AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
  -Asayiş Suçları
  -Bilişim Suçları
  -Cinsel Suçlar
  -Çocuk Suçluluğu
  -Mali Suçlar
  -Narkotik
  -Organize Suçlar
  -Şiddet
  -Terörizm
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:
 Yazarlarımız Önder AYTAÇ & Emre USLU´nun "Yalan: TSK, Başbakan, medya" yazısında da geçen "Yalancı Medya" ´nın varlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ve bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları değil.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunları yazıda belirtilenlerle sınırlandıramayız.

   Hayır böyle medya kuruluşları olduğunu düşünmüyorum.

   
 
Son Üyeler
mehtap
mimresat
mrguardian
selcukokmen
enginakman
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Polisiye Roman Ve Hikayelerin Polis Gözüyle İncelenmesi

Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler

Dış Politika´nın İç Politika´ya Etkisi

 

 Çocuk Suçluluğu Ve Güncel Çocuk Polisi Yaklaşımı Yazdır 
 Yazar: İlhan DAĞDEVİREN 03.12.2007  
Çocuk Suçluluğu Ve Güncel Çocuk Polisi Yaklaşımı

ÖZET

İnsanların üzerinde ittifakla anlaştıkları çok önemli bir konu çocukların toplumun geleceği olduğu gerçeğidir. İnsanın en çok sevdiği şey çocukları olmasına karşın yeryüzünde milyonlarca çocuk açlığın ve yokluğun pençesinde kıvranıp can vermekte, savaşlarda ölmekte ve çocukluğunu yaşamadan suça, cezaevlerine düşmektedir. Yapılan araştırmalar “Suçlu çocuk yok, ancak suça itilmiş çocuk var” görüşünü doğrulamaktadır.
İnsan sosyal bir varlıktır. Sosyal bir çevrede doğar çevrenin şartlarıyla şekillenir Toplumca kazanılmış din, ahlak ve hukuk gibi üstyapı kurallarına uyar. Toplumca kendine verilen görevleri yerine getirir.
Çocuk üç aylıkken anlam vermeye başladığı kabul edilir. Çocuğun bu seviyeden sonraki gelişimi ailenin kendisine vereceği telkinlerle, eğitimle, terbiyeyle, motivasyonla şekillenir. Ailede sosyal ilişki iyiyse ve çocuk motive ediliyorsa çocuk sosyal bir insan olarak büyür. Ama ailede sosyal ilişkiler çok zayıf ve çocuğun aktivitelerini örnek alabileceği kimse yoksa çocuk körelir. Böyle çocukların yardıma ve rehberliğe ihtiyaçları vardır.
Genel olarak her çocuk ilgi ve alakaya, üzerinde emek gösterilmeye, iyi ve kötünün tanımını inandığı insanlardan duymaya, doğal yapısı ve karakterinin olumlu şekilde yönlendirilmesine muhtaçtır. Buna sahip olan çocuklar şanslı olduklarından çoğunlukla önemli bir sorunla karşılaşmadan normal ve sosyal bir birey olarak hayatlarını sürdürürler. Bu şansa sahip olmayanların çoğu da Toplumla uyuşamamaktan kaynaklanan yanlışlıklara, tutarsızlıklara ve hatta suça itilmiş olurlar. Masumluklarından şüphe olmayan çocukların bu, kaderlerine göre ilk şekillenmeleri ile kendi inisiyatifinin farkında olmasında çok geç kalınmamış ise ve elinden tutanlar olabildi ise, çocuk suça karışmış dahi olsa hayatının her döneminde sağlıklı bir düzen kurabilmektedir.
Bu anlamda çalışmamızın birinci bölümünde Giriş, ikinci bölümde çocuk hakları hakkında uluslar arası belgeler, üçüncü bölümde Mevcut mevzuatımızda Çocuk, dördüncü bölümde Çocuk ve suçluluk üzerinde durup, son bölümde de Çocuk Polisinin yapısını, görevlerini ve hizmet çerçevesini tanıtmaya çalışacağız


GİRİŞ

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1954 yılında yaptığı bir toplantıda, Ekim ayının ilk Pazartesi gününün “Dünya Çocuk Günü” olarak kutlanması kabul edilmiştir. Bu günün amacı, bütün dünya çocuklarını kaynaştırmaktır. Dünya toplumları, ilk kez 1923 yılında İsviçre’nin Cenevre kentinde toplanarak çocuk hak ve sorunlarını görüştüler. Bu tarihten tam 3 yıl önce 23 Nisan 1920’de Atatürk’ün Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı tüm dünya çocuklarına armağan etmiş olmasını da hatırda tutmak gereklidir. Savaşların yarattığı olumsuzlukların ortadan kaldırılması ve insanlığın barış ve huzurlu bir dünyada yaşamak isteği sonucu kurulan Milletler Cemiyeti, ilk olarak 26 Eylül 1924’de Çocuk Hakları Cenevre Bildirgesi’ni kabul etmiştir. Ancak 1939 yılında 2. Dünya Savaşı’nın çıkması Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin bir süre ertelenmesine neden olmuştur. 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Sözleşmesi’nde çocukların hak ve özgürlüklerine yeterince değinilmediği için çocukların özel durumları ve özel korunma ihtiyaçları nedeniyle çocuklara özgü ayrı bir belge hazırlama çalışmaları başlatılmıştır. Çalışmalar sonucunda, bir Çocuk Hakları Bildirisi yayınlandı ve “Çocuk Koruma Birliği” kuruldu. Günümüzde “Çocukları Koruma Birliği”, Birleşmiş Milletler’in bir kolu olarak “Unicef” (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) adı altında çalışmalarını sürdürmektedir.
20 Kasım 1959 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 78 ülkenin temsilcilerinin katıldığı genel oturumda Çocuk Hakları Bildirisini oybirliğiyle kabul etmiştir. Geçen otuz yıllık süre içinde üye ülkeler açısından bağlayıcı olan yeni bir uluslararası metnin hazırlanması gerekli görülmüş ve yapılan çalışmalar sonucunda 20 Kasım 1989’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Çocuk Hakları Sözleşmesini oy birliği ile kabul etmiştir. 14 Şubat 1990 tarihinde Türkiye tarafından imzalanan ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda onaylanan Sözleşme 9 Aralık 1994 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmıştır. Çocuk Hakları Sözleşmesi 27 Ocak 1995 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak 4058 sayılı yasa ile iç hukuk kuralına dönüşmüş ve Türkiye’de de uygulanmaya başlanmıştır.
Çocukların refahı alanında, çocukların yaşatılması, korunması ve geliştirilmesi açılarından yeni yaklaşımlar ve standartlar getiren Çocuk Hakları Sözleşmesi çocukların yetiştirilmesinde toplumun, devletin ve ailenin sorumluluklarını, yeni ilke ve standartlarla açıklamaktadır. Yeni ilke ve standartların ana fikri; yaşatma, koruma ve geliştirme değerleri üzerinde yoğunlaşmakta ve "nitelikli insan"ın yetiştirilmesi temel hedef olarak alınmaktadır. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde çocuğun sağlığı, gelişimi, eğitimi ve katılımı temel konular olarak ele alınmaktadır. Temel konular çerçevesinde çocuk ihmal ve istismarı önemli yer tutmaktadır.
Kendine güvenli, saygılı ve daha çok gelişmeyi hedeflemiş bireyler yetiştirebilmek için onların haklarına doğdukları andan itibaren saygı gösterilmeli ve bu konuda etkili bir mücadele için güç birliği yapılmalıdır.

 

ÇOCUK HAKLARI İLE İLGİLİ BELGELER

DÜNYA ÇOCUK HAKLARI BİLDİRİSİ

Gelecek çocuklarındır. Çocuklar ne kadar iyi eğitilir, ne kadar sağlıklı kılınırlarsa, toplumumuz gelecekte o kadar güçlü olur. Onun için çocuklarımızın eğitimine, bedensel, ruhsal ve toplumsal bakımdan sağlıklı olmalarına önem veriyoruz.
Birleşmiş Milletler Örgütü, 1959 yılında Çocuk Haklara Bildirisini yayınladı. Bu ilkeler özetle şöyledir:

1- Her çocuk bu bildiride belirtilen haklardan yararlanmalıdır. Hiç bir çocuk ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal inanç nedeniyle ayrı tutulamaz.
2- Her çocuk korunacak ve özel bakım görecektir. Çocuğun iyi koşullar altında, zihnen, bedenen gelişmesi sağlanacaktır. Buna ilişkin düzenlemeler yasalarla güvence altına alınacaktır. Bu amaçla hazırlanacak yasalarda çocuk yararına olacak durumlar göz önünde tutulacaktır.
3- Her çocuk doğduğu andan başlayarak isme ve yurttaşlığa hak kazanmalıdır.
4- Çocuk, sosyal güvenlikten yararlanmalıdır. Sağlıklı büyüyüp gelişmesi için gereken her çaba gösterilmelidir.
5- Sakat çocuklar için özel bakım ve eğitim uygulanmalıdır.
6- Çocuktan sevgi esirgenmemelidir. Ailesi olmayan ve yoksul çocuklara özel ilgi gösterilmelidir.
7- İlkokul eğitimi parasız ve zorunlu olarak çocuğa sağlanmalıdır. Çocuklar genel bilgilerini arttıracak, yeteneklerini geliştirecek toplumsal sorumluluklar yüklenecek biçimde eğitilmelidir. Çocuğun eğitiminden sorumlu kişiler eğitime, öğretime ayrı bir özen göstermelidir. Çocuk; bir tür eğitim olan oyun oynamak ve dinlenmek olanaklarına sahip olmalıdır. Yöneticiler çocuklara bunları sağlamalıdır.
8- Sosyal yardım ve korunma konusunda çocuk ilk düşünülen olmalıdır.
9- Çocuk her tür kötülük ve sömürüden korunmalıdır. Çocuk, her ne biçimde olursa olsun alım satım konusu olmamalıdır.


TÜRK ÇOCUK HAKLARI BİLDİRİSİ

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirisi'nin ışığı altında Türk Çocuk Hakları Bildirisi hazırlandı. Bu bildiri 28 Haziran 1963 günü UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim, Kültür ve İletişim Kurumu) Türkiye Milli Komisyonu 7. Genel Kurulunda kabul edildi.
1- İyi bakım, iyi yetiştirilme ve çocuğa uygun bir eğitim, her yerde ilgi, sevgi ve yardım görme her Türk çocuğunun hakkıdır. Resmi, özel her kurum, her yurttaş bu çocuk hakkını tanımak, eldeki olanaklarla onu gerçekleştirmek yükümlülüğündedir. Sıkıntı içinde bulunan çocuğun kurtarılmasına öncelik verilir.
2- 16 yaşından önce hiç bir çocuk resmi öğrenimden alıkonularak özel işlerde çalıştırılamaz. Hiç bir şekilde sömürülemez.
3- Her ana baba çocuğuna bakmak, onu bilgili, becerili ve en iyi şekilde yetiştirmekle yükümlüdür. Orta dereceli öğrenime devam etmeyen, edemeyenlerin gerekli bilgi ve becerileri kazanmaları için devlet kurslar açar. Ana babanın yeterli olmadığı durumlarda bu görev çocuğun birinci derece yakın akrabalarına ve devlete düşer.
4- İlköğrenimden sonra orta dereceli okullara devam etmeyenler, edemeyenler için teknik, tarımsal bilgi ve beceri kazandıran kurslar açılması ve bu kurlardan çocukların yararlanması için Milli Eğitim Bakanlığı, Belediye Başkanlığı ve muhtarlar işbirliği yapmakla yükümlüdür.
5- Sakat ve uyumsuz çocukların iyileştirilmeleri, yaşama zorluğu çeken çocukların kurtarılmaları, durumlarına uygun bir meslek için kendi yaşamlarını kazanacak derecede başarılı ve güçlü yetiştirilmeleri ana baba ile birlikte devletin ve bu amaçla kurulmuş örgütlerin ödevidir.
6- Çocuğun korunması ile ilgili yasalar öncelikle hazırlanıp çıkarılmalı, geciktirilmeden uygulanmalıdır.

ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilmiştir.
Çocuk Hakları Sözleşmesi tarihte en geniş kabul gören insan hakları belgesidir. İlk kez 1989 yılında onaylanan sözleşme bugün ikisi hariç BM üyesi bütün ülkeler tarafından onaylanmıştır ki, bu 191 ülkenin onayı anlamına gelmektedir.
Çocuk Hakları Sözleşmesi, üzerinde uluslararası planda mutabakata varılmış, üzerinde pazarlık yapılması mümkün olmayan standartlar ve yükümlülükleri içermektedir. Belge, nerede doğduklarına, kim olduklarına; cinsiyetlerine, dinlerine ya da sosyal kökenlerine bakılmaksızın bütün çocukların haklarını tanımlamaktadır.
Bunlar;
Yaşama hakkı; Eksiksiz biçimde gelişme hakkı; Zararlı etkilerden, istismar ve sömürüden korunma hakkı; Aile, kültür ve sosyal yaşama eksiksiz katılma haklarıdır.
Çocuk Hakları Sözleşmesi medeni, siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlardaki insan haklarını en geniş biçimde tanımlamaktadır. Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne yön veren temel değerler şunlardır:
Ayrım gözetmeme; Çocuğun yararının gözetilmesi; Yaşama ve gelişme; Katılım;
Çocuk Hakları Sözleşmesi onsekiz yaşın altında olanları çocuk olarak tanımlayarak başlamaktadır. Çocuk Hakları Sözleşmesinde özetlenen haklar, nerede olurlarsa olsunlar bütün çocuklar için geçerlidir. Çocuklarla ilgili bütün konularda, çocuğun yüksek yararı gözetilecektir. Devletler, çocukların haklarına eksiksiz biçimde saygı gösterilmesini sağlayacak önlemleri almakla yükümlüdürler.
Bu çerçevede ele alınan başlıca konular aşağıdadır:
Ana-babanın rolü ve sorumluluğu; bunun ihmal edildiği durumlarda ise devletin rolü ve sorumluluğu; Bir isme ve vatandaşlığa sahip olma ve bunu koruma hakkı; Yaşama ve gelişme hakkı; Sağlık hizmetlerine erişim hakkı; Eğitime erişim hakkı; Sosyal güvenlik hizmetlerine erişim hakkı; İnsana yakışır bir yaşam standardına erişim hakkı; Eğlence, dinlenme ve kültürel etkinlikler için zamana sahip olma hakkı; İstismar ve ihmalden korunma hakkı; Uyuşturucu bağımlılığından korunma hakkı; Cinsel sömürüden korunma hakkı;
Ekonomik sömürüden korunma hakkı; Satış, kaçırılma ve zorla alıkoymadan korunma hakkı; Diğer suiistimal biçimlerinden korunma hakkı; işkence’den korunma hakkı;
Özgürlükten yoksun bırakıcı uygulamalardan korunma hakkı; Silahlı çatışmalardan dolaylı yada dolaysız korunma hakkı; İfade özgürlüğü hakkı; Düşünce özgürlüğü hakkı; Din ve vicdan özgürlüğü hakkı; Dernek kurma özgürlükleri hakkı; Çocukların kendileriyle ilgili Konularda görüşlerini dile getirme hakkı; Gerekli bilgilere ulaşma hakkı; Özel yaşamı saklı tutma hakkı.
Özel gereksinimleri olan çocukların hakları:
Çocuk mülteciler; Özürlü çocuklar; Azınlık ve yerli gruplara mensup olan çocuklar gibi; Evlat edinme işlemlerinin belirli bir düzene bağlanmasını da kapsamak üzere aileleri olmayan çocukların hakları.
Rehabilitasyona özel bir önem verilmesi dahil adil bir çocuk ceza adaleti sistemi uygulanması.
Halen mevcut standartların Çocuk Hakları Sözleşmesindeki standartların daha ilerisinde olduğu ülkelerde ise daha ileri düzeyde olan standartlar esas alınıp korunacaktır.
Sözleşmenin son bölümleri uygulama, izleme, onay, değişiklik, çekince ve geri çekilme işlemleriyle ilgilidir.


DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ

Ekim ayının ilk Pazartesi günü Dünya Çocuk Günü' dür. Çocukların iyi yetiştirilmesi ulusların ortak sorunudur. Bu ortak sorun için ilk çalışmalar 1923 yılında başladı. İsviçre'nin Cenevre kentinde toplanan kırk ülkenin delegeleri Uluslararası Çocukları Koruma Birliği'ni kurdular.
Uluslararası bu kuruluş, Birleşmiş Milletler Örgütü' nün kurulmasını izleyen yılda UNICEF 'e dönüştü. UNICEF , "Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu"nun kısaltılmış adıdır.
Dünya Çocuk Günü evrenseldir. Birleşmiş Milletler Örgütü' ne üye bütün ülkelerde aynı günde kutlanır. Üye ülkelerin radyo, gazete ve televizyonlarında bu günün önemi anlatılır. Çocukların bakım ve korunmasının gerekliliği üzerinde durulur.
Çocuklar yarının büyükleridir. Geleceğin yöneticisi ve güvencesidirler.
İnsanlığın mutluluğu, dünyamızın güzelleşmesi, çocukların korunmasın, iyi yetişmesine bağlıdır. Barış içinde yaşamak, güzellikleri paylaşmak, eğitimle olur. Dünya Çocuk Günü çocuklar arasında ortak duygular oluşmasını, ulusların barış içinde yaşama özlemlerinin pekişmesini amaçlar.
Ülkemizde çocuklara sağlık hizmeti götürmek amacıyla çocuk hastaneleri açılmıştır. Çocuk yaşta suç işleyenlerin iyiye yöneltilmesi için Çocuk Islahevleri kurulmuştur. Büyük yerleşim merkezlerinde çocuk bahçeleri vardır. Çocukların yararlandığı çocuk kitaplıkları kurulmuştur. Öte yandan anasız, babasız çocukların korunması, bakımı, barındırılması için Çocuk Esirgeme Kurumu ve Yetiştirme Yurtları açılmıştır.
Dünya Çocuk Günü'nde okullarda, sınıflarda günün anlam ve önemi üzerinde durulur. Dünya Çocuk Hakları ve Türk Çocuk Hakları Bildirileri okunur. Bildirilerde belirlenen belli başlı haklar konusunda açıklamalar yapılır.
Bir ülkenin geleceği için, çocuk çok önemlidir. Gelecekte büyüyecek olan bu çocuk, vatanına hizmet edecektir. Ailesine yardımda bulunacaktır. Bunun için, çocukların sağlıklı büyümeleri ve eğitilmeleri gerekir. Ahlaklı, dürüst, vatansever olarak yetiştirilen insanlar, vatanları için bir teminattır.
Aile içi ve/veya aile dışı ihmal ve istismara uğramış kadın, çocuk, yaşlı ve özürlülerin bizzat kendisi veya çevresindeki kişiler tarafından acil durumlarda ne tür yardım alabileceğini öğrenmek veya kendisine ulaşılarak sosyal destek verilmesi gereken durumlarda, Türkiye’nin her yerinden ücretsiz olarak Alo 183 telefon hattı vardır.


MEVCUT MEVZUATIMIZDA ÇOCUK

Anayasamızda,

“Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.” (md.41) ve “Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır.” (md.61) denmekle, Çocuğun korunması ve Topluma kazandırılması anlamında temel tavrı ifade etmiştir.


Çocuk Koruma Kanununda, (5395 sk. 03.07.2005)

Birinci kısımda; Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişiyi; bu kapsamda,
Korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğu,
Suça sürüklenen çocuk: Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu ifade eder. Denilmiştir.
Temel ilkeler, Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu görevleri, Çocuk hakimince alınabilecek tedbir kararları, acil korunma karları, çocuğun kurumca özel veya resmi kuruluşlara yerleştirileceği hususları düzenlenmiştir.
İkinci kısımda ise; Suça sürüklenen çocuğun soruşturmasının çocuk bürosunda görevli Çocuk Savcısınca yapılacağı, Çocuğun yetişkinlerden ayrı tutulacağı, çocuğa kelepçe ve benzeri aletlerin takılamayacağı,ihtiyaç olduğunda Kollukça gerekli tedbirlerin alınabileceği, cezanın beş yıl ertelenebileceği, çocuğun tutuklanmasında Adli Kontrol uygulamasının öncelik olduğu, on beş yaşının aşmayan çocuklarda cezanın üst sınırı beş yılı aşmayan suçlar için tutuklama kararı verilemeyeceği, çocuk için uzlaşma kurumunun daha geniş anlamda yorumlanacağı belirtilmiştir.
Üçüncü kısım da ise; Çocuk Mahkemelerinin kuruluşu ve görevleri ile, Çocuk Savcılığının ve Çocuk Kolluğunun görevleri ile Sosyal Çalışma görevlilerinin görevleri tanımlanmıştır.

Türk Ceza Kanununda (5237 sk. 26.09.2004)

Çocuk deyiminden henüz 18 yaşının doldurmamış kişinin anlaşılacağını belirtmiştir. (md.6) , Yaş küçüklüğünün Cezayı azaltan yada ortadan kaldıran nedenlerden olduğu, on iki yaşının doldurmamış çocukların ceza ehliyetlerinin olmadığını, on iki ve on beş arası ve on beş ve on sekiz yaş arası çocuklarda kademeli olarak cezalarda indirim uygulanacağı (md.31), Sağır ve dilsiz çocuklar için yaşın yirmi bir’e kadar uzadığını (md.33), Çocukların suça azmettirilmesi halinde cezanın artacağını (md.38), Çocuk üzerinde bilimsel deneyin her halükarda yapılamayacağı (md.90), Gebe bayanın gebeliğinin on hafta geçmesi halinde çocuğunu bilerek düşürmesi halinin ve rızası olmaksızın çocuk düşürtmenin ceza kapsamında olduğu (md.100), Çocuğun cinsel istismarının ve reşit olmayanla cinsel ilişkinin ayrı ve ağır cezalar ile tanımlandığı (md.103-104), Müstehcenliğin çocuk için daha ağır bir suç olduğu (md.226), Çocuklara kumar oynamak için yer ve imkan sağlamanın (md228) ve çocuklara dilencilik yaptırmanın (md.229), Çocuğun soy bağının değiştirmenin (md.231), Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihmalinin çocuk için yapılmasının (md.233), Çocuğun kaçırılması ve alıkonulmasının (md.234), Suç mağdurunun çocuk olduğu durumda suçun bildirilmemesinin (md.278), yetişkinlerden daha ağır cezalar gerektireceği düzenlemiştir.


ÇOCUK VE SUÇLULUK

Her toplumda anti-sosyal davranışlarda bulunanlara toplumsal yada hukuksal müeyyideler uygulanır. Suçluluk kişini, bireylerin karşısına çıkaran bir çatışmadır. İstenmeyen bu çatışma yani suç olgusu, Kriminolojisi, yani suç olanı incelenen ve suçluyu topluma kazandıran bilimi doğurdu. Sanayileşmenin bir neticesi olarak suç oranları, nüfus artış oranlarının önüne geçmiştir.
Çocukluk döneminde fert sosyalleşmeyi tamamlayamadığı için suç işlenebilir. Çünkü henüz neyin suç neyin suç olmadığını bilmiyordur. Çocukların çoğu komşuların bahçesindeki meyvelerden izinsiz koparmıştır.
Ergenlik döneminde ise suça yönelten etkenler hızlı bir bedensel ve ruhsal değişimden, kalıtımsal nedenlerden, zekadan kaynaklanacağı gibi, yanlış eğitim, yetersiz sevgi ve şefkat de olabilir. Değişen diğer yargıları, ahlak kurallarının bozulması, düzensiz kentleşme ve sanayileşme, güçler ve ekonomik bunalımlar gibi sosyo-ekonomik nedenlerde ergeni suça iten etkenler arasında sayılabilir.
Hukuki açıdan çocuk 11-18 yaş arasındaki çocuklardır. En çok suç işlenen yaş 14 yaş grubudur. Çocukluktan yetişkinlik dönemine geçiş olan bu yaşlarda (geçiş devresi) genç, ben kimim? neyim, kime benzemeliyim? ne olmalıyım? vb. gibi sorularla isbat-ı vücut etmek ister. Ailenin isteklerine başkaldırır, özgür olmak ister.
İnsanoğlu XXI. yüzyılda artık elektronik çağı yakalamış, gezegenler arası yolculuk yapıyor durumuna çıkmıştır. Dünya günde 1.5 milyar dolar Askeri harcama yaparken yıllık 17 milyon çocuğun ölümüne seyirci kalıyor. Çocukların çoğu çalıştırılıyor. Gelişmelerine balta vuruluyor. Çekirdek aile büyük yer alıyor ve bireyi topluma kazandıracak en önemli müessese sallanıyor.
II. Dünya savaşından sonra çocuk suçlarında önemli artış olmuştur. Çağdaş gelişmeler beraberinde yeni suçları da getirmektedir. Son yılların en büyük suçunu uyuşturucu madde kullanımı oluşturuyor. Batı da çocuk gençlerin işledikleri suçlarda organize suçlar, önemli bir bölümü oluşturuyor, çocuklar 2-5 kişilik çeteler kurarak organizeli bir şekilde suç işliyorlar.
Türkiye dünyadaki mezkur gelişmelerden derinden etkilenmiştir. Sanayileşme ve hızlı bir kentleşmenin yasadışı ülkemizdeki bu gelişmeler düzenli olmadığı için çarpıklıklara sebep olmaktadır. Tabii ki çocuk suçlarında da önemli artış olmaktadır.
Şahsa karşı işlenen suçlardan hüküm güden çocuklar, kan davası, hayvan ve arazi antlaşmazlığı, namus temizleme gibi sosyal sorunlardan dolayı suç işlemişlerdir.
Islahevlerindeki çocukları topluma kazandırma gibi planlar olmazsa çocuk hayat boyu potansiyel suçlu olacaktır. Çocukları hor görmeden, aşağılamadan, yaptıkları suçun yanlışlığını ikna ederek anlatmak bir görevdir. Aksi takdirde ıslahevinden çıkan çocuk başka bir suçla yeniden cezaevine gelecektir. Bu fasit daireyi kırmak yetkililere ve topluma düşmektedir.
Sara ve Psikopati yani bireyin karakter ve heyecan tepkilerinde bozukluklar gösteren bir ruhsal gerilik durumu genelde kalıtsaldır. Ancak bunların getirdiği suçlar kendi başına kalıtım yoluyla geçmemektedir. Ancak ve ancak dolaylı bir etkidir. Asıl etki, zekası, çevre eğitim ve terbiyedir. Kalıtım gibi fizyolojik özelliklerde suça etken birer öğe olabilmektedir.
Zeka dediğimiz “soyut düşünme ve olaylar arasında ilişkiler kurabilme ve kendi kendini eleştirebilme yeteneği” gücü suça iten etkenlerdendir. Zeka seviyesi düşük olan çocukların suç oranlarının yüksek olduğunu görüyoruz. Bu zihinsel fonksiyonların yetersiz gelişmeyi dediğimiz zeka geriliği ise doğumla birlikte görülebileceği gibi, çocukluk yıllarında meydana gelen bir travma, enfeksiyon, beslenme bozukluğu ve hastalıklar sonucu ortaya çıkış ve çocukları suça iten en önemli etken olarak karşımıza çıkar.
Çocuğun bebeklik döneminde Annesini kaybetmesi onun duygusal gelişimini tamamlayamamasına sebep olur. 0-5 yaş arasında karakterin şekillendiği üzerindeki görüş birliğini göz önüne alacak olursak bu durum çocuğu suça itebileceğini söyleyebiliriz.
Çocukluk döneminin en tehlikeli bölümü şüphesiz ki ergenlik çağı dediğimiz 12-15 yaş dönemidir. Çocuk bu süre içinde bir arayış içine girer. Birilerine benzemek ister. Kendi kendini sorgular ve duyguları kabarır. Bu dönemi aile ve okul çocuğu üzerine gitmeden atlatırsa çocuk sağlıklı bir fert olur. Aksi takdirde bu devredeki duygu selinin kendisini içine ittiği bir sürü suç içine düşüp çıkamayabilir.
Aile en küçük toplum birimidir. Mükemmel fertler bu çekirdekde yetişir. Yani aile iyi yada kötü bütün tohumların yetiştiği ortamdır. Bundan dolayıdır ki ailenin çocuğun gelişimi, onun topluma yararlı bir fert olması yada suça itilen bir çocuk, anti-sosyal bir varlık olması yönünde etkileri çok büyüktür. Ailenin çocuk üzerindeki etkisi anne karnında başlar. Aile çocuğuna -Grup içinde dengeli birey olması için duygusunu bunun gerçekleşmesi için gerekli ortamı, rehberliği ve sorunları çözer.
Çocuk içinde büyüdüğü ailenin sosyal yapısından etkilenir. Ailenin birlik veya dağınık olması yada Anne babadan birisinin ölümü çocuğun duygusal gelişimini son derece etkiler. Ayrıca ailenin sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyi onun ilk sosyal deneyimlerini oluşturacak ve kişiliğin gelişmesinde son derece önemli bir faktör olacaktır.
Ayrıca Ebeveynin çocuğa sert yada yumuşak tavırları, tutumları, ona değer verip vermemesi, ergenlik çağında ona yardımcı olup olmamasında son derece önemlidir. Çünkü çocuk bu tutumların bağrında gelişir.
Ailede disiplin anlayışı çocuğun duygularını bastırıcı makul isteklerine gem vurucu mahiyette değil de, tutarı, ve makul disiplin anlayışının olması gerekir. Buna tatlı fert bir disiplin anlayışı da diyebiliriz. Baskıcı aile çocuklarının suça yöneldiklerini ve bastırılan duyguların ileride ruhsal bozukluk olarak karşımıza çıktığını görmekteyiz.
Ayrıca bozuk ve parçalanmış ailelerde gösterilemez ve istenilmeyen çocuk ilan edilir. Bu durumda şüphesiz çocuğun gelişimini olumsuz etkileyip suça iter. Ayrıca ailenin eğitim durumu sosyo-ekonomik durumu, ailedeki birey sayısı ve konut durumda suça etkendir. Okuma yazma bilmeyen aile çocukları, çok çocukları aile çocukları ve kendilerine ait olmayan meskenlerde oturan aile çocukları suça daha yatkındır.
Ailenin yanında suçluluğu en fazla etkileyen bir diğer unsur da OKUL dur. Çocuğun kişiliğinin oluşmasında çok önemli bir faktör olan eğitimin aracı okul şüphesiz ki suçları azaltmaktadır. Okul bir sosyal kurum olarak gerektiğinde aile ve yakın çevrenin veremediği olumlu etkileşim ortamını hazırlayan bu boşluğu dolduran bir kuruluştur. Okul, bu önemli işlevini gereği gibi yerine getirebildiği ölçüde başarılı olur.
Kişilik bireyin tüm ilgi, tavır ve yetenekleriyle dış görünüşünün ve çevresine uyum biçiminin özelliklerini içeren bir kavramıdır. İrsi ve çevresel etkenlerin bileşimidir.
Kişilik özelliklerinin suça etkisi büyüktür. Psikolojik etkenler fiziksel koşullarda yakından ilgilidir. Sağlık koşulları ve bedensel kusurlar, bireyin zihinsel ve duygusal işlevlerine etkide bulunur.
Suç, bilinçaltına itilen arzu ve isteklerin simgesel ifadesidir. Kişilik gelişimi inceleyen psikanalizler zihinsel ve duygusal bozuklukları suçu içe atılan duyguların yansımaları olarak değerlendirip, suçla sonuçlanan kişisel ruhsal çatışmayı, toplumsal bakımdan yasaklanmış olan şeye karşı gelmek, onu yok etmek şeklinde yorumlar. Ona göre suç birtakım komplekslerden kaynaklanmaktadır.
Hırsızlık yapan bir çocuk, yiyecek yada para çalarken, yalnızca fizyolojik gereksinimlerini gidermek için çalmamakta, belki de sevgi eksikliğini gidermek üzere bu yola başvurmaktadır. Yani suç bir öfkenin dışa yansımasıdır.
Araştırmalar göstermiştir ki sosyo ekonomik ve yakın çevre şartlarını rolünü ve önemini açıkça ortaya koymaktadır. Yoksul aile çocukları imkansızlıklar içinde suça itilir. Nüfus hareketleri ve iç güçlerle kültürel karışımların bir sonucu olarak suç artmaktadır. Savaşlarda çocuğun duygusal gelişimini etkilediği için, suçlara neden olabilir.
Korumaya muhtaç çocuklar özellikle 0-6 yaş grubu için bakımevlerinden daha ideal bir çözüm olarak görülen “koruyucu aile”, yöntemi denebilir. Koruyucu aile çocuğa nispeten ebeveynlik vazifesi göreceğinden dolayı suç oranlarında düşecektir.
Bazı kitle iletişim araçları da çocukları suça iter. TV de gördüğü şiddet uygulamak isteyen nice çocuk vardır. Eğlence araçlarındaki şiddet de kötüdür.
Araştırmalar çocuk suçluluğunda irsi etkenlerden çok, çevresel etkenlerin önemini vurgulamakta kişilik kusurlarının yanı sıra, bu kusurlarının yanı sıra, zekadan yoksun olmak ve çevre koşullarının elverişsiz olması da çocuğu suça itmektedir. Ekonomik zorluklar kültürel düzey düşüklüğü, kalabalık ve yoksul aile, göçler, kültürel çatışmalar ailedeki suçlu bireyi oluşturmaktadır.
Kimi zaman toplumsal değer kalıpları, tabanlar, çevre şartlarının elverişsizliği ergenlik çağının fırtınalarıyla birleşince, çocuk yaşta gençlerimizin bozuklukları göstermeleri, suça itilmeleri olgusu ortaya çıkmaktadır.
Çocuk suçluluğuna toplumun yaklaşımı bir sorunun bir başka önemli yanını oluşturuyor.
Genç, sırtına vuran suçluluk damgası her zaman kaldıramayabilir. Toplumda genelde suçluyu dışlamaya yönelik olur. Buda bir eğitim problemidir. Oysa suçluluk damgasını yiyenler yeniden hayata döndürülebilir. Suçlu çocuklara insanlar kendi çocukları gibi bakarlarsa o zaman çocuklar yeniden topluma kazandırılır.

 

 

ÇOCUK SUÇLARININ GRUPLARI

1- Zeka geriliği ve gelişimindeki gerilik nedeniyle işlenen suçlar.
2- Yeterince sosyal eğitim almayan çocukların işledikleri suçlar.
3- Ergenlik dönemi işlenen suçlar.
4- Bozuk aile düzeninden gelen çocukların işledikleri suçlar.
5- Ekonomik yoksunluk nedeniyle işlenen suçlar.
6- Nörotik ve ruhsal bozukluklar nedeniyle işlenen suçlar.
7- En fazla üzerinde durulması gereken psikopatik suçlar.


ANNE BABALAR

- Çocukların güven duygusunu geliştirecek şartları hazırlamak
- Yeterince sevgi, şefkat ve ilgi göstermek
- Çocuğun gelişme dönemlerini bilip ona göre davranmak
- Çocukları kendi yetenekleri ve konumlarında kabul etmek
- Gerekli miktarda oyun oynama imkanlarını hazırlamak zorundadırlar.


SOKAKTA ÇALIŞAN ÇOCUKLAR

Başbakanlığa bağlı bir kuruluş olarak görev yapan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü (SHÇEK) tarafından yapılan tahminlere göre, bu olgunun en yaygın görüldüğü 10 ilde toplam 50.000 çocuk sokaklarda çalışmaktadır. Ancak, eldeki sosyal hizmet personelinin yetersizliği nedeniyle SHÇEK bu çocuklardan ancak 20 bin kadarını tespit edebilmiştir.

 

 

ÇOCUK POLİSİ

Çocuk Kimdir ?

Tam ve sağlam olarak doğduğu andan itibaren rüştünü ispat edinceye kadar ki hakiki şahıstır.


Çocuk Polisi

Çocuklarla ilgili alınacak her türlü karar ve uygulama da çocuk için en iyi ve doğru olanın ve çocuğun yüksek yararının gözetilmesini esas alan Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, çocukla ilgili faaliyet gösteren kurumlarda ihtisas birimleri oluşturulmasını, personelinin özel eğitim almış, konusunda uzman olmasını öngörmektedir.
Yeniliklere açık, dinamik, çağın gereklerini uygulamaya çalışan Emniyet Teşkilatı hiç zaman kaybetmeden sözleşme ilkelerini esas alarak Emniyet Genel Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü / Büro Amirliği Kuruluş Görev Ve Çalışma Yönetmeliği 13.04.2001 gün ve 24372 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanmıştır.
Daha önceki adı Küçükleri Koruma Şube Müdürlükleri/Büro Amirlikleri, Çocuk Şube Müdürlüğü/Büro Amirliğine dönüştürülerek çocuk konusundaki adli-idari tüm işlemler hizmet-içi eğitim almış, konusunda uzman, sosyal çalışmacılarla desteklenmiş Çocuk Polisi tarafından yürütülmeye başlanmıştır.
Çocuk Polisi, 0-18 yaş grubu gelişim özellikleri, davranış bilimleri, mülakat teknikleri, iletişim becerisi gibi konularda hizmet içi eğitim almış ve diğer resmi polislerden ayrı olarak sivil çalışan polistir.
Çocuk Şube Müdürlüklerinin amacı, korunmaya muhtaç, beden ve ahlak gelişimleri, şahsi güvenlikleri tehlikede olan; anasız ve babasız, annesi - babası belli olmayan, terk edilen, ihmal ve istismara maruz bırakılıp fuhuş, dilencilik, alkollü içki ve uyuşturucu maddeleri kullanma gibi her türlü sosyal tehlikelere ve kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılan; çalışan veya başıboşluğa sürüklenen yardıma muhtaç, bakım, sağlık ve eğitim-öğretim ihtiyaçları olan evinden veya bulunduğu kurumdan kaçmış halde bulunan, gününün büyük bir bölümünü sokakta geçiren, geçte olsa evine dönen, suç işlediğine ilişkin hakkında şüphe bulunan, bu nedenle C.Savcılığı tarafından hazırlık soruşturması açılmadan kolluk kuvvetlerinin yaptığı araştırmaya konu olan 12 yaşını bitirmiş ancak 18 yaşını tamamlamamış çocuklar ile 0 - 18 yaş grubu gerek suç işleyen gerekse suça maruz kalan tüm çocukların işlemlerini yürütmek ve yardımcı olmaktır.
“Bugünün küçükleri, yarının büyükleridir. Çocuklarını sağlıklı ve bilgili yetiştirmeyen uluslar, temeli çürük binalar gibi çabuk yıkılırlar. Türk milletinin geleceği, bugünkü çocuklarının doğru görüşü ve yorulmak bilmeyen çalışma azmi ile büyük ve parlak olacaktır.” Mustafa Kemal ATATÜRK


ÇOCUK POLİSİNİN GÖREVLERİ

Korunmaya yardıma muhtaç, mağdur, kaybolan ve bulunan çocuklarla ilgili işlemleri yürütmek. Çocuğa karşı ve çocuk tarafından suç işlenmesini önleyici çalışmalar yürütmek.
Suç işlemiş veya suça yönelmiş çocuklar ile korunmaya muhtaç çocukları suça iten etkenlerin tespiti için sosyal çalışmacı tarafından araştırma yapılmasını sağlamak
Suç işlediği şüphesi altında bulunan çocukla ilgili olarak, şahsı C.Savcılığına çıkartmak. C.Savcılığına çıkartılan çocukları topluma kazandırmak ve rehabilite etmek amacıyla suça iten fiziki, psikolojik, sosyolojik etkenleri araştırmak ve suçluluğu ortadan kaldırmaya yönelik plan ve programlar geliştirmek.
Çocukların çalışmaları mevzuatla yasaklanmış umuma mahsus ve umuma açık yerlerde çalıştırılıp çalıştırılmadığını kontrol etmek.


ÇOCUK ŞUBE MÜDÜRLÜKLERİNİN BİRİMLERİ

Sosyal Hizmetler Büro Amirliği:

Çocuk Şube Müdürlüğünce herhangi bir sebeple muhafaza altına alınan ya da suç işlediği şüphesi ile mahkemeye çıkarak serbest kalan çocukların kanuni mümessiline veya İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne teslim edilmesine kadar çocuk bakım ünitesinde muhafazasını sağlar ve onların barınma, beslenme, haberleşme, temizlik gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılar, gerektiğinde tedavilerini yaptırır. İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünden, sosyal hizmet uzmanı talep edilerek Sosyal inceleme raporu hazırlanır ve bu rapora göre kanuni mümessillerine teslim edilmesi gerekenleri kanuni mümessillerine, teslim edilmeyenleri ise sosyal inceleme raporu ile birlikte İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne teslim eder.
Sorumluluklarını yerine getirmedikleri tespit edilen ana-baba vasi veya çocuktan hukuken sorumlu diğer kişiler hakkında İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne bilgi verir Kanuni mümessiline teslim edilen veya suç işleyen çocuğun mümessiline rehberlik hizmetinde bulunur. Muhafaza altındaki çocuğun boş zamanını değerlendirmesi için sosyal, kültürel ve eğitici faaliyetler yapar.

Suç Önleme Büro Amirliği:

Çocuğa karşı ve çocuk tarafından suç işlenmesini önleyici çalışmalar yapar. Suça maruz kalan, sokakta yaşayan, refakatsiz, oturduğu yeri haber vermekten aciz v.b çocukların kimlik tespitini yapar ve kanuni mümessillerini araştırır. Çocukların içki satışı yapılan bar, kafeşantan ve meyhane gibi yerler ile çocukların girmesinin yasak olduğu yerlere alınıp alınmadığını ve buralarda çalıştırılıp çalıştırılmadıklarını kontrol eder, Çocuklara içki, tütün mamülü, pornografik malzeme, yayın, uyuşturucu, uçucu ve psikotrop maddelerin satılıp satılmadığını ve kullanıp kullandırılmadığını kontrol eder, Uçucu, uyuşturucu ve psikotrop madde kullanan veya kullandığından şüphe edilen çocuğu sağlık kuruluşuna ya da rehabilitasyon merkezine teslim eder. Zorunlu temel eğitim çağında olduğu halde okula gitmediği veya devam etmediği tespit edilen öğrenciler hakkında İl/İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bilgi verir.
Çocuğun cinsel faaliyet için kandırılması ve zorlanmasını, fuhuş veya pornografik nitelikli gösterilerde ve malzemede kullanılarak sömürülmesini önleyici çalışmalar yapar.

Kayıp Çocuklar Büro Amirliği:

Evden veya bulunduğu kuruluştan kaçan, bulunan, sokakta yaşayan, kaybolduğu yakınları ve kurumları tarafından bilgi verilen çocukların ülke genelinde araştırılmasını sağlar. Bulunan çocukların kayıp olarak aranıp aranmadığını tespit eder. Sosyal İnceleme raporu hazırlatır ve evden kaçma nedeninin aile ve yakınlarının tutumlarından kaynaklandığının anlaşılması halinde, durumu İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne bildirir. Buluntu bebekleri derhal İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne teslim eder.

Adli İşlemler Büro Amirliği:

Suç işlediği şüphesi altında bulunan çocuklarla ilgili olarak suç tespiti yapar, suç delillerinin ilgili birimlerce toplanmasına sağlar ve derhal C. Savcısına bilgi verir. Suç işlediği yönünde kuvvetli şüphe ile yakalanan çocuğa kanuni haklarını anlatır kanuni mümessiline bilgi verir ve avukat tayin edilmesini sağlar. C.Savcısı tarafından gözaltında tutulması istenen çocuğun zorunlu ihtiyaçlarını karşılar ve gerekirse sağlık tedavisini yaptırır. Takibi şikayete bağlı suçların çocuklar aleyhine işlenmesi durumunda mağdur olan çocuğun velisinin veya vasisinin şikayetini beklemeden soruşturmayı başlatır. Sorumluluklarını yerine getirmeyen ve velayet hakkını kötüye kullanan ana-baba, vasi veya çocuktan hukuken sorumlu olan diğer kişiler hakkında C. Savcılığına bilgi verir.


ÇOCUK MAHKEMELERİ

Her ilde ve Büyükşehir Belediyeleri hudutları içinde kalan ilçeler hariç merkez nüfusu 100.000’in üzerindeki her ilçede bir çocuk mahkemesi kurulur.
İş durumunun gerekli olduğu yerlerde birden fazla çocuk mahkemesi kurulur. Ancak şu anda sadece İstanbul’da 2, Ankara, İzmir ve Trabzon’da 1 er tane olmak üzere toplam 6 tane çocuk mahkemesi kurulmuştur.
Çocuk Mahkemeleri 1 başkan ve iki üyeden oluşur.Çocuk Mahkemelerinin adli yargı hakimleri arasından seçilen başkan ve üyelerinin tercihen 30 yaşını bitirmiş bulunmaları, çocuk sahibi ve kadro imkanlarının elverdiği ölçüde ayrı cinsiyette olmaları gerekmektedir.
Bu mahkemelerde yine o mahallin savcısı görev yapar veya görevlendireceği yardımcıları görev yapar.
Çocuk Mahkemesinde, gözetim hizmetinin yapılabilmesi için resmi veya özel kurum ve teşekküllerinde çalışan özel sosyal hizmet uzmanları, sosyal yardımcılar, pedogog, psikolog, psikiyatrist bulundurulur. Kanun bu kimselere topluca “Gözetim Delegeleri” demiştir.


ÇOCUKLARIN YARGILANMASI

Çocuk Mahkemeleri Kuruluş ve Çalışma Usulleri Hakkındaki Kanuna göre 15 yaşını bitirmeyen çocukların davalarına Çocuk Mahkemelerinde bakılır.
Küçüklere uygulanabilecek tedbirler saklı kalmak kaydıyla aşağı haddi 3 yılı aşmayan hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren fiillerden dolayı kovuşturma ve yargılama sırasında küçükler hakkında tutuklama kararı verilemez.
Küçüklerin işledikleri suçlardan dolayı aleyhlerine şahsi dava açılamaz. Çocuğun hukuki sorumluluğundan dolayı aile reisine karşı dava açılır. Kovuşturma yapılabilmesi dava veya şikayete bağlı suçlarda suçtan zarar gören kimsenin davadan vazgeçmesi kamu davasını düşürmez. Ancak yargılama sonucunda suçun sabit olması halinde ceza uygulanmaz.
Küçüklerin kovuşturması mutlak gizli olur, hüküm dahi gizil verilir. Mahkemenin izni ile yargılamanın her safhasında küçüğün müdafii, velisi, vasisi, sosyal hizmet alanında faaliyet gösteren resmi ve gönüllü kuruluşların temsilcileri, sosyal hizmet uzmanları, sosyal yardımcıları ile görevli resmi veya gönüllü gözetim delegeleri hazır bulunabilir.
Duruşmada hazır bulunan çocuk gerektiği takdirde duruşma salonundan çıkarılabileceği gibi, sorgusu yapılmış çocuğun duruşmada hazır bulundurulmasına da lüzum görülmeyebilir. Bu durumda küçüğün müdafii duruşmada hazır bulunabilir.
Küçüklerin işlediği suçlara ilişkin davaların duruşması genel mahkemelerin bulunduğu bina içinde veya dışında bu amaca tahsis edilen yerlerde yapılır.
İlçe ve Merkez ilçedeki Çocuk Mahkemelerinin kararlarına karşı itirazı inceleyecek mercii İl Çocuk Mahkemesi, İldeki Çocuk Mahkemelerinin kararlarına karşı itiraz merci ise en yakın Çocuk Mahkemesidir.
Çocuk Mahkemesi kararlarına karşı ancak esas hükümle birlikte temyiz yoluna başvurulabilir.
Suç işlemiş küçüklerin suçları veya bunların yargılanmaları ile ilgili olarak her türlü yayın yapılması yasaktır. Mahkemede işlediği suçtan dolayı hakkında tedbir uygulanan veya hükmedilmiş cezası ertelenmiş olan küçüğün 3 yıla kadar gözetim altında bulundurulmasına karar verebilir.


SONUÇ

Geleceğin Suçlusunu Oluşturmanın On Basit Kuralı şunlardır !

1- Daha küçükken çocuğa istediği her şeyi vermeye başla! Bu şekilde; o bütün dünyanın onun geçimini sağlamak zorunda olduğuna inanacaktır.
2- Kötü sözler söylediği zaman, gül. Böylece o kendisinin akıllı olduğuna inanacaktır.
3- Ona ahlaki hiçbir eğitim gösterme, 21 yaşına gelince kendisi karar versin, diye bekle.
4- Yerde bıraktığı her şeyi kaldır, kitapları, ayakkabılarını, elbiselerini. Onun için her şeyi sen yap ki o bütün sorumlulukları başkalarına yüklemeye alışsın.
5- Onun önünde sık sık kavga et. Bu sayede bir gün ailesi parçalanırsa o da o kadar şaşırmayacaktır.
6- Çocuğa istediği kadar harçlık ver. Hiçbir zaman kendi parasını kendi kazanmasın. Hayatta karşılaştığın güçlüklerle onun da karşılaşmasına ne lüzum var?
7- Yiyecek, içecek ve konforla ilgili bütün arzularını yerine getir. İstediklerini yapmamak tehlikeli soğukluklara sebep olabilir.
8- Komşulara, öğretmenlere, polise karşı daima onun tarafını tut. Onların hepsinin, çocuğa karşı peşin hükümleri vardır.
9- Günün birinde başına gerçekten bir bela gelirse, ona bir şey yapmadın diye kendinden özür dile.
10- Onu felaket ile dolu bir hayat için hazırla. Muhakkak onu orada bulursun.

 

 
 Yazar: İlhan DAĞDEVİREN 03.12.2007  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  yrm
 
Yorum: 
 
İsim:  fatma duman
 
Yorum: 
 
İsim:  fatma duman
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Yalan: TSK, Başbakan, medya
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.