AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
  -Bilgi Notları
  -Seri Katiller
  -Suçla Mücadele Metodları
  -Teoriler
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Konsolosluk ve Güngören saldırılarının gerçekleştiren sizce kim?
   Bölücü örgüt PKK
   El-Kaide ve türevleri
   DHKP-C ve sol terör örgütleri
   Son operasyonlarla çökme aşamasına gelen Ergenekon
   İkisini farklı örgütler düzenledi
   
 
Son Üyeler
canancoskan
polis_28
police_sobe
adaletinsesi
gülşah
 
En Çok Okunanlar
AKADEMİDEN "MESLEK"E

Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Aile İçi Şiddet

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Sevinmek Bizim de Hakkımız

Ergenekoncu polisler Susurlukçu askerler ya da tersi

Yokolan İnsanlık

 

 Süper Serüven Yazdır 
 Yazar: Erol ÖZDEMİR 27.11.2007  
Süper Serüven

Ertan Tunçbilek, askerlik öncesi Edirne sanayi merkezinde oto elektrikçisi olarak çalışmıştı.

Amasya’daki askerlik hizmeti sona erdiğinde Edirne’ye dönecekti. Ama para sorunu vardı. Bir plan yaptı. Buna göre gece yarısına kadar bekleyecek, gireceği bir evden çalacağı parayla otobüs bileti alacaktı.
 
Çok soğukkanlıydı. Ev sahiplerinin uyuduğu bir sırada pantolon cebinden aldığı bir miktar para onu sevindirmişti. Çıkarken masa üstünde gördüğü anahtarları da alarak girdiği kapıdan evi terketti. Sokak karanlıktı. Park edilmiş otoların yanına geldiğinde anahtar üzerindeki düğmeye bastı. Tek bipten ibaret sesi duyduğunda sinyal lambalarının bir kez yanıp söndüğü arabayı tespit etmesi hiç zor olmadı.

Askerlik sonrası Edirne’ye son model bir otomobille gelmek varmış diye düşündü.

Ertan’ın oto ile keyif yapması fazla uzun sürmedi. Amasya emniyet müdürlüğünün çalıntı otoya ilişkin arama emri Edirne’ye de ulaşmıştı. Polislerin dikkati, Ertan’ın ve otonun ele geçirilmesini geciktirmedi. Amasya’ya bilgi verildi. Ertan ve oto, gelen görevlilere teslim edildi.

Askerlikten sonra bir daha Amasya’ya gelmek varmış Ertan’ın kaderinde.

Amasya’da adliyeye çıkarılacaktır. Nezarethaneye konulur. Bir yandan da yazışmalar sürdürülmektedir. Ama Ertan bu. Bir yolunu bulur ve nezarethaneden kaçmayı başarır.

Yine Edirne’ye dönecekti. Zaten kaçak biriydi. Bir araba daha çalsa ne yazardı ki... Bu defa kartal marka bir otoyu düz kontak yaparak çalıştırdı ve Edirne’ye geldi.

Edirne’de hava güzeldi. Aklına piknik fikri geldi. Hazır araba da vardı. Değer verdiği iki arkadaşıyla buluştu. Ancak piknik için bir şeyler gerekliydi. Ertan için pek problem değildi. Gizlice girdiği bir marketten peynir, domates, salatalık, sucuk, biraz da meyve aldı. İçecek türünden bir şeyler almayı da ihmal etmedi.

Amasya’daki çalıntı oto yine bir genelge ile tüm illere bildirilmişti. Polis ekiplerinin belirtilen kartal otoyu farketmeleri uzun sürmedi. Takip ettikleri oto, orduevi kavşağında trafik ışıklarında zorunlu olarak durunca, yakalanacağını anlayan Ertan otoyu terkederek kaçtı. Araç, en güvenli yer olarak emniyet müdürlüğü bahçesine park edildi ve Ertan’ın aranmasına devam edildi.

Sabaha karşı saat altı sıralarında Babaeski polisi, Edirne haber merkezini arayarak Amasya plakalı kartal bir otonun Babaeski’de kazaya karışmış olduğunu, araçta kimsenin bulunmadığını, Edirne’de bulunan Trakya Üniversitesi tıp fakültesi hastanesine yaralı gelip gelmediğini sorar.

Haber merkezindeki görevli, sözü edilen plaka numarasını hemen hatırlar ve kendisinden emin şekilde, otonun kendi emniyet müdürlükleri bahçesinde park halinde olduğunu söyler.

Babaeski polisi plaka numaralarını yeniden kontrol etmiştir. Aynı arabadan söz ettikleri anlaşılır.

Ertan deyince düşünmek lazım. Yine bir yolunu bulmuş. Sabaha karşı duvardan atlayarak girdiği emniyet müdürlüğü bahçesinden yine o bildiği düz kontak yöntemiyle arabayı çalıştırıp nöbetçilerin bulunduğu bahçe kapısından çıkıp gitmiş.

İfadelerine başvurulan nöbetçi polisler “Bize araba teslim edilmedi” dediler.

Kazayı hafif atlatan Ertan hemen oradan uzaklaşmalıydı. İstanbul’a gitmeye karar verdi. Macera onun yaşamının bir parçasıydı. Akşamın ilerleyen saatlerinde başka bir kartal otomobili düz kontak yöntemiyle çalıştırdı ve Edirne’ye döndü. Dönüş yolunda, dün sabah kaza yaptığı arabaya da bir göz atmayı ihmal etmedi.

Yakalanabileceği için evine gidemezdi. En uygun yer, sanayi çarşısında eskiden çalıştığı dükkândı. Otosuyla birlikte, dükkânın içine girebilse hem saklanmış olacak, hem de biraz uyuyacaktı. Zira yorgun ve uykusuzdu.

Dükkânın saçtan yapılmış büyük ve iki kanatlı kapısı kilitliydi. Arabanın ön tamponunu kapıya yaklaştırdı ve yavaşça ilerleyerek açılmasını denedi. Bu deneme işe yarıyordu. Fakat çıkan gürültü bekçiyi uyandırdı. Ertan’a yeniden kaçmak düştü.

Ertan önde, polisler arkada yoğun bir kovalamaca yaşandı. Ama o, gecenin karanlığından yararlanarak polisleri atlatmayı başardı ve kayıplara karıştı.

Aslında Ertan’ın serüvenleri burada bitmez. Yakalanır, kaçar, tekrar yakalanır. Daha önceleri Çağın Polisi dergisinde de belirttiğimiz gibi Ertan toplum için psikososyal bir vakadır.

Sahi! Onu bu denli suça yönelten neden neydi? O ve onun gibiler neden suç makinesiydiler?

Ertan Tunçbilek’in bileklerine kelepçe vurmak, polisiye önlem olarak belki yanlış bir uygulama değildir. Ama toplumumuzun öteki katmanları, beyinleri kelepçelenmemiş yeni bireyler yetiştirme de geç mi kalıyorlardı acaba?

Onun yetiştiği çevrede, zorunlu olmasına rağmen hâlâ ilköğretim okullarına gönderilmeyen çocukların sayıları ne kadardı? Bu aşamada onlar için neler yapılabilirdi?

Suçla, çocuk oyuncağı gibi oynarcasına hareket edenlerin polis ve adliye işlemlerinden sonra rehabilite edilmeleri yeni faydaların başlangıcı olamaz mıydı?

Suçlularla mücadeleye konsantre edilmiş polis örgütünün içinde ya da yanında, suçlulukla mücadele edecek somut bir birim düşünülemez miydi?

Salt polisiye tedbirlerle suçla mücadelenin yeterli olmayacağı, bu sorulara yanıt bulununca daha iyi anlaşılabilecektir.

 
 Yazar: Erol ÖZDEMİR 27.11.2007  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  Ziya KORKMAZ
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Sevinmek Bizim de Hakkımız
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Ergenekoncu polisler Susurlukçu askerler ya da tersi
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN PPDS - 1
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Komser ile Memur - 16 (Kuru tuz, Kokan Tuz)
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Demokrasi ve Statik İdeolojiler
Fatih BALCI
Fatih BALCI Eskimeyen Öğüt
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Kendimi Takdimimdir!
Safa Tarık OĞUZ
Safa Tarık OĞUZ Polis Branşını Arıyor
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Adı Yücel Soyadı Tutkun
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN Bu Topraklarda Barışı Severler
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007  Her Hakkı Saklıdır.