AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
  -Asayiş Suçları
  -Bilişim Suçları
  -Cinsel Suçlar
  -Çocuk Suçluluğu
  -Mali Suçlar
  -Narkotik
  -Organize Suçlar
  -Şiddet
  -Terörizm
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Rusya ile Türkiye arasında çıkacak olan olası bir krizde kim daha çok zarar görür?
   Türkiye
   Rusya
   Komşu ülkeler
   
 
Son Üyeler
akademilenyum
mertkan4
poliCEM
canancoskan
polis_28
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

AKADEMİDEN "MESLEK"E

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Aile İçi Şiddet

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Normale Dönmek

Demokrasi ve Statik İdeolojiler

Maaş Bahsine Nokta, Cevaplar-Sorular

 

  İnsanın Üç Boyutu (Psikolojik, Biyolojik, Sosyolojik) Yazdır 
 Yazar: Emsal TOPRAK 19.04.2008  
  İnsanın Üç Boyutu (Psikolojik, Biyolojik, Sosyolojik)

İnsanın tarifini yapmak istediğimizde; biyolojik, psikolojik, sosyal ve kültürel açılardan değerlendirmeye tabi tutmamız gerekir. Bu değerlendirmeyi yaparken, insanın taşıdığı veya insanı insan yapan bu değerlerin birbirleri ile hem bağlantılı hem de birbirlerini etkileyen unsurlar olduğunu görürüz. Bu nedenle insanın herhangi bir boyutuna (biyo-psiko-sosyal) müdahale edilirse diğer boyutları da mutlaka bundan etkilenecektir.

Beyin ve Sinir Sistemi hastalıkları ve bu hastalıkların tanı ve tedavisi nörolojinin, canlı bilimi olarak ta tarif edilen veya  canlıların yaşamla ilgili bütün belirtilerini incelemek  (hücrenin yapısı ve işleyişi) biyolojinin, davranışı (hal, tavır, eylem,aktivite vs.) ve davranışa neden olan ayrıca davranışın altında yatan (arka planında olan) her türlü olguyu incelemek  psikolojinin, bütün hastalıkların tedavisinde olduğu gibi nörolojik, psikolojik ve biyolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan ve kullanılabilecek ilaçlara ilişkin araştırmalar yapmak, ilaçların etki alanlarını belirlemek  farmakolojinin alanına girer ki, farmakoloji kelime anlamı itibariyle ilaç bilimi demektir.

Ancak unutulmamalıdır ki, bedenin sağlamlığı insanın iç dünyasının (psikolojisinin) sağlamlığı ile doğru orantılıdır.
 
Kişi yediğinden, içtiğinden ve konuştuğundan mürekkeptir sözünü esas alarak;
yazımıza konu olan bu bilim dallarının yani nöroloji, psikoloji, biyoloji ve farmakolojinin penceresinden insanı incelemek istediğimizde, insan bedeninde (biyoloji) insan psikolojisine (akıl ve ruh sağlığına) etki eden, düzenleyen ve sistematik bir şekilde işleyen bir takım mekanizmalar vardır. Başlangıç noktası ağız olan sindirim sistemi vasıtası ile alınan (yeme, içme, enjekte etme) besin veya gıdalar insanın aklına, ruhuna, iradesine, zihnine, duygularına hülasa psikolojik yapısına müspet veya menfi yönde etki ederler.

Olumsuz yönde tesir eden (örneğin; enjekte etmek veya bazı sıvı karışımları ile ağızdan alınmak suretiyle suiistimal edilen uyuşturucu ve uyarıcı maddeler) insanda bir takım duygu durumu değişikliğine, davranışlarında bozulmalara, yeni davranışlar edinmelerine ve en önemlisi de akıl ve ruh sağlıklarında belki de geri dönüşü çok zor ya da mümkün olmayan arızalara ve hastalıklara neden olurlar.

İnsanın fıtratına, kişiliğine, kimliğine, karakterine, davranışlarına kısaca bütünü ile hal tavır ve hareketlerine etki eden bir başka mekanizma (sistem) ise solunumdur, teneffüs edilen veya koklanan bazı maddelerin insanın beden, akıl ve ruh sağlığını bu itibarla hal ve tavırlarını (davranışlarını) etkilemesi mukadderdir.

Koklamak veya teneffüs etmek suretiyle suiistimal edilen uçucu maddeler bedene, zihne ve iradeye olumsuz yönde etki etmektedir.

Havada bulunan, bir kabın, mazrufun veya bir tüpün içinde olan bu tür maddeler koklandığında insanın, biyolojik ve psikolojik dengesini dolayısıyla sahip olduğu sosyal değerleri de olumsuz yönde etkiler, beden, akıl ve ruh sağlığının bir takım çürümelere, bozulmalara maruz kalacağı kaçınılmazdır. Ancak koku ve koklamak mevzu-u bahis olduğunda unutulmaması gereken, güzel veya hoş kokunun insanın ruh dünyasında bir takım müspet değişiklikler meydana getirmesidir, nitekim aromaterapi (kokulu maddelerle tedavi) yöntemi tıp dünyasında kullanılan bir yöntemdir. Bu nedenle insan neyi koklayacağını ya da neyi teneffüs edeceğini iyi düşünmelidir.
İnsanı yaşatan ve yaşamına yön veren sistemlerden bir diğeri de sinir sistemidir. Beş duyu aracılığı ile (görme, işitme, koklama, tatma, dokunma) zihnimize, beynimize, akıl ve irademize intikal eden bilgiler şuurda ve şuuraltında bir takım analizlere tabi tutularak değer kazanırlar ve bu bilgilere şuurda yapılan analizlerin neticesinde cevaplar üretilir. Bu cevaplar insanın her boyutuna ve dolayısı ile sağlığına olumlu veya olumsuz yönde etki eder.

Şu durumda, duyu organlarımız vasıtası ile bilhassa zihnimize gelebilecek zararlı bilgileri veya uyaranları adeta bir süzgeçten geçirir gibi işleme tabi tutmak ve bu bilgi ya da uyaranların içindeki olumsuz etki ortaya koyabilecek nitelikte olanlarını  bu süzgeç vasıtası ile engellemek gerekir. Beyni bilgisayara, süzgeci de virüs programına benzettiğimizde konu daha iyi anlaşılacaktır.

İnsan beyin ve zihninin fonksiyon ve görevlerini yerine getirebilmesi için yaklaşık bir buçuk kilogramlık ağırlığa sahip olan ancak bu ağırlığında kahır ekseriyetinin su olduğu  beyinde yüzlerce molekül mevcuttur. Akademik çevrelerin bir takım araştırmalarla yazılı kayıt altına aldığı üzere bu moleküllerinin başında, serotonin, dopamin, norepinerfin ve adrenalin gelmektedir.

Bu moleküller, özgüven, cesaret, tutku, heyecan, kaygı, depresyon vb. gibi duygu durumu değişikliklerinin oluşumunda rol alırlar. İnsan beynindeki kimyasal denge bu moleküller vasıtası ile sağlanır.

Bunların beyindeki kimyasal dengesi herhangi bir nedene bağlı olarak bozulduğunda, bazı hastalık ve rahatsızlıkların ortaya çıkması kaçınılmazdır.      

Bütün bağımlılık yapıcı maddeler (uçucu, uyarıcı, uyuşturucu, sigara, alkol) beyindeki moleküllerin hem birbirleri ile etkileşimine, hem de beyinde oluşturdukları kimyevi dengeye çok büyük zarar verir. Ayrıca insan beynindeki kimyasal dengeye dolayısı ile irade ve ruh haline, yenilen içilen ve koklanan her şey olumlu veya olumsuz yönde etki eder.

Bağımlılık yapıcı maddelerin, bilhassa beyaz zehir diye adlandırdığımız uyuşturucu kim tarafından kullanılırsa kullanılsın veya kime verilirse verilsin, bu maddeyi kullanan insanın en başta aklı olmak üzere iradesi ve en insani duygularından biri olan vicdanı geçici olarak devre dışı kalmaktadır. Vicdan ve iradesini maddeye teslim edenlerin her türlü terörist eylemde bilhassa canlı bomba olarak kullanıldıkları ve kullanılabilecekleri bilinen bir durumdur.

İnsanın, beş duyusu (fonksiyonu) aracılığı ile zihnine ulaşan bağımlılık yapıcı maddeleri (uyarıcı ve uyuşturucuları) insana yaptığı tesirler bakımından incelediğimizde; insanın karar vermesine, dikkatine, öğrenmesine, düşünmesine etki ederek en başta zihin fonksiyonlarını bozmakta, duygularına ve ruh haline etki ederek psikolojik dengesini tahrip etmekte, koklama, tatma, hissetme (dokunma) görme ve işitme gibi duyularına etki ederek davranışsal bozulma ve farklılaşmalara yol açmaktadırlar. Bu durum etki-tepki denklemi çerçevesinde de değerlendirilebilir.

Ayrıca uyuşturucu ve uyarıcı niteliğe sahip maddeleri “bağımlılık yapıcı maddeler” terimi ile adlandırarak insana verdiği zararları başka bir açıdan değerlendirmeye tabi tuttuğumuzda; bağımlılık yapıcı maddelerin en başta eli kanlı terör örgütü (PKK) olmak üzere bir çok terör örgütünün finans kaynağı olduğunu ve terör  örgütlerinin insanları bu tür maddelere bağımlı yaparak onların iradelerini felç etmekte ve bu şahısları telkin ve propaganda ile etki altına alarak her türlü terörist eylemde kullanmaya hazır hale getirmektedirler.

 
 Yazar: Emsal TOPRAK 19.04.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  KUPAKIZI
 
Yorum: 
 
İsim:  Gençbeyin
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyetin Aydınlık Çocukları; Siz de Çoook Oluyorsunuz Ama...
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN PPDS - 2
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Maaş Bahsine Nokta, Cevaplar-Sorular
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Sevinmek Bizim de Hakkımız
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Demokrasi ve Statik İdeolojiler
Fatih BALCI
Fatih BALCI Eskimeyen Öğüt
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Kendimi Takdimimdir!
Safa Tarık OĞUZ
Safa Tarık OĞUZ Polis Branşını Arıyor
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Adı Yücel Soyadı Tutkun
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007  Her Hakkı Saklıdır.