|
| Aaa! Babam Bir Kez Ölüyormuş |
|
| Yazar:
Fatih BALCI |
03.11.2007
|
 |
Efendim, “tavuk mu yumurtadan çıkarmıs, yumurta mı tavuktan?”
Medya ile suç meselesini de tavuk yumurta ilişkisine benzetebiliriz. Nerede duruyoruz, hangi yöne bakıyoruz, nasıl görüyoruz?
Kullanım alanına göre medya suçu ve özellikle çocuk suçluluğunu arttırmaya neden olacağı gibi suçun önlenmesinde de aktif rol alabilir.
Fakat bazı görüşlerde dile getirildiği gibi “suç ile medya arasında direk bir bağlantı yoktur” demek herhalde deve kuşu misali gerçekleri tam okuyamamaktan geçer. Bu görüşün savunucuları medyayı temize çıkartırken suçu daha çok aile ve çevre gibi diğer faktörler üzerine yıkarlar.
Elbette konuyu tek açıdan ele almamak gerekir. Toplumda suçun artmasının değişik etmenleri vardır ve bir yerde suç varsa farklı kesimlerin az veya çok sorumlulukları vardır demektir. Martin Barker’in eğlence merkezleri insanları şiddete yöneltir tezini savunanlara karşı ürettiği olumsuz materyaller sadece insanların duygularına hitap eder, harekete geçirmek için başka etkenler gereklidir tezi sadece bir noktada doğrudur. Barker agresiflik içeren bir yayın izlemenin sadece agresiflik duygusuna neden olduğunu fakat başkasına karşı agresif bir davranış sergilenmesi anlamına gelmediğini savunurken agresiflik duygusunun kazanılmasının onu davranışa geçirmenin bir ön şartı olduğunu herhalde gözardı etmektedir.
Medyanın da çocuk suçluluğu üzerinde etkin kesimlerden birisi olduğunu savunanların oranı da az değildir. Dave Crossman video oyunlarında kullanılan taktikler ile askeri eğitimlerde kullanılan yöntemlerin örtüştüğünü savunur ve “televizyondaki, filmlerdeki ve video oyunlarındaki şiddet içerikli yapıtlar çocuklardaki şiddet davranışlarının artmasının tek sorumlusudur” diyerek tek yönlü bir değerlendirme yapmaktadır.
Crossman’a göre medyada şiddet izleyerek büyüyen çocuklar, zamanla izledikleri şiddet davranışlarını öğrendiklerini ve doğalarında bulunan şiddet karşıtı duygularını yitirmeye başladıklarını savunur.
Gerçek hayat ile oyunların karıştırılmaması gerektiğini savunanlara çocuk olmanın bu noktada bir dezavantaj olduğunu hatırlatmak gerekir. Babası ölen bir çocuğun babasınn ölümü üzerine “Aaaaa, babam sadece bir kez olüyormuş” şeklinde tepki vermesi çocuğun gerçek hayatı algılayışını gözler önüne sermektedir.
Bu konuda yapılan bir çalışmaya göre, insanların doğasında olmayan “öldürme” eyleminin yapılması için öncelikle o düşüncenin oluşması, yerleşmesi ve pratik yapılmasına bağlıdır. Mesela orduda askerler insan öldürmeye şartlandırılırlar. Yapılan bir araştırma neticesinde, askerlerin insan öldürmeye şartlandırılması için kullanılan yöntemler, medya ve özellikle video oyunları ile çocuklardaki öldürme duygusunun gelişmesine hem de kontrolsüz bir şekilde gelişmesine neden olduğu görülür.
Çocuklar doğal yapıları itibariyle öldürmeye meyilli değillerdir, öldürme öğrenilmiş bir davranıştır ve üzerinde çalışma gerektiren bir eylemdir.
İkinci Dünya Savaşı zamanında Amerika, askerlerinin savaş alanındaki durumlarını tespit etmek üzere bir çalışma başlatır. Askerlere savaş alanında ne hissettikeleri sorulur ve ancak %15 ile %20 arasında bir oranda, askerlerin düşmanı öldürme kasdıyla ateş ettikleri öğrenilir. Bu veri araştırmacıları olduğu kadar askeri yetkilileri de şaşırtır, zira askerler ülkeleri için ölmeyi göze aldıkları halde çok düşük bir oranı öldürmeyi düşünür.
Yapılan araştırma neticesinde problem tespit edilir ve çözümü için çalışmalara hız verilir. Ve problem kısa sürede çözülür. Kore Savaşı’nda Amerikan askerleri artık %55 oranında öldürmeyi düşünürken, bu oran Vietnam Savaşı’nda %90’ların üzerine çıkmıştır.
Askerlerdeki öldürme isteğini arttırmaya yönelik yapılan çalışmalar, günümüzde video oyunları ile kontrolsüz bir şekilde çocukların da beyinlerine işlenmektedir.
1- Askerlerin Duyarlılıklarını Azaltma: Bunun için gerek fiziksel gerekse de ruhsal yönden askerlerin olaylara karşı duyarlılıklarının azaltılması sağlanır. Mesela saçlarını kazıtmak, hep birlikte yapılan aktivitelerle insanların bireyselliklerini ortadan kaldırmak, fiziksel ve sözlü uyarılarla onları rencide etmek gibi davranışlarla duyarlılıkarını kaybetmeleri sağlanır.
Benzer bir durumun, medya kanalıyla çocuklar üzerinde de uygulandığı görülür. Çocuklar televizyonda gördükleri hadiseleri gerçek yaşamdan ayırt edemezler. Çocuklar “bu sadece eğlence için yapılmış bir hareket, gerçek değil, televizyonda bir oyun” gibi sözler sarf etseler de aslında beyinlerine işlenilen ve öğrenilen davranışlar olarak duyarlılıkları azartılmış olur.
2- Klasik Şartlanmışlık: Pavlow’un köpekleri örneğinde olduğu gibi askerlere belirli davranışların yapılması neticesinde ödüller verilerek, süreklilik arzeden davranışlar neticesinde askerlerin psikomotor davranış kazanmaları sağlanır. Çocuklar da, medya aracılığıyla, olum, yaralama, şiddet, vahşet gibi sahneler izleyerek, artık bu davranışlar hayatlarında adeta bir çukulata, şeker gibi sıradan ve ilgi duyulan davranış olarak yerlerini alır.
3- Etkin Şartlanmışlık: Askeri eğitimlerde uyarı ve tepki şeklinde etkin şartlanmışlık sağlanır. Mesela uçak pilotları, gerçek uçuş öncesinde eğitim amaçlı olarak saatlerce uçuş simülatöründe pratik yaparlar. Uyarıcı geldiğinde ona karşı verilecek tepkinin çalışmasını defalarca yapan pilot, gerçek uçuşta da benzer durumda aynı tepkileri gösterir. Yine başka bir örnek olarak okullarda yangın tatbikatları düşünülebilir. Çocuklar, yapılan uygulamalarla, gerçek bir yangın durumunda ne yapacaklarına şartlandırılırlar.
Askeri eğitimlerde de düşman görüldüğünde ateş edilmesi üzerine yapılan eğitimler neticesinde artık askerlerde etkin şartlanmışlık oluşur.
Video oyunlarında da durum farklı değildir. Çocuklar ekran karşısında karşılarına çıkan düşmana karşı hazır durumda beklemekte, gördükleri anda ateş etmekte ve aynı sahneyi yüzlerce defa tekrarlayarak şartlanmaktalar. Güney Carolina eyaletinde yaşanan bir olayda, çocuğun karşısındaki kişiyi iki gözü arasından vurması, çalışılmış bir hareket olduğunun göstergesi değil midir?
4- Role Model: Asker ve polis eğitimlerinde bütün bunlara rağmen ateş etme ve öldürme en son çare olarak gösterilir. Fakat çocukların ekran karşısında ve oyun atmosferinde bu şekilde yönlendirilme ve kontrol edilme şansları olmadığından her zaman onlar kendilerini daha da geliştirmiş ve öldürme duyguları perçinlenmiş olur.
Bütün bunlardan sonra “Aman Allah’im, nerede yanlış yaptım” feryatlarını duymamak için, çocuklarımızın medya kanalıyla, askeri eğitimlerde askerlere kazandırılan öldürme isteğinin kazandırıldığını unutmayalım. Yumurta – tavuk denkleminin çözümünü, işin uzmanlarına bırakip, kendimize bakan yönüyle çocuklarımızın medya kanalıyla içlerindeki saf ve temiz duygularını kaybetmelerine mani olalım.
Kaynak: www.mezunusa.com
|
| |
| Yazar:
Fatih BALCI |
03.11.2007 |
| |
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.
|
| YAZARLARIMIZ |
| Ercan TAŞTEKİN |
| Ercan TAŞTEKİN |
| |
|
|
Sevinmek Bizim de Hakkımız |
| Önder AYTAÇ |
| Önder AYTAÇ |
| |
|
|
Ergenekoncu polisler Susurlukçu askerler ya da tersi |
| İlhan DAĞDEVİREN |
| İlhan DAĞDEVİREN |
| |
|
|
PPDS - 1 |
| İsmet KAPLAN |
| İsmet KAPLAN |
| |
|
|
Komser ile Memur - 16 (Kuru tuz, Kokan Tuz) |
| Murat DAĞLAR |
| Murat DAĞLAR |
| |
|
|
Demokrasi ve Statik İdeolojiler |
| Fatih BALCI |
| Fatih BALCI |
| |
|
|
Eskimeyen Öğüt |
| Emsal TOPRAK |
| Emsal TOPRAK |
| |
|
|
Kendimi Takdimimdir! |
| Safa Tarık OĞUZ |
| Safa Tarık OĞUZ |
| |
|
|
Polis Branşını Arıyor |
| Erol ÖZDEMİR |
| Erol ÖZDEMİR |
| |
|
|
Adı Yücel Soyadı Tutkun |
| Ömer Faruk GÜLTEKİN |
| Ömer Faruk GÜLTEKİN |
| |
|
|
Yokolan İnsanlık |
| Özgün ERGİN |
| Özgün ERGİN |
| |
|
|
Bu Topraklarda Barışı Severler |
| Metin Murat ARSLAN |
| Metin Murat ARSLAN |
| |
|
|
İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III |
| Halil YILMAZ |
| Halil YILMAZ |
| |
|
|
´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı |
|
| |
| |
|