|
| Hepimiz Terörle Savaşıyoruz! |
|
| Yazar:
Özgün ERGİN |
13.03.2008
|
 |
Günümüzde terörle savaşmamak mümkün değil. Örneğin ben, sabahları bir türlü gereken zamanda uyanıp yataktan kalkamıyorum ve bunun kesin teröristlerin işi olduğunu düşünüyorum. Hadi eninde sonunda yataktan kalktım diyelim aradığımı aradığım yerde bulamıyorum ki işe gitmek için hazırlanabileyim. Ya her gün tam apartmandan çıkarken bir şeyler unutup geri dönmeme, yine tam istasyona gelirken metronun ben binemeden gidişine ne diyeceksiniz. Bazı günler bütün bunların yanında bir de meteorolojinin tüm tahminlerinin aksine yağmur yağmaya başlamıyor mu? Ben evden çıkmadan başlasa ona göre şemsiye alırım ama yok, illa ki beni ıslatacak. Bence bu saydıklarım da teröristlerin işi.
Aslında çok çalışkan, dürüst, yardımsever, iyi niyetli, hayatı ve insanları hatta tüm canlıları seven son derece sevimli biriyimdir. Ancak gelin görün ki bu teröristler yüzünden sıklıkla işlerim aksıyor, hiçbir işimi zamanında halledemiyorum. Faturalarını ödemeyi unutan, işlerini zamanında bitiremeyen, araması gereken dostlarını arayamayan ve bu nedenle zamanla insanlarla iletişimi bozulan, sinirli, gergin, aksi, insanlara hatta tüm canlılara şüpheyle bakan biri haline geldim. Neyse ki artık tüm insanlar terörün ne denli önemli olduğunu, terörle mücadelenin de ne kadar zor olduğunu gördü, bana hak verenlerin sayısı artacaktır.
Terörle mücadele eden her kişi ve kuruluş gibi benim de hain planlar içinde olan, beni bölmeye, gelişimimi engellemeye çalışan teröristlere karşı eylem planlarım, psikolojik savaş taktiklerim var elbet. Ben en çok bizim komşudan şüpheleniyorum, bir süredir aldığım istihbarat bilgileri bu yönde. Eve her girişimde bana gülümsemesi başlıca şüphelenme nedenim. Evde olduğumda dikkat ediyorum evinden de hiç ses gelmiyor ki ben bunu çeşitli aletler yardımıyla kulağını duvara dayayıp benim ne yaptığımı dinlemesine yoruyorum. Kendi evi sessiz olacak ki beni rahatlıkla dinleyebilsin, ne yaptığımı takip edip beni engelleyebilsin.
Geçen akşam apartmandan girerken ne göreyim. Ev arkadaşım bizim komşuyla sohbet ediyor. O kadar da söyledim, konuşma şu adamla diye. Bizi bölmeye çalışıyor, işlerimize engel oluyor dedim. Dedim ama dinletemedim. Kendisi ‘bu terör saçmalığına’ inanmıyormuş, tamamen barıştan yanaymış, benim öne sürdüğüm gibi saçma, uydurma sorunlar yüzünden insan komşusuna düşman olur muymuş, sorun varsa da bu gibi yöntemlerle halledilemezmiş, oturup konuşmak ve barışçı çözümler bulmak gerekirmiş, falanmış filanmış. Yıllardır duyduğumuz safsatalar. Uyuyor musun arkadaş terör diye bir şey var dünyada, baksana başımıza gelenlere, sen ne hakla o teröristleri savunursun, bizi sürekli engellemeye çalışan, büyüyüp gelişmemizin önüne taş koyan insanları nasıl savunursun diye bağıracaktım ki birden aklıma geldi. Benim bu arkadaş da terörist olmasın dedim kendi kendime. Değil mi ama? Zaten teröristler böyle içeriden vurmayı severler. Yoksa bu devirde böyle polyannacılık kaldı mı canım.
Şimdi ilk yapılması gereken bir operasyon düzenleyip komşuya haddini bildirmek. Bana inanan, benim için ölmeye hazır, bir kolunu kaybetse ötekini vermeye razı bu kadar destekçim varken beni kimse engelleyemez. Artık operasyon ne kadar sürer, kapsamı ne olur, nerelere uzanır onu apartmandaki diğer komşularımla olan görüşmelerimiz belirleyecek. Benim arkadaş gibi düşünen barış yanlıları da var elbet apartmanda ama sevenlerimin baskısı altında olduğumu söylersem yapacağım işkencelere bile kimse ses çıkaramaz. Başta muhalif olan bazı komşulardan da silah ve savaş mühimmatı alırsam onlar da benim tarafıma geçer. İnancına bağlı yaşayan bir komşumuz var beni endişelendiren ama dinin benimki gibi haklı savaşlara karşı çıktığı tarihte görülmemiştir. Çok zorda kalırsa o da geçmişte savaşlar karşısında inançlıların hep yaptığı gibi sessiz kalmayı seçecektir, bu kimsenin dikkatini çekmez. Neyse ki apartmanımızda geçmişte benim yaşadığım terörü yaşayan ve desteklerimiz sayesinde sonunda bundan kurtulan başka komşular var. Halimden anlayacaklardır artık. Benliğimin bölünmez bir bütün olduğunu tüm apartmana göstereceğim. Hayır dualarınızı eksik etmeyin.
|
| |
| Yazar:
Özgün ERGİN |
13.03.2008 |
| |
| |
| İsim: |
Ziya KORKMAZ |
| |
| Yorum: |
|
|
|
| YAZARLARIMIZ |
| Önder AYTAÇ |
| Önder AYTAÇ |
| |
|
|
Emniyetin Aydınlık Çocukları; Siz de Çoook Oluyorsunuz Ama... |
| İlhan DAĞDEVİREN |
| İlhan DAĞDEVİREN |
| |
|
|
PPDS - 2 |
| İsmet KAPLAN |
| İsmet KAPLAN |
| |
|
|
Maaş Bahsine Nokta, Cevaplar-Sorular |
| Özgün ERGİN |
| Özgün ERGİN |
| |
|
|
İnsan Taklidi |
| Ercan TAŞTEKİN |
| Ercan TAŞTEKİN |
| |
|
|
Sevinmek Bizim de Hakkımız |
| Murat DAĞLAR |
| Murat DAĞLAR |
| |
|
|
Demokrasi ve Statik İdeolojiler |
| Fatih BALCI |
| Fatih BALCI |
| |
|
|
Eskimeyen Öğüt |
| Emsal TOPRAK |
| Emsal TOPRAK |
| |
|
|
Kendimi Takdimimdir! |
| Safa Tarık OĞUZ |
| Safa Tarık OĞUZ |
| |
|
|
Polis Branşını Arıyor |
| Erol ÖZDEMİR |
| Erol ÖZDEMİR |
| |
|
|
Adı Yücel Soyadı Tutkun |
| Ömer Faruk GÜLTEKİN |
| Ömer Faruk GÜLTEKİN |
| |
|
|
Yokolan İnsanlık |
| Metin Murat ARSLAN |
| Metin Murat ARSLAN |
| |
|
|
İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III |
| Halil YILMAZ |
| Halil YILMAZ |
| |
|
|
´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı |
|
| |
| |
|