Gözlerine bakıyorum, belki bir gün gelmezsin. Bu güne kadar gelenlerin gözlerinde aradığım ama bulamadığım vefayı, sevgiyi arıyorum. Sende mi onlar gibisin yoksa. Sende mi onlar gibi ardında ne bıraktığının verdiğin o azıcık sevginin ufak yüreğimde nasıl yer ettiğinin farkında değilsin. Biliyorum bir gün sende, sizlerde gideceksiniz ve ben bizler alışık olduğumuz terkedilmişlik duygusunu bir kez daha tadacağız. Alıştım artık bu karmaşık duygulara, gel gitlere. Yalnız bırakıldığım terk edildiğim bu sahiplenilmeyen hayatıma. Benden bizden sağlıklı düşünmeyi, vatana millete faydalı bir birey almamı bekliyorsun. Yanılıyorsun. Eğer sende bizleri sevilmeye muhtaç bir obje gibi görüyorsan yanılıyorsun. Bu rotasız sahipsiz yol göstereni olmayan bu hayat düzeninde bu değerlerle hiç tanışmadım
Bir grup abi geçenlerde yuvamıza geldi. Her zaman yaptığımız gibi günü onlarla geçirerek hayatımıza bir artı daha attık. Ağabeyin bir geçen hafta kız kardeşine hediye aldığı kitaptan bahsetti. Bir anda gözlerim doldu ve ağlayarak yatağıma koştum. Baş ucuma gelen bir tanesi beni teselli etmeye çalıştı ama nafile.
“Çünkü benim hiç bana kitap hediye eden bir abim olmadı.”
Daha niceleri var ne anne şefkati ne abi sevgisi tatmış. Ya sokağa terkedilmiş yada parçalanmış bir ailenin yanında büyümüş. Seçiminde rol almadığı bu hayatın sonucunu yazması istenmiş. Belki bir bakıma nice emsallerinden daha şanslılar. Bu terkedilmiş içinde onlara kucak açan, yuva hasretini bir nebze olsun dindirmeye çalışan bir kurumları var. Ya bu şansı bile bulamayanlar.
Toplumumuzda değer yargılarının bozulmasıyla hayatın temel taşı olan aile hayatı da bundan etkilenmekte ve telafisi zor derin çatlaklar oluşmakta. Son 5 yıl itibariyle boşanma oranları ve gayri meşru çocuk oranları artmakta ve bu sağlıksız ortamlarda yetişen çocuklar toplumun bozulmasına ellerinde olmayan nedenlerden dolayı katkı sağlamaktalar.
Polis Akademisi’nden bir grup öğrenci işte bu terkedilmişlik içinde topluma adapte olamayan ve ileride bu psikolojiyle suça karışabilecek durumda olan bu çocuklara haftada bir iki gününü, onları sevgiye muhtaç bir obje olarak değil gerçekten bir kardeş gibi görerek veriyor. “Kimsesiz çocukları suçtan koruma” projesi adıyla çıktıkları bu yolda 1 yılını tamamlayan bu gençler ülkemizde polisin suç ve suçluları yakalamaktan çok suçu ve suçluyu önlemenin suç oranını azaltacağı düşüncesindeler. Proje kapsamında bu gençler, okul hayatları içinde bulabildikleri boş zamanlarında bu çocuklar için neler yapabilirizin tatlı sıkıntısını çekmekteler. Yaptıkları işin gerekliliğini sorgulamadan çocuklara güzellik adına bir şeyler verebilmeye çalışmaktalar.
“Polis abi” ve “Polis abla” imajını bu çocuklara kazandırmaya çalışan, meslekleri itibariyle bilinç altlarındaki imajı abi-abla gibi sempatik kelimelerle yıkmaya çalışan bu gençler sizden destek bekliyor. Psikolojik olarak, rehber olarak veya bürokrasi olarak bu gençlere yardım edebilirsiniz. Hiç olmazsa onlarla irtibata geçip yaptıkları işi taktir ederek onlara güven verebilirsiniz.
Polis Akademisi olarak bu gençlerin zamanı ve iş yapacak yürekleri var.
Onları yalnız bırakmayın.