Ana Sayfa Yazılar Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Güncel
 Hukuk
  -Ceza Hukuku
  -Hukuk Genel
  -Yönetmelikler
 Kriminoloji
 Otobiyografi
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Polisiye
 Polislik
 Sinema
 Suç Türleri
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
 

Son Üyeler
FROFESÖR
MKELEŞ
yemreavci
Bilal Erdem
salodemir
 
En Çok Okunanlar
Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Seri Katiller

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Mutluluk Yoldur

 
Son Yorumlananlar Yazılar
BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!

Makam teklifi neden istenebilir?

Sünnet Polisi Ultra Projesi

 

 Hukuk/Kanun Algılaması Yazdır 
 Yazar: Remzi KOÇÖZ 13.03.2008  
Hukuk/Kanun Algılaması

“Kanunlar örümcek ağına benzer; küçük sinekler takılır, büyük sinekler deler geçer.” Yunanlı filozof Eflatun’un bu sözü günümüzde; “Kanunlar/Hukuk, zenginin delip geçtiği, fakirin takıldığı örümcek ağıdır” şeklinde seslendirilmektedir.

Bazen çaresiz kalınınca sığınılan can simididir, Hukuk. Nasıl ki; “Denize düşen yılana sarılır.” Hukuk da, en çok onu ihlal edenlerin öncelikle sığınacağı son limandır. Onun ötesi yok!

 Bir ülke düşünün; hukuk devleti normlarını yasa çıkarmakla sağlayadursun.. Yasa caydırıcılığı, yaptırımlar eşit ve adil değilse işler zorlaşır. Her problem, her sorun, her sarmal için yeni yeni yasa bulmak da güç. Asıl olan ayrıntılar yerine bütünü görebilmek. Tıpkı sivrisinekler yerine bataklıkla uğraşmak gibi. Hukuk devleti mi yoksa kanun devleti mi oluşturacağız? öncelikle ona karar vermemiz gerek.

Kanun koyucu, kişilere, gruplara, vb. konumlara endeksli kanun koymamalı! Geneli düşünerek ve evrensel ölçütlerde düzenlemeler yapıldığında sorun kendiliğinden çözülür. Ama nedense Kanun koyucular -işin teknik aşaması dışında- her an için delinmeye açık bir yapı ortaya koyunca, uygulamada yada uygulanamadan kısa bir süre sonra yamalı bohça haline gelmeye yüz tutar. İlga, mülga, ek madde, geçici madde gibi. Kanunun asıl çıktısından daha çok eklentileri oluşur.

Kişileri, grupları, kurumları koruyalım derken ortaya farklı bir yapı çıkar. Herkes ayrıcalık peşinde olunca biz bu yasaları kime/kimlere uygulayacağız? O zaman sade vatandaşa/güçsüze herhalde! Güçlü olan farklı şekillerde yasanın yorumunu lehine çevirmekte gecikmez. Olan sade vatandaş dediğimiz güçsüze olur.

Hepimiz uluslararası normları, objektif kriterleri bilmemize, düşünmemize, konuşmamıza, yazmamıza rağmen niçin uygulamıyoruz? Neden uygulayamıyoruz? Birileri bize silah mı çekiyor? Birileri bizi ipotek altına mı almış?

Yoksa biz denilen benler, kendi yanlışlıklarına, düşecekleri hatalara şimdiden kılıf mı hazırlıyoruz? Bu değilse nedir?

Toplumsal yaşamdaki aykırılıkları fıkra olarak anlatıyor, aktarıyor, gülüyoruz. Kendimizi düzeltme yoluna gideceğimize kendi kendimizle alay etmeye devam ediyoruz.  İster alışkanlık, ister kendini yenileyememe, aşamama deyin. Hiçbir mazeret sizleri, bizleri haklı kılamaz.

Hukuk alanındaki evrensel normları/uygulamaları kendimize, toplumumuza çok görmeyecek ya da ikinci sınıf vatandaş olarak dünya liginde yerimizde sayacağız.

O zaman niye okuyoruz. Neden emek sarf ediyoruz. Daha iyiyi güzeli yaşayamayacak/yaşatamayacaksak, bütün bu uğraşılar neden?

İşte bu sorulara fen alanında, fizik alanında, teknik alanda bilim adamlarınca güzel cevaplar verilse de; İdari alanda, yönetim alanında, siyasi alanda, hukuk alanında, eğitim alanında yeterli cevaplar alamıyoruz. İki ileri bir geri, yerimizde saymasak ta çok ağır yol alıyoruz.

Bazen sıkıştığımız ya da mağdur olduğumuz zaman bizim için öncelikli olan şeylerin başkaları içinde gerekli olabileceğini düşünerek -hareket sağduyusuna eriştiğimizde- sorunların doğal olarak çözümlendiğine tanık oluyoruz.

Basite indirgersek “saygı” sözcüğü sorunu çözmektedir: “Saygı göstermekle saygı görüp saygısızlığı ortadan kaldıracaksın”.

Hani moda oldu. Toplum mühendisliği diye konuşuluyor işte benden de sizlere hazır reçete!

Reçete kolay! Aslolan o reçeteyi uygun bir şekilde hayatımıza sokmakla, uygulamakla, dozajını ayarlamakla sorunlar -çorap söküğü gibi- çözülecek. Kişilerin, grupların kaprisleri, doyumsuzlukları, yönetim körlükleri, hantallıkları kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Domino teorisi gibi birbirini tetikleyerek/etkileyerek önünü açacaktır. Nasıl mı? Düşünerek, efor sarf ederek, beyin jimnastiği yaparak, değer vererek, önemseyerek...

Olumsuzluklar, sorunlar, karmaşalar, kargaşalar kolaylaştırılacaktır.
Hem yönetenler hem de yönetilenler için o gizemli, anlaşılmaz duvarlar, kaleler yıkılacaktır. 

Hedef, yazının giriş paragrafındaki olumsuz bakış açısını olumluya çevirerek, yüzyılların ön yargısını tarihin çöplüğüne atmak olmalıdır.  04. 04. 2004   
rkocoz@yahoo.com
 

 

 
 Yazar: Remzi KOÇÖZ 13.03.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  SATI EMİCİ
 
Yorum: 
 
İsim:  Ziya KORKMAZ
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Sınıf KOMİSERİ
Sınıf KOMİSERİ ETÜT SAATİ 21 BİRİNCİ VE İKİNCİ SINIFTAKİ ÖĞRENCİLERİN İLİŞKİLERİ
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Ertuğrul ÖZKÖK Medya Peygamberi mi?
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Makam teklifi neden istenebilir?
Elveda TANIK
Elveda TANIK Uyuşturucu Madde Kullanımının Kişi ve Toplum Üzerindeki Etkisi
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!
Alparslan ALTEKİN
Alparslan ALTEKİN İNGİLİZ POLİSİ 16 ÜNİFORMA TEÇHİZATLARI
Caner TEKİNTAŞ
Caner TEKİNTAŞ KADRO MEKTUPLARI 17 Kalecik
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN POLİSLİĞİN "P" Sİ
AST SINIF
AST SINIF KOLEJ YAZILARI-7 NÖBETLER
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyet ve Anadolu´nun Sesi: Yaşasın TSK, Kahrolsun Militarizm ve Polis Devleti
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Tecavüzü Seyretmek
Fatih BALCI
Fatih BALCI Düşsel Gerçekler
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN BU, ACI..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
 
 

   designed and coded by sucveceza.comekibi © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.