“Terör bir amaç değil araçtır… Ancak önemli olan terörle mücadele ederken terörün hangi amaçlar için yapıldığına bakmaktır. Uzun yıllar terörle mücadele eden ülkemizin ve diğer ülkelerin artık birbirlerinin kuyusunu kazmak yerine önce kendi sosyal sorunlarını çözme ve daha sonra uluslar arası bir “Terörle Mücadele Konsepti” oluşturmaları şarttır. Geleceğe ümitle bakabilmek için ülkemiz ve yaşadığımız coğrafyada “ihtilaf” değil “ittifak” sağlanmak zorundadır.”
Burhan Semiz
&&&
“Çıkmaz Sokak PKK” yazarı Burhan Semiz’in ilk kitabı. “PKK Dağ Kadrosunun Metodolojisi ve Sosyolojisi” alt başlığıyla yayımlanan kitap aslında sadece yazar için değil ülkemiz için de bir ilk. Zira doğrudan dağ kadrosuna yönelik hazırlanmış bir çalışmayı örgüt yayınları dışında bulabilmek pek de mümkün değil. Bu sebeple Burhan Semiz’in bu çalışması dağ kadrosunun bilimsel metotlarla objektif bir biçimde irdelendiği ilk çalışma olarak karşımıza çıkıyor.
Nisan 2007’de Ankara Gölbaşı’nda ilk baskısı Lalezar Kitapevi tarafından yapılan kitap 5 bölümden oluşuyor. Eserin son kısmında da bu konu üzerinde çalışanlar ve daha detaylı bilgi almak isteyenler için çeşitli ekler koyulmuş ve kaynakçaya yer verilmiş.
Yazar, PKK terör örgütünün sadece etnik veya ideolojik altyapısı olan bir örgüt olarak değerlendirilmemesi gerektiğinden yola çıkarak eseri kaleme almış. Kitapta, PKK terörünün, geçmişten günümüze yapılan hataların, toplumsal kırılmaların bir sonucu olduğu önemle vurgulanıyor.
Eserde, PKK’nın yapmış olduğu eylemler dikkate alınarak terör ve şiddet olmadan örgütün ayakta duramayacağı gerçeğine dikkatler çekilmektedir. Bu bakımdan varlıklarını koruyabilmeleri için silahlı kadroları veya birlikleri örgütün olmazsa olmazıdır. Dolayısıyla silahlı birliklerinin çok iyi analiz edilmesi gereklidir. Bu bağlamda en önemli unsur da PKK’nın dağ kadrosudur. Dağ kadrosunun bu güne kadar yeterince ele alınmayışı ve ihmal edilişi yazarı bu çalışmaya iten sebeplerden biridir.
PKK dağ kadrosunu yazar iki farklı yönden incelemektedir. Birincisi dağ kadrosunun girmiş olduğu çatışmada kullandıkları yol ve yöntemler, ikincisi bu süreçte teröristlerin dağ kadrosundaki sosyal hayatları, sürdükleri yaşantılarıdır.
Bu metotla yazar bireylerin nasıl birer savaş makinesine dönüştüğünü, bu hale gelmelerine nelerin sebep olduğunu araştırmaktadır. Bunu yaparken de sadece teoriye bağlı kalmayıp yaşanan olaylar çerçevesinde değerlendirmeler yapmıştır.
Eserin 1. bölümünde PKK’nın kuruluşu öncesinde ve sonrasında yaşanan gelişmeler yer almıştır. Yani terör örgütünün fikri oluşma aşamasından, çekirdek kadronun kuruluşuna dek geçen evre ele alınmıştır. Bunu yaparken bir terör örgütünün oluşmasındaki birinci aşama olan ideolojik devrenin de öncesindeki fikri yoğunluk sürecinden incelemeye başlanılmış. Bu bağlamda 68 hareketlerine atıfta bulunulmuş, PKK’nın partileşme sürecini tamamladığı Diyarbakır’ın Lice ilçesinin Fis köyünde 27-28 Kasım 1978 tarihinde yapılmış olan kuruluş kongresine kadar geçen evreden bahsedilmiştir. Bu evrede örgütün materyalist yapısının ve Marksist-Leninist söyleminin nasıl oluştuğu irdelenmiştir.
2. Bölümde PKK’nın silahlı eylemlere yönelişi sürecinde uyguladığı gerilla metodolojisi incelenmektedir. Bu bölümde dünyanın birçok bölgesinde var olan gayri nizami savaşların değerlendirilmesi ve bunların PKK örgütünün metotlarıyla karşılaştırması bulunmaktadır. Buna ilaveten PKK’nın gerilla söylemine de yer verilmiştir. Örgüt dağ kadrosunu gerilla, eylemlerini ise gerilla mücadelesi olarak görmektedir. Bu şekilde örgüt kendisini bir halk ordusu şeklinde göstermeye çalışmaktadır. PKK örgütü gerilla tarzı savaş yönteminin kendileri için vazgeçilmez olduğunu söylemektedir. Yapmış oldukları silahlı eylemleri de “uzun süreli halk savaşı” olarak kabul etmiştir.
Gerilla, düzenli bir orduya karşı küçük birlikler halinde çatışan hafif silahlarla donatılmış topluluk olarak ifade edilmektedir. Gerilla söylemi hassas bir dengesi olan bir söylemdir. Çünkü gerilla tarzı savaş yönteminde halk desteği çok önemlidir. Dolayısıyla bu söylem bazen teröristi kahramanlaştırmak, onu meşrulaştırmak gibi algılanabilmektedir. Tabi burada akıllara özgürlük savaşçısı mı, terörist mi paradoksu gelmektedir.
Yazar bu hassas dengeyi iyi analiz etmiş ve şunu ilave etmiş. Gerillanın savaş yöntemi eski eşkıya savaşına benzer niteliktedir. Fakat farklı olan gerillanın halkın yararına olan büyük bir politik hedefi oluşudur. Eşkıya da gerilla gibi asimetrik savaşan bir gruptur ama halk desteği bulamamaktadır. Bu bağlamda yazar PKK’nın bir gerilla örgütü mü yoksa eski tabiriyle eşkıya mı olduğunu sorgulamıştır.
Bu bölümde gerilla tarzı çatışma yöntemi anlatılırken özellikle Mao’nun görüşlerine yer verilmiş ve Vietnam Vietkong usulünden bahsedilmiştir. Yine bu bölümde gerilla tarzı çatışmada uygulanan klasik yöntemlerden bahsedilmiştir.
3. Bölümde ise dağ kadrosunun gelişim süreci ve geçmişten günümüze yapılanması sistematik olarak aktarılmıştır. Dağ kadrosunun son dönemlerdeki gelişmeler ışığında değişimine ise özellikle yer verilmemiştir. Zira PKK sürekli değişim gösteren bir örgüttür. Dağ yapılanmasının eğitimi, silahlı birliklerin sistematiği ve en son yapılanmanın önceki yapılanmalarla karşılaştırılması bulunmaktadır.
HRK (Hezen Rızgariya Kürdistan- Kürdistan Kurtuluş Birlikleri), ARGK (Arteşe Rızgariya Gele Kürdistan- Kürdistan Halk Kurtuluş Ordusu), HPG ( Hezen Parestina Gel- Halk Savunma Güçleri) oluşumları teker teker irdelenmiş ve bölümün sonunda aralarındaki yapısal ve stratejik farklar sıralanmıştır.
4. Bölümde ise dağ kadrosunun sosyolojisi anlatılmıştır. Ancak yazar sosyolojik teoriler açısından değerlendirmelere yer vermemiştir. Yaşanmış olaylar ışığında dağ kadrosunun sosyolojik boyutu resmedilmeye çalışılmıştır. Neticesinde de kitabın en ilgi çekici kısımlarından biri ortaya çıkmıştır.
PKK, gerilla söylemi olan bir örgüt olduğu için genç, dinamik bir potansiyeli hep elinde tutmak isteyecektir. İşte bu sebeple de birliklerin iç dünyası yazarın öncelikli çalışma alanı olmuştur. Yani militanların dağa ne amaçla çıktığı ve ne buldukları cevaplanması gereken önemli bir sorudur.
Bu sorunun cevapları eser içerisinde yaşanmış olaylara dayandırılarak yanıtlanmış. Örgütü bu insanlar için neyin çekici kıldığı, insanları örgüte katanların ne vaatlerde bulunduğu, dağda nelerin yaşandığı, ne umdukları ve ne buldukları ilk ağızlardan tüm çıplaklığıyla aktarılmaktadır.
5. Bölümde ise yazar, terör sorunun giderilmesine yönelik alınması gereken tedbirleri içeren bir çözüm paketi hazırlamıştır.
Yazar dağ kadrosuyla mücadelede temel olarak yapılması gerekenleri ihtiva eden üç aşamalı bir çözüm paketi önerisi sunmaktadır. Bu üç aşama dağ kadrosuyla aktif silahlı ve psikolojik mücadele, dağ yapılanmasına verilen yurtiçi ve yurtdışı menşeli maddi desteğin kesilmesi, dağ kadrosuna katılımın engellenmesi ve kitle desteğinin kırılması için sosyolojik sorunlarla mücadele olarak sıralanmıştır.
Bunun haricinde yazar terörizm konusundaki tanımsal problemden başlayıp, hukuki, iktisadi, siyasi, psikolojik açıdan yapılması gerekenler konusunda ayrı ayrı değerlendirmeler yapmış, uluslar arası alanda ve eğitim alanında yapılabileceklerden bahsetmiş ve çeşitli önerilerde bulunmuştur.
5. bölümün ardından ise kısa bir sonuç ve değerlendirme yazısı yer almaktadır. Yazar burada nihai bir analizine de yer vermiştir. Kitabın ekler bölümünde PKK’nın kronolojisi, General Alberto Bayo’nun “Gerilla Nedir?” adlı eserinden derlenen Gerilla kavramına ilişkin bir soru cevap kısmı, Sözde HPG Genel Yönetmeliği ve HPG Yapılanması sunulmuş olup, Dağ kadrosuna ilişkin çeşitli çarpıcı resimler, kaynakça ve indekste eserin son bölümünde yer almaktadır.
Kitabın dikkat çeken özelliklerinden biri çok geniş bir kaynakçasının oluşudur. Bu durum yazarın yorumdan ve şahsi görüşlerinden ziyade bilimsel bir şekilde konuya yaklaştığının bir göstergesidir. Ayrıca kaynakçada yer alan eserlerin çok geniş bir yelpazeden oluşu da dikkat çekicidir. Yazar, benzer konularda çalışmış birçok gazeteci, akademisyene; mensubu bulunduğu Emniyet Teşkilatına ait yayınlara, örgütün üst düzey yöneticilerinin kaleme aldığı kitaplara, birçok örgüt yayınına, örgütten kaçmayı başarmış kişilere, gerilla metodunu benimsemiş farklı yabancı kaynaklara, çeşitli raporlara, iddianamelere, kararlara, yönetmeliklere, belgesellere, kanunlara, dergilere, gazetelere, örgüt lehine ya da aleyhine yayın yapan birçok web sitesine kaynakçasında yer vererek bir görüşe bağlı kalmayarak çok sesliliğe eserinde imkân tanımıştır.
Yazarın geniş kelime dağarcığı ve okuru teorilere hapsettirmeyişi de bilimsel metotlarla yazılmış olan bu eseri çok daha ilgi çekici ve okunur kılmıştır.
Bu kitap genç bir Emniyet Mensubu’nun ilk eseridir. Genç yaşına rağmen uzun yıllarını verdiği çok özel bir çalışmadır. PKK meselesine hep tek boyutla bakılarak mücadele verildiği günümüzde çok farklı bakış açıları sunmakta ve aynı zamanda özeleştiri de yapmaktadır.
Burhan Semiz’in bu çalışması önemli bir başucu kitabıdır. Ve bu satırların yazarı tarafından da okunması şiddetle tavsiye edilmektedir.
*Manisa İl Emniyet Müdürlüğü
Komiser Yardımcısı