|
| Paranoya |
|
| Yazar:
Fatih BALCI |
28.12.2007
|
 |
'Paranoya' deyimi, halk arasında, genellikle bir şahsın, çevresindekiler hakkında aşırı şüpheciliğini tanımlamak için kullanılır. Böyle bir kişiye yapılan tavsiyeler, iyi niyetli bile olsa, o kişi tarafından kötü niyetle yapılmış olarak algılanır. Başkalarının kendisi hakkında komplo yaptığı kuruntusuna kapılabilir, kendilerine veya mülklerine karşı bir tehdit olduğu endişesi içine düşer. (Wikipedia)
Geçen hafta New York Times gazetesinde çıkan bir yazı ‘paranoya’ terimini aklıma getirdi. Yazıda, Amerika’da 11 Eylül saldırıları sonrasında havaalanlarında geliştirilen güvenlik önlemleri sonucunda benzer bir saldırının olamayacağını ifade eden güvenlik uzmanları eleştirilerek, havalanlarında hala güvenlik zaaflarının olduğu, güvenlik önlemlerinin tekrar gözden geçirilmesi gerektiği savunuluyor.
Bu düşünce, havalanlarında güvenlik kontrollerinin iç kısımlara geçişte yapıldığı, bu güvenlik sınırı dışında da, özellikle büyük havaalanlarında, çok sayıda insanın bulunduğuna vurgu yapılarak bu alanda da bir terörist eylemin gerçekleştirilebileceği teziyle destekleniyor. Çözüm önerisi olarak işe, gevenlik kontrollerinin havaalanına girişte yapılmasının gerekliliği sunuluyor.
11 Eylül saldırıları sonrasında gündeme gelen havaalanı güvenliği, her geçen gün ortaya atılan yeni düşüncelerle arttırılmaya devam ediyor. Fakat yine de yetersizliği, belirli periyodlarla gündeme taşınıyor. Bugün bir gazete haberiyle insanlara sunulan güvenlik zaafı bir süre önce de FBI’ın yaptığı bir deneyle gündeme gelmişti. FBI havaalanlarındaki güvenlik önlemlerini test etmek amacıyla görevlendirdiği kişilere silah vererek, bu silahları güvenlik kontrollerinden geçirmelerini ister. Yine başına yansıyan yönüyle, silahlar %60 oranında güvenlik kontrollerinden geçmiştir. Alınan bütün önlemlere rağmen insanlara hala güvende olmadıkları hissi verilirken, onlardaki korku duygusu daima gündemde tutuluyor.
Bu korku ve güvenlik endişesi, kesinlikle sadece havaalanları ile sınırlı kalmıyor. Terör saldırısının her zaman, her yerden gerçekleştirilebileceği ve bunun için de ulusal güvenliğin önemine vurgu yapılıyor.
Michael Moore, 11 Eylül olaylarını anlatan “Fahrenheith 9/11” belgeselinde ülkenin batı sınırlarının çok güvenli olmadığını, özellikle okyanustan ülkeye sızmaların olabileciğini ve bunun da ülke güvenliğine tehdit oluşturduğunu öne sürüyor. Havaalanlarına odaklanılarak, diğer güvenlik koridorları gözardı ediliyor tezini savunuyor. Bu da güvenliğe ayrı bir boyut kazandırıyor.
Bir başka araştırmacı terörle mücadele konusunda önceden tedbirlerin alınmasının gerekliliğini savunurken, terör saldırılarını sadece havaalanlarından yapılacak saldırılar olarak görmemek gerektiğini, ülkedeki bazı merkezlerin şu şebekelerine ilaç karıştırılmasının da büyük çapta bir terör saldırısı olabileceği görüşünde. Bu görüşle, teröre karşı alınacak güvenlik önlemlerinde çok farklı bir konu gündeme geliyor.
Yaşanan olaylarla güvenlik konusunda yeni atılımlar ortaya çıkarken beraberinde bir çok soru işaretlerini de getiriyor. Havaalanlarında alınan tedbirlerin yanısıra, alışveriş merkezlerinde meydana gelen olaylara karşı nasıl bir tedbir alınacak? Bütün alışveriş merkezleri görüntülenecek mi? Peki, spor oyunları için ayrı bir kontrol merkezi mi kurulacak? Hafta sonları parklara çıkan insanlar için ne düşünelecek? Okullarda öğrenciler nasıl kontrol edilecek?
Daha güvenli bir ülke için insanların özgürlüklerini kısıtlanması ise ülkede bir kesimi ciddi ölçüde rahatsız ediyor. Bu kesime göre, ülkenin temel dinamiğini özgürlük oluşturuyor ve güvenlik adı altında özgürlüklerin kısıtlanması halinde artık Amerika gibi bir ülkeden bahsetmek imkansızdır.
İnsanları korku ve paniğe iten bu yayınlar sonrasında bir Amerikalı “hayatımın bundan sonraki bölümünü bir paranoyak olarak geçirmek istemiyorum” diyerek tepkisini ortaya koyuyor. Terörle mücadele adı altında, bilerek veya bilmeyerek, bireysellık olarak tanımlanan kendi dünyalarını yaşayan insanlar arasında şüphecilik, komplo teorileri, kin ve düşmanlık körükleniyor. Neticede de, gelecekten ümidi olmayan, beklentisiz, amaçsız ve gayesiz, paranoyak insanlardan oluşan bir toplum üretiliyor. |
| |
| Yazar:
Fatih BALCI |
28.12.2007 |
| |
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.
|
| YAZARLARIMIZ |
| Önder AYTAÇ |
| Önder AYTAÇ |
| |
|
|
Emniyetin Aydınlık Çocukları; Siz de Çoook Oluyorsunuz Ama... |
| İlhan DAĞDEVİREN |
| İlhan DAĞDEVİREN |
| |
|
|
PPDS - 2 |
| İsmet KAPLAN |
| İsmet KAPLAN |
| |
|
|
Maaş Bahsine Nokta, Cevaplar-Sorular |
| Özgün ERGİN |
| Özgün ERGİN |
| |
|
|
İnsan Taklidi |
| Ercan TAŞTEKİN |
| Ercan TAŞTEKİN |
| |
|
|
Sevinmek Bizim de Hakkımız |
| Murat DAĞLAR |
| Murat DAĞLAR |
| |
|
|
Demokrasi ve Statik İdeolojiler |
| Fatih BALCI |
| Fatih BALCI |
| |
|
|
Eskimeyen Öğüt |
| Emsal TOPRAK |
| Emsal TOPRAK |
| |
|
|
Kendimi Takdimimdir! |
| Safa Tarık OĞUZ |
| Safa Tarık OĞUZ |
| |
|
|
Polis Branşını Arıyor |
| Erol ÖZDEMİR |
| Erol ÖZDEMİR |
| |
|
|
Adı Yücel Soyadı Tutkun |
| Ömer Faruk GÜLTEKİN |
| Ömer Faruk GÜLTEKİN |
| |
|
|
Yokolan İnsanlık |
| Metin Murat ARSLAN |
| Metin Murat ARSLAN |
| |
|
|
İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III |
| Halil YILMAZ |
| Halil YILMAZ |
| |
|
|
´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı |
|
| |
| |
|