AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
  -Çeviriler
  -Duyuru
  -Güncel
  -İstihbarat
  -Kitap İncelemesi
  -Suikastlar
  -Yorum
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:
 Yazarlarımız Önder AYTAÇ & Emre USLU´nun "Yalan: TSK, Başbakan, medya" yazısında da geçen "Yalancı Medya" ´nın varlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ve bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları değil.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunları yazıda belirtilenlerle sınırlandıramayız.

   Hayır böyle medya kuruluşları olduğunu düşünmüyorum.

   
 
Son Üyeler
mehtap
mimresat
mrguardian
selcukokmen
enginakman
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Polisiye Roman Ve Hikayelerin Polis Gözüyle İncelenmesi

Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler

Dış Politika´nın İç Politika´ya Etkisi

 

 Ohhh Beeeee! Deme Hakkı Yazdır 
 Yazar: Önder AYTAÇ 31.03.2008  
Ohhh Beeeee! Deme Hakkı

Tamam, rövanşist olmayacağız. Tamam, hukukun işlemesini bekleyeceğiz ve sonucu göreceğiz. Tamam, ‘İlhan Abi’ye saygı çerçevesinde soldan hizaya geçeceğiz. Tamam, Doğu Perinçek’e ‘bizim yaramaz çocuk’ muamelesi yapıp ‘ne yapsa yeridir’ şeklinde tempo tutacağız. Peki ya bu adamların yaktığı binlerce / on binlerce ‘can’ları / ‘canan’ları da mı hiç görmeyeceğiz. Başka bir nedenle de olsa, bu şahısların yaktıkları canların ve cananların yaptıklarının karşılığını ödediğini, ‘ettiklerini bulduklarını’ düşünme hakkımız da yok değil mi yani?..

Eğer bizzat başımıza gelmese ‘yok canım daha neler’ deme vurdumduymazlığına kapılabilirdik. Ama artık yemiyoruz bu ‘masum’ ayaklarını. Dezenformasyoncu fabrikatörün dergisini saymıyoruz. Onun ne olduğunu herkes biliyor da, belki vicdanları vardır diye ‘tehlikenin farkında mısınız?’ diyeceğimiz Cumhuriyet’e bir kaç sözümüz var. İlhan Abi’miz ya sandığınız kadar masum değilse?.. Zira Cumhuriyet’i bizzat cuntacıların psikolojik harekât merkezine o dönüştürmedi mi? Diye soran yüzbinlerce söylem var kamu vicdanında...

Nereden mi biliyoruz? Hemen anlatalım: Hatırlayınız Nokta dergisinin ortaya çıkardığı “medya andıcı” vardı hani. Güya internet üzerinden Amerika’ya gönderilen. Amerika’dan da Nokta dergisine sızdırılan bir haber... Haberi Washington’da konuşlanan Aydınlıkçılar ve büyük medyanın haber ajansına, Tuncay Özkan tarafından yerleştirildiği iddia edilen gazeteci kılıklı psikolojik harekâtçılara, yaptığımız görüşmelerde; ‘bu konuyla hiç ama hiç ilişkimiz olmadığını çocuklarımızın üstüne yemin ederek belirtmemize’ rağmen, nasıl oldu da haber Cumhuriyet’in sür manşetinde çıkıverdi.

Haberi hazırlayanlar ne Cumhuriyet’te çalışıyordu, ne de Cumhuriyet ile doğrudan ilişkileri vardı. Şimdi yeniden soruyoruz o haberi hazırlayan fabrikatörün ‘Karanlık’ dergisi ile Aydınlık ‘Cumhuriyet’ arasında ne gibi bir ilişki vardı? Cumhuriyet muhabirleri o haberi kendileri mi hazırladı? Oysa haberde yer alan iki muhabir de Washington’u bilmez, Washington ile neredeyse hiç işleri olmazdı. Öyleyse o haber Cumhuriyet’e nasıl ulaştı ve hangi amaçla manşete çıktı?

Peki, haberde yer alan iddialara ne oldu? Bir sonuç çıktı mı? Habere kaynak olarak gösterilen Washington Askerî Ataşesi daha sonradan Hudson Enstitüsü toplantısında ortaya çıkmadı mı? O toplantıda ne konuşuldu hatırlayanınız var mı? O toplantıda bugün tartıştığımız karanlık senaryolar konuşulmuştu değil mi? Bir psikolojik harekâtın taşıyıcısı olduğunu bile bile, beşikteki çocuğumuzu bile mağdur eden “iliştirilmiş gazeteciler”, gözü dönmüş gibi, psikolojik harekât merkezlerine “odaklık” / “yataklık” yapacak sonra da başındaki beyefendinin yaşından dolayı “mağdur” edebiyatı yapacak. Oy oy oy daha neler!..

Hayâsız emelleriniz uğruna, iktidar hırsınız için psikolojik harekât müsveddesine dönüştürdüğünüz bir gazetenin daha nice insana yaptığı haksız saldırıları görmezden mi geleceğiz. Ettiğinizi bulduğunuz için sonunda adalet yakanıza yapıştıysa Ohhh beeeeeeeee deme durumunda olanlar var mıdır acaba? O zaman sorun isterseniz basın şehidi Uğur Mumcu’ya, Ahmet Taner Kışlalı’ya, Toktamış Ateş’e, Tan Oral’a, Oral Çalışlar’a, Şahin Alpay’a, Cengiz Çandar’a ve diğerlerine...
Hadi be oradan... O kaleşnikofa benzer teleşnikofa dönüştürdüğünüz gazetenizden, kurşun-söz sıkacak, milletin canını okuyacak, önüne kim gelirse gözünüz görmeyecek, çoluk çocuk mağdur ettiğiniz canını yaktığı insanları hiçe sayacaksınız öyle mi?.. Tek amacınız savaş tamtamları çalarak psikolojik harekât yapmak mı olacak?.. Beyefendi saat 4’te uykusundan uyandırıldı diye “mağdur” sayılacak. Büyük medya ne derse desin, onların mağdur ettiği binlerce adam adına, mağdur ettiği çocuklarımız adına, başka bir biçimde de olsa adalet yerini buluyor diye oooohhhhhh beeeee diyenler varsa, siz ne diyorsunuz?..

Bizim “mahkemeye gitsen hâkim benim, karakola gitsen amir benim” imtiyazımız olmadı hiç. Hakkımızı savunacağımız entel zırzoplardan oluşan bir mekanizmamız da maalesef yok... Yalnızca bu gibi durumlarda söyleyebileceğimiz bir ‘ohhhhh beeemiz’ var. Onu da İlhan abinizi gerçekten de sevdiğimiz için “mağdur” olduğunu düşünerek nefesimizi içimizde tutmaya çalışıyoruz.

Ancak, bu davada sonuç ne olursa olsun nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bu adamların mağdur ettiği, canlarını yaktığı binlerce masum adına ‘ohhhhhh be’ diyen, milyonlarca insanın varlığını biliyoruz. Yaptıkları kirli yayınlarla insanların adının lekelenmesine ve bir daha da baş edemeyecek bir şekilde google düşüren bu insanların, adları da bundan sonra aynı ‘google’da ‘çeteci’ ‘Ergenekoncu’ olarak geçecek / kalacak. Bu bile yaptıklarının ayni ile misillemesinin görülmesi bağlamında adaletin acı bir şekilde yerini bulması diyenler o kadar çok ki?.. Ama yine de biz İlhan Selçuk da olsa, Doğu Perinçek de olsa, kimsenin mağdur edilmesini istemeyiz. Bu bizim adalet duygumuzdan ötürü böyle...

“Doksan metrekare evde darbe planları yapılmaz” peşin hükmünü verip, bu darbecileri “zavallı” adam pozisyonunda sunarak “bunlar mı darbe yapacak adamlar” sorularıyla karşımıza çıkan ‘tatlı su cuntacıları’na da iki çift lafımız var. 9 Mart darbesini planlarken İlhan Selçuk Genelkurmay karargâhında mı oturuyordu? Daha geniş ev ve olanaklara mı sahipti? İsterseniz şimdi sizin mantığınızla hareket edelim. Diyelim ki bunlar hiç gücü olmayan, böylesi taraklarda bezi bulunmayacak insanlar. Diyelim ki, bu insanlardan darbe çıkmaz. Eğer böyle kabul edeceksek “bu insanlar mı darbe yapacak; amaç bunların üzerinden orduyu yıpratmak” iddianız kendi içinde çelişki değil mi?
Diyelim ki bu insanlar darbe yapamaz çünkü o kadar güçleri yok. (Darbeye zemin hazırlamak için tam da böylesi ayak takımına gereksinim olduğu fikrini de bir kenara bıraktık.) Peki, bu insanlar ile ordu arasında nasıl bir ilişki kuruyorsunuz da Ergenekon operasyonunun amacın orduyu yıpratmak olduğu hükmüne varıyorsunuz?

Doğu Perinçek gözaltına alınıyorsa bunun ordu ile ne gibi bir ilişkisi olabilir ki? Amaç hem neden orduyu yıpratmak olsun? Şu “mantık” silsilenizle bir illiyet bağı kurun da, biz de anlayalım bu zavallı adamların orduyu yıpratacak kadar büyük adamlara nasıl dönüştü(rüldü)ğünü? Bu adamlar ordunun generalleri mi ya da bu şahısların orduyla doğrudan bir bağı mı var ki böylesi bir “amaç” için illiyet bağı kurabiliyorsunuz? Bu şahıslar kışladan mı gözaltına alındı da amaç orduyu yıpratmak olsun? Ordu yetkilileri çıkıp bu adamlarla da, darbeyle de hiç bir işimiz olmaz olamaz, bu ülkenin ordusu kanunlara saygılı, böylesi kanunsuz darbe meraklılarıyla iş tutmaz diyemiyor mu da, siz avazınız çıktığınca amaç orduyu yıpratmak diye bas bas bağırıyorsunuz?

Yazık hem de çok yazık bu düşünsel gevişi getirenlere. Ah be sevgili Mehmet Faraç’a ve Ümit Zileli’ye...

Kaynak: TARAF

 
 Yazar: Önder AYTAÇ 31.03.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  Hasan YAĞIZ
 
Yorum: 
 
İsim:  İSKENDER
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Yalan: TSK, Başbakan, medya
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.