Ana Sayfa Yazılar Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
  -İnternet
  -Teknoloji
 Diğer Disiplinler
 English
 Güncel
 Hukuk
 Kriminoloji
 Otobiyografi
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Polisiye
 Polislik
 Sinema
 Suç Türleri
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
 

Son Üyeler
FROFESÖR
MKELEŞ
yemreavci
Bilal Erdem
salodemir
 
En Çok Okunanlar
Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Seri Katiller

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Mutluluk Yoldur

 
Son Yorumlananlar Yazılar
BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!

Makam teklifi neden istenebilir?

Sünnet Polisi Ultra Projesi

 

  Akıl Çağında Yazdır 
 Yazar: İsa GÜNEŞ 02.04.2008  
    Akıl Çağında

Çağdaş devletin temel işlevi, halka köleliği sevdirme yeteneğine
sahip olmasıdır. Aldaux HUXLEY

Gökyüzüne baktıktan sonra babasına. “Baba, ay neyin reklamı acaba?” diye soran çocuk, akıl çağında insanla tüketim toplumu arasındaki
biçimsel ilişkiyi ortaya koyan çarpıcı bir örnektir. Evet, çok
kalabalığız, çok çalışıyoruz, çok uyarılıyoruz. Yeterince
uyuyamıyoruz, yeterince dinlenemiyoruz ve yeterli zamanımız yok.
Sürekli olarak tehlike haberleri alıyoruz. Nüfusumuz, dünyanın her
yerinde mantar gibi çoğalıyor ve bütün dünya, komşusunun evine
taşınmak istiyor. Teröristler, kamu binalarını, uçakları, trenleri
vs. havaya uçurmaya çalışıyor. Seks tüccarları çocuklarımızın
peşinde. Akşamüzeri 5'te televizyonda film: silahlı adam yedi kişiyi
öldürür ve sonra kendisini de öldürür.

Daima artan mali talepler ve kıyamet kehanetleri ile daha uzun
sürelerle ve daha çok çalışmak için kandırılırız; sosyal güvenlik,
büyümekte olan çocuklara yardım etmeyecektir, okul paraları
enflasyondan daha hızlı artmaktadır, zengin ve fakir arasındaki
uçurum daha da derinleşmektedir, para piyasalarının çöküşü
yaklaşmaktadır. Kredi limitleri, bazı Üçüncü Dünya ülkelerinin
yurtiçi üretimlerinin toplamından daha yüksek olan, önceden
onaylanmış kredi kartları sürekli olarak piyasaya çıkıyor. Bu
kartları bir an için inceleyelim, bunlar Gold Kart veya epeyce
özelsek, Platin Kart. Onların, gerçekte Plastik Kart olduklarını
bilmiyormuş gibi yaparız ve "yaşam boyu harcama" anlaşmasını
imzalarız.

Kalkma zamanı, işe gitme zamanı, çocukları alma zamanı, toplantıya
gitme zamanı, olaylar, oyunlar, sinemalar, alışveriş, arayanları
yanıtlama, daha çok, daha çok şey zamanı. Gittikçe daha az zaman.
Gittikçe artan zaman baskısı.
Az zaman, yapılacak daha çok iş, kazanılacak daha çok para,
harcanacak daha çok para ve biz, sıradan şiddetin akıldışı bir
eylemi yüzünden, kapalı alışveriş merkezlerindeki hava kontrol
sistemlerinden bulaşan çok öldürücü bir hastalık yüzünden, her an
ölebiliriz.

Fazlası ile canımızı sıkan, bu berbat gerçeklik karşısında başka ne
yapabiliriz? Gerginiz ve öyle olmak zorundayız. Gün boyunca
yaşadıklarımıza bakın. Kaygılıyız, çünkü mükemmel bir şekilde
normaliz. Kaygı normaldir. Biz böyleyiz, öyleyse niye kaygılanalım
ki!

Ne yapacağımızı bildiğimizi düşünürüz ki, bu da bildiğimizi
düşünmektir. Eğer daha çok düşünürsek, durmadan artan miktarlarda bilgi toplarsak ve bunları düşünürsek, bir şekilde yaşamlarımızı sürdürebiliriz diye düşünürüz. Yaşamımızı sürdüremeyeceksek, rahatlamak ne işe yarar zaten?

Beyinlerimiz, bizi sıkıntıya sokan şeyler hakkında daha fazla bilgi
bulma isteğiyle yanar tutuşur. Daha fazla bilgi bulursak, daha az
şaşkınlığa düşmemiz, yapacağımızı daha çok bilebilmemiz mümkün
olabilir. Savaşacak mıyız, kaçacak mıyız, bilebiliriz.
Savaşmıyoruz ve kaçmıyoruz. Durum hakkında bir sürü bilgi
topluyoruz. Savaşmayı düşünüyoruz. Kaçmayı düşünüyoruz. Ancak
gerçekte, yoğun trafiğin ortasında, arabamızda oturuyoruz, kanepeye yayılmış haberleri izliyoruz, yöneticimizin bürosunun dışında oturmuş, toplantıyı bekliyoruz.Gerginlik, yapabileceğimiz veya yapamayacağımız eylemlerin ve onları
kuşatan, özellikle de kendi yaralanmamızı, yenilgimizi ve yıkımımızı
içeren bütün koşulların zihinsel olarak tasarlanmasının sonucudur.
Düşünmek, sorunun çözümüne yardımcı olduğunu düşünür, ancak sorun, soruna yardım etmektir. Sorun, hiç durmadan sorunu çözecek bilgileri toplamaktır.

Sorun, bizi koruyacak olan bilgiyi sürekli olarak incelemektir.
Kendimizi yaşamdan koruyamayız, meydan okuyuş anında, tam olarak karşılık verebiliriz ancak. Karşılık vermek için hazırlanmak,
verilecek karşılığı karmakarışık eder. Biz, hazırlandığımız şeye
karşılık veririz, o anda olana değil. Hiç bir neden olmaksızın
kendimizi sıkıntıya sokarız.

Meydan okunuş anında, gerginlik, harekete geçme işaretidir. Eylem,
durumun gerçekliğine karşılık olarak kendiliğinden ortaya çıkar.
Öte yandan meydan okunmasını beklerken, gerilim, gerçekliğin değil, bir meydan okuma fikrini düşündüğümüzün, biçim verdiğimizin, çözümlediğimizin işaretidir. Kavramsal bir meydan okumaya karşılıkvermek için yapılacak bir şey yoktur. Bir eylem kendiliğinden meydana gelmez.

Kavramsallaştırma bunalımı ve olasılık planları yaratmak, köprülerin
inşa edildiği, kalp kapakçıklarının tamir edildiği, savaşların
açıldığı somut dünyada yararlıdır. Ancak psikolojik dünyada,
kavramsal meydan okumalarla kurduğumuz ilişkilerimizde "benliğin"
yaşamını sürdürüşünü biçimlendiririz. Olasılık hesaplarını ve yaşamı
sürdürme planlarını ne kadar derinleştirirsek, kafamız o kadar
karışır.

Bu psikolojik merkezin yaşamını sürdürmesini garantilemek için,
boşuna bir girişimle sonsuza dek bilgi toplar ve çözümlemeler
yaparız. Korunma sağlama girişimlerimizle, gerilimin daha da yüksek düzeylerini yüklenebiliriz.

Ancak, vazgeçebiliriz de. Gerçekliği olmayan bir merkezi
koruyamayız. Tehlike habercisi gazeteleri bırakın, insanı şoke eden
televizyonu ve savaş haberleri radyosunu kapatın. Korunacak biri
yok; kaçacak biri yok; gerilim içinde olacak biri yok.
Kısaca özetlemek gerekirse, birey, kendi olmaktan çıkar; kültürel
kalıpların kendisine sunduğu kişiliği tümüyle benimser; böylece
tıpkı diğerleri gibi ve onların kendisinden beklediği gibi
olur. "ben" ile dünya arasındaki tutarsızlık ve onunla birlikte de,
bilinçli yalnızlık ve güçsüzlük duygusu ortadan kalkar.

Bu mekanizma, bazı hayvanların kendilerini korumak üzere renk
değiştirmesiyle kıyaslanabilir. Onlar da kendi çevrelerine o kadar
benzerler ki, çevrelerinden neredeyse ayırt edilemezler. Kendi
bireysel benliğinden vazgeçen ve neredeyse bir robot haline gelen
kişi, çevresindeki milyonlarca diğer robotla aynı olur ve artık
kendini yalnız hissetmez, kaygı duymaz. Ama ödediği bedel yüksektir; kendi benliğini yitirmiştir

 
 Yazar: İsa GÜNEŞ 02.04.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  Hasan YAĞIZ
 
Yorum: 
 
İsim:  İSMET KAPLAN
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Sınıf KOMİSERİ
Sınıf KOMİSERİ ETÜT SAATİ 21 BİRİNCİ VE İKİNCİ SINIFTAKİ ÖĞRENCİLERİN İLİŞKİLERİ
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Ertuğrul ÖZKÖK Medya Peygamberi mi?
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Makam teklifi neden istenebilir?
Elveda TANIK
Elveda TANIK Uyuşturucu Madde Kullanımının Kişi ve Toplum Üzerindeki Etkisi
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!
Alparslan ALTEKİN
Alparslan ALTEKİN İNGİLİZ POLİSİ 16 ÜNİFORMA TEÇHİZATLARI
Caner TEKİNTAŞ
Caner TEKİNTAŞ KADRO MEKTUPLARI 17 Kalecik
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN POLİSLİĞİN "P" Sİ
AST SINIF
AST SINIF KOLEJ YAZILARI-7 NÖBETLER
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyet ve Anadolu´nun Sesi: Yaşasın TSK, Kahrolsun Militarizm ve Polis Devleti
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Tecavüzü Seyretmek
Fatih BALCI
Fatih BALCI Düşsel Gerçekler
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN BU, ACI..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
 
 

   designed and coded by sucveceza.comekibi © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.