AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
  -Çeviriler
  -Duyuru
  -Güncel
  -İstihbarat
  -Kitap İncelemesi
  -Suikastlar
  -Yorum
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:
 Yazarlarımız Önder AYTAÇ & Emre USLU´nun "Yalan: TSK, Başbakan, medya" yazısında da geçen "Yalancı Medya" ´nın varlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ve bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları değil.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunları yazıda belirtilenlerle sınırlandıramayız.

   Hayır böyle medya kuruluşları olduğunu düşünmüyorum.

   
 
Son Üyeler
mehtap
mimresat
mrguardian
selcukokmen
enginakman
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Polisiye Roman Ve Hikayelerin Polis Gözüyle İncelenmesi

Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler

Dış Politika´nın İç Politika´ya Etkisi

 

 Aselsan Mühendislerinin İntiharı Ve Psikolojik Otopsi Yazdır 
 Yazar: Özgün ERGİN 09.01.2008  
Aselsan Mühendislerinin İntiharı Ve Psikolojik Otopsi

İnternet, gazete ve televizyon gibi çeşitli bilgi kaynaklarından takip edebilenlerin bildiği üzere geçtiğimiz iki yıl içerisinde ASELSAN’ın üç mühendisi (Hüseyin Başbilen, Halim Ünsem Ünal ve Evrim Yançeken) peş peşe öldü. Ölümlerin intihar mı yoksa cinayet mi olduğu konusunda bugüne kadar birçok araştırma, inceleme ve yorum yapıldı. Ölümlerinin ardından üçü de şifre çözme konusunda uzman olduğu bildirilen bu değerli insanların ülkemizin gelişimi için çok önemli teknoloji projelerine imza attıklarını öğrendik. Bu bilgiler doğrultusunda adli mercilerin olaylara dair verdiği bilgilerin yanında, şu an hala komplo teorisi olarak değerlendirmek zorunda olduğumuz fikirler ortaya atıldı. Bugünlerde hukuki sürecin yeni uzman kurum ve kişilerin verdiği raporlar sonucunda yeniden tartışmaya açılması üzerine, alternatif bir değerlendirme yöntemi olan ‘Psikolojik Otopsi’yi olayın çözülmesine yardımcı olabilecek bir yöntem önereceğim.

Öncelikle bugüne gelinceye kadar geçen süreci kısaca özetlemenin olayı kavrayabilmek için gerekli olduğunu düşünüyorum.
7 Ağustos 2006 günü, ASELSAN’da çalışan mühendis Hüseyin Başbilen’in otomobili, Ankara Pursaklar Ayancık yolu üzerinde bulunuyor. 30 yaşındaki Başbilen’in, şoför koltuğunda kanlar içinde ölü olarak yattığı, arabanın ön sağ koltuğunda genç mühendisin yazdığı intihar mektubu ve alyansının bulunduğu, otomobilin içinde, yerde ucu kanlı ve üç santimetre açık olan falçata olduğu, jandarmanın tutanağına göre; maktulün sol bileğinin iki santimetre, boynunun sol tarafının ise iki santimetre falçatayla kesilmiş olduğu bildiriliyor ve ölüm sebebi olarak da kan kaybı gösteriliyordu. Jandarmanın otomobilin içinde yaptığı aramada Başbilen’in çantası da bulunduğu ancak çantada olması gereken, üzerinde çalıştığı milli tank projesiyle ilgili sunumların bulunamadığı bildirilmişti. Başbilen’in, ölümünden üç gün önce, 4 Ağustos 2006’ta, ASELSAN’da, Türkiye’nin savaş teknolojisinde dış bağımlılığını ortadan kaldıracak çalışmalarına ilişkin bir sunum yapacakmış. ODTÜ mezunu makine mühendisi Başbilen, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki üst rütbeli subaylarla birlikte uzun süredir ‘milli tank’ projesi üzerinde çalışıyormuş. Sunumun ardından projenin onaya gönderileceği söyleniyor. Başbilen’in, o gün cep telefonunu evde bıraktığı ve akşam eve dönmemesi üzerine eşi Gülsen Başbilen’in ASELSAN’ı aradığı, eşinin işe gelmediği yanıtını aldıktan sonra, polisi arayarak Hüseyin Başbilen’in kayıp olduğunu bildirdiği öğrenilmiş.
Başbilen, “Elveda'' diye başladığı son mektubunda karısından hakkını helal etmesini istemiş. Açılan soruşturma, ‘normal intihar vakası’ ibaresiyle savcılık tarafından kapatılmış. Ama Başbilen ailesi, onun intihar ettiğine inanmadığı için dosyanın kapatılmasına itiraz etmiş.

Başbilen, 10 yıldır ASELSAN’da çalıştığı çok sayıda projenin içinde yer aldığı, özellikle suikast silahı ‘kanas’ üzerinde uzmanlaşmış bir isim olduğu bilinmekte. İmza attığı projeler arasında F-16 savaş uçaklarının sinyal kırıcı sistemi de bulunuyor. Başbilen’in, tank projeleri üzerinde de çalışmaya başladığı ve Milli Savunma Bakanlığı’nın, Şubat 2006’da, yurtdışından 1000 adet tank alımını kapsayan ‘Yeni Nesil Tank Alımı Projesi’nden vazgeçtiği ve bunun yerine ASELSAN ile ‘milli tank’ projesi çalışması başlatıldığı biliniyor. Başbilen bu çalışmalarda gönüllü yer almış; sinyalizasyon ve karmaşık elektrik aksam konusunda projeler geliştirmiş.
İkinci ölüm haberinin tarihi ise 17 Ocak 2007.  ASELSAN’da bir süre çalıştıktan sonra görevinden ayrılan Halim Ünsem Ünal’ın cesedi Ankara’da Eymür Gölü kenarında bulunmuş.  Otopsi raporuna göre Ünal, kafasına sıkılan tek kurşunla ölmüş ve bu vaka da savcılık dosyasına ‘intihar’ olarak geçmiş. Ünal öldüğü gün, savunma sanayi ile ilgili bir seminere katılacakmış.

Hayat öyküsüne gelince, Ünal, ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden, 2000 yılında ‘şeref öğrencisi’ unvanıyla mezun olmuş. Mastırını tamamlayarak aynı bölümde doktorasına devam etmiş. Genç mühendis, ASELSAN’ın yan kuruluşu Mikes’te elektronik mühendisi olarak çalışmaya başlamış ve F-16 savaş uçaklarının modernizasyonuyla ilgilenmiş. Yurtdışında savaş teknolojileri alanında çalışan şirketlerden iş teklifleri alan Ünal bu tekliflerin hepsini geri çevirmiş. Mikes kuruluşu, Ünal’ı önemli bir göreve atayarak; 2011 yılına kadar Amerika’da kalarak Türk - Amerikan ortak yapımı F-16 savaş uçaklarının modernizasyonunda çalışması istemiş. Ünal’ın ölümünde asıl şüphe çeken durum ise, onun birkaç gün içinde evlenecek olması. Cesedi 17 Ocak’ta bulunan Ünal’ın düğün tarihi ise üç gün sonra, 20 Ocak’taymış.
Üçüncü ölüm haberi ise Ünal’ın ölümünden dokuz gün sonra gelmişti. İntihar eden yine ASELSAN mühendislerinden biriydi. ODTÜ mezunu Elektrik Mühendisi Evrim Yançeken, 26 Ocak 2007’de, Ankara Batıkent’te oturduğu binanın arkasında ölü bulunmuştu.  Olay yeri incelemelerine göre; 26 yaşındaki Yançeken, oturduğu apartmanın yedinci katından atlamıştı. Yançeken’den geriye bir intihar mektubu kalmış. Mektubunda, “Artık dayanamıyorum. Psikolojim çok bozuldu. İntiharımdan kimse sorumlu değil'' yazmış.  Onun da dosyası ‘normal intihar’ ibaresiyle kapatılmış.

Hüseyin Başbilen, Halim Ünsem Ünal ve Evrim Yançeken’in, özellikle şifre çözme konusunda uzman mühendisler olduğu söyleniyor. ASELSAN mühendisleri, uçak tanıma sistemlerinin ‘millileştirilmesi’ ve ABD güdümlü elektronik sistemlerinin kontrol dışı bırakılması çalışmalarını yürütmüşler. Üç mühendisin üzerinde çalıştığı ikinci proje daha da önemli: ABD’nin kendi ürettiği ve Türkiye’nin de kullandığı uçaklarda bulunan ve istendiği zaman, uydular aracılığıyla verilebilen talimatla, uçakları savaş dışı bırakabilen uçak tanıma sisteminin devre dışı bırakılması (sinyal kırıcı sistem) ve uçağın hâkimiyetinin yeninden sağlanması.

Hukuki sürece gelince; Jandarma raporu, ‘her birinin farklı yöntemlerle intihar ettiği’ni yazdı. Bunun üzerine savcılık dosyayı kapattı. Mühendislerden Hüseyin Başbilen’in ailesi, oğullarının ölümünün cinayet olduğu iddiasıyla savcılığa başvurarak, Adli Tıp uzmanlarından yeniden rapor alınmasını talep etti. Sincan Ağır Ceza Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu’nda intihar vakalarını inceleyen 1. İhtisas Kurulu’na, Başbilen’in ölümünden sonra tutulan tüm raporları, olay yeri inceleme tutanaklarını ve otopsi raporunu gönderdi. Ama 10 uzmanın hazırladığı rapor kafaları iyice karıştırdı. Kuruldaki uzmanlardan üçü intihar kararına itiraz ederek, rapora şerh koydu. Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu’nun raporuna göre Başbilen, boynunda ve sol el bileğindeki kesikler sonucu damar açılmasına bağlı dış kanamayla ölmüştü. Üç uzman, Başbilen’in boynu ve bileğindeki kesiklerin ‘maktul tarafından yapılamayacağını ve yapılsaydı Başbilen'in ellerine mutlaka kan sıçramış olması gerektiğini’ savundu. Çünkü Başbilen’in elinde kan izi yoktu. Onlara göre, cinayete kurban gitmişti. Savcılık her üç intihar vakasını yeniden incelemeye aldı; cinayet şüphesiyle dosyayı inceliyor.

Şüpheli intihar konusu TBMM’ye de taşındı. MHP, ‘ASELSAN’da meydana gelen ölümlerle ilgili’ komisyon kurulmasını istedi.
Bu arada ASELSAN da konuya ilişkin, internet sitesinden bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Olaylar hakkında adli makamlarca tüm soruşturmalar gerçekleştirilmiştir. Araştırmalarda ölüm nedenlerinin intihar olduğu belirlenmiş ve olaylar arasında ilişki tespit edilmemiştir. Anılan personelin (Halim Ünsem Ünal) psikolojik tedavi gördüğü ailesince açıklanmış olup raporları ilgili hastanelerde bulunmaktadır. Olaylarla ASELSAN'ın ilgisi yoktur'' denildi.
İntihar psikolojik doğası gereği karmaşık bir yapıdır. Örneğin, tahmin edilenin aksine, dışarıdan bakıldığında hem maddi hem de manevi açıdan hayatları oldukça tatmin edici gözüken insanların da intihara başvurabildiklerini bilmekteyiz. Yine aynı şekilde evlilik, çocuk sahibi olma ve istenen bir şeyin gerçekleşmesi gibi durumların hemen öncesinde veya sonrasında da intihar davranışıyla karşılaşılabilir. Sonuç olarak yukarıda özetlemeye çalıştığım üç ölümün nedenlerinin hala tam olarak anlaşılamadığı görülüyor. İşte bu aşamada işe yarayabileceğini düşündüğüm Psikolojik Otopsiden ve yapılması gerekenlerden söz edeceğim.

Psikolojik Otopsi (Psychological Autopsy) şüpheli bir biçimde ölen veya intihar ettiği düşünülen kişinin mektuplarını ve günlüklerini inceleyerek, arkadaşlarıyla, meslektaşlarıyla, doktorları ve ailesiyle görüşerek, (eğer varsa) ölüm niyetini ve ölümün ne derece intihar olabileceğini açıklığa kavuşturmak için intiharın muhtemel nedenleri konusunda bilgi toplama olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamlı görüşmeler intihar ve adli psikoloji konusunda uzman bir kişi tarafından yapılabileceği gibi yine aynı amaçla kurulacak olan ve uzmanlardan oluşan ‘İntihar Ekibi’ tarafından da yapılabilir.
Psikolojik Otopsi tekniği ilk defa, intihar eden New York polis memurlarını inceleyen eski bir psikanalitik çalışmada, daha açık uçlu ve daha az sistemli bir biçimde Gregory Zilboorg tarafından kullanılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nde geliştirilmiş ve en fazla orada kullanılmış olmasına rağmen psikolojik otopsiden Avrupa, Güney Amerika, Avustralya ve Asya’daki araştırmacılar da yararlanmaktadır. Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Psikiyatr Eli Robins, 1950’lerde daha standartlaşmış bir görüşme biçimi geliştirmiş ve bunu St. Louis’de birbirini takip eden yüz otuz dört intihar vakasının geçmişe dönük sosyal çevre temelli araştırmasını yürütmek için kullanmıştır.

Klinik ve bilimsel bir araştırma metodu olarak Psikolojik Otopsi, 1950’lerin sonlarında ve 1960’ların başlarında, Los Angeles bölgesinin baş adli tabibi olan Theodore Curphey ile birlikte çalışan Los Angeles İntiharı Önleme Merkezi’nden Norman Farberow, Robert Litman ve Edwin Schneidman tarafından etkin bir şekilde kullanılmış ve geliştirilmiştir. Onların ‘ölüm tahkikatı’ olarak adlandırdığı Psikolojik Otopsinin amacı kişinin ölümüne zemin hazırlayan süreçteki ruhsal durumunu yeniden canlandırmaktır. İntihar Ekibi’nin üyeleri kurbanın arkadaşları, ailesi ve doktorlarıyla çeşitli konular hakkında görüşür. Bu konulardan bazıları şunlardır: ölüm sebebi veya yöntemi, kurbanın tıbbi ve psikiyatrik geçmişi, aile geçmişi, kurbanın stres, duygusal karmaşa ve ‘dengesizlik dönemlerine’ verdiği tipik tepki biçimlerinin yanı sıra kişiliği ve yaşam tarzı, ölümünden önceki günler, haftalar ve aylar zarfındaki üzüntü, baskı ve gerilimleri ya da aksilik beklentisi, alkol ve ilaçların yaşam tarzı ve ölümündeki rolü, kurbanın kişisel ilişkilerinin yapısı, kurbanın ölüme veya intihara ilişkin bahsetmiş olabileceği fantezi, düş, düşünce veya önsezileri, kişisel veya çalışma alışkanlıklarındaki, yeme veya cinsel davranışlarındaki değişiklikler, yükselme, başarı ve planlar hakkındaki bilgi ve niyetin değerlendirmesi, intihar düşüncesi ve intihara yönelik davranışının ciddiyet derecesinin değerlendirilmesi ve görüşülen kişinin kurbanın ölümü hakkındaki tepkileri. Bu bilgilerin ve ölümün kendisinin ayrıntılı analizinin ışığında İntihar Ekibi kurbanın son günlerini tarif eder; sonra bulduklarını ve olay veya olaylara ilişkin fikrini yetkili mercilere sunar.

Mağdurun bir kişilik değerlendirmesini yapmanın yanı sıra intihar notunda kullanılan dili de kapsayan tüm delilleri incelemek bu tür olayların aydınlatılmasına yardımcı olabilir. Bu türden bir sahte intihar notunun özelliklerinin belirlenebilmesi için genellikle daha çok araştırmaya ihtiyaç vardır.  İntiharın meydana geldiği olay yerinden elde edilen intihar notlarındaki yazı, çizgi, imza ve rakamlar maktulün önceki yazılarıyla laboratuarda karşılaştırılarak sahte ya da gerçek olduğu anlaşılabilmektedir. Eğer sahte intihar notu olduğu anlaşılırsa, sahte nottaki yazılar şüphelilerden alınacak yazı örnekleriyle laboratuarda mukayese edilerek gerçekten notu yazan kişi tespit edilecektir.

Psikolojik otopsi biraz değiştirilmiş ve farklı standartlara uymuş biçimleriyle intihar araştırmalarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle psikopatoloji ve intihar arasındaki bağlantının derecesini anlamada yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Tahmin edileceği üzere bir cinayetle mi yoksa bir intiharla mı karşı karşıya olunduğunun tespitinde zaman da önemlidir ve psikolojik otopsinin vakit kaybetmeksizin yapılması önerilir. ASELSAN mühendislerinin ölümlerinin araştırılması için yetkililer tarafından Psikolojik Otopsi yapacak bir ‘İntihar Ekibi’nin en kısa zamanda kurulması ve konu üzerinde çalışmaya başlaması ölümlerin aydınlatılması için son derece yararlı olacaktır. Gerçek açığa çıkartılmak istendiği sürece, bilim yardım etmeye hazırdır.    

KAYNAKLAR
1- Eskin Mehmet. İntihar, Çizgi Tıp Yayınevi, Ankara, 2003.
2- Jamison Kay Redfield. Erken Çöken Karanlık, Çeviren: Emine Bademci. Ayrıntı Yayınları, Ankara, 2004
3- Smith Sharon S. -Shuy Roger W. Adli Dil Psikoloji Bilimi, Çeviren: Adem Kayacı, Polis Dergisi, sayı:36, 2003, s:525.

 

 
 Yazar: Özgün ERGİN 09.01.2008  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  Hakan DURMUŞ
 
Yorum: 
 
İsim:  Ziya KORKMAZ
 
Yorum: 
 
İsim:  İSMET KAPLAN
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Yalan: TSK, Başbakan, medya
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.