadar çok sayıda polis görmek artık normal sayılıyor.
Trenlerde sürekli ‘şüpheli kişi veya paket görürseniz sessiz kalmayın güvenlik görevlilerine haber verin’ anonsları yapılmaktadır.
Staten Island’da yaşayan arkadaşlarım bazı günler gemiye binmeden önce şüpheli görülen çantaların polis tarafından arandığını söyledi. Ayni yöntem tren istasyonlarında da yapılıyor.
İki havaalanında da uçağa binmeden önceki kontrollerden geçmek için beklenen sıra üzerinizdeki metalleri çıkarma işlemleri ızdırap veriyor.
Resmi binaların girişindeki aramalar, resmi kurumlarda yabancı ülke vatandaşlarına yapılan muamelenin farklı olması da bu durumun bir göstergesidir.
11 Eylül’den sonra federal bürolar arasındaki koordinasyonu sağlamak amacıyla kurulan Homeland Security sistemi daha da aktifleştirilmiştir.
Gecen yıl New York’u ziyarete gelen arkadaşımla birlikte New York’un simgesi haline gelmiş Özgürlük Anıtına gittiğimizde anıta girişteki arama işlemleri için bir saat kadar beklemek zorunda kalmıştık.
Yukarıda saydığımız ve daha benzeri uygulamalar nedeniyle New York üniformalı baskı altına sokulmuş durumda.
İşte durum böyle olunca da şehirde yaşayan insanlarda sürekli her an bir felaket olacak korkusu oluyor. Dışarı çıkıldığı an merkezi yerlerde sürekli üniformalı insanlar görmek, sık sık güvenlik kameralarının önünden geçmek ve özel cihazlarla aranılmak insan psikolojisini ister istemez etkiliyor.
Bir zamanlar özgürlük sembolü olarak anılan Amerika’nın bu unvanını hızla kaybettiği açıkça görülebiliyor.
Her şeyden korkan, ürkek bir yapıya sahip olan bu halka, 11 Eylül olaylarını her an yeniden yasayabiliriz korkusunu veren yönetim amacını gerçekleştiriyor diyebiliriz.
Konuyu konuştuğum bazı Amerikalı arkadaşlarım önlemlerin abartılı olduğunu söylerken diğer bir kısmı da bütün bunların gerekli olduğunu, yeni bir terör felaketi daha yaşamak istemediklerini söylüyorlar.
Onların tarafından olaya bakarsak hakli oldukları noktaları kabul etmek zorundayız.
Bugün ülke yönetimini elinde bulunduran hakim yönetimin bu tarz uygulamaları abartarak halkı bilinçli olarak bu psikolojiye sokmayı amaçladıkları kanaatindeyim.
Etrafta dolaşan teoriler çok fazla; bu konuyu bu şekilde abartarak halkı sadece ülkenin güvenlik sorununa yoğunlaştıran yönetim bu sayede başarısız oldukları başka konuları örtmeye çalışıyorlar diye değerlendirenlerden, dünya hızla dinler arası savaşa sürükleniyor. Hristiyan ve Yahudi toplumları birleşerek İslamiyete savaş ilan etme hazırlığında, bunlarda o işin alt yapısı için hazırlıklar diyenlere kadar birçok teorik yorum duymanız mümkün.
Benim biraz daha gerçekçi olarak gördüğüm görüş ise; yükseliş döneminden hızla gerilemeye geçen Amerika bunu fark edince panikleyerek bu gerileme sonunda gelebilecek çöküşü onleminin yollarını bu şekilde abartılı önlemlerle almaya çalışıyor.
Neyse biz işin bu kadar politik derinine inmeden yazımıza devam edelim.
Bu abartılı güvenlik önlemlerinden yararlanan ve bu aralar yıldızı hızla parlayan özel güvenlik şirketleri bu gelişmelerden mutlu gözüküyorlar.
Büyük şirketlerin bütçelerinden güvenlik içinde büyükçe pay ayırmaları, teknoloji harikası özel donanımlı kameraların döşenmesi ve bunlara sık sık bakım servisi verilmesi, özel yetişmiş insanların yüksek saat ücreti ödenerek tercih edilmesi bu sektörün New York’ta hızla yıldızının parlamasını sağladı.
Yeri gelmişken söyleyelim, bu sektörde biz Türkler de iyi bir yerdeyiz diyebilirim. İyi hizmet veren büyük güvenlik şirketlerinin başında yönetici veya patron olarak Türkleri görmek mümkün. Bu Yazı www.mezunusa.com Adlı Siteden Alınmıştır
|
| |
| Yazar:
Hakan EJDER |
10.05.2006 |
| |
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.
|
| YAZARLARIMIZ |
| Önder AYTAÇ |
| Önder AYTAÇ |
| |
|
|
Emniyetin Aydınlık Çocukları; Siz de Çoook Oluyorsunuz Ama... |
| İlhan DAĞDEVİREN |
| İlhan DAĞDEVİREN |
| |
|
|
PPDS - 2 |
| İsmet KAPLAN |
| İsmet KAPLAN |
| |
|
|
Maaş Bahsine Nokta, Cevaplar-Sorular |
| Özgün ERGİN |
| Özgün ERGİN |
| |
|
|
İnsan Taklidi |
| Ercan TAŞTEKİN |
| Ercan TAŞTEKİN |
| |
|
|
Sevinmek Bizim de Hakkımız |
| Murat DAĞLAR |
| Murat DAĞLAR |
| |
|
|
Demokrasi ve Statik İdeolojiler |
| Fatih BALCI |
| Fatih BALCI |
| |
|
|
Eskimeyen Öğüt |
| Emsal TOPRAK |
| Emsal TOPRAK |
| |
|
|
Kendimi Takdimimdir! |
| Safa Tarık OĞUZ |
| Safa Tarık OĞUZ |
| |
|
|
Polis Branşını Arıyor |
| Erol ÖZDEMİR |
| Erol ÖZDEMİR |
| |
|
|
Adı Yücel Soyadı Tutkun |
| Ömer Faruk GÜLTEKİN |
| Ömer Faruk GÜLTEKİN |
| |
|
|
Yokolan İnsanlık |
| Metin Murat ARSLAN |
| Metin Murat ARSLAN |
| |
|
|
İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III |
| Halil YILMAZ |
| Halil YILMAZ |
| |
|
|
´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı |
|
| |
| |
|