POLİSİN DURDURMA VE ARAMA YETKİLERİNİN SINIRI
Yaşar ÇOR*
GİRİŞ
Suçla mücadele etmeyen veya edemeyen, işlenen suçları soruşturmayan ve kovuşturmayan bir devlet, adaleti ve kamu düzenini sağlayamazsa hukuk devleti olarak nitelendirilemez. Suçun işlenmesi, devlet ve toplum düzeninin bozulmasına sebebiyet verir. Polisin soruşturma görevinin amacı, bozulan toplum düzeninin tekrar sağlanması ve toplumun düzenini bozanlara gerekli müeyyidenin uygulanmasıdır.
Polis, yetkileri dahilindeki tedbirleri uygularken kişilerin hak ve özgürlükleri ile karşı karşıya kalmaktadır. Ancak, bu tedbirler, kamu yararının bunu zorunlu kıldığı hallerde uygulanabilir. Kanunun açıkça düzenlemediği ve müsaade etmediği hallerde, polis kişi hak ve özgürlüklerini kısıtlayamaz.
Ceza muhakemesinin gayesi, insan haklarını ihlal etmeden suçluların tespiti ve cezalandırılmasıdır. Bu ise, işlendiği iddia edilen suçun ispat edilmesi sureti ile mümkün olabilir. Suç işleyen şahıs da, doğal olarak hem kendisini, hem de işlemiş oldukları suça ait izleri gizleme yoluna gidecektir.
Bu nedenle, suçun ispatı ve yargılama sonunda verilecek hükmün yerine getirilmesini sağlamak açısından, suç işleyen kişilerin yakalanması ve suç izleri ile delillerinin elde edilmesi önemlidir.
Suçluların yakalanması, suç delilleri ile suçta kullanılan eşyanın bulunması için ise, suçluların ve delillerin aranması gereklidir. İşte polis; bu çerçevede kanunun kendisine vermiş olduğu yetkiler doğrultusunda durdurma, arama ve yakalama yetkilerini kullanmaktadır.
A. DURDURMANIN TANIMI VE NİTELİĞİ
Polisin, gözlemlediği veya kendisine ihbar edilen bir durum ve davranış hakkında yasal değerlendirme yapması beklenir. Yasal sınırlar içinde sosyal durumları, bireysel ve toplumsal davranışları anlama ve yorumlama yetenek ve yetkisi, polise çok farklı davranış çeşitlerinden en uygun olanını seçip uygulama imkanı sağlar. Bu, hiçbir şey yapmamaktan, durdurma, kimlik sorma, arama, yakalama, gözaltına alma ve zor kullanmaya kadar değişebilen bir inisiyatif kullanma esnekliğidir.
Polis, görevi sırasında şüphecilik özelliğinden yararlanarak, şüpheli gördüğü kişileri görevi sırasında durdurarak soruşturabilir. Polisin, bu uygulamasında kimlik kontrolünü yapması suçu önlemede etkili bir yöntemdir. Her ne kadar, bu kimlik kontrolleri sırasında polisin suçluları yakalaması ancak şans eseri olabiliyorsa da, polisin sık sık kontrol yaptığı bölgelerden, suçluların büyük bir hızla uzaklaştığı da bir gerçektir.1
Polisin şahısları yolda durdurarak onlara çeşitli sorular sorması ve gerektiğinde üstlerini sıvazlayarak silah araması yapmasının yasal dayanağı PVSK’nun 17. maddesindeki "polis suç işlenmesini önlemek veya işlenmiş suçların faillerini ele geçirmek için kişilerden kimliğini sorabilir" hükmüdür.2
Polisin, kimlik sorma yetkisini kullanma amacı; suça karışan şahısların kimliklerinin tespit edilmesi olduğu gibi daha önceden suç işleyen ve aranan şahısların tespit edilmesi şeklinde de açıklanabilir.
Şahsın yolda durdurularak ona sorular sorulması, yakalama değildir. Teknik anlamda arama ve elkoyma da değildir. Bu nedenle yakalama, arama ve elkoyma için kanunlarda öngörülen koşullar burada aranmaz. Polisin durdurduğu kişiden yola çıkılarak bir kriter geliştirilmiştir. ‘Polisin sorduğu soru üzerine, makul bir vatandaş oradan ayrılmaması gerektiğine inanabilecek idi ise’, polisin başvurduğu tedbir yolda durdurma ve kimlik sorma tedbiridir. Bir başka ifade ile, sadece polisin sübjektif olarak durdurma sırasında sahip olduğu maksat ve düşünce geçerli olmayıp, olayın dışa yansıması ve kişi üzerinde bıraktığı izlenim de önemlidir.3
Durdurmanın süresi amacın gerçekleşmesine bağlıdır. Yani durdurma yetkisi hangi amaçla kullanılıyorsa amaca ulaşıldığında durdurma yetkisi sona erer. Eğer GBT’den kimlik sorgulaması yapılacaksa neticenin alınmasından sonra olumsuz bir netice olmaması durumunda kişi serbest bırakılmalıdır.
1.Durdurmanın Amacı
Şüpheli kişilerin durdurulması, kimlik kontrolünün yapılması ve aranması önemli bir polislik uygulamasıdır. Önleyici amaçlı durdurma ve kimlik sormanın en önemli amaçları şunlardır:
a. Suç işleme eğiliminde olan kişilerin caydırılması: Polisin yapmış olduğu durdurma ve kimlik sorma yetkisi, özellikle hırsızlığın çok işlendiği bölgelerde uygulanmalıdır. Yapılan uygulamalarda belli kriterler göz önünde bulundurulmalıdır. Aranması gereken kriterler, arama konusu içinde ayrıntılı ele alınacaktır.
b. Aranan kişilerin yakalanması: Kolluk birimlerince, suç işlediği tespit edilen ama yakalanamayan kişilerin, çalınan veya gasp edilen kara ve deniz motorlu taşıtların ve ateşli silahların ve her türlü kimlik belgelerinin kayıtlarını tutarak ele geçirilmesini sağlamak amacıyla "Genel bilgi toplama" (GBT) faaliyeti yürütülmektedir. Kişilerin kimlik sorgulaması bu birimlerden yapılmakta, kişiler hakkında bilgiye ihtiyaç duyan güvenlik kuvvetlerine anında bilgi verilmesi sağlanmaktadır. Aranan kişilerin hangi suçtan ve hangi birimce arandığının tespiti mümkün olan bu sistemde bilgi verilerinin titizlikle girilmemesi veya verilerin güncelleştirilmemesi kişilerin mağdur edilmesine de sebebiyet vermektedir.
c. Toplumun diğer bireylerine güven duygusunun verilmesi: Polisin yapmış olduğu durdurma ve kimlik sorgulama işlemi; topluma, polisin çalışıyor izlenimini vermesi ve kendilerinin güven içinde olduğu izlenimi verilmesi açısından önemlidir. Ancak bu işlemin uygulandığı kişilerinde toplumun bireyleri olması açısından yapılan uygulamanın çok hassas bir şekilde yapılması gerekir.
d. Kişilerin kimliği ile ilgili verecekleri bilgilerin doğruluğunun ortaya çıkarılmasıdır.
2. Durdurma İşlemi Yapılırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Şahıs durdurmalarında ilk olarak kimlik sorma veya aramaya geçmeden önce karşılıklı bir iletişim sağlanmalıdır. Bu süre zarfında şahısa bazı sorular yöneltilerek olayın aydınlatılması veya şahsın amacı öğrenilmeye çalışılmalıdır. İletişim kurmanın diğer bir amacı da kimlik sorgulamasının yapılması esnasında şahsın tepkisinin öğrenilmesi veya ölçülmesi olabilir. Durdurma işlemi yapılırken dikkat edilecek hususlar şunlardır:4
a. Bir kişiyi durdurmak için haklı bir neden olmalıdır. Keyfi muamele neticesi durdurma bir hak ihlali sayılabilir.
b. Kişiye durdurulma nedeni açıklanmalıdır.
c. Durdurmaya direnç gösterilmesi halinde sahip olunan yetki hatırlatılmalıdır. Yakalanması gereken kişiler için zor kullanma olabileceği gibi bilgisine başvurulacak kişinin kimlik tespitinin yapılabilmesi için PVSK md.17’deki yetkilerin kullanılması da olabilir.
d. Yetkiye karşı gelinmesi halinde ani ve kaba davranışlardan kaçınılmalı, soğukkanlı ve profesyonel bir tavır içinde hareket edilmelidir. Kişi durdurulurken vereceği tepki veya göstereceği direnç düşünülmeli neticeye göre hareket edilmelidir.
Bunların yanında durdurma işlemi yapıldıktan sonra dikkat edilmesi gereken hususlar ise;
a. Polisin durdurduğu kişilerin kimliklerini dikkatli bir şekilde incelemesi gerekir. Kimlik belgesinin; sahte olabileceği düşünülmeli, üzerinde oynama-değişiklik yapılıp yapılmadığı, fotoğrafın kişiye ait olup olmadığı ve mühür veya soğuk damganın gerçek olup olmadığı incelenmelidir.
b. Kişilerin kimlik sorgulamaları yapılacaksa, en kısa sürede yapılmalı, eğer böyle bir imkan yok ise şahısların, mevcut olaylarla ilgili kişiler olduğu kanaati doğarsa, kimlik bilgilerinin kayıt edilmesi daha sonra şahsa ulaşmaya imkan verecektir.
c. Kişilerin uzun süre alıkonulması engellenmeli, bir an önce gerekli işlemleri yapıldıktan sonra nazik bir şekilde teşekkür edilmelidir.
d. Durdurulan kişilere potansiyel suçlu gözü ile bakılmamalı ve bu yönde tavır takınılmamalıdır. Ilımlı, ölçülü ve nazik olunmalıdır.
3. Yakalama Amaçlı Durdurmalarda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Adli işlemlere yönelik yapılacak işlemlerde yani yakalama, arama ve gözaltına alma işlemleri öncesi yapılacak durdurmalarda daha dikkatli olunması gerekmektedir. Çünkü bu tür durdurmalarda şahıs mevcut bir olayın şüphelisi olduğundan dolayı göstereceği tepki daha değişik olabilir. Bu tür konularda dikkat edilmesi gereken konular şunlardır:
a. Durdurma yerini belirlerken dikkatli olunmalıdır. Şüphelinin kaçabileceği yerlerin sınırlı, şüpheliyi kontrol altında tutma ve yakalamanın daha kolay olabileceği, diğer şahıslara zarar verme imkanının kısıtlı olduğu yerler durdurma yeri olarak tercih edilmelidir.
b. Zaman faktörü de önemlidir. İşlenilen suç zamanı ile kişilerin o vakitte orada bulunma nedenleri incelenmelidir. Gece saatlerinde yeterli personel veya destek istenmeden yapılacak durdurmalar hem personelin güvenliğini tehlikeye sokar, hem de istenen neticeye ulaşılamaz.
c. Durdurma yakalama amaçlı ise ilk temas anında sahip olunan otorite, avantaj ve kararlılık hissettirilmelidir. Görevlinin takınacağı tavır, yaklaşım ve fiziki üstünlük önemlidir.
d. Araç durdurması, trafik kurallarının ihlali veya bir suçun işlendiği, işlenmek üzere olunduğu veya içinde aranan şahıslar bulunduğu konusunda yeterli ve makul şüphe olduğunda araç durdurabilir ve yetkili merciler tarafından verilmiş karar çerçevesinde arama yapılabilir. Durdurma işleminden önce gerek kişisel emniyet gerekse neticeye ulaşılabilmesi için durdurma yeri ( viraj, kavşak, tepe arkası, ıslak ve buzlu zeminler, karanlık alanlar gibi olumsuz koşullara dikkat edilmeli) iyi seçilmelidir. Kontrolün daha iyi sağlanabilmesi için durdurulan aracın önünde değil arkasında durulmalıdır.
Durdurma işleminde dikkat edilecek en önemli husus; görevlinin kendisinin ve çevresindeki insanların emniyetini sağlamasıdır.
4. Durdurma İçin Aranması Gereken Şartlar
Suç, teorik olarak yasalarda tarif edilmiş olsa da, belirli bir olayın müdahale ve yakalamayı gerektirecek ölçülerde bir yasa ihlali oluşturup oluşturmadığına uygulamada karar verecek olan polisin kendisidir. İlgili yasa ve düzenlemelere ek olarak polisin sokaklarda, vatandaşlarla iç içeyken kazandığı deneyim ve inisiyatif kullanma yeteneği polisin en önemli başvuru ve referans kaynağıdır. Görevli polisin, polis müdahalesini gerektiren durumları anlama ve yorumlama yeteneği "sokak hissi" olarak tarif edilir.5
Kolluk hangi tip olayların anormal ve kabul edilemez olarak yorumlanması ve dolayısıyla şüphe uyandırması gerektiği ve hangi tip ve görünüşteki insanların, hangi durumlarda nerelerde bulunmasının anormal ve kabul edilemez olarak algılaması ve dolayısı ile şüpheli olarak yorumlaması gerektiği konusunda tecrübelerine müracaat eder.6
Örneğin, kolluk, kendi görev bölgesinde elinde büyük bir çuvalla gece saat 21.30’da yanından geçen o bölgede yaşayan bir kişiyi durdurmak için makul şüphe olmadığını düşünürken aynı kişiyi gece 01.30’da durdurmasını gerektiren makul şüphenin olduğunu düşünebilir. Eğer söz konusu kişi ile karşılaşılan yer hırsızlık suçunun çok işlendiği bir bölge ise kolluk saat 21.30’da da o kişiyi durdurup çuvalın içindeki eşyanın cinsini öğrenmek için gerekli şüphenin varlığı kanaatine ulaşabilir. Kişilerin belirli zamanlarda belirli yerlerde bulunulmasının anormal ve normal kabul edilmesinin yanı sıra kişilerin, yaşı, kılık ve kıyafeti, herhangi bir soru sorulduğunda veya durdurulduğunda gösterecekleri tepkinin boyutu da kolluktaki şüphenin algılanmasında ve yorumlanmasında kullanılan olgulardır.7
Amerika Birleşik Devletleri’nde verilen önemli ceza hukuku mahkeme kararları arsındaki Terry davasında mahkeme, polis memuru makul ölçüler çerçevesinde kendi tecrübeleri ışığı altında, suç fiilinin yapıla geldiğinin ve bu fiile ilişkin kişilerin de silahlı ve tehlikeli olacağına dair çıkarımda bulunursa, bu kişileri durdurabilir ve kendini tanıttıktan ve makul sorgulama yaptıktan sonra şüpheleri hala geçmemişse bu kişilerin giysilerini silah bulma amacıyla dikkatli ve belirli sınırlar içinde arayabileceğini kabul etmiştir.8
B. ARAMANIN TANIMI VE NİTELİĞİ
Arama; saklanan bir kişinin veya gizli tutulan bir eşyanın önleme veya adli amaçlarla meydana çıkarılması için yapılır. Adli arama, şüpheliyi ve suç delillerini ele geçirmek amacı ile bir kimsenin meskeninde, etrafı çevrili yerlerinde ve kişinin üzerinde yapılan bir işlemdir.9
Kişinin gizli tutmadığı ve kendi isteği ile alenileştirdiği şeyler koruma kapsamında değildir. Aramada temel iki şart vardır.
1. Aranan şeylerin suç ile bağlantılı olması
2. Bu şeylerin aranacak olan yerlerde bulunduğundan şüphelenmesi.
Anayasamıza göre, herkes kişi hürriyet ve güvenliğine, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Bu hususlarda genel sınırlandırma sebepleri istisnai durum olarak gösterilmiştir. Hakim kararı olmadıkça veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de yetkili merciin yazılı emri bulunmadıkça kişilerin üstü, eşyası ve konutunun aranamayacağı hükme bağlanmıştır.
Avrupa insan hakları Sözleşmesinin 8. Maddesinde ‘herkes, özel yaşamına, konut ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir’ hususu ile özel hayat koruma altına alınmıştır. Ayrıca kanunla sınırlanabilen alanlar gösterilmişti.10
Kamu makamlarının, bireylerin özel ve aile yaşamına, konutuna müdahale edebilmesi üç şartın gerçekleşmesine bağlıdır. (a). Kısıtlayıcı tedbirlerin kanunla düzenlenmiş olmalıdır, (b). Kanunda yer alan müdahale "meşru bir amaca" yönelik olmalıdır, (c). Müdahale teşkil ettiği iddia edilen işlemin ‘demokratik bir toplumda gerekli’ bir nitelik taşıması önemlidir.11
Sözleşmenin 8. maddesinin a-çıklamasından anlaşılıyor ki bu hakların kullanılmasında yasal bir müdahale, ancak belli bazı hallerde yapıldığı zaman meşru sayılmaktadır. Ayrıca yukarıda belirtildiği gibi, bu haklara getirilecek her kısıtlamanın, güdülen amaçla orantılı olması gerekir.12
Avrupa insan hakları Sözleşmesinin 8. Maddesinde ‘özel hayat’ tanımı yapılmamıştır. Ancak komisyona göre, özel hayat ‘yabancı gözlerden uzak yaşama’ hakkından daha geniş olup, bireyin kendi kişiliğini geliştirmek, duygusal ilişkiler kurmak hakkını da kapsar.13
1. Önleme Araması
Polisin, devriye görevi sırasında şüpheli kişi olarak nitelendirdiği kişilere kimlik sorması, bazı durumlarda üstlerini araması da suçu önleme faaliyetlerindendir. Bu tür önleme faaliyetleri aslında insan haklarını, kişi hak ve özgürlüklerini sınırlamaktadır. Bu tür sınırlamalar ise ancak kanunla yapılabilir. Polis, bu işlemleri yaparken zorunlu hallerde bu yetkisini kullanmalı, zorunlu olmayan hallerde sınırlama yapmamalıdır. Kişinin ve toplumun çıkarları arasındaki denge burada korunmalıdır.14
Polise, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde arama yetkisi verilmiştir. Polis tedbiri olarak başvurulan aramanın amacı, kamu emniyetini ve kamu düzenini tehlikeye sokan kişi veya eşyaları bulmak, onları polisin koruması altına almaktır.
Önleme araması PVSK md. 9’da; Polis, kamu düzenini ve anayasal hak ve özgürlükleri korumak bakımından zorunlu ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, somut olay ve gereksinimler için her seferinde yeniden verilecek emirle; Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapıldığı yerde veya yakın çevresinde, meslek kuruluşları ya da sendikaların genel kurul toplantılarının yapıldığı yerin yakın çevresinde, halkın topluca bulunduğu veya toplanabileceği yerlerde, üniversite, bağımsız fakülte veya bağlı kurumlarının içinde, bunların yakın çevrelerinde ve giriş çıkış yerlerinde, umumi ya da umuma açık yerlerde veya öğrenci yurtlarında veya eklentilerinde, yerleşim yerlerinin giriş ve çıkışlarında, her türlü toplu taşıma veya seyreden taşıt araçlarında, suçun önlenmesi amacıyla kişilerin üstlerini, araçlarını, özel kağıtlarını ve eşyasını arar, suç unsurlarına el koyar, evrakıyla birlikte C.Savcılığına tevdi eder. Hükmü gereğince yerine getirilir.
Arama emri normalde hakim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amirin vereceği yazılı emir ile olur. Ancak bununla birlikte PVSK’nın 20. maddesinde polise; imdat istenmesi, büyük tehlikelerin haber verilmesi ve ağır cezalık bir suçun işlenmesine ve devamına engel olunması için konut ve işyerlerine girme yetkisi tanınmıştır.
2. Önleme Aramasının Şartları
Polisin önleme amacıyla arama yapabilmesi için bazı şartların oluşması gereklidir.15
a. Üzeri aranacak olan kişinin PVSK’na göre ve diğer kanunlara göre bir özgürlük kısıtlamasına tabi tutulabilmesi mümkün olmalıdır.
b. Polisçe muhafaza altına alınabilecek eşyaları taşıdığını kabul etmeyi haklı gösteren olaylar bulunmalıdır.
c. Kişinin serbest iradesinin mevcut olmadığı veya yardıma muhtaç bir durumda bulunduğu açıkça belli olmalıdır. Polis, yol kenarında baygın bir şekilde yatan kişinin üzerini arayarak kimliğini tespit edebilir.
d. Eşya üzerinde arama yapılabilmesi, öncelikle yukarıda üstü aranabilecek kişilerin yanında bulundurdukları eşyalar bakımından kabul edilmiştir. İçinde arama yapılacak araç, ya sanığı veya suç eşyasını taşıyan bir araçtır veya olayı aydınlatacağı umulan bir vasıta olup plakası önceden tespit edilmiştir. Kontrol noktaları kurulmuş ise gerekli iznin alınması ile suç şüphesine bağlı olmadan arama yapılabilir.16
e. Anayasamız, kişi özgürlüklerini korumak amacı ile konut dokunulmazlığını kabul etmiştir. PVSK 20. maddesine göre polisin konuta girebilmesi ve arama yapabilmesinde mevcut veya önemli bir tehlikenin önlenmesi amacını şart koşmuştur.
3. Adli Arama
Kamu davasının açılabilmesi için, öncelikle suç fail ve delillerin ele geçirilmesi gerekir. Kişi ve konut özgürlüğünü kısıtlayan bir yapıyı bünyesinde taşıdığından, yasanın öngördüğü hallerde yapılmalıdır.17
Adli arama, ceza yargılamasını amacına ulaştırmak için, suç şüphesi altındaki kişilerin, suç delillerinin ve müsadereye tabi eşyaların ele geçirilmesi maksadı ile kişilerin meskeninde ve etrafı çevrili sair mahallerde, kişilerin üzerinde ve eşyasında yapılan araştırma işlemine denilir.18
Aramadaki amaç, suç işlediğine şüphe edilen kişinin yakalanması ya da bulunduğu umulan suç delillerinin ele geçirilmesini sağlamaktır. Gerek "şüphe" gerekse "umulma" duyguları olumlu nedenlere dayanmalıdır. Bu nedenle bulunup bulunmadığının takdiri hakime, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise C. Savcısına aittir. Arama için kişinin bir suçu işlemesinden başka suça katılması veya yataklık etmesi şüphesi de yeterlidir.19
4. Aramada Şüphe Kavramı
Çeşitli ceza muhakemesi işlemleri için değişik aralıkta şüphenin niteliğinin belirlenmesi gereklidir. Örneğin, hazırlık soruşturmasına başlanması için basit şüphe, kamu davasının açılması için yeterli şüphe gerekli iken, tutuklama gibi bir tedbire başvurmak için ise kuvvetli şüphe aranmaktadır. Ancak, arama ile ilgili CMUK 94. maddesinde yalnızca "şüphe" ibaresi kullanılmış, fakat bu şüphenin derecesi ve nasıl bir şüphe olması gerektiği belirtilmemiştir.20
Basit şüphe sonucu, kolluk kişinin üstünü ve evini arama, kendisini yakalama ve gözaltına alma yetkileri olmamakla birlikte, var olan şüphenin doğruluğunu araştırmak için, o kişinin hal ve hareketlerini gözlemleme ve ihtiyaç duyması halinde kendisi ile konuşma yetkisi vardır.21
Makul şüphe, hukukumuzda durdurma, arama ve elkoyma gibi yakalama öncesi yakalamaya hizmet eden kolluk yetkilerinin kullanılmasının temel şartıdır.22 İhbar üzerine polisin harekete geçerek bilgi toplaması mümkündür. Ancak ihbarın makul şüphe kaynağı olabilmesi için bu ihbar veya şikayeti destekleyen emarelerin mevcut bulunması gerekir.23
Makul şüphe, sadece ihbarda bulunan bir kişinin verdiği bilgiden kaynaklanıyorsa bu takdirde iki nokta önem kazanır.Bunlar, bilgi veren kişinin güvenilir olduğunu gösteren ve olayın bütünlüğü içinden çıkan sebepler ile bilgi veren kişinin verdiği bilgilere ilişkin yan gerçeklerdir. Bununla birlikte, verilen bilginin detaylı olması ve olayın bütünlüğü içerisinde makul şüpheyi doğuracak nitelikte olması gereklidir.24
Kolluğa devamlı olarak bilgi sağlayan ve verdiği bilgiler hep doğru çıkan bir şahsın yaptığı ihbar sırasında verdiği bilgiler ismi verilen kişinin araştırılan suçu işlediği yönünde makul bir şüphe oluşturabilir. Ve bu kişiden, örneğin, (A) isimli şahsın ruhsatsız silah taşıdığı ihbarı alınsa (B) ile birlikte yürüyen (A), aranmak için durdurulabilir. Fakat silahın (A) tarafından (B)’ye verilmiş olma ihtimaline binaen kolluk, (A)’nın araması tamamlanıncaya kadar (B)’nin yanlarından ayrılmamasını isteyemez. Çünkü (A)’nın üzerinde silah çıkmasa bile (B)’nin silah taşıdığına dair kolluğun elinde aramayı haklı kılacak sebep mevcut değildir.25
Bununla beraber, geceleyin geç bir saat de sokakta dolaşan bir kişinin kolluğun kafasında oluşan hırsız tiplemesine uyması o kişinin hırsız olabileceği yönünde makul bir şüphe oluşturmaz ve o kişinin durdurulması ve aranması için yeterli değildir. O bölgede de hırsızlık olaylarının çok işleniyor olması faillerinin genelde yakalanamaması, dolaşan kişinin gayesiz bir şekilde dolaşıyor olması ve elinde eşya taşımaya yarayan bir çantanın bulunması gibi ek bazı faktörlerin varlığına gerek vardır.26
Olayla karşılaşan polis, makul şüphenin bulunup bulunmadığı konusundaki kararı, kendi takdir yetkisini kullanarak verir. Ancak bu konuda verilen bireysel karar, daha sonra delilin, hukuka aykırı olduğu iddiası söz konusu olursa, hakim tarafından değerlendirmeye tabi tutulacaktır.27
5. Aramada Hakim Kararı
Kişinin temel anayasal hakları olan kişi haysiyeti ve dokunulmazlığı, konut dokunulmazlığı ile özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğinden dolayı kural olarak aramaya karar verme yetkisi hakimindir. Hakimden başkasının arama kararı verme yetkisi yoktur. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise, cumhuriyet savcısı ve savcı yardımcısı durumunda bulunan zabıta amir ve memurları, arama kararı değil, arama emri verebilir.
Arama kararı yetkisi, hakime verilmiş olmakla birlikte, bu hakimin hangi hakim olduğu kanunlarımızda belirtilmemiştir. Kanunlarda çözümü olmayan bu sorun, genel görev kuralları çerçevesinde çözülmüştür. Arama kararı verme yetkisinin hazırlık soruşturması aşamasında sulh hakimine, son soruşturma safhasında ise ilgili mahkemeye ait olduğu kabul edilmektedir.28
Arama kararının verilmesi için hakimden bir istekte bulunulması gerekir. Bu isteği savcı yapacaktır.
Hakim tarafından verilen arama kararlarında suç şüphesi ve aranan delil gösterilmelidir. Hakimin arama kararını verebilmesi için aramanın Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu 94. ve 96 . maddelerindeki düzenlenen şartlara uygun olması ve ilgilinin arama yapılmasına razı olmaması şartı vardır. Bu şartlar varsa aramaya karar verme yetkisi hakimindir.29
Aramaya karar verecek olan makamın bağımsız ve tarafsız olması şartının yanı sıra "makul şüphe"nin mevcut bulunup bulunmadığı konusunda hüküm verebilecek durumda olması gerekir. Arama kararı verilmesinden sonra geçecek zaman süreci önemlidir. Zira aradan geçen zaman süreci içinde makul şüphe ortadan kalkmış olabilir. Bu yüzden arama kararlarında zaman şartı aranmalıdır. Örneğin arama yapılabilmesi için kararın verildiği tarihten itibaren belirli bir süre belirtilerek, aramanın bu süre zarfında yapılması istenmelidir.30
Arama kararında arama yapılacak olan yerin adresi tam olarak belirtilmelidir. Kişi ile ilgili arama kararlarında kişinin adı ve kişisel bilgileri yer almalıdır. Arama kararı, nelerin veya neyin aranacağını, hangi suç nedeni ile arama yapıldığını, aranacak yerlerin nerelerin olduğunu, hangi zamanda veya zaman dilimleri içinde yapılacağı açık, net ve mümkün olduğu kadar ayrıntıları ile belirtilmelidir. Aksi takdirde usulsüz arama söz konusu olup, bu tür arama ile elde edilen delillerin hukuka aykırılığı gündeme gelir.31
6. Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hallerde Arama Emri
Anayasamız, hakimden başka merciin hangi şartlarda arama emri verebileceği hususunu da düzenlemiştir. Yetkili merciin arama emri verebilmesi için milli güvenlik veya kamu düzeni bakımından gecikme halinde sakınca bulunmalıdır. Yani hakimden karar alıncaya kadar geçecek süre içerisinde arama yapılamaz duruma düşülmelidir.32 Gecikme ve zarar, hakime gidilip karar alınması için, geçecek süre içinde aramanın güçleşmesi, olanaksız hale gelmesi veya elde edilmek istenen amaca ulaşmanın imkansız hale gelmesidir.33
Gecikmesinde sakınca bulunan haller, derhal müdahale edilmediği takdirde korkulan zararın meydana gelmesi ihtimalinin varlığını haklı bir surette kabul ettirecek somut ve fiili unsurlarla belirtilen bir tehlikenin bulunması gereken hallerdir. Hangi hallerde gecikmesinde sakınca ya da tehlikenin bulunduğu kanun koyucu tarafından tespit edilmiş ya da bunun varlığı için ölçütler konulmuş olabilir. Ancak, kolluk faaliyetlerinin özelliği sebebi ile gecikmesinde sakınca bulunan bu hallerin nelerden ibaret olduğunun kanun koyucu tarafından önceden öngörülebilmesi mümkün değildir. Bu hallerin tespiti bakımından kolluk yetkililerin takdir yetkisi bulunmaktadır.34
Anayasa 20. madde üzerinde yapılan son değişiklik ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, hem suçun işlenmesini önlemek, hem de işlenmiş bir suçun failini yakalamak için arama işleminin yapılabilmesi yazılı emir şartına bağlanmıştır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, yazılı emri verecek olan makamlar, adli amaçlı aramalarda savcı ve kolluk amirleri, önleme amaçlı arama işlemlerinde ise mülki amir olarak belirlenmiştir. Bu mercilerce verilen arama emirleri yirmi dört saat içinde görevli hakimin onayına sunulmalıdır.35
Amerikan Yüksek Mahkemesinin arama konusunda vermiş olduğu kararları genel kıstaslar açısından değerlendirilirse; Vale davasında, polis şüpheliyi başka bir suçtan dolayı yakalamak üzere evine gelmiştir. Bu sırada uyuşturucu madde sattığı anlaşılan şüpheliden başka bir şahıs mal almak için evin önüne gelmiş ve polis tarafından evin önünde yakalanmıştır. Şüphelinin üzerinde uyuşturucu madde çıkmış ve polis evde başka uyuşturucu paketlerinin olduğunu düşünerek arama yapmıştır. Yalnız bu aramada hakim kararı alınmamış ve şüphelinin rızası da sorulmamıştır. Yüksek Mahkeme Vale davasında vermiş olduğu kararda bu olayda polisin hakim kararı olmadan arama yetkisinin doğmadığına karar vermiştir. Kullanılan ölçüt şudur: Emarelerin yok olabileceğine veya bulundukları yerden başka bir yere götürülmesine dair olgu yoktur. Olayda hakim kararı alınana kadar eve giriş ve çıkış önlemleri alınmalı ve hakimden karar alındıktan sonra arama yapılmalıdır.36
İçinde uyuşturucu madde gibi suç eşyası bulunduğundan şüphe edilen bir otonun durdurulması ve aranması konusunda makul şüphe kavramı daha geniş yorumlanmaktadır. ABD Yüksek Mahkemesinin Chadwick davasında verdiği karara göre araç ve içindekiler topluma, kamuya açık olan yollarda dolaşmakta ve böylece alenen herkes tarafından görülebilmektedir. Bu nedenle araç içerisinde yolculuk eden şahısların özel hayatlarının korunması bakımından daha az bir beklenti içerisinde oldukları var sayılır. Ancak buna karşılık şahıslar ile otonun kapalı yerlerinde ve içindeki çantalarda yapılacak aramalarda genel kurallar geçerlidir. Sadece gecikmesinde delilin kaybolması veya yok olması tehlikesi varsa, hakim kararı olmadan çantanın içi aranabilir. Oto içindeki şahsın bir suç emaresi taşıdığı gerekçesi ile durdurulduğu düşünülürse, bu takdirde şahsın üzeri de aranabilecektir.37
Ağır cezalık meşhut suçlarda polisin eve girme yetkisi daha geniştir. Yüksek Mahkeme Payton davasında şu kriterlerden yola çıkmıştır. İşenen suçun cebir yoluyla işlenen bir cürüm olması, şüphelinin silahlı olduğundan korkulmasını gerektiren sebeplerin mevcut olması, sanığın suç işlediği konusunda belirgin ve açık bir şüphe bulunması, şüphelinin aranacak evin içinde bulunduğunu gösteren emarelerin olması ve hemen yakalanmadığı takdirde şüphelinin kaçmasından korkulması. Bu şartları taşıyan hallerde polisin içeridekilerin rızası olmadan ve hakim kararı olmadan eve girerek arama ve yakalama yapabilir.38
7. Aramaya Rıza Gösterilmesi Durumu
Aramaya maruz kalan kişinin aramaya rıza göstermesi durumunda hakim kararının alınmasına gerek yoktur ve rıza üzerine yapılan arama sonucu elde edilen deliller hukuka aykırı olmaz. Hukuken geçerli bir arama rızası verildiği takdirde, polis arama kararı olmadan ve suç işleme konusunda makul bir şüphe olmadan arama yetkisi kazanır. Burada önemli olan rızanın serbest iradeye dayanmasıdır. En önemli şart, kişinin sahip olduğu hakları bilmesi ve polisin arama isteğini ret edebileceğini bilmesidir.39
Verilen rızanın geçerli olup olmadığı bakımından şu noktalar önem kazanır.40
a. Şüphelinin eğitim ve zeka durumu,
b. Akıl hastası veya sarhoş olup olmadığı,
c. Rızasını açıkladığı esnada yakalama işleminin yapılıp yapılmadığı,
d. Yakalama esnasında kendisine yasal zor kullanma uygulanıp uygulanmadığı veya ellerine kelepçe takılıp takılmadığı,
e. Evinde arama izni verirken tereddüt edip etmediği.
Bu hususlar göz önünde tutularak, verilmiş olan rızanın hukuken geçerli olup olmadığı hakim tarafından değerlendirilebilir. Rıza yoksa işlem ve delil hukuka aykırıdır. Arama konusunda verilen rızanın kapsamı da önemlidir. Rızaya dayanan aramada başka bir suçun emaresi ortaya çıkar ve o delile el koyma bakımından gecikmede tehlike şartı da varsa, buna hukuka uygun bir şekilde el konulabilir.
8. Arama Sayılmayan İşlemler
Kişinin konut dokunulmazlığını yanı sıra kişilik hakları ve özel hayatı da yasalarla koruma altına alınmıştır. ‘Kişinin gizli tutmadığı ve kendi isteği ile alenileştirdiği şeyler’, koruma kapsamında değildir. Ancak, gizli tutmak istediği takdirde, aleni bir yerde olsa, bu isteği Anayasa ile korunur. Ayrıca özel hayatın gizliliği İHAS md.8 ile de korunur. Hangi hallerde yapılan işlemler arama sayılmayacağını şu şekilde sıralayabiliriz:41
a. Memurun gözle gördüğü, koklayarak, algılayarak veya işiterek varlığını anladığı suç emareleri arama kavramının dışında kalır. Mesela otomobilin koltuğunda silah görmesi ve buna el koyması arama sayılmaz. Arama, gizli ve saklı olan bir şeyin ortaya çıkarılması için yapılan bir faaliyettir.
b. Terk edilmiş evlere girmek veya apartmanlarda müşterek ortak kullanım alanlarına girmek arama sayılmaz. Bahçeye girmek arama sayılır ama girmeksizin bakmak arama sayılmaz.
c. Yasaların izin verdiği hallerde polisin bir aracı durdurarak dışarıdan incelemesi arama sayılmaz. Polis, içeriye bakarak gördüğü emareleri değerlendirebilir. Buna karşılık, aracın içine girerek emare elde ederse bu bir arama işlemidir.
d. Kişinin terk ettiği çöp vs. üzerinde delil aranması arama sayılmaz. Polis şüphelendiği kişiyi izlemesi arama sayılmaz. Polisin şüphelendiği kişinin bıraktığı izleri, yaptığı davranışları ve kimlerle ilişkide bulunduğunu izlemesi yaygın bir araştırma metodudur. Ancak, gözle takip edilmesi mümkün olmayan yerlere girdiği takdirde elektronik yoldan izleme hukuka aykırı olur.
9. Aramada Keyfilik
Özel hayatın ve konutun dokunulmazlığı kişinin temel haklarındandır. Zorunluluk nedeniyle konut ve eklentisinde, eşyaları ve kendisi üzerinde arama yapılması imkanı tanınmıştır. Bu nedenle aramanın yöntemince yapılması ve keyfi olmaması gerekir.42
CMUK arama işleminin denetimi konusunda özel bir hüküm sevk etmiş değildir. Bu durumda söz konusu işlemin denetimi genel esaslara tabidir. Aramanın hukuka aykırı olması bazı durumlarda cezai sorumluluğu gerektirebilir. TCK m. 183’e göre "kanunda yazılı hallerin haricinde bir kimsenin üzerini aramak için emir veren yahut bizzat arayan memur altı aya kadar hapsolunur". Bu maddede sadece kişilerin üzerinde yapılan hukuka aykırı arama söz konusudur. Şayet kanunda yazılı hallerin haricinde bir kimsenin, örneğin konutunun aranması için emir veren veya bizzat arayan memurun fiili TCK m. 228 veya 194’de öngörülen suça göre değerlendirilebilir.43
SONUÇ
Polisin görevi insan haklarını korumaktır. Bu görevini yerine getirmesinde kendisine yardımcı olan hukuk kurallarını tatbik ederken, meslek tecrübesini de kullanır. Ancak tecrübe kuralı ile hukuk kuralları birbiri ile çatışmamalıdır. Bu alanda meydana gelen çatışmalar hukuka aykırılık oluşturur.
Polis görevi sırasında rasgele kimlik sorarsa bu "kanuni" olmakla beraber haklı olmayacaktır. Sanık bile sayılamayacak sokaktaki insana, haklılık söz konusu olmadıkça yani o kişi şüphe uyandırıcı bir tutum ve davranış içinde değilse, polis kimlik sormamalıdır. Kaldı ki, hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphe bulunan kişinin, sanığın hakim karşısında bile susma hakkı bulunmaktadır. Kişinin polise karşı da aynı hakkı kullanacağı düşünüldüğünde müeyyidesi ne olur? TCK 528. maddesinde "bir memura vazifesini yaptığı esnada şahsi vasıflarını (kimliğini) beyandan imtina edenler hafif para cezası cezalandırılır" hükmü mevcuttur. Neticede şahıs başka bir ilden geldiğini ve kimliğini kaybettiğini ve kendisinin (A) şahsı olduğunu beyan ederse, herhangi bir kaydına da rastlanmadıysa müeyyidesi ne olacaktır? Her ne kadar, yerli yersiz şahısların durdurularak kimlik kontrolünün yapılması kanuni olsa da, elde edilecek netice öngörülmeli, kişi hak ve özgürlüklerinin ihlalinden kaçınılmalıdır.
Anayasada yapılan son değişikliklerin polis tarafından ne anlama geldiği bilinmediği gibi özellikle durdurma yetkisinin çok sık bir şekilde, amacına hizmet edecek şekilde kullanılmaması da sıkıntıları gündeme getirecektir. Bunun aksi de mümkün olabilir. Nerede, ne zaman hangi yetkilere haiz olunduğu bilinmeden yapılan bir görev anlayışında da güvenlik sıkıntısı meydana gelecektir.
Suçların önlenmesi ve ortaya çıkarılması ve kamu düzeninin korunması amacıyla kişilerin ve araçların kontrolü ve gerektiğinde aranması, polisin temel görevlerindendir. Bununla birlikte masum kişilerin kontrol edilmesi ve aranması olayı, polisle halk arasındaki ilişkilerin olumsuz yönde etkilenmesine sebep olabilir. Neticede polis görevini yaparken gerekli titizliği göstermezse halkın desteğini kaybedebileceği gibi, saygınlık ve güven duygularının da azalmasına sebep olabilir.
Polisin, herhangi bir suç duyurusu olmaksızın, şüpheli bir kişinin tanımına uymaksızın ve her hangi bir suç belirtisi olmaksızın kişileri durdurması ve kimlik sorması toplumun bireyleri açısından düşünülürse rahatsız edici bir durum olarak değerlendirilmelidir. Hiç kimse kendisine adres sorulması için durdurulmasından veya anket mahiyetinde bilgi alınması için durdurulmaktan rahatsız olmaz, ancak polisin bir kişiyi durdurmasındaki; otoriter tavır, sesindeki emredici ton ve toplumun o kişi hakkında "acaba ne yaptı?" düşüncesi nedeni ile huzursuz olacağı düşünülmelidir.
Durdurulan kişilere de davranış ve yaklaşım tarzı çok önemlidir. Ancak bu işlemin çok sık bir şekilde yapılması ve bir an önce kişinin kimlik tespitinin yapılıp gönderilmesi düşüncesi polisin davranış ve yaklaşım tarzı belirleyememesine neden olmaktadır. Bazen kimlik göstermeyen kişilerle karşılaşıldığını bu gibi durumlarda ise şüphe unsuru aranmadan yapıldığı için kişilerin haklı konumuna geçerek polisin otoritesinin zayıfladığı görülmektedir. Neticede, kimlik sorgulaması faaliyeti, durdurulan şahısların daha çok kendi halinde ve hak arama duygusunun gelişmediği kişiler üzerine yönelmektedir. Uygulamada olumsuz tepkinin asgari seviyede olması için mutlaka durdurmanın polis açısından haklı sebepleri bulunmalıdır.
Polis, arama yetkisini bilmemektedir. Bunun neticesinde kullanmamaktadır. Yapılan kanuni düzenlemeler sonucunda, arama emrinin yazılı hale getirilmesi emir vermeye yetkili mercilerin bu yetkiyi hiç kullanmamasına yol açmaktadır. Çünkü kimse sorumluluğu paylaşmak istememektedir. Bu uygulamanın genele yayılması diğer taraftan hakim kararı alma uygulamasının yapılmaması aramayı imkansız hale getirmektedir. Polis sadece suçüstü halinde ve yakalama amaçlı arama yapmaktadır.
Neticede; durdurma yetkisinin sınırsız kullanılması ancak arama yetkisinin sınırlı veya hiç kullanılmaması polisin can güvenliği açısından sıkıntı oluşturacak bir sistem uygulamasıdır. Polis kimi, ne zaman ve nerede durduracağını, hangi şartlarda arama yetkisini kullanabileceğini bilmelidir.
*Başkomiser, Güvenlik Bilimleri Enstitüsü, Suç Araştırmaları Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi
KAYNAKLAR
Çiçekli, Bülent ve Eryılmaz, M. Bedri, "Son Anayasa Değişikliği Üzerine Düşünceler" Ankara Barosu Dergisi, 2002-1, s. 33-90
Demirbaş, Timur, 2001 "Oto Durdurma, Arama ve Anayasa" Ceza Hukuku Reformu , s. 43-47, İstanbul: Beta
Eryılmaz,M. Bedri, "Kolluğun yetkileri açısından CMUK ile Yeni CMUK Tasarısının Düşündürdükleri" Ankara Barosu Dergisi, 2000-1, s. 47-96
Geleri, Aytekin, 2003, "Önleyici Polislik" Ankara: Seçkin
Kalabalık, Halil, 2000, " İdarenin Kolluk Faaliyetleri Karşısında İnsan Haklarının Durumu ve Korunması" , Türkiye’de İnsan Hakları, Ankara: TODAİ Yayınları
Kanuni Metinler Dizisi, 2003, Ankara: Beta
Kaymaz, Seydi, 1997, "Ceza Muhakemesinde Hukuka Aykırı Deliller" Ankara: Seçkin
Kunter, Nurullah, 1975, "Ceza Muhakemesi Hukuku", İstanbul: Sermet
Kunter, Nurullah- Yenisey, Feridun, 1998, "Ceza Muhakemesi Hukuku" İstanbul: Beta
Kunter, Nurullah- Yenisey, Feridun, 2000, "Arama, Elkoyma ve İletişimin dinlenmesi" İstanbul: Beta
Kuntbay, İhsan, 1985, "İnsan Hakları ve Polis" Ankara: TODAİ yayınları
Malkoç, İsmail-Güler, Mahmut, 1998 "Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu" Ankara: Adil
Öztürk, Bahri ve diğerleri, 2000 "Ceza Muhakemesi Hukuku" Ankara: Seçkin
Safa, Reisoğlu, 2001, "Uluslar arası boyutlarıyla İnsan Hakları" İstanbul: Beta
Savaş,Vural ve Mollamahmutoğlu, Sadık, 1995 "CMUK Yorumu" Ankara: Seçkin
Sokulu-Akınca, Füsun, 1991, "Polis-Halk İlişkiler" İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 1991 Cilt: LIII, Sayı: 1-4,
Yenisey, Feridun, 1993 "Hazırlık soruşturması ve polis" İstanbul: Beta
Yaşar, Osman, 1998, "Açıklamalı İçtihatlı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu" Ankara:Yetkin
Yurtcan, Erdener,1995, "CMUK Şerhi" İstanbul: Alfa
1Sokulu-Akınca, Füsun, "Polis-Halk İlişkiler" İstanbul: 1991, s. 94
2Demirbaş, Timur, 2001 "Ceza Hukuku Reformu", İstanbul: 2001 s. 45
3 Kunter, Nurullah- Yenisey, Feridun "Arama, Elkoyma ve İletişimin dinlenmesi" İstanbul : 2000 s.54
4Geleri, Aytekin, "Önleyici Polislik" Ankara: 2003 s. 111
5Geleri, a.g.e. s. 110
6Eryılmaz,M. Bedri, "Kolluğun yetkileri açısından CMUK ile Yeni CMUK Tasarısının Düşündürdükleri" Ankara Barosu Dergisi 2000-1, s. 75
7Eryılmaz, 2000/1. s. 75
8Kunter- Yenisey, 2000, s. 51
9Öztürk, Bahri ve diğerleri, "Ceza Muhakemesi Hukuku" Ankara: 2000 s. 600
10Bkz. Anayasa md.19,20 ve 21
11Safa, Reisoğlu, "Uluslar arası boyutlarıyla İnsan Hakları" İstanbul: 2001, s. 88
12Kuntbay, İhsan, "İnsan Hakları ve Polis" Ankara: 1985
13Kunter, Nurullah- Yenisey, Feridun "Ceza Muhakemesi Hukuku" İstanbul: 1998 s. 678
14Sokulu-Akınca, Füsun, "Polis-Halk İlişkiler" İstanbul: 1991, s. 95
15Yenisey, Feridun, "Hazırlık soruşturması ve polis" İstanbul: 1993 s. 154
16Kunter- Yenisey, "Arama, Elkoyma ve İletişimin Dinlenmesi" s. 9
17Malkoç,İsmail ve Güler, Mahmut "Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu" Ankara: 1998 C.1, s. 438
18Yurtcan, Erdener, "CMUK Şerhi" İstanbul: 1995, C. 1, s. 736
19Yaşar, Osman, "Açıklamalı İçtihatlı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu" Ankara: 1998 C. 1, s. 478
20Kaymaz, Seydi " Ceza Muhakemesinde Hukuka Aykırı Deliller" Ankara: 1997 s. 138
21 Eryılmaz, 2000/1, s. 72
22a.g.e. s. 73
23Savaş,Vural ve Mollamahmutoğlu, Sadık "CMUK Yorumu" Ankara: 1995, C. 1, s. 618
24Kunter- Yenisey, 2000, s. 38
25Eryılmaz, 2000/1, s. 74
26a.g.e. s. 74
27Kunter-Yenisey, 2000, s. 39
28Kaymaz, 1997, s. 144
29Kunter- Yenisey, 2000 s. 58
30Savaş- Mollamahmutoğlu, 1995, s. 621
31Malkoç- Güler, 1998 s. 443
32Kunter, Nurullah, "Ceza Muhakemesi Hukuku" İstanbul: 1974, s. 757
33Malkoç- Güler, 1998, s. 443
34Kalabalık, Halil, " İdarenin Kolluk Faaliyetleri Karşısında İnsan Haklarının Durumu ve Korunması" Ankara: 2000, s. 319
35Çiçekli, Bülent ve Eryılmaz, M. Bedri " Son Anayasa Değişikliği Üzerine Düşünceler" Ankara Barosu Dergisi, 2002/1 s. 43
36Savaş- Mollamahmutoğlu, 1995, s. 627
37Kunter-Yenisey, 2000, s. 50
38Savaş- Mollamahmutoğlu, 1995, s. 624
39Kaymaz, 1997, s. 145
40Kunter- Yenisey, 2000, s. 52
41Kunter, Nurullah- Yenisey, Feridun "Ceza Muhakemesi Hukuku" İstanbul: 1998 s. 678-679
42Yaşar, Osman, 1998, s. 479
43Öztürk, Bahri, 2000, s. 607
http://www.egm.gov.tr/StratejiGelistirmeDB/dergi/34/yeni/web/Yasar_COR.htm