Giriş
Yine ülke olarak kendimize uğraş edinecek, gündemimize yerleştirecek bir konu bulduk. “Facebook furyası” kısa sürede ülke geneline yayılmaya başladı.
Ülkemizin yanı sıra dünya gündeminde de kendine yer edinmeyi başaran bu sanal platform haber programlarına önce “gençlerin yeni gözdesi”, “facebook çılgınlığı” gibi başlıklarla coşkulu bir şekilde girmiş ancak renkli camla olan cicim ayları çok uzun sürememiştir. Site hakkındaki güzel yorumlar, kısa zamanda yerini “facebook'taki tuzaklara dikkat”, “facebook tehlike saçıyor”, “facebook sapıkların yeni durağı” gibi başlıklara bırakmıştır. Ve site hem habercilerin, hem de köşe yazarlarının sık kullanır olduğu bir malzeme haline gelmiştir.
Daha da öteye gidilmiş, facebook’un ABD’nin son oyunu olduğu iddiası ortaya atılmıştır. İstihbari amaçlar için facebook’un çok kullanışlı bir araç olduğu birçokları tarafından kabullenilmiştir. Bu kimilerine göre bir komplo teorisi, kimilerine göre ise apaçık bir gerçekliktir. Zira site herkesin fotoğraflarıyla birlikte kimlik ve adres bilgilerinin ve arkadaş ilişkilerinin ortada olduğu hazır bir database konumundadır.
Tabi bir de dolandırıcılığa müsait olması boyutuyla da site gündemde yer aldı. “Facebook yüzünden tüm kredi kartı bilgilerimi, t.c kimlik numaramı çaldırdım, dolandırıldım” gibi feryatlar artık kulaklarımıza pek de yabancı gelmiyor.
***
Peki, Nedir Facebook?
Her ne kadar bu sorunun cevabını artık birçoğumuz biliyor olsa da facebook’un ne olduğu konusunda da birkaç kelam etmekte fayda var.
Facebook, kişilerin arkadaşlarıyla, beraber çalıştığı, okula gittiği ve çevresinde yaşadığı insanlarla iletişim kurmasını sağlayan bir sosyal ağdır. Arkadaşlarla iletişimde bulunmak, eski arkadaşlarla iletişimi korumak, arkadaşlarınızın ne yaptığından haberdar olmak, sınırsız fotoğraf eklemek, bilumum şeyi kolayca paylaşmak isteyenler için cazip bir ortam.
Geçerli bir mail adresi olan herkes bu siteye ücretsiz bir şekilde girebiliyor. Site şirket, bölge, okul vb temelli çeşitli iletişim ağlarından (network) oluşuyor. Sizi ilgilendiren iletişim ağlarına girmeniz durumunda, arkadaşlarınız ya da çevrenizde bulunan kişilerin hayatlarında neler olduğu konusunda bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Gizlilik seçenekleri sayesinde de arkadaş olarak kabul etmediğiniz kimse bilgilerinizi göremiyor.
***
Facebook’un Hikâyesi
4 Şubat 2004 tarihinde Mark Zuckenberg adlı Harvard üniversitesinden bir öğrencinin kurduğu site, öncelikle Harvard öğrencileri için tasarlanmıştı.
Sonraları Boston civarındaki okulların birçoğunu kapsayan facebook, iki ay içerisinde Ivy ligi okullarının tamamını kapsadı. Ve ilk senenin sonunda ABD’deki tüm okullar facebook’ta mevcut hale geldi. Siteye bu dönemde kullanıcılar okullarının e-mail adresiyle üye olabiliyordu. Yani facebook’un kuruluş dönemindeki ilk amacı, okulda tanımadığınız, ama sizinle ortak hobilere sahip insanları bulmak ve şehrin elit okullarının öğrencileri arasında bir bağ kurulmasını sağlamaktı.
11 Eylül 2007 günü facebook tüm kullanıcılara açıldı. Geçerli bir e-mail adresi olan herkes siteye katıldı ve 20 Ekim 2007 tarihi itibariyle Dünyada en fazla ziyaret edilen 7. site oldu.
Sitenin ismi ABD üniversitelerinde okulların, öğrencilere, öğretmenlere ve diğer çalışanlara doldurttuğu, onları tanıtan bir form olan “paper facebooks” tan gelmektedir.
Kullanıcılarına ücretsiz olan site, gelirini reklâmlardan kazanmaktadır. Bu da haftalık 1,5 milyon dolar gibi mütevazı(!!!) bir miktara tekabül etmektedir.
***
Facebook’ta vakit nasıl geçirilir?
Siteyi ilk duyduğumda “tamam bulduk arkadaşlarımızı, peki ya sonra” sorusu aklıma gelmişti. Ancak sitede bunun için de bir şeyler düşünülmüş pek tabi ki.
Facebook mesajlaşma ve arkadaşları bulmanın yanı sıra, sitede bulunan onlarca uygulama (application) sayesinde insanların vaktini cömertçe harcadığı sanal bir kahvehane haline gelmiş durumda. Yani bu site gerçek arkadaşlarla sanal bir yaşamı paylaşmayı sağlıyor. Ve sosyolojik açıdan da belki de en ilgi çekici boyutu bu.
Sitede (her ne kadar son zamanlarda çeşitli güvenlik sebepleri ile limitasyon koyulmuş olsa da) çok geniş bir fotoğraf arşivi oluşturma şansınız var. Bunun yanı sıra kullanıcılar birbirlerine küçük ikonlardan oluşan hediyeler gönderebilmektedir. Kullanıcılar hesaplarının açılmasıyla birlikte bir hediye verme hakkına sahiptir. Sonraki hediyeleşmeleri için ise 1 dolar ödenmektedir.
Facebook Marketplace programıyla da kullanıcıların birbirleriyle alışveriş yapabilecekleri bir ortam sağlanmıştır. Pokes (dürtmeler) ve events (hadiseler) gibi ve de video ve link paylaşımı gibi yaklaşık 5500 tane farklı uygulama (application) bulunmaktadır.
***
Facebook’a Sosyolojik Bir Bakış
Facebook dünya geneline yayılmayı başarmış, milyonlarca insanın katılımıyla sürekli büyüyen bir site. Modern zamanlarla birlikte sanallaşan hayatlarımızın belki de en çok rağbet gösterdiği bir tür hayal kahvesi.
Peki, nedir facebook’u emsallerinden farklı kılan? Diğer sitelerin yapamadığı etkiyi facebook nasıl yaptı?
Sitenin klasik arkadaş arama sitelerinden belki de en büyük farkı "arkadaş bulma" dan ziyade "arkadaşları bulma" amacına hizmet ediyor olması. Yani diğer arkadaşlık sitelerinin aksine burada esas amaçlanan belirli iletişim ağları sayesinde ortak şeyler paylaştığınız kişilere yönelmeniz. Sanal bir platformda gerçek arkadaşlarla buluşmak farklı bir boyut katıyor siteye. Yaşamdaki ilişkilerin, kesişen çizgilerin, farkına varıldığı bir buluşma noktası. İnsanların en büyük derdinin karnelerine yansıyan notlar olduğu masum yıllardan sonra, hayat okulunda geldikleri yerlerin, değişen görünüş ve düşünüşlerinin sergilendiği bir ortam.
Siteye ilişkin şu soru da akıllara gelebilir. Facebook insanları sosyalleştiriyor mu, yoksa tam aksine asosyalleştiren bir nitelikte mi?
Sitenin, sosyalleşelim derken antisosyalleşmeye neden olduğunu iddia edersek çok da abartılı bir söylemde bulunmuş sayılmayız. Zira birlikte oturup sıcak bir çay eşliğinde muhabbet etmek, internet vasıtasıyla mesajlaşmaktan ya da sitede birbirinin duvarına bir şeyler yazmaktan hiç şüphesiz daha sıcak olacaktır. Ya da facebook üzerinden birbirine hediye gönderip, Murat sent Tunç a gift (Murat Tunç’a hediye gönderdi) yazmasındansa, çam sakızı çoban armağanı bir hediyenin verilmesi çok daha manidardır.
Ancak kimilerinin de sosyal yaşamlarını sergilemeleri için bir fırsattır bu siteler. Yani bir nevi içeri sıkıştırılmış, bastırılmış bazı özel şeyler, kolay bir şekilde dışarıya aktarılmakta, bir nevi bir patlama yaratmaktadır. İnsanlar söyleyemediklerini, yapamadıklarını gerçek olmayan bu ortamda gerçek insanların görebileceği şekilde sergilemektedir.
Tabi bir süre sonra bu tip siteler ve genel manada internet, insana dünyasını o küçük kutudan yönetme fikri verebilir. Fakat bu da “Oblomov” tarzı bir atalet döngüsüne yol açar ki son derece sakıncalı bir durumdur. İnsan bir süre sonra "evet, bütün arkadaşlarım buraya üye olmalı ve tüm hayatımı buradan kontrol etmeliyim" şeklinde düşüncelere dalabilir.
Kısacası facebook, kimilerine göre küçükken okul sıralarında sıklıkla oynadığımız “kim, kiminle, nerede, ne yapıyor, kim gördü, ne dedi" oyununun sanal versiyonu, kimilerine göre ise post modern bir dedikodu cihazı...
Bize göre ise bizi biraz daha kendi içimize iten, kalabalıklar marifetiyle oynanan bir çeşit yalnızlık oyunu. Teknolojinin insan ilişkilerine ve sosyal yaşama vurduğu en son ve en bitirici darbe.
***
Sonuç
Aslında her şeyi çok fazla benimsiyor, büyütüyor ve de fazla anlam yüklüyoruz. Bu da bir konu, bir kavram ya da olay hakkında kendimizi komik duruma düşürecek, saçmalama boyutuna varan yorumlar yapmamıza sebep oluyor. Ya bir şeyin fazla destekçisi oluyor, ya da karşısına geçip “tü, kaka” demeye başlıyoruz.
Tıpkı facebook’a verdiğimiz tepki gibi. Önce mucizevî bir icat gibi yaklaşıp, sonra onu bir korku öğesi haline getiriyoruz.
Peki, facebook iyi midir, kötü müdür? Bu soruya cevap bulmak bu yazının amacı değil. Dolayısıyla bu konuda herhangi bir yargıya varmayacağız. Sadece temelinde eğlence amacı olan bir siteden bahsediyoruz. Bu kadar abartılacak, büyütülecek herhangi bir olay olmadığı da aşikâr.
Netice itibariyle, bin bir türlü atraksiyonuyla zaman öldürmek isteyenler açısından benzerlerinden daha başarılı olmuş bir site. Ama asosyal adamı her halükarda sosyalleştiremiyor o ayrı.
Ve şu an Zuckenberg yattığı yerde milyon dolarlarını sayarken, yarattığı etkiyi de kahkahalarla izliyor olmalı…
* Manisa İl Emniyet Müdürlüğü
Komiser Yardımcısı