Ana Sayfa Yazılar Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Güncel
 Hukuk
 Kriminoloji
  -Bilgi Notları
  -Seri Katiller
  -Suçla Mücadele Metodları
  -Suçla Mücadele Politikası
  -Teoriler
 Otobiyografi
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Polisiye
 Polislik
 Sinema
 Suç Türleri
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
 

Son Üyeler
FROFESÖR
MKELEŞ
yemreavci
Bilal Erdem
salodemir
 
En Çok Okunanlar
Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Seri Katiller

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Mutluluk Yoldur

 
Son Yorumlananlar Yazılar
BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!

Makam teklifi neden istenebilir?

Sünnet Polisi Ultra Projesi

 

 Asım Amirim, Sağ Olun Yazdır 
 Yazar: Ahmet Haşim ALAGÜNEY 12.02.2008  
Asım Amirim, Sağ Olun

Gazeteler, internet haber siteleri, televizyon ve de diğer kitlesel iletişim araçları marifetiyle polis teşkilatı sık sık eleştirilmektedir. Bu eleştiriler, gündemin kısırlaştığı dönemlerde daha da yoğunlaşmakta hatta saldırganlaşmaktadır. Bu durum artık o kadar alışılagelmiştir ki hem polis teşkilatı mensupları hem de kamuoyu tarafından çok olağan karşılanmaktadır. Gündemi doldurmak ya da istenilen doğrultuda yönlendirmek için çok iyi bir araç konumundadır polis.

Aman yanlış anlaşılmayalım, polis teşkilatı eleştirilmek istemiyor gibi bir sonuç çıkmasın sözlerimizden. Polisler yaptıkları iş itibariyle kapıları açık, şeffaf bir görev yürütmektedir. Eleştiriler hakaret ve aşağılama boyutuna varmadığı, kötü niyetli olmadığı sürece olgunlukla karşılanmakta ve değerlendirilmektedir.

İşin garip tarafı, daha doğru bir ifadeyle alışılmadık tarafı, son zamanlarda polisin başarılarının anlatılır olması gazete sayfalarında ve haber programlarında. Yapılan operasyonlardan övgüyle bahsedilmesi, polisin özlük haklarının iyileştirilmesinin taraflı tarafsız birçokları tarafından vurgulanması polise şaşkınlıkla karışık bir mutluluk vermektedir.

Hele bir de son günlerde çıkan ve de göğsümüzü kabartan bir haber var ki…

Adana’da terör sempatizanları tarafından gerçekleştirilen illegal bir yürüyüşte her zaman olduğu gibi çevik kuvvet ve göstericiler karşı karşıya geldi.

Yapılan ilk püskürtmenin ardından göstericiler dağıtıldı. Ancak kısa bir sürenin ardından terör örgütü yandaşları bir daha toplandı. Ama bu sefer bir farklılık vardı. Göstericiler ön saflara çocukları yerleştirmişti.

Küçük elleriyle zafer işareti yapıyorlardı hangi ideolojiye hizmet ettiklerini bilmeksizin… Taş atıyorlardı polise hasımlıklarının nereden kaynaklandığını düşünmeksizin… Onlar için belki bir oyundu yaptıkları çünkü yüzlerinde gülümsemeler vardı. Eğleniyorlardı o yürüyüş esnasında.

Polisin ise eli kolu bağlıydı. Ne yapabilirdi ki o yavrulara…

Sonra gösteri alanına tablasında muz olan bir seyyar satıcı geldi. Çocukların ilgisi bir anda muzlara çevrilmişti. Topluluk olmanın verdiği cesaret, onlara muzcuyu yağmalamamaları için hiçbir engel olmadığı hissini veriyor olmalıydı.

Seyyar satıcı ise çaresizce elindeki sopayı savuruyordu ekmek teknesini kurtarmak için.

Ardından çevik kuvvet biriminin başında görevli bir emniyet amiri geldi esnafın yanına. Kim bilir belki de olaya canlı tanık olanlar çocukları kovalamaya gelen bir polis sandı onu.

Ama Asım Amirin farklı bir niyeti vardı. Satıcıdan 10 kilo muz istedi ve ona 15 lira uzattı. Sonra muzların olduğu poşetle birlikte memur arkadaşlarının yanına gitti. Çocuklar da onun peşinden gitmeye başladı.

Asım Amir ve arkadaşları çevredekilerin şaşkın bakışları arasında kendilerine taş atan çocuklara muz dağıtmaya başladılar.

Çocuklar için eğlence devam ediyordu ve muz kapabilmek için birbirleriyle kıyasıya yarışıyorlardı. Tıpkı az önceki gibi oyuna devam ediyorlardı. Ama farklı bir oyundu bu. Şimdi polise taş atmıyorlar, polislerin kendilerine dağıtmakta olduğu muzlardan kapmaya çalışıyorlardı.

O zaman bu polis düşman olmamalıydı.

Asım Amir ve arkadaşlarının bu davranışlarını planlayarak mı yaptıkları yoksa bu davranışları tamamen o an gerçekleşen vicdani bir değerlendirmenin ürünü müydü bilinmez. Ancak ortaya çıkan bir gerçek vardı. Bu gerçek bu çocukların bir ideolojisinin ya da bir örgütünün olmadığıydı. Bu çocukların hepimizin çocukları olduğu ve kazanılması gerektiğiydi. Ve de onları kazanabilmek için henüz geç olmadığıydı.

Asım Amir ve arkadaşları damarlarımıza kadar nefret pompalandığı bu günlerde bize müthiş bir hoşgörü dersi verdiler.

Ve özveriyle insan kazanmanın, diyalogla sorunları çözmenin meselenin ortadan kaldırılmasında en önemli aşama olduğunu bizlere ispatladılar.

Asım Amirim, sağ olun.

 
 Yazar: Ahmet Haşim ALAGÜNEY 12.02.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  Haluk
 
Yorum: 
 
İsim:  İSMET
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Sınıf KOMİSERİ
Sınıf KOMİSERİ ETÜT SAATİ 21 BİRİNCİ VE İKİNCİ SINIFTAKİ ÖĞRENCİLERİN İLİŞKİLERİ
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Ertuğrul ÖZKÖK Medya Peygamberi mi?
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Makam teklifi neden istenebilir?
Elveda TANIK
Elveda TANIK Uyuşturucu Madde Kullanımının Kişi ve Toplum Üzerindeki Etkisi
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!
Alparslan ALTEKİN
Alparslan ALTEKİN İNGİLİZ POLİSİ 16 ÜNİFORMA TEÇHİZATLARI
Caner TEKİNTAŞ
Caner TEKİNTAŞ KADRO MEKTUPLARI 17 Kalecik
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN POLİSLİĞİN "P" Sİ
AST SINIF
AST SINIF KOLEJ YAZILARI-7 NÖBETLER
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyet ve Anadolu´nun Sesi: Yaşasın TSK, Kahrolsun Militarizm ve Polis Devleti
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Tecavüzü Seyretmek
Fatih BALCI
Fatih BALCI Düşsel Gerçekler
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN BU, ACI..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
 
 

   designed and coded by sucveceza.comekibi © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.