AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
  -Çeviriler
  -Duyuru
  -Güncel
  -İstihbarat
  -Kitap İncelemesi
  -Suikastlar
  -Yorum
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:
 Yazarlarımız Önder AYTAÇ & Emre USLU´nun "Yalan: TSK, Başbakan, medya" yazısında da geçen "Yalancı Medya" ´nın varlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ve bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları değil.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunları yazıda belirtilenlerle sınırlandıramayız.

   Hayır böyle medya kuruluşları olduğunu düşünmüyorum.

   
 
Son Üyeler
mehtap
mimresat
mrguardian
selcukokmen
enginakman
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Polisiye Roman Ve Hikayelerin Polis Gözüyle İncelenmesi

Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler

Dış Politika´nın İç Politika´ya Etkisi

 

 Darbe Olasılığı:´Olmaz olsun, boy(n)u devrilsin´ mi? ´Yaşaaa, var ol´ mu? Yazdır 
 Yazar: Önder Aytaç, Emre Uslu 16.02.2008  
Darbe Olasılığı:´Olmaz olsun, boy(n)u devrilsin´ mi? ´Yaşaaa, var ol´ mu?

            2008 Türkiye’sinde yine darbe olasılığını konuşuyoruz olmamız ne acı. Varlığını demokrasiden alan siyasal yapıların yöneticileri bile, hala darbeli konuşmalar yapıyorlar; Başbakan da darbeyi ağzına alanlara ‘hadi işinize’ diyeceğine, ‘öğrenilmişlik çaresizlik’ sendromu içinde bu saçmalıklara öfkeli yanıtlar vermeye çalışıyor. keskin sirkenin küpüne zarar verdiğini bile bile…

            İşin garabeti, hala darbe meraklısı/darbe yapmak isteyen bir dolu(zavallı) insan var. Muhtemelen bu kişiler değişik sivil kurumların içinde de mevcutlar. O halde geldiğimiz noktada: darbe olasılığı var, darbe yapmak isteyen var, darbeye destek olan siyasetçiler, gazeteciler ve hatta profesörler varsa, ‘Tanrı aşkına’ biz neyi konuşuyoruz hala? Geriye yalnızca ‘helva’ yapmak kalmış, demokrasinin ruhuna bilmem kaçıncı kez yeniden fatiha mı okumalıyız acaba?

            Hayırrrr, darbecilik geleneğini devam ettirmek elbette o kadar da kolay değil. Hemen belirtelim ki tartıştığımız darbe planları da hiç yeni değil. Hiç kimsenin üzerinde durmadığı konuların üzerinden bile darbe planı yapan ‘o kafa’ sahibi insanlar olabilir. Örneğin Kerkük’te oluşabilecek bir karmaşa, bakarsınız Ankara’da bir darbe ile sonuçlanmış. Peki, mademki süreç bu kadar kırılgan, darbenin hala olmaması nasıl açıklanabilir?

            Öncelikle darbenin sosyal bir meşruiyeti olması gerekiyor. 12 Eylül’de sokak çatışmaları ve terör bunun zeminini oluşturdu. Ancak sauna çetesi ile başlayan ve Ergenekon ile devam eden polis operasyonları, yapılacak darbenin meşru bir zemine oturtulmasının neredeyse olanaksızlaştırdı. İronik bir şekilde, Şemdinli’de patlayan bomba da darbenin yapılmasının önündeki engellerden biri oldu. Artık toplum her olayın arkasında bir bit yeniği aramaya başladı. Diyarbakır’da patlayan bombayı da sorguluyor, Ankara’da yakalanan bomba yüklü kamyoneti de… bunu biraz da ‘Kurtlar Vadisi’, ‘Şubat Soğuğu’ vb. kurguculuğu ve kuşkuculuğu ile İslamcı ve liberal networkların ‘eşik bekçiliği’ konumunda olmaları önemli bir etken oldu. Yine bu bağlamda eşik bekçilerinin informel mesaj taşıma çalışmaları da eklenince, darbenin meşru bir temele oturtulması nerede ise olanaksızlaştı.

            Darbenin önündeki ikinci en büyük engeli de, yine ironik bir şekilde Kürt sorunu oluşturuyor. Var olan sorunlarla birlikte Kürt sorununun, darbenin ertesinde nasıl yönetileceği konusu, darbecileri derinden düşündüren konuların en başında gelen bir durum olmalı. Gerçi, bu konuda ‘Kürtler valizlerini alır Kuzey Irak’a gider, biz de gelecek 20 yıl bununla uğraşırız ama Kürt sorununu kökten çözmüş oluruz’ gibi düşünen ‘Ah Şu Çılgın Türkler’ de var ama, yine de darbenin ertesinde Batı’nın desteğiyle Kürtlerin Türkiye’den ayrılıp Irak Kürtleri ile birleştirileceği korkusu, darbecileri darbe yapmaktan engelleyen en önemli etkenlerden biri.

            Bunun yanında, muhtemel bir darbenin ertesinde Türkiye’nin eksen/makas değiştireceği kaygısını taşıyan batılı devletler de, darbe riskini almak/görmek istemiyor. Her ne kadar, darbecilerin yakın geçmişte batı Avrupa başkentlerinde ve ABD’de kulisler/’Hudson’lar yaptığı, onlara  garantiler verdikleri, dört ay  içinde beş kez ABD askeri yetkilileri ile görüştükleri görüldüyse de, Başbakan’ın dış politika danışmanlarının lobicilikteki başarısızlığına rağmen, darbe karşıtı STK lobilerinin de olumlu anlamda belili bir ağırlığı oluşmaya başladı. Ayrıca, petrolün varil fiyatının 100 dolar olduğu günümüzde, önemli petrol boru hatlarının ülkemizden geçmesi nedeniyle petrol akışını riske atmak istemeyen büyük ölçekli yabancı şirketlerin de kesinlikle darbeye karşı çıktığını da kayda geçirmek gerekiyor.

            Türkiye’nin iç dinamikleri açısından bakıldığında; gerek ordunun içindeki yüzde 95’lerden bile fazla bir grubun ve özellikle de ‘genç subayların’ azımsanmayacak bir kesiminin, gerekse de sivil bürokrasinin  ekser çoğunluğunun bilinçli bir şekilde darbeye karşı oldukları, hatta darbeden ve eğer varsa hukuk dışı olan her eylemden iğrendikleri biliniyor. 2004 yılında darbe planı yapanların, taşrada ordu birliklerini yöneten komutanları ikna turuna çıktıkları gerçeği de yukarıdaki öngörümüzü destekliyor.  Bunun yanında, gerek MİT ve polisin, gerekse de askeriyedeki büyük bir çoğunluğun, darbe girişimcilerine şiddetli bir şekilde karşı çıktığı; darbe yapacaklara karşı çok ama çok ciddi muhtemel resmi ve sivil direnişlerin olabileceği de güvenilir çevrelerinde konuşulan konular arasında. Muhtemel darbe planlayıcıları bunu da göze almak zorunda olduklarının bilincinde… Yine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘demokrasi’ çizgisinde duruşu ve net söylemleri de çok ama çok önemli olan anti darbe davranışlarının önemli satır araları…

            Ayrıca darbenin asıl amacının ne olacağı konusunda da bir kafa karışıklığının varlığı söz konusu. Evet, her zaman olduğu gibi azınlık olan ve şiddetle darbe yapmak isteyen bir çılgınlar topluluğu şimdi de göze çarpıyor ama ‘darbe yaptıktan sonra ne elde edeceğiz’ sorusunu soran aklıselim basiretli bireylerin de olduğunu göz ardı etmemek gerekli. Her ne kadar her iki grup da AKP’yi iktidarda görmek istemiyorsa da, asıl sorunun AKP’nin iktidarından ziyade, bürokrasideki AKP yanlıları, AB’ci akademisyenler ve gazeteciler, Kürtler ve mevcut statükoya ve kokuşmuşluğa şiddetle karşı duran diğer kesimlere karşı ne yapılacağı konularında bir tartışma yaşanıyor. Hoş, şimdiye kadar hala aktif bir şekilde fişlemeler AKP iktidarının resmi ve sivil bürokratlarınca  devam ettiriliyor olsa da, fişlenen bu bürokratlar muhtemelen bir darbe sonunda açığa alınacak olsa, neredeyse devlet mekanizmasının kilitlenmesi söz konusu olacak. Bu da en az dört yıl, hazineden polise, adliyeden eğitime, devletin çalışmaması demek. Çünkü insanlar, kendi husumet, ihtiras ve mevki arzularına göre yanlı fişlemelere ve karalamalara da girebiliyorlar… Darbeciler bunları da göze alamadıklarından, 28 Şubat tipi bir süreci zorlayabilirler.

            Ancak 2008 Türkiye’sinde Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan, ve iktidarda azımsanmayacak bir halkoyu ile tek partiden oluşmuş bir hükümet ve parlamento… bir diğer anlatımla; Cumhurbaşkanı Demirel, Başbakan Erbakan, İçişleri Bakanı Ağar ve hükümet de yamalı bohça iktidarı değil.

            Yani ‘zor dostum zor’. En iyisi akıllı olmak, hukukun üstünlüğüne inanmak, yapılan işlemlerde şeffaflaşmak, hesap verebilirliği içselleştirmek…

            Yersen!..

 

Kaynak: Taraf Gazetesi

 
 Yazar: Önder Aytaç, Emre Uslu 16.02.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  ÇAKIR
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Yalan: TSK, Başbakan, medya
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.