Ana Sayfa Yazılar Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Güncel
 Hukuk
 Kriminoloji
 Otobiyografi
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
  -Güncel
  -Hatıra
  -Meslek İçi
  -Moral Eğitimi
  -Önleyici Polislik
  -Polis Eğitimi
  -Toplum Destekli Polis
 Polis Yönetimi
 Polisiye
 Polislik
 Sinema
 Suç Türleri
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
 

Son Üyeler
FROFESÖR
MKELEŞ
yemreavci
Bilal Erdem
salodemir
 
En Çok Okunanlar
Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Seri Katiller

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Mutluluk Yoldur

 
Son Yorumlananlar Yazılar
BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!

Makam teklifi neden istenebilir?

Sünnet Polisi Ultra Projesi

 

  İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-II Yazdır 
 Yazar: Metin Murat ARSLAN & Mürsel Sevindik 09.04.2008  
    İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-II

4.1. Polisin yetkileri, teçhizat durumu ve elektrikli şok tabancasının tanıtımı.

 4.1.1. Polisin yetkileri

Polis amir ve memurları genel güvenlik ve asayişten sorumlu bulunmaktadırlar. Polisin her türlü durdurma, yakalama (İngiltere’de tutuklama (Arrest) olarak tanımlanmaktadır), gözaltı (Custody), araç kontrol (Vehicle Check) ve kuvvet kullanma (Use of Force) gibi yetkileri vardır.

 4.1.2. Polisin teçhizat durumu
Polisler (özel silahlı polis birimleri hariç), bellerinde silah taşımamakla birlikte, araca binip inerken, motor ya da bisiklet kullanırken ve yaya devriye görevi yaparken, taşıması kolay olan açılabilir cop’un yanında, sprey, kelepçe ve el feneri gibi teçhizat taşımaktadırlar. Aynı ekipte dahi olsa her poliste telsiz cihazı bulunmaktadır. Telsizler, teçhizat kemerinde takılı bir kılıf içerisinde ve muhaberenin daha rahat takip edilebilmesi için yakada ayrı bir dinleme ve konuşma aparatı takılı bulunmakta ya da telsizin kendisi yakaya takılarak kullanılmaktadır. Bunun yanında bisikletli polisler, üzerlerinde taşıdıkları telsiz ile bisiklet arasında kolayca takılıp çıkartılabilin bir bağlantı oluşturulmakta ve bisiklet kullanan polis, elinin altındaki düğme ile rahat bir şekilde muhabere görevini yapabilmektedir. Normal telsizin yanında, son zamanlarda bütün polislere yeni ve ikinci bir telsiz verilmiştir. 130.000 polisin her birisinin kendisine ait ayrı bir telsizi ve birde telsiz numarası bulunmaktadır.

Tüm polisler pantolon, ayakkabı ve gömlek olarak aynı türden elbise giymektedirler. Sınıflarına göre şapkaları, omuzlarında ve yakalarında bulunan kokartlar, yazılar ve renklerde bazı ufak değişiklikler bulunmaktadır. Bunun yanında tüm görevliler aynı renk ve tipte elbise giymektedirler. Özellikle bayan-erkek, yaşlı-genç, normal polis ya da trafik veya toplum destekli polisler, görev başında bulundukları süre içerisinde, daha ziyade bıçağa karşı etkili olduğu söylenen koruyucu yelek giyinmektedirler. İstisnasız tüm memurlar, görevleri süresince koruyucu bu yeleği üzerinde bulundururlar. Yeleklerin giyilip giyilmeyeceğine yine her polis gücünün başındaki müdür karar verir ve bu emir günlük olarak polise bildirilir.

Polis, her an tehlike ile karşı karşıya kalabileceklerini düşünerek hareket ettiklerini belirtilmektedir. Normal polislerin giydikleri koruyucu yelekler, yaklaşık 3 kg ağırlığında, elbisenin bir paçası olarak beyaz gömlek üzerine giyilmektedir. Siyah renkte olan koruyucu yelek, yine aynı renkte olan pantolon, şapka ve ayakkabı ile uyum sağlamaktadır. Özel birimlerde çalışanların giydikleri çelik yelekler daha ağır ve farklılık göstermektedir. 9 mm çapındaki mermiler için etkili olan bu yelek, çıplak olarak en az 10 kg ağırlığındadır. Yeleğin yan ceplerinde özel olarak yapılmış bölmelerde cop, kelepçe, sprey ve koruyucu plastik eldivenler taşınabilmektedir. Ayrıca belde silah, yedek şarjörler ve tabancaya monte edilen ışık aparatı taşınmaktadır. Ekip olarak, 15 günlük yapmış olduğumuz gözlem ve inceleme sırasında, araçla, bisikletle ve yaya devriye yapan ya da tepe lambası açık ve siren çalarak olaya giden resmi ya da sivil araçların hiçbirinde, koruyucu yeleksiz memur görmek mümkün olmadı.

Halkın içerisinde her zaman yaya, bisikletli ve araçla devriye görevi yapan polisler, bellerinde silah taşımamaktadırlar. Aynı standartta olan telsiz, cop, kelepçe, sprey, el feneri, gibi teçhizatların hepsi, okuldan mezuniyet sonrsı, teşkilat tarafından polise verilmektedir. Teçhizatlar, teçhizat kemeri olarak bilinen ayrı bir kemer üzerinde ve her teçhizat kendi kılıfı içerisinde taşınmaktadır. Silahlı ünite haricinde görev yapan polisler, silah taşımadıkları için, bazı teçhizatları teçhizat kemerinin sağ tarafında, yani silah takılan yerde taşımakla birlikte, genel olarak kemeri her iki tarafı ve arka kısımlarına teçhizat yerleştirmektedirler. Ayrıca bazı polisler (örneğin bisiklet ve özel silahlı birimler vs.) cop, sprey, elektrikli şok tabancası ve kelepçelerini koruyucu yeleklerin üzerinde olan ceplerde taşmaktadırlar. Polis ünitelerinde özellikle bisikletli devriyelere ağırlık verilmektedir. Bisikletlerin trafik içerisinde daha rahat hareket edebildiği, hatta motorla bile ulaşılamayacak ve girilemeyecek noktalara bisikletlerle daha rahat ulaşıldığı düşünülmekte ve tam teçhizatlı (silah hariç) ve koruyucu yelekli olarak polisler sürekli önemli yerlerde, halkın içerisinde, turistik alanlarda devriye görevi yapmaktadırlar.

 


Silahlı görev yapan polis birimi (SWAT)  ise, yukarıda belirtilen teçhizata ilaveten, uzun namlulu silah (MP–5 tüfek), tabanca (GLOCK) ve elektrikli şok tabancası taşımaktadırlar. GLOCK tabanca ve MP-5 tüfeklerin namlu altlarında küçük birer fener bulundurulmaktadır. Tüfeklerde hedefi kırmızı bir nokta ile yakalamaya yarayan aparat (pointer) tüfeklerin üzerine takılı bir şekilde taşınmaktadır. Şehrin merkezi yerlerinde hazır bir şekilde tutulan özel silahlı birlikler, silahla müdahale edilmesi gereken adreslere uygun araçlarla sevk edilmektedirler. Ayrıca bu özel silahlı birlikler bazı önemli mıntıkalarda, elçilik korumalarında ve kraliyet sarayı gibi önemli mevkilerin korunmasında, tabanca ve uzun namlulu silahlarla görev alırlar. Genel asayiş sağlamakla görevli İngiliz polisi, silah taşımamakla birlikte, her mıntıkada silahlı özel bir birlik, acil durumlara karşı hazır olarak bulundurulmaktadır.

Özel silahlı birimin (SWAT)  bir parçası olarak, bellerinde cop, sprey, kelepçe, tabanca, elektrikli şok tabancası ve ellerindeki çantanın içerisinde taşıdıkları plastik mermi atan tabanca ve uzun namlulu silah bulunduran özel ekipler bulunmaktadır. İçinde üçer kişilik bir ekip bulunduran iki ayrı devriye aracı London City’nin değişik yerlerinde 24 saat sürekli devriye görevi yapmakta ve bu özelliklere sahip 20 ekip Metropolitan Polis mıntıkasında görev yapmaktadır.

 4.1.3. Elektrikli Şok Tabancası (Teaser)

Özel silahlı ünite (SWAT) diğer bir silah olarak elektrikli şok tabanca (Teaser) taşımaktadır. Elektrikli şok tabanca, elektrikle şarj edilen bir pile sahiptir. Uç kısmına takılan bir apartın içerisinde iki ayrı iğne bulunmaktadır. Sprey ve tabanca arasında bir noktada müdahale edilmesi gereken olaylarda (örneğin bıçakla saldırılarda) kullanılan elektrikli şok tabancası, iki gönüllü polis üzerinde denenmiş, ayrıca bu güne kadar yapılan uygulamalarda hiçbir zarar ve şikâyet tespit edilmemiştir. Konunun uzmanı polisler, elektrikli şok tabancasının cop ve spreyden daha zararsız ve emniyetli olduğunu belirttiler.

750 paund civarındaki tabancanın uç kısmına takılan aparat bir kullanımlık ve fiyatı yaklaşık 15 paund civarındadır. Tabancalara takılan bu aparatlar, seri numaraları kaydedilerek polise verilmektedir. Kullanılma durumunda, olay yerinde aparatın içerisinden çıkarak çevreye dağılan 40 kompetiden en az üç tanesi alınarak aparatın üzerine yapıştırılır. Bu kompetiler kullanılan aparatın seri numarasıyla uyum içerisindedir ve gerektiğinde hangi polis üzerine kayıtlı aparat/silah tarafından kullanıldığı rahatça tespit edilebilir ve suiistimallere yol açılmamaktadır. İkinci bir denetleme mekanizması olarak, tabancanın kabza kısımında bir bilgisayar çipi bulunur. Bu çip, tabancanın kullanımıyla ilgili tarih, saat, kullanım anında tetiğe kaç defa basıldığı ve tetik parmağı tetik üzerinde ne kadar bir süre basılı tutulduğu konularını rahatlıkla göstermektedir. Çip normal bir filaş gibi bilgisayara takıldığında, tüm bu bilgilere rahatlıkla ulaşılabilmektedir. 

Polis özellikle bıçaklı bir saldırgan ile karşılaştığında, 7 m lik bir mesafeden ona dur çeker ve müdahale eder. Öncelikle durmasını emreder. Ardından elindeki bıçağı yere atması konusunda onu ikna etmeye çalışır. Tüm bu ikna çalışmaları 7 m lik mesafe içerisinde yapılır. Saldırgan polisin dur ihtarına uymuyor ya da bıçağı yere atma talebini kabul etmiyor ve saldırma fikrinden vazgeçirilemiyor ise, polis elektrikli şok tabancasını kullanarak, bıçaklı saldırgana müdahale ediyor. Normal bir tabanca gibi kullanılan şok tabancası, direkt olarak saldırganın göğsüne doğrultulmaktadır. Silahın ucuna takılı olan aparatın içerisinde iki adet fişek bulunmakta ve bu fişeğin bir ucu ince bakır bir kablo ile tabancaya bağlı kalmakta, öne bakan diğer ucunda ise 4 mm uzunluğunda sivri bir iğne bulunmaktadır. İğnelerin her ikisi de hedefe ulaşmakta ve her tetiğe basmada 5 sn süreyle saldırgana elektrik akımı verilmekte. Düşük oranda olan bu akım, hamile bir bayanı bile olumsuz olarak etkilememektedir. Verilen akım saldırganın kaslarının gerilerek kasılmasına ve elinde bulunan silahın istemesiz olarak yere düşürülmesine neden olmaktadır.

 4.1.4. Elektrikli Şok Tabancası (Teaser) nın kullanım şekli
 Polis elektrikli şok tabancasının direkt olarak saldırganın göğsüne yöneltir. Dur emri dikkate alınmaz, bıçağı atmasıyla ilgili ikna çabaları sonuçsuz kalır ve saldırgan saldırma niyetinden vazgeçmez ise, son ikazını yapar. Saldırgan son ikazı dahi kulak ardı eder ve gerçekten vatandaşın ya da polisin üzerine yürürse polis elektrikli şok tabancayı ateşler. Tabanca ile göğüs hedef alındığı için, aparattan çıkan iğnelerden biri saldırganın göğsüne, ikinci iğne 180 derecelik bir açı ile sağ alt kısma denk gelir. Ateş sonrası, iğnelerden biri göğüs üzerine isabet ederken, diğer iğne sağ kasık üzerine denk gelecektir. İğneler hedefe ulaştığında 5 sn lik bir süreyle elektrik akımı saldırganın vücuduna verilir. Her tetiğe basma, karşı tarafa 5 sn lik bir akım verilmesine neden olur. Polis tetik parmağını tetiğe basılı tutması durumunda, elektrik akımı orantılı bir şekilde saldırgana iletilmiş olur. Tetik basılı tutulmaktan ziyade, basılıp bırakılmalı ve saldırgandan bıçağı yer atması emredilmeli, komutlara uymaması halinde ikinci kez tetiğe basılmaktadır.

 Kurşunlar ile tabanca arasında bulunan kablo kopması halinde, karşı tarafa elektrik verilememektedir. Ayrıca, çıplak elle tellerin tutulması durumunda, herhangi bir tehlike oluşmamaktadır. Şok tabanca ile yaklaşık 5-7m lik bir mesafeden saldırgan etkisiz hale getirebilmektedir. Polis elindeki tabancayı saldırganın vücuduna dayamak suretiyle, tetiğe basarak yine saldırganı etkilemekte ve kolaylıkla müdahale edebilmektedir. Elektrikli şok tabanca, ister 7 m lik mesafeden atış yapılarak, isterse yakına girilerek tabanca direkt olarak saldırganın üzerine dayanılmak suretiyle kullanılması, hem etkili, hem de saldırgana hiçbir zararı bulunmamaktadır. Fişeklerin üzerinde bulunan 4 mm lik iğneler saldırganın çıplak derisi üzerine denk gelmesi halinde herhangi bir tehlike oluşturmamaktadır. Ayrıca saldırganın üzerinde kalın elbiseler bile olsa, iğnelerin hedefe isabet etmesi halinde, beklenilen etki görülmekte ve saldırgan kolaylıkla etkisiz hale getirilebilmektedir.
 

 Elektrikli şok tabanca kullanıldıktan sonra, fişeklerle birlikte aparatın içerisinden 40 adet değişik renklerde kompeti çıkmakta ve etrafa yayılmaktadır. Tek kullanımlık olan bu aparatların kompetilerinin üzerinde, aparatın üzerindeki bar koda uygun şifreler bulunmaktadır. Çevreye saçılan bu kompetilelerden en az üç tana alınarak aparatın üzerine yapıştırılması gerekir. Kullanılan aparat zimmet karşılığı yenisi ile değiştirilebilmektedir. Diğer önemli bir konu, saldırganın vücuduna isabet eden iğnelere polis dokunmamaktadır. Yapılacak tek işlem, kurşunlara bağlı olan bakır teller dibinden kesilir ve iğneye dokunulmaz. Saldırgan üzerinde iğne olduğu halde, ya polis ünitesinde çalışan sağlık uzmanlarına ya da hastaneye götürülmekte ve iğneler uzman personel tarafından çıkartılmaktadır. Tüm bu gelişmeler polis tarafından cep defterine not edilmekte ve bu notlardan yararlanılarak olay rapor edilmektedir. 

5.1. Polisin haberleşme durumu.

Polis müzesi gezisi esnasında, tarihi süreç içerisinde polisin kullandığı ve müzede halen muhafaza edilen polis teçhizatları ile karşılaştık. Kelepçe, düdük, elbise, şapka, cop gibi bir çok polis teçhizatının yanında, çok önceleri polisin haberleşmesinde kullanılan bir araç bulunmakta idi. Düdükten önce kullanılan bu polis haberleşme aracının, günümüzde bazı fanatik futbol taraftarları tarafından, sahalarda takımlarını desteklemek amacıyla kullanıldığı belirtilmektedir. Tahtadan yapılan bu aracın bir tutma kolu bulunmakta. Sallanma esnasında, geniş yüzey üzerinde bulunan tahta parçaları birbirine çarparak ses oluşturmakta ve bu sesler kullanılarak haberleş ilmektedir. Sokaklarda haberleşme için kullanılan kulübeler hala muhafaza edilmektedir. Polis bu kulübelere gelerek merkezle haberleşme ihtiyacını gidermektedir. Güvenlik hizmetlerinde haberleşmenin önemi tartışılamaz öneme sahiptir ve bu konuda polis teknolojinin son imkânlarından yararlanmaya çalışmaktadır.

Polis, haberleşme görevini iki ayrı telsiz üzerinden yapmaktadır. Bunlardan birisi eskiden beri kullanılan normal telsiz, diğeri ise yeni dağıtılan ve daha fonksiyonel olan ikinci bir telsizdir. Yeni dağıtılan telsizlerin tüm polislerin eline ulaşmasından sonra, eski telsizlerin devre dışı bırakılacağı belirtilmektedir. Yeni dağıtılan telsiz cihazının üç ayrı fonksiyonu bulunmaktadır. Birincisi telsiz gibi muhabere yapılabilmekte, hangi ilden (County) geçiliyor ise, o ilin kanalına geçilip, gerekirse o ilin polisiyle muhabere kurulabilmektedir. İkinci fonksiyon olarak cep telefonu olarak kullanılabilmektedir. Polis olan herkesin kendisine ait bir telsizinin olduğunu ve ülke çapında hizmet veren 130.000 (yüz otuz bin) polisin, kendilerine has bir telsiz numaralarının bulunduğu daha önce belirtilmişti. Nerede olursa olsun, gerektiğinde herhangi bir polise, ona ait olan numaradan direkt olarak ulaşma imkânı bulunmaktadır.

Yine bu telsizlerin üçüncü bir özelliği, acil durumlar için üst kısımda kırmızı bir düğmesi bulunmaktadır. Acil bir durumla karşılaşıldığında, bu düğmeye basmak yeterli olmaktadır. Haber merkezi, bilgisayar ağı üzerinden telsizin hangi polise ait olduğunu ve acil çağrı kodunda bulunan telsizin hangi noktada bulunduğunu kısa bir süre içerisinde tespit eder ve gerekli yardım sevk edilebilir. Ayrıca acil düğmesine basılması halinde, haber merkezi ve o kanalda bulunan diğer istasyonlar, acil çağrı yapan polis ile karşı taraf arasında geçen tüm konuşmaları, kendi telsizlerinden canlı olarak duyma imkânı elde ederler. Yani acil düğmesi aktif hale geldikten sonra, polis ile çevresinde cereyan eden bütün sesler, aynı kanaldaki diğer istasyonlarda ve haber merkezinde yayına verilmiş olur. Belirtilmesi gereken diğer bir konu, imdat çağrıları tek bir numaradan yapılamakta, polis, itfaiye ve ambulans vb. servisler bu merkez tarafından olay yerine yönlendirilmektedir.
6.1. Polis - savcı arasındaki ilişki ve polislerin olaylara müdahalesi ve sonraki aşamalar.

Polis, savcıdan (Prosecutor) herhangi bir yazılı ya da sözlü emir alarak görevini yerine getirme zorunluluğu yoktur. Yasadan aldığı yetkiler ile emniyet ve asayiş görevini doğrudan yerine getirir ve olaylara müdahale eder. Bir olayda tarafları yakalayıp yakalamayacağına polisin bizzat kendisi karar verir.

Polis bir olay üzerine şahsı yakalamaya karar vermiş ise onu yakalar, hastaneye götürmesi gerekiyor ise hastaneye götürür ve sonuçta polis merkezine götürerek gözaltı ünitesine (müteferrika) (Custody Unit) teslim eder. Gözaltı ünitesinde şüpheliyi teslim alacak olan amir (Inspector), şüphelinin ne zaman, nerede, niçin, ne şekilde yakalandığı konusunda bazı bilgiler alır ve şahsın gözaltına alınıp alınmamasına kendisi karar verir. Gözaltının uygun olmaması halinde, gözaltı ünitesi amiri şüphelinin serbest bırakılmasını yakalamayı (onlar tutuklama diyor) yapan polisten isteyebilir. Yakalamayı yapan memur gerekçeleri ile birlikte gözaltı amirini ikna etmek durumundadır. Şüpheli gözaltına alınacak ise, şahısla ilgili tüm bilgiler, gözaltı ünitesi tarafından bilgisayar kayıtlarına geçirilmektedir.

Göz altı ünitesi amiri tarafından şüphelinin gözaltına alınmasına karar verilmesi halinde, yakalama zamanı ve gözaltına getirilme zamanı bilgisayara kayıt edilir. Yakalama zamanı ile gözaltı ünitesine getirme saati arasında belirgin bir zaman geçmiş ise, gözaltı ünitesi amiri, bu süre içerisinde neler yapıldığını yakalama yapan polisten sorar. Yakalamayı yapan polis, şüphelinin de hazır olduğu ortamda, yakalamayı ne zaman yaptığını, gözaltına getirilinceye kadar geçen zaman dilimi içerisinde varsa neler olduğunu söyler. Yapılan konuşmaları şüpheli dinler ve itiraz etme hakkına sahiptir.

Şüphelinin mahkemeye çıkartılmasına polisin kendisi karar verir ve hala savcının bu konulardan haberdar edilmesine ihtiyaç duyulmamaktadır. Polisin şüpheliyi 24 saat süre ile gözaltında tutma yetkisi vardır. Eğer polis şüpheliyi mahkemeye çıkarmaya karar vermiş ise ilk sekiz saat içerisinde şüpheliye durum sözlü olarak bildirilir ve gözaltında tutulacağı söylenir. Daha sonraki her altı saatte bir, yine aynı şekilde şüpheli bilgilendirilir ve işlemlerin devam etmekte olduğu konusunda bilgilendirilir. Konuyu takip eden polis 24 saat içerisinde şahsın evraklarını hazırlayıp, dosyayı ikmal eder ve şahsı mahkemeye çıkarma talebinde bulunur. Polis, tamamladığı bu dosyayı bağlı olduğu birime teslim eder ve kendisinin doğrudan savcı ile yüz yüze gelmesine gerek yoktur. İlgili birimin görevli polisi tarafından, dava açılması amacıyla hazırlanan dosyalar savcının önüne çıkartılır. Dosyanın savcının eline geçmesi ve incelemesi için belirli bir süre geçer. Bir hafta ya da daha fazla olabilecek olan bu süre içerisinde şüphelinin gözaltında tutulması kararı yine gözaltı ünitesinden sorumlu amir tarafından verilir.

Dava açma ve mahkemede konuyu takip etme sorumluluğu nedeniyle, savcı önüne gelen dosyayı inceler. Savcının polis ile olan rolü dosya önüne geldiği noktadan itibaren başlamaktadır. Savcı polisin mahkemeye çıkarma talebini kabul de edebilir, ret de edebilir, üçüncü bir şık olarak ta, dosyanın eksik hazırlandığına ve eksiklerin tamamlanmasına karar verebilir. Polis ile savcı arasındaki irtibat, dosyaları savcıya çıkaran görevli polis ile savcı arasında geçmektedir. Savcı dava açmayı kabul etmez ise, polis şüpheliyi gözaltı ünitesinden salıverilir. Savcı dava açma talebini kabul etmiş, ya da eksiklikleri tamamlama talebinde bulunmuş ise, bu noktadan itibaren şahsın gözaltı süresinin mahkemeye kadar uzatılmasına savcının kendisi karar verir. Dosyanın savcı tarafından incelenme ya da eksikliklerin tamamlanması talebinden dolayı şüphelinin mahkemeye çıkarılmasının uzaması halinde, şüphelinin ister gözaltı ünitesinde isterse ceza evinde tutuklu kalmasına karar verir.  

7.1. Şüphelilerin mahkemeye çıkarılması ve yargılanma durumu.

İngiltere’de iki ayrı mahkeme var ve yargılamalar bu iki mahkemede yapılmaktadır. Bunlar yasal mahkeme (Magistrate Court) ve yüksel mahkeme (Crown Court) olarak iki ayrı kategoriye ayrılmaktadır.

Magistrate Court denilen birinci yasal mahkemelerde, hâkim koltuğunda oturan kişi gerçekten hâkimlik mesleğinden gelen bir kişi değil, her hangi bir meslekten gönüllü kişiler arasından seçilir. Gönüllü bu kişiler, belirli bir eğitim aldıktan sonra bu göreve atanır. Bu mahkemelerde yalnızca bir yıla kadar hapis cezası verilebilen davalar görülür. Hâkim koltuğunun önünde bir hukuk danışmanı (Solicitor) vardır ve tecrübeli olması nedeniyle, çoğu zaman bu hukuk danışmanının hâkimin kulağına eğilerek bir şeyler fısıldadığı ve onu bilgilendirdiği görülür. Baro üyesi olmayan bu şahıs hukuk kökenli ve tecrübeli olduğu için hâkimi bilgilendirmekte, ayrıca yönlendirebimektedir. Hâkim davayı izlemeye gelen tarafların etkisinde daha kolay kalabilir. Bu mahkemelerde, şüphelinin suçlu ya da suçsuz olduğuna hâkimin kendisi karar verir. Karara itiraz edilmesi durumunda, dava üst mahkemeye taşınır. Mahkûmiyet süresi bir yıldan fazla olan davalar için, hâkim kendisi dosyanın bir üst mahkemeye çıkarılmasına karar verir. 

(Crown Court) olarak bilinen üst mahkemeler, bir yıldan fazla hapis cezası gerektiren davalara bakmaktadır. Londra’nın merkezinde bu türden 12 ayrı mahkeme bulunmaktadır. Ekip olarak çok tarihi ve ülke çapında meşhur olan bir üst mahkemeye (The Old Bailey) davet edildik. Mahkemede görevli bir polis tarafından mahkeme salonlarını gezdirildik, tarihi yönü anlatıldı ve devam eden bir duruşma salonunda mahkeme izleme fırsatı sağlandı.

The Old Bailey, İngiltere tarihinde çok önemli yeri olan ve çok eski tarihlerden beri hizmet veren dünya çapında bir mahkemedir. Mahkeme binasında 18 tane ayrı duruşma salonu bulunmaktadır. Mahkeme içerisindeki güvenlik polisler tarafından sağlanmaktadır. Yalnızca çok tehlikeli olmayan müracaat yerleri, x-ray cihazlı kapılar, değişik giriş yerleri, Londra’nın diğer resmi binalarındaki gibi, özel güvenlik elemanları tarafından sağlanmaktadır. Mahkemeye, çanta, kamera, teyp, cep telefonu vs. gibi çeşitli şeylerin sokulmasına kesinlikle müsaade edilmemektedir. Mahkemenin girişinde, içinden tek kişinin geçebildiği iki ayrı cam fanus bulunmaktadır. Fotoselli açılan kapılardan cam fanusun içerisine girilmekte. Değişik bir X-Ray tipi arama ve kontrolden sonra fanusun diğer tarafındaki kapı açılmakta ve içerdeki şahıs diğer tarafa geçmektedir. Polis nezaretinde olmamıza rağmen herkes gibi bizde o fanusların içerisinde teker teker kontrol edilerek içeriye alındık.

Üst mahkemelerde (Crown Court) mahkemeyi tecrübeli bir hâkim yönetir ve başındaki yün rengindeki peruk, diğer savcı ve savunma avukatınınkine göre farklılığı göze çarpmaktadır. Bizim izlediğimiz mahkeme cinayet davası görülen bir mahkeme salonu idi. Hâkimin sol tarafında oturarak duruşmayı izleyen bir bayan vardı, muhtemelen asistan ya da tecrübe amaçlı gelen bir hâkim adayı idi. Hâkimin hemen önünde iki tane kâtip vardı. Mahkemede bulunması gerekenleri tespit ve yazı yazmakla meşguldü. Yazıcıların hemen karşısında, mahkeme hâkimine dönük olan sıraların en önündeki uzunca bir masada, dört kişi oturmakta idi. Başlarında özel peruk taşıyan bu kişilerden sol tarafta oturan üç kişi savcı, sağda oturan bir kişi ise savunma avukatı idi. Bunların hemen arkasındaki masada oturan iki tane tercüman var idi. Sanık locası en arkada bulunmakta ve kalın cam paravanların arkasındaki locanın içerisinde iki tane sanık oturmakta idi. Sanıkların hemen sol tarafında, locanın giriş kapısının önünde bir bayan polis memuru sanıklara dönük bir şekilde oturmakta idi. Mahkeme hâkimine göre sağ tarafta bir kürsü var ve bu kürsüde ayakta ya da oturarak tanıkların ifadelerine başvurulmaktadır. Yine mahkeme hâkimine göre sol tarafta, yüzleri solonun ortasına dönük bir şekilde, değişik yaş, cinsiyet, renk ve meslekten oluşan 12 kişilik bir jüri oturmaktadır. Sanık locasının her iki yanında davalı-davacı yakınları için ayrılan koltuklar bulunmaktadır. Ayrıca tanık kürsüsünün sağ yanında gazetecilerin oturduğu bir yer ve onun da sağ yanında ayrı bir masada, salonda konuşulan her şeyi bilgisayara kaydetmekte olan bir memur bulunmakta idi.

Bu mahkemede görülen davalar bir gün, bir ay ya da bir yıl kadar devam edebilir. Dava için atanan hâkim o davayı bitirinceye kadar başka bir davaya bakmaz. Dolayısıyla, bir hakim yılda bazen iki bazen de daha fazla davaya bakabilmekte, ilgilendiği davaların zorluk derecesi, hakimin yıl içerisinde baktığı dava sayısını etkilemektedir. Jüri olarak çağrılacak vatandaşta aranan şart, o yerde 6 yıl ikamet ediyor olması ve oy atma hakkına sahip (18–72 yaş arası) olması gerekir. Londra’da 7 milyon insan yaşamakta ve jüri bu vatandaşlar arasındaki 4,5 milyon kişi arasından bilgisayar marifetiyle rast gele belirlenerek çağrılmaktadır. Gelmeyenler polis tarafından tutuklanıp, vatandaşlık görevini yapmadığı gerekçesiyle haklarında dava açılmaktadır.

İddia makamı olan savcı elindeki dosyaya bakarak konuşmakta ve dosyanın aynısı mahkemede bulunan diğer görevlilerin ellerinde bulunmakta idi. Savcı salonda bulunan ilgilileri dosyaya yönlendirerek, üzerinde durduğu sayfayı onlara açtırmakta ve herkesin oraya odaklanmasını sağlamaktadır. Mahkeme sonunda şüphelinin suçlu ya da suçsuz olduğuna dair kararı, mahkeme hâkimi değil, jüri üyeleri oy birliği ile almak zorundadır. Jüri sadece sanığın suçlu ya da suçsuz olduğuna karar vermektedir. Jüri üyeleri oy birliği sağlayamaması halinde, oy birliği sağlanıncaya kadar duruşma devam etmektedir. Bazen bir dava bir yıl gibi bir zaman sürmekte ve ancak neticelenebilmektedir. Davaya bakan hâkimin rolü, sanığın suçlu bulunması halinde kaç yıl ceza alacağına karar verir.

Devam Edecek

 
 Yazar: Metin Murat ARSLAN & Mürsel Sevindik 09.04.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  ssc
 
Yorum: 
 
İsim:  fmh
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Sınıf KOMİSERİ
Sınıf KOMİSERİ ETÜT SAATİ 21 BİRİNCİ VE İKİNCİ SINIFTAKİ ÖĞRENCİLERİN İLİŞKİLERİ
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Ertuğrul ÖZKÖK Medya Peygamberi mi?
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Makam teklifi neden istenebilir?
Elveda TANIK
Elveda TANIK Uyuşturucu Madde Kullanımının Kişi ve Toplum Üzerindeki Etkisi
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!
Alparslan ALTEKİN
Alparslan ALTEKİN İNGİLİZ POLİSİ 16 ÜNİFORMA TEÇHİZATLARI
Caner TEKİNTAŞ
Caner TEKİNTAŞ KADRO MEKTUPLARI 17 Kalecik
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN POLİSLİĞİN "P" Sİ
AST SINIF
AST SINIF KOLEJ YAZILARI-7 NÖBETLER
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyet ve Anadolu´nun Sesi: Yaşasın TSK, Kahrolsun Militarizm ve Polis Devleti
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Tecavüzü Seyretmek
Fatih BALCI
Fatih BALCI Düşsel Gerçekler
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN BU, ACI..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
 
 

   designed and coded by sucveceza.comekibi © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.