|
| Madde Bağımlılığında Risk Faktörleri Ve Alınan Riskin Sonuçları |
|
| Yazar:
Emsal TOPRAK |
28.12.2007
|
 |
Bilindiği üzere madde bağımlılığı çok boyutlu bir sorundur. Biyo-psiko-sosyal sorun olarak gündemdekini yerini gün geçtikçe yükselterek koruyan madde bağımlılarının aldıkları riskleri üç ayrı boyutta değerlendirmeye tabi tutmak gerekir.
1-Biyolojik risk; Mutluluk hormonu olarak adlandırılan 'endorfin'; beyin sayesinde tüm vücuda yayılarak bir çeşit doğal doping etkisi yaratıyor. Kişinin severek yaptığı aktiviteler beyinde endorfin üretimini artırır. Bu kimyasal molekül, dopamin ve serotininle birlikte zevk ve neşe hormonları olarak sakinlik verir, tatmin hissi yaratır. Yani sevgiyle yaşanan olaylar, mutluluk hormonlarını harekete geçirerek vücuda sayısız fayda sağlar. Eksiksiz ve doğru olan bedensel fonksiyonlar endorfin salgısının üretilmesi ile doğru orantılıdır. Mutluluk veren doğal ilişkiler ve olaylar sonucu salgılanan mutluluk hormonu insanların pozitif davranışlarına zemin hazırlar. Dolayısıyla kişi depresyon ve özgüven kaybından kurtulmaktadır. Yaşama da daha pozitif yönden bakabilmektedir. Ancak madde bağımlılarının kullandıkları maddenin (uyuşturucu-uyarıcı) beyinlerinde oluşturduğu tahribat sonucu beynin kimyasal yapısı, metobolizması ve fonksiyonlarında bir takım değişiklikler olur. Bu değişiklikler sonucu beyin, yaşanan olaylar, kurulan diyaloglar, sözlü, yazılı, görsel ilişkiler öncesinde, esnasında ve sonrasında sistematik ve düzenli olarak ürettiği bazı hormanları salgılayamaz, bunların başında mutluluk hormonu olarak adlandırılan endorfin gelmektedir. Artık bu hormonun salgılanması kişinin bağımlı olduğu maddeyi kullanmasına bağlıdır. Ancak bu hormonun salgılanma biçimi artık doğallıktan çıkmıştır. Beyin organik olarak bağımlı olunan maddenin esareti altına girmiştir. Kişi ilk kullanımla birlikte bu riski göze almıştır ama ilk kullanımda aldığı riskin farkında değildir. Aldığı riskin farkına vardığında ise artık iş işten geçmiştir yani geri dönüşü çok zor veya telafisi mümkün olmayan bir riskin altına girmiştir. Maddeyi her kullanımında ölüm riski ile karşı karşıya olduğunu bilmektedir. Çünkü çevresinde madde bağımlığı sonucu yaşanan ölüm olaylarını görüyor olmasına rağmen adeta her kullanımda ölüm riskini göze almaktadır. Bu nasıl bir zorunluluk ki yaşam ve ölümü açık bir makasa benzettiğimizde, insan madde kullanma riski ile ölüm yoluna girmektedir. Bağımlılık belki de sonu ölüm olan risklere en manidar örnektir. 2-Psikolojik Risk; madde bağımlısının kullandığı maddenin etkisiyle vücudunda en başta beyin olmak üzere bir takım kimyasal ve fonksiyonel değişiklikler olduğu gibi psikolojik arazların ve sorunların da ortaya çıkması kaçınılmazdır. Mutlu olma, sevinme, üzülme vb gibi tepkisel davranışlar kişinin içinde bulunduğu ortam, şartlar ve olaylara bağlıdır ve o anki psikolojik durumunu yansıtır. Madde kullanarak risk alanların ise mutlu olduklarını sandıkları o sahte ve çok kısa süreliği mutluluğu yaşamaları ancak bağımlı oldukları maddeyi vücutlarına sair yollarla almalarına bağlıdır. Maddeyi alamadığı zaman ortaya çıkan yoksunluk belirtileri sırasında kişinin psikolojik dengesi tamamıyla bozulmuştur, tek düşündüğü maddeyi nereden ve nasıl temin edeceğidir, ve maddeyi bulmak, elde etmek için alamayacağı hiçbir risk yoktur. Bu nasıl bir zorunluluk ki kişiye insanlığını bile unutturmaktadır. Çünkü alınan risklerin sonucu, gözaltına alınma, tutuklanma, yaralanma ve hatta ölüm söz konusudur. Risk almak cesarettir aynı riski iki kere almak nedir? Bu sorunun cevabını madde bağımlılarının veremez. 3-Sosyolojik Risk; İnsan tek başına yaşayan bir varlık değildir, içinde bulunduğu toplumun sosyal, kültürel, ekonomik vb. değerlerine uymak zorundadır. Aksi durumda toplumdan dışlanır. Kişi içinde yaşadığı toplumda bir takım sosyal statülerle birlikte itibar kazanır. Sahip olduğu değerler, sosyal statü ve itibar kişinin hayatını mutlu ve huzurlu bir şekilde idame ettirmesine zemin teşkil eder. Ancak madde bağımlıları, madde kullanma riskini alarak, sosyal statülerini ve itibarlarını yitirmektedirler. Bunun farkında ve kaybettiklerinin bilincinde olarak almaktadırlar madde kullanma riskini. Ve yine bu nasıl bir zorunluluk ki, kişi eşini, işini, ailesini, sosyal statüsünü ve itibarını kaybetmeyi göze alarak bağımlılık dediğimiz riskin altına girmektedir. Madde bağımlığı söz konusu olunca risk almak, ne ralli yarışçısının aldığı riske, ne kafasına dakikalarca yumruk alan bir boksörün aldığı riske, ne de arızalı bir uçakla havalanan pilotun aldığı riske benzemez. Çünkü bu riskler kısa sürelidir ve bu riskleri alanların risk öncesi hayatlarına dönme ihtimallerinin yüksekliği bilinen bir gerçektir. Ama madde bağımlısının böyle bir şansı çok azdır bir kere kullanmakla bir daha riski almadan önceki hayatına dönme şansı diğerleri kadar yüksek değildir. Bu risklerin sorularla nasıl bir soruna dönüşeceğini değerlendirdiğimizde; 1-Esrarı bir kere kullanmaktaki risk nedir? 2-Kola ve kahve gibi içecekler de bulunan kafeine bağımlı olma riski var mıdır? 3-Sigaranın başka uyuşturucu ve uyarıcı maddelere bağımlılık basamağı teşkil etmesinde risk faktörü olduğu doğru mudur? 4-Eroini az veya çok miktarda kullanmanın ölüm riski ne kadardır? 5-Alkolle birlikte uyuşturucu kullanmanın risk seviyesi nedir? 6-Bağımlılık yapan maddeleri çok küçük yaşlarda kullanmayan başlayanların geleceğe yönelik aldıkları risk nedir? 7-Madde bağımlılığında arkadaş gruplarının yapısı ve çevrenin etkisi bir risk faktörü müdür? 8- Uyuşturucu gibi maddelerin bulunabileceği, kafe, gazino, bar disko gibi ortamlardaki risk hangi kesim ve kitleye yöneliktir? 9-Ecstasy ülkemiz gençliği için gelecekte nasıl bir risk oluşturacaktır? 10-Madde bağımlılığı sorunsalında yazılı görsel medyanın ortaya koyduğu riskler nelerdir? Bu sorular madde kullanmanın hayatın en ölümcül risklerine yelken açmak, her kullanımda ölüm riski ile karşı karşıya kalmak olduğunu kesin ve kati surette ortaya koymaktadır.
|
| |
| Yazar:
Emsal TOPRAK |
28.12.2007 |
| |
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.
|
|