|
| Toplumun Polisi |
|
| Yazar:
Fatih BALCI |
29.04.2006
|
 |
"Amerika’ya iş amaçlı bir geziye gitmiştik. Araba kiralayıp doğu kıyılarında bir gezinti yapalım dedik. Otobanda giderken biraz hızlı gitmişiz ki biz daha farkına dahi varmadan hemen arkamızda sirenleriyle birlikte bir polis arabası belirdi. Hemen ceza yazdı ve sorduğumuzda $100 ödememiz gerektiğini söyledi. İngilizcemiz çok iyi değildi. Hiç yoktan –ki yapılan hata hiç değerlendirilmiyor- 100 dolar para ödemek zorumuza gidiyordu. Polisle pazarlık yapmak istedik. Kıt İngilizcemizle, özür diledik, Amerika’yı çok sevdiğimizi, yabancı olduğumuzu, bilmediğimizi, bir daha yapmayacağımızı söyledik, ama nafile. Polis eğer Amerika’yı seviyorsanız kurallara uyun ve sevginizi bu şekilde gösterin dedi. Bu cevap karşısında artık hiçbir şey diyemedik ve 100 dolar cezamızı ödemek zorunda kaldık."
İstanbul’da esnaf bir arkadaştan birinci ağızdan dinlediğim bir olay. Anlatılan olayın hemen akabinde de tahmin edebileceğiniz gibi Türk Polisi ile Amerikan Polisinin karşılaştırması gündemdeki yerini aldı. “Türkiye’de olsak bu kadar ceza ödemezdik.”, “Daha az bir zararla yırtardık”, “Bizim polisimiz daha anlayışlı” gibi değerlendirmelerle, fakat daha çok geneli itibariyle polis aleyhine odaklanarak, geçen bir sohbet.
Polis toplumdan soyutlanamaz. Polis de aynı toplumun bir bireyi iken yaptığı vazifesi itibariyle o topluma güvenlik alanında hizmet sunan bir birimi oluşturur. Polis ne gökten zembille inmiş kusursuz insanlar topluluğu ne de başka memleketlerden, kültürlerden ithal edilmiş bir yabancı. Türk Polisı öz ve öz Türk Vatandaşı, ki polis olabilmenin ilk şartıdır TC vatandaşı olmak ve bu toplumun içerisinden gelmiş, Anadolu’nun bağrından kopmuş kendi kültürümüzün, kendi benliğimizin bir parçası.
Aldığı eğitimi, birikimi, donanımı açısından bakıldığında aslında Türk Polisi oldukça üst bir seviyede. Polisimizin eğitim kalitesi ve seviyesi günden güne daha da artmakta. Polis Akademisi, Güvenlik Bilimleri Fakültesi, Polis Meslek Yüksek Okullarıyla polisin çehresi her geçen gün değişmektedir.
Bu durum Amerika için de farklı değil. Orada da polis kendi toplumlarının aynası pozisyonunda. Fakat sistem gereği farklılıklar göze çarpıyor ki bu da kültürel ve demografik yapının getirdiği farklılıklar. Her eyalet kendi polisini kendi eyelet sınırları içerisinde yaşayan kişilerden seçmekte. Bizdeki anlamıyla bir Genel Müdürlük yapısı yok. Her eyelet kendi içerisinde county ve city polis birimleriyle bu işi yapıyor. Başka bir eyalette polis olarak çalışsanız, eyalet değiştirirseniz ve yeni eyalette de polisliğe müracaat etseniz eski deneyimleriniz sadece alacağınız eğitimde tecrübe olarak işinize yarıyor. Eyalet sistemine göre yeniden müracaat etmeniz ve sınavlarında başarılı olmanız gerekiyor.
Eğitim olarak da aslı itibariyle çok önemli bir değişiklik yok. Hatta eğitim kalitesi olarak seviyenin çok yüksek olduğu da söylenemez. Bölgesel düzenlemenin verdiği iş rahatlığı (yoğunluğunun azlığı) sayesinde verim ve kalitenin yüksek olduğu izlenimi veriliyor.
Polisliğe müracaat için üst yaş sınırı yok. Oysa biz de bayanlarda ve erkeklerde belirli yaş sınırlılıkları getirilmiş. Utah Eyaletini düşünürsek, sınavlarda başarılı olan adaylar öncelikle Utah Eyalet Polis Akademisı’nde 17 haftalık bir eğitimden geçiyorlar. Buradaki eğitimlerini tamamlayan adaylar daha sonra şehirlere, ihtiyaçlara göre dağılıyorlar. Her şehir daha sonra kendi bünyesinde ayrı bir eğitime tabi tutuyor. Ki bu uygulama şehirlerin yapısına göre değişiyor. Salt Lake City, gelen adayları 11 haftalık ayrı bir eğitime tabi tutuyor City Polis Akademisinde. Sandy şehrinde ise bu şekilde bir uygulama yok.
Eğitimlerini tamalayan polis adayları daha sonra 13 hafta süren Field Training Officer (FTO) (Alan Eğitimcisi Memur) gözetiminde polisliğe adımını atıyor. FTO eğitimi aslında meslek hayatına başlama anlamına geliyor. Polis adayı her yönüyle görevini yapıyor fakat birlikte çalıştığı memur kendisine 13 hafta sonunda geçerli not vermesi gerekiyor. Yani FTO raporunden sonra gerçek manada (asaleten) polisliğe adım atmış oluyorlar.
Eğitim müfredatı, eğitimci tecrübesi ve kalitesi bakımından Türk Polisinin eğitim durumu çok daha iyi olmasına rağmen iş ahlakı ve ders ortamları bakımından gösterilen itina ABD polis eğitimini daha üstünmüş gibi gösteriyor. Diğer önemli bir nokta da ABD polisinin personel alımı eyaletlerin ihtiyaçlarına göre belirleniyor ve her eyalet istediği zaman istediği kadar personel alabiliyor. Genelde bu sayıları da düşük tuttuklarından eğitim alanlarını daha rantabl kullanabiliyorlar. Mesela Salt Lake City Polis Akademisinde aynı anda 8 polis adayı eğitim görebiliyor ki eğitimci sayısı neredeyse eşit sayıda aday birebir eğitim alıyor denilebilir.
İçerisinde yaşadığı toplumdan çıkan polis toplumun bir parçası ve tamamlayıcısı durumundadır. Bu noktadan bakıldığında polis aslında toplumun bir yansıması olarak değerlendirilir.
Bu Yazı www.mezunusa.com Adlı Siteden Alınmıştır.
|
| |
| Yazar:
Fatih BALCI |
29.04.2006 |
| |
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.
|
|