AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
  -Psikoloji
  -Sosyoloji
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Konsolosluk ve Güngören saldırılarının gerçekleştiren sizce kim?
   Bölücü örgüt PKK
   El-Kaide ve türevleri
   DHKP-C ve sol terör örgütleri
   Son operasyonlarla çökme aşamasına gelen Ergenekon
   İkisini farklı örgütler düzenledi
   
 
Son Üyeler
canancoskan
polis_28
police_sobe
adaletinsesi
gülşah
 
En Çok Okunanlar
AKADEMİDEN "MESLEK"E

Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Aile İçi Şiddet

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Sevinmek Bizim de Hakkımız

Ergenekoncu polisler Susurlukçu askerler ya da tersi

Yokolan İnsanlık

 

 Madde Bağımlılığının Sosyolojik Boyutu Yazdır 
 Yazar: Emsal TOPRAK 25.11.2007  
Madde Bağımlılığının Sosyolojik Boyutu

Bu kısa yazıda çağımızın vebası olarak nitelendirilebilecek, biyo-psiko-sosyal bir sorun olan ve gittikçe büyüyen madde bağımlılığının sosyolojik boyutuna değinmek istiyorum. Madde bağımlılığının sosyolojik boyutu denilince sadece bağımlıların yada bağımlı (müptela) olabileceklerin içinde bulunduğu sosyal şartları değerlendirmekle birlikte, bilhassa yirmi yaş altı gençlerimizin aile yapılarına da değinilecektir.
 Bir Azeri Atasözünde “Allah’ ım sen beni dostlarımdan koru, çünkü düşmanlarımdan ben kendimi zaten koruyorum” denilmektedir. Bu sözle elbet teki samimi, candan ve gönülden dost olanlara değil, sahte dostluğa ve dostlara vurgu yapılmaktadır. Gençlerin hayatlarının bu toz pembe olduğu, macera arayışı içinde oldukları, her şeyi merak ettikleri, çevrenin, internetin, tele-vizyon mu yoksa tele-misyon mu? Olduğunu ayırt edemediğimiz beyaz camdan yansıyan yerli ve yabancı film ve dizilerin bombardımanına  tutulmuş gibi etkisi altında kaldıkları ve en asi dönemleri diyebileceğimiz yirmi yaş altı dönemlerinde, yaşları itibariyle bir de uyuşturucu ve uyarıcı madde tacirlerinin hedefleri olmaları onların bağımlılık tuzağına daha kolay ve çabuk düşürülmelerine neden olan sosyal etkenlerdir.
 Gerçekten dost olmayıp, dost gibi yaklaşarak,”bir kereden bir şey olmaz” diyenlerin, asıl amaçlarının bir sefer kullandırmak olduğunu bilmeyen ya da bilemeyenler, işte “o bir kere”  kullanmak suretiyle madde bağımlısı olmaktadırlar. Bazı maddeleri 1 ila 3 kere kullanmanın insanı iptila seviyesinde madde bağımlısı yapacağının bilinmemesi tuzaklara düşmeyi kolaylaştırmaktadır. Bir çok madde bağımlısı ile yapılan yüz yüze görüşme ve anketlerde; “siz ilk defe uyuşturucu maddeyi nasıl kullandınız” sorusuna, ekseriyetinin “arkadaşımla birlikte bir gece kulübünde alkollüyken kullandım” şeklinde cevap vermiş olmaları madde bağımlılığının sosyolojik boyutu ile ilgili çok şey anlatmaktadır.
Buna bir örnek verecek olursak” Üniversite öğrencisi iki genç kız, bir gece kulübünde eğlenirlerken, biri diğerine başım ağrıdı bana ağrı kesici bulabilir misin diyince, diğerinin bende var bu hap ağrı kesici diye verdiği hapı içen kızın geceyi hastanede geçirmiş olması ve sonradan yapılan tahlillerde içtiği hapın uyuşturucu –uyarıcı bir hap olduğunun tespit edilmesi çok manidar bir örnektir.. İşte kendisine uyuşturucuyu veren kişi arkadaşım dediği bir insan ve verdiği yer ise bir gece kulübüdür ayrıca bu maddeyi alırken alkollü olduğunu da hatırlatmaya gerek yok sanırım.
 Bu verdiğimiz örnekten de anlaşılacağı üzere; gençlerimiz sahte dostları vasıtası ile sahte mutlulukların içine rahatlıkları itilmektedirler, madde bağımlılığını engelleme de içinde bulunulan arkadaş grubunun önemi çok büyüktür. Gençlerin bilhassa aidiyet duygusu ve gruptan dışlanma korkusu istismar edilerek, onlara ilk defa uyuşturucu arkadaşları tarafından verilmektedir. Ayrıca gencin ailesinin de ilgisiz ve bilgisizliği, madde bağımlılığının ne olduğunu bilmemesi, önemsememesi, çocuğuyla özdeşim kuramaması, denetim ve kontrolü “çocuğun cebine çok para koyarak” yaptığını sanması gibi yanlış ve bilinçsiz davranışlar madde bağımlılığı tuzaklarına düşmeyi kolaylaştırmaktadır.
Bunun yanında madde tacirlerinin bin-bir yöntem ve metod kullanarak gençleri düşürdükleri madde bağımlılığı tuzağına karşı, bazı ailelerin “benim çocuğum yapmaz, benim sevgim onu korur” gibi tirajı- komik yaklaşımları ve ön yargıları, öngörüyü  önlerken  gençlerin önünü görememelerini ve ayaklarının altındaki çukurlara düşmelerini kolaylaştırmaktadır. Ailelerin bu yaklaşımlarına karşın, iki yıl gibi uzun bir süre madde kullandığını ailesinden gizleyen, gizleyebilenler olduğu tespitlidir. Bu anlatımlarımızdan da anlaşılacağı üzere, aile çocuğunu bu tür yanlış inanış ve davranışlarla tuzaklardan koruyamaz çünkü “benim çocuğum yapmaz demekle benim çocuğuma yaptıramazlar” demek arasında uçurum gibi fark vardır.

Esas olan genci ya da çocuğu rahatsız etmeyecek şekilde kontrol altında tutmak, kiminle nerede nasıl vakit geçirdiğini ve verilen harçlıkları nasıl değerlendirdiğini bilmektir. Bu da ancak anne –babalığın biyolojik  değil sosyolojik sorumluluklarının gereğidir.
Bu güne kadar yaptığım bütün çalışmalarda hassasiyetle üzerinde durduğum ve “madde bağımlılığını birkaç basamaklı bir merdivene benzetirseniz, bunun ilk basamağı sigaradır” diye anlattığım ve sigara adlı ata  binenlerin dörtnala uyuşturucu tuzağına doğru yol aldıklarını söylemiş olmamın bir çok gerekçesi var. Günümüzde uyuşturucuların ekseriyeti sigara ile birlikte kullanılırken artık hap şeklindeki uyuşturucuların bile sigara ile kullanılmaya başlandığı bilinmektedir. Bu nedenle aileler ellerinde sigara tüttürürken çocuklarına sigara kullanma deme hakkına sahip değildir.
Sigara elimizdeki pimi çekilmiş ama mandalı serbest bırakılmamış bir el bombasıdır, sigara vasıtası ile ilk uyuşturucu kullanımı elimizdeki bombanın mandalının serbest bırakılmasına neden olmaktadır, gerisini söylemeye gerek olmadığı kanaatimdeyim. Aileler sigaradan uzak durarak sadece kendilerini değil çocuklarını da madde bağımlılığı tuzaklarından uzak tutmuş olurlar.
“Uyuşturucu ile mücadele herkesin görevidir” gerçeğinde hareketle, aileler çocuklarını bu tür tehlikelerden koruma görevini ve sorumluluklarını yerine getirdikten sonra yani onları kötü arkadaştan, gece kulüplerinden, alkolden ve sigaradan, internetten ve beyaz camdan yansıyan ışıltılı hayatlardan koruma çabasını ortaya koyduktan sonra bu görevi başka yerlere ve kişilere havale etme hakkına sahiptir. Aksine amiyane tabirle “Saldım çayıra, Mevlam kayıra” anlayışının faturası ödenemeyecek kadar ağır olmaktadır.
Bu uyarılarla yazımı noktalarken her zaman ki gibi madde bağımlığından korunmada en temel ve esas davranışın “ ilk teklife hayır” demek olduğunu hatırlatırım….

 
 Yazar: Emsal TOPRAK 25.11.2007  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  ŞAHİN
 
Yorum: 
 
İsim:  nadir kocak
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Sevinmek Bizim de Hakkımız
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Ergenekoncu polisler Susurlukçu askerler ya da tersi
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN PPDS - 1
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Komser ile Memur - 16 (Kuru tuz, Kokan Tuz)
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Demokrasi ve Statik İdeolojiler
Fatih BALCI
Fatih BALCI Eskimeyen Öğüt
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Kendimi Takdimimdir!
Safa Tarık OĞUZ
Safa Tarık OĞUZ Polis Branşını Arıyor
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Adı Yücel Soyadı Tutkun
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN Bu Topraklarda Barışı Severler
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007  Her Hakkı Saklıdır.