Çete haberlerinin manşetlere çıktığı bir dönemde,hele de Taraf’ta,Kurtlar Vadisi adlı mafya dizisine övgü yazısı yazmanın cesaret gerektirdiğinin farkındayız.Bu dizi hakkında yapılan eleştirilerin temel dayanağı ‘gençleri mafya olmaya özendiriyor ’ yaklaşımının da bilincindeyiz.Biz de bu dizinin mafyacılık ve organize suça özendirme olasılığı bulunduğuna inanıyoruz.Ancak bu dizinin tek başına gençleri mafyanın karanlık dünyasına ittiği iddiası da abartılı bir yorum olur.Sosyo-ekonomik durum,güvenlik örgütlerinin ve yasal düzenlemelerin
eksikliğinden kaynaklanan mafya oluşumlarının tüm günahını ‘Kurtlar Vadisi’ne yüklemek de sanırız haksızlık olur.
Bugüne kadar Kurtlar Vadisi hakkında binlerce değerlendirme yazıldı ve bunların büyük bir çoğunluğu da diziyi olumsuzlayan anlatımlardı.Biz ise, bu dizinin özellikle son denemelerde Türk demokrasisine karşı girişilen operasyonların önlenmesinde oldukça yararlı bir işlevinin olduğuna inanıyoruz.
Susurluk kazasının arkasından dökülen mafyatik ilişkiler zinciri, eğitimli ve daha çok sosyal demokrat kesimlerin mafya güvenlik örgütü ilişkilerini anlamlarında büyük etki yarattı.
Ancak Susurluk’ta ortaya çıkan çete üyelerinin genellikle sağ siyasetin içinden gelen kişiler olması nedeniyle Susurluk haberleri, toplumun çoğunluğunu oluşturan sağ ve özellikle de ülkücü/İslamcı kesimlerce derinlemesine bir kuşkuculuk yaratmadı.Hatta bu kesimlerde çeteleri mağdur görme ve onlara yandaş olma bile başlamıştı.
İşte bu düşünceler Kurtlar Vadisi dizisiyle kırıldı.Bu dizi eğitim seviyesi düşük sıradan yurttaşa ‘olağanmış gibi görünen olayların arasında bile mutlaka bir bit yeniği vardır’ şüpheciliğini öğretti.Bu durumu bütünüyle olumlayan bireylerin varlığı da elbette mevcut. Ancak özellikle Cumhuriyet mitingleri, 27 Nisan bildirisi, Sauna, Atabeyler, Şemdinli, Rahip cinayeti, Hrant Dink ve Ergenekon gibi operasyonların verileri; Kurtlar Vadisi dizisiyle birlikte yeniden ve daha doğru bir şekilde okunmaya başlandı. Kurtlar Vadisi dizisinde portreleştirilen ilişkiler geniş kitlelere ulaştı. Bunlarla polisin yaptığı operasyonlar öylesine örtüştü ki, sıradan yurttaşlar bile tam bir derin (sığ) devlet uzmanı oluverdi.
Cumhuriyet mitinglerinin bir darbe çalışması olduğu, Kürt sorununda hem PKK’nın hem de bazı derin kesimlerin aynı eksen üzerinde buluştukları görüşünün halk arasında yaygınlaşmasının en önemli aracı Kurtlar Vadisi ve benzeri diziler oldu. Böylece aslında liberallerin gördüğü ve sağlıklı okuduğu olayların altında, derin devlet arama geleneği halk arasında da yaygınlaşmaya başladı.
Çevremizde diziyi izleyen sıradan yurttaşlar Ergenekon operasyonundan sonra bize şunu söylemekteler: “Hiç şaşırmadık.” “Bir de kurtlar Vadisi’ni eleştiriyoruz. Adamlar gerçekleri öyle güzel anlatıyor ki, bunlar ortaya çıkınca hiç şaşırmıyorum. Sanki bunları önceden biliyormuşum gibi oluyor.” Bu yorum bir büyük gazetenin okuyucu yorumları bölümünden alındı. Ergenekon haberleriyle ilgili benzeri yorumların çokluğu bize Kurtlar Vadisi’nin yaptığı toplumu bilinçlendirme işinin hiç de azımsanmayacak bir güç olduğunu yeniden öğretti.
Sahi ‘Kurtlar Vadisi Terör’ dizisinin yayını neden engellenmeye çalışıldı? “fazla şiddet içerdiği için.” Argümanı çok inandırıcı gelmiyor. Bu diziyi devletin engellettiği söylemi ise hiç doğru değil. Yine, Kurtlar Vadisi Pusu’da tatilden önce yönünü Terör örgütüne çevirme sinyalleri vermişti. Polat ve adamlarının savaşı Terör örgütüne yönelik olacaktı. Araya sürpriz bir tatil girdi ve nedense son bölümlerinde Polat ve adamları bir türlü terör örgütüne yönelemediler. Polat, tatilden önceki bölümlerde “ asıl devlet” ile görüşmeye gidiyordu ama nedense bir türlü onlarla görüşemedi. Yoksa “Asıl Devlet” Kurtlar Vadisi’ne yine mi müdahale etti?
Bu iddialar çok fantezi gibi gelebilir ama, özellikle devletin içindeki “Psikolojik Harekat” birimlerinin tv yayıncılığı ve özellikle de toplumun geniş kitlelerince izlenen dizilerle yakından ilgilendiğini bir dönemde, bu konuların bir kere daha düşünmekte yarar var.
Kaynak:Taraf Gazetesi