Toplumsal olaylarda polisin müdahalesinde eksiklik olarak ifade edilebilecek bir durum için, ancak zor kullanma usüllerindeki sıralamadan bahsedilebilir. Fakat bu durum için de şartlar çok iyi irdelenmelidir. Öncelikle şu çok iyi bilinmedir ki, idarenin tasarrufu ile olaylara müdahale eden polis, yasal olarak yaptığı yanlışlıklarda yine idare tarafından cezalandırılmaktadır. Yapılan müdahalelerde göstericilerin polisi tahrik etmeleri de önemle üzerinde durulması gereken bir husustur. Bir örgüt mensubu itirafında gösterilerde en önemli amaçlarının polisi tahrik etmek, polisin zor kullanmasını sağlamak olduğunu, bunu da kendi propagandaları için kullandıklarını ifade etmektedir.
Bütün bunlara rağmen, toplumsal olaylar ve bu olaylara polisin müdahalesi için daha geniş bir perspektiften çözüm yolları ortaya koymak gerekir. zira insanın söz konusu olduğu durumlarda problemin sümüllü çözümüne ihtiyaç vardır. Bu konuda da çözüm yolları şu şekilde sıralabilir:
1- Eğitim: Sorunun sümüllü çözümünde eğitim ilk sırada yer almaktadır ve iki yönlü olarak ele alınmalıdır.
(a) Toplumun bilinçlenmesi adına eğitim uygulamaları gerçekleştirilmelidir. Toplumun yönlendirilmesinin önüne geçebilmek için olayların daha iyi kavranmasının yolu için toplumun bilinçlenmesi, onlara yasal hakları ve bunların çerçeveleri konusunda bilinçlendirilmelerinin sağlanmalıdır.
(b) Eğitimin polise bakan yönüdür. Polisin uygulanan ve uygulanacak olan teorik ve pratik eğitimlerle toplumsal olaylardaki provokasyonlar, onlara karşı psikolojik olarak karşı kalabilmenin yolları ve yasal yollardan uygulayacakları zor kullanma esasları aşamalı olarak sürekli ele alınmalıdır.
2- Adalet: Toplumsal bir hatanın izole edilmesinin sorumluluğu sadece bir kuruma yüklenmemelidir. Toplumsal olaylarda polisin müdahalesi ile ilgili ve bu müdahaledeki orantısızlık için ortak çözüm arayışlarına gidilmelidir. Adaletin sağlanması ve bu adaletin de devletin eliyle sağlanması önemlidir. Devlet eliyle sağlanmayan adalet, halkın eliyle sağlanmaya çalışılırsa daha büyük marazlar doğuracaktir. Bu nedenle toplumsal değerler de göz önünde bulundurularak, halkın adalet sistemine güveninin sağlanması ve karşılaştığı olaylarda kendi adaletinden ziyade devletin adalet mekanizmasına durumu havale ettirmesi gerekir.
3- Ödüllendirme: Polisin motivasyonunun arttırılması için ödüllendirme yolu daha çok kullanılmalıdır. Kamu düzeni adına çoğu zaman nerede ve hangi olayda nasıl bir duruş sergileyeceği konusunda zorlanan polise motivasyonunu artırıcı olarak ödüllendirme yoluna gidilmelidir. Nasıl ki bir hata üzerine hemen ilgili görevlilere yasal çerçevede müeyyide uygulanması gerekiyor ve bu hiç zaman kaybedilmeden uygulamaya konuluyorsa, positif davranışlar da karşılıksız bırakılmamalıdır.
4- Sahip Çıkılma: İdare, hata yapılmış olsa dahi, kendi personelinin yanında olduğu hissini her zaman polisine hissettirmelidir. Zaten yeterince yaylım ateşine alınan polisin, hatası karşısında kendisini yanlız hissetmesi, olay sonradan aydınlığa kavuştuğunda hatasının olmadığı gibi bir sonuç dahi çıksa kişide oluşan psikolojik ezikliğin giderilmesi oldukça zordur. Bü, aynı zamanda, diğer polis mensuplarında da olumsuz bir etkiye neden olabilmektedir. Bu nedenle karşılaşılan olaylarda, olayın sonucuna bakmaksızın – pozitif veya negative – polis yöneticileri polise sahip çıkmalıdırlar.
Sonuç olarak, toplumsal bir olay için öncelikle bunun çerçevesinin çok iyi belirlenmesi gerekir. Yasal yollar irdelendikten sonra bir hüküm verilmelidir. Polis, şiddet veya aşırı güç kullanmışsa, bunun gerekçeleri araştırılmalı, sebep sonuç ilişkisi araştırılmalıdır. Yargısız infaz yolu tercih edilmemelidir. Şurası da unutulmamalıdır ki, ülke menfaatleri açısından, hizmet sunan birimlerin yanlışlarının ortaya konulması ve giderilmesi yönündeki çabalar ne kadar önemli işe, bu kurumların hizmet sundukları kitlelerle aralarında uçurum oluşturulması da o kadar tehlikelidir.