AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
  -Psikoloji
  -Sosyoloji
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Rusya ile Türkiye arasında çıkacak olan olası bir krizde kim daha çok zarar görür?
   Türkiye
   Rusya
   Komşu ülkeler
   
 
Son Üyeler
akademilenyum
mertkan4
poliCEM
canancoskan
polis_28
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

AKADEMİDEN "MESLEK"E

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Aile İçi Şiddet

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Normale Dönmek

Demokrasi ve Statik İdeolojiler

Maaş Bahsine Nokta, Cevaplar-Sorular

 

 Toplumsal Çatışma Ve Polis Yazdır 
 Yazar: Metin Murat ARSLAN 23.11.2007  
Toplumsal Çatışma Ve Polis

Hiç bir insan tek başına yaşaya maz. İnsan kendini kuşatan toplu mun parçasıdır. Ancak sosyal yaşam bir kitle olgusu değildir, çoğu zaman küçük gruplarda yer almaktadır. Diğer bir ifade ile toplumsal doku gruplardan oluşur; bireyler sosyal kimliklerini grup üyelikleriyle edimler. Bu grup türlerinin sosyal yapı içinde birlikteliklerinde birbir leriyle ilişkilerde bulunurlar. Bu ilişkilerde işbirliği, karşıtlık. reka bet (yarışma) varolabilmektedir.. Bi reyler, gruplar kendi aralarında sür dürdükleri ilişkilerde sık sık rastlan mayan; birbirini çatışmayla yok etme ve tüm ilişkilerini kesip kendi kabuğuna çekilme gibi iki uç davranışın dışında, sonuçları toplumsal sistemin yapısını etkileyecek iki et kileşim türü "uzlaşma ve özümle me "de bulunmaktadır.

Lewis A.Coser'e göre çatışma; toplumsal yapının oluşumu, birleşi mi ve korunması acısından araç olabilecek bir süreçte. negatif olduğu kadar pozitif anlamlan olabilen insan etkileşiminin bir biçimidir de mektedir. Bir toplumda çatışmanın yokluğu ilişkilerin istikrarını ve gü cünü göstermez. Hatta çatışma, ba şarılı bir ilişkinin işareti olabilir. Halbuki çatışmanın yokluğu basit olarak, sorunların bastırıldığı, ileri de gerçek bir sorunun sinyalini veren bir ilişki anlamına gelebilir.

Çatışma; grubu güçlendirdiği oranda pozitif işlevsel; yapıya karşı işlendiği oranda negatif işlevsel ola bilir. Büyük ve küçük yapılarda grup içi çatışma sağlıklı, başarılı bir ilişkinin bir göstergesi olabilir. Eşler arası, Doktorla-Hemşire, İşçiyle-İşveren arasındaki çatışma normal bir oluşumdur ve gerçekte ilişkinin yarattığı yapıyı güçlendirir. Aslında çatışmaya izin veren top lumlar ve gruplar, toplumsal yapıyı parçalayacak patlamalara en az ola sılıkla maruz kalanlardır. Bu gibi durumlarda, çatışma, normalde temel değer üzerinde gelişmez ve yapıyı güçlendirir. Totaliter gruplar da çatışma bastırılır ve çatışma bir kez geliştiğinde grubu parçalayabi lir. Ortaçağın durağan dünyası ile günümüz modern toplumunun büyük dinamizmini karşılaştırdığı mızda; ikincisinin zenginliğinin, atı lımcılığının ve yaratıcılığının ar dında şunları görürüz: Değer ve çıkar çatışmaları; "olanla" bazı grupların savundukları "olması gere ken" arasındaki karşıtlık; "yerleşik çıkarlar" ve bunları savunanlarla, servet, statü ve siyasal güçten pay almak isteyen yeni "yükselen" grup lar arasındaki uyumsuzluk. Bütün bu etmenler, toplumların gelişmesine neden olan çözümlerin bulunmasına ön ayak olmuştur. İnsanlık bu saye de hızla ilerlemiştir.

Günümüz toplumunda asıl sorun, sosyal etkileşimde karşıtlıkların nasıl yok edileceği değildir, bu ola naksızdır. İnsanlığın önünde duran gerçek sorun, karşıtlıkları daha az zararlı kılmak, onları daha yaratıcı hatta yararlı alanlara yöneltmektir. Bu ise ancak yarışma (rekabet) ile olur. Yarışma alanlarını ve olanakla rını bireylere, gruplara kapatmamak gerekir. Yarışamayan rakipler, çatış maya yönelebilirler. Akılcı ve sağ lıklı - yönetimin ölçütü, yeteneklerin, yöntemlerin, hizmetlerin, düşünce lerin, bireylerin, grupların yarışma sına olanak sağlamaktır. Bu ise ülke mizde yönetim kademesinde bulu nan tüm yöneticilere düşmektedir.

Çıkarları çelişen toplumsal kesit ler arasındaki çatışmayı şiddet bo yutundan, siyasal rekabet ve pazar lık boyutuna taşıyacak kurumlar de mokrasinin alt yapısını oluşturmak tadır. Çatışma yoluyla grubun korunmasının (maintain) sağlayacak mekanizmalardan biri işte bu tür emniyet sübabı (safety-valve institu tion)* kurumu olabilir. Emniyet sü babı aracılığıyla, düşmanlık akım ları yapıyı patlatmadan dışarı atılır ve böylece çatışma çalkantılı bir gruptaki "havanın temizlenmesini" mümkün kılar. Bu çıkış yolu olma dan taraflar arası ilişkiler daha da ciddileşebilir. Bu kurumlar yapıdan hoşnutsuzluğun dile getirilmesine izin verir. Bir öğrenci derneği veya fakülteyi iyileştirme komitesi, öğ rencilere ve fakülteye şikayetlerini dile getirme olanağı sağlayarak, üni versite de bir emniyet sübabı işlevi görebilir. Bir bürokratik şirketle per sonel müdürü benzer bir işlevi sağ layabilir. Bunlar potansiyel çatışma yı düzenleyecek ve çatışma yoluyla değişmeye neden olabilecek çatış ma gruplarının gelişmesini dolaylı olarak önleyecek mekanizmalar ola rak hizmet verirler.Toplumsal yaşam içinde pek çok çatışan güç vardır. Bunun dengesi bozulduğu an şidde te dönüşme olasılığı da artmaktadır.

Toplumsal düzen büyük ölçüde yerleşik normlara uymaya ve temel değerleri benimsemeye bağlıdır. Ama düzen, hiç bir zaman sabit ve değişmeyen bir olgu değildir.Toplumsal düzen; yaratıcı ve bil gili kişiler tarafından sürekli eleşti rilir. Daha da önemlisi, özel alt grup ların sapkın (deviant) davranışları tarafından tehdit edilir. Bu farktan anlaşılacağı gibi, yerleşik normlar dan ayrılan davranış her zaman tah ripkar ve zararlı değildir. Hatta top lumsal yenilenmeyi sağlayan temel süreçlerden biridir.

Buradan da anlaşılacağı gibi po zitif işlevsel yönde grubu güçlendi recek sapma, çatışma olgularına yer verilmez veya bastırılmaya çalışılır sa ortaya anomi veya kuralsızlıklar çıkabilir. Bireylerin toplumun kültü rünce onaylanmış amaçlara ulaş mak için gereken araçlara sahip ola mamaktan ötürü duydukları ve gös terdikleri öfke; toplumsal sapmanın önemli kaynaklarından biri olmakta dır. Bazı toplumsal yapılar belirtmiş olduğumuz araç yoksunluğu olan ki şilere bu araçlara sahip olması için yerleşik normlara uymama yönünde baskı yapabilir. Yani çokça para ka zanmak, lüks bir yaşam sürmek, yüksek statü elde etmek, ne olursa olsun şöhret sahibi olmak gibi bi çimlerini hedef olarak gösterir ve bunlara ulaşmak için bu kişilerin eğitim olanağı, meslek durumu, ye tersiz sağlık, düşük statü ve elveriş siz koşullar nedeniyle ulaşamıyor sa; bu kişilerin umutlarının uyarıl mış olması, beklenti düzeylerinin yükselmesi ve hususlarda ki yoksun luk; dolayısıyla bu kişileri bu hedef lerine ulaşmaları için sapkın araçla ra yönelmelerine teşvik eder. Bu durum ise toplum yaşamında yay gınlaşırsa anomi yada kuralsızlık ortamını oluşturur. Kuralsızlığın göstergesini ise; bir toplumdaki al kolizm, uyuşturucu madde kullanma alışkanlığının yaygınlığı, cinayet ve şiddet olaylarının sayısının artı şı, kolluk kuvvetlerinin büyüklüğü göstermektedir. Bu bilgiler çerçeve sinde. ülkemizi değerlendirdiğimiz de; modern topluma doğru adım atıl ması bireylerin atomize olması ve mekanike görüntü arzetmesi nede niyle anomi yani kuralsızlığa doğru gittiğimiz görülmektedir.

Kuralsızlık; hiç bir kuralın olma ması anlamına gelmez. Bu kavramla anlatılmak istenen durum kuralların etkisini yitirmesi ya da belirsiz ol ması halidir. Bu ortamda davranış lar yerleşik ahlaki değerler tarafın dan yönlendirilir. Ahlaksızlık, kural haline gelir. Bu ise düzenin yabancı laşmasıdır, sonuçta ise anarşi olur.İşte toplumumuzun tekrar yeni bir anomi veya anarşiye sürüklenmeme si için yönetici mekanizmaların ted bir almasının yanı sıra; polise tedbir olan bir takım görevler düşmekte dir. Önleyici ve caydırıcı görevlerin yerine getirilişinde veya adli görev lerin bir kısmında polisin tavrına baktığımızda genel düzen veya ferdi zihniyet açısından sapkın davranış olarak nitelediği kişi veya kişilere karşı adeta rakip kişi ve olayda ola yın karşı tarafı olma konumuna var maktadır. Göz ardı edilmeyecek bir saptamada şudur ki; grup veya top luluk halinde haklı ve haksız istem lerini dile getiren kişilerle ilgili ya pılacak rehabilite, konsensus (zımni anlaşma) olayını meydana dökülen fertlere yapılacak muamele değil; bu topluluk oluşmadan öncesinde ya pılması gereken tedbir ve uygulama lar belirleyecektir. Yani meydandaki topluluk için oluşumunun nedenlerini aramak ve çare üretmek yersiz olacaktır. O halde bu durumda yapılacak olan:

I-Toplumsal düzenden sapma ola rak belirlenen olaylarda polis karşı taraf, rakip gibi kendini görmemeli, kişi ve kişileri kendine düşman et memeli.

2-Sapkın (Deviant) davranışların hepsinin düzen açısından olumsuz luk taşımadığı olumlu işlevinin de olacağı; sürekli uyuculuğun geçerli olduğu bir sosyal sistemde insanla rın sıkıntı, bezginlik duydukları göz ardı edilmeden; toplumsal değişme dinamiği de olabileceği faktörü de düşünülerek hoşgörülü olunmalıdır.

3-Sapma olgusu, evrensel olmakla birlikte izafidir. Bir zaman dilimin den diğerine, bir sosyal mekandan ötekine değişen anlam ve önem taşır. Sapkın davranış; zamanla be nimsenen davranış olabilir. I,3ir za manın tehlikeli kişisi (Hz.Isa ve Atatürk gibi) zamanla kutsanan pey gamber ya da saygın bir lider olabi lir. Bu faktör göz ardı edilmemeli.

4- Yapılan araştırmalar hak arayı şında bulunan, miting yapan V.s. sapkın görülecek illegal ya da legal hareketlerin çok azı dışında düzeni yıkmak değil düzeni değiştirmek, restore etmek, kendilerince ideal devlet oluşturma düşünceleriyle ya pıldığı; bunların bir kısmının haki katen faydalı katkılarda bulunabildi ği veya zamanla varolan sisteme en tegre oldukları görülmektedir. Bu gerçek, silahlı mücadeleyi seçen marjinal illegal örgütlerin dışında sivil örgüt veya -kalabalıkları değer lendirdiğimizde ortaya çıkacaktır. O halde uygulamalar şiddete şiddet değil, rehabilite edici, yol gösterici, diyalog yanlısı olunulmalıdır.

S-Sisteme ve onun düzeltileceğine ilişkin inançlarını yitiren bireyler, önemlerini yitiren bu kurallara göre değil, kendi tercihlerine uygun hare ket ederler. Toplumun genel süreçle rinden ve kurumlarından çekilirler. Kendi kurallarını ve toplumsal sis temlerini (gruplarını, örgütlerini) ya ratırlar. Bu değişiklik küçük çaplıise, toplumsal sistemin düzeltilmesi doğrultusunda işler, büyük çaplı ise yerleşik sosyo-kültürel sistem çöker. O halde bireylerin yerleşik kültüre yabancılaşmaları önlenmeli, istem ler doğru değerlendirilmeli, ve bu tür alt kültür toplum sistemleri vaktinde fark edilerek tedbirler alınmalı.

6-Adaleti uygulayan, kanunlara göre idam cezası veren hakimin uy gulama esnasında bu kişiye "oh olsun! hak ettiğini verdim" tavrıyla değil, acıyarak "keşke bu da toplu ma uygun fert olsaydı ve yaşasaydı" tavrı adil hakimde olması gerektiği gibi; bu tavra benzer, mevzuatı uy gulayan polis te uygulama esnasında fevri hislerden uzak, mantıklı ve merhametli olmalıdır. En önemlisi ikna yöntemini her yerde ve ortamda uygulamalıdır. Bu insanlar bizim in sanımız, bizim kardeşimiz, vücudu muzun bir organı uyarlamasıyla dü şünmeli; fakat kangren olan organa tıbbi müdahale yapılırken fevrilik ten uzak olmalıdır.

7 -Sosyal dinamiklerimiz incelen meli ve konuşmaktan korkmamalı yız. İncelenmeyen, tabu görülen kavramlar, bilinmezler insanı onlara karşı düşmanlığa itebilir. Kavram kargaşasına girmeden değişen kon joktürde hesaba katılarak irdeleme yapılmalı, içimizden futuristler (ge leceği gelişmelere göre iyi tahlil edip karar vericiler) yetişmelidir.

 

 

8- Toplumsal açıdan kesin olmasa da kuvvetlilik arz eden olguya göre geleneksel toplumlardan (organik kas gücüne dayanan) sanayi toplu muna (mekanik güce dayanan) ve sonra sanayi ötesi topluma (beyin gücüne, bilgiye dayanan) gidiş var dır. Geleneksel toplumlarda bürok rasi ve asker güçlü iken, sanayi top lumunda sermaye, sanayi ötesinde ise bilgiye sahip olanlar, üniversite ler önem arz edecektir. Bu çerçeve iyi değerlendirilerek bilgiye sahip olunmalıdır.

 

 

Kaynaklar

l-Fichter Joseph, "Sosyoloji Nedir?",

Çev. Nilgün Çelebi, Ankara 1 994, Atilla Ki tabevi.

~- Turak Tülin, "Güç ve Şiddet İlişkisi", A.U. Dil Tar.Coğ.Fak. Sosyoloji Dergisi,

Sayl:l, Ankara 1996. .

3- Ergil Doğu, "Toplum ve Insan", Anka

ra i 994, Turhan Kitabevi.

4- Poloma M.Margeret, "Çağdaş Sosyo loji Kurumları", Çev. Hayriye Erbaş, Anka ra 1993, Gündoğan Yayınlan.

5- Türkdoğan Orhan, "Sosyal Şiddet ve

Türkiye Gerçeği",İstanbul 1996,Tim~ Yay.

6- Eserpek Altan, "Sosyoloji", A.U. DiL.

Tar. Coğ. Fak. Basımevi, Ankara 1981.

7- Cerrah İbrahim, Emniyet Genel Mü dürlüğü tarafından düzenlenen Sınıf Komi serliği Kursunda "Toplum Psikolojisi" ko nulu Konferansı, Ankara, 30.07.1997.

 

 

 
 Yazar: Metin Murat ARSLAN 23.11.2007  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  ayfer
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyetin Aydınlık Çocukları; Siz de Çoook Oluyorsunuz Ama...
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN PPDS - 2
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Maaş Bahsine Nokta, Cevaplar-Sorular
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Sevinmek Bizim de Hakkımız
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Demokrasi ve Statik İdeolojiler
Fatih BALCI
Fatih BALCI Eskimeyen Öğüt
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Kendimi Takdimimdir!
Safa Tarık OĞUZ
Safa Tarık OĞUZ Polis Branşını Arıyor
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Adı Yücel Soyadı Tutkun
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007  Her Hakkı Saklıdır.